SON YAYINLAR
latest

HAMİLELİKTE SAĞ KASIK AĞRISI NEDEN OLUR?

Hamilelikte sağ kasık ağrısı neden olur?,Hamilelikte kasık ağrısı,Gebelikte kasık ağrısı neden olur?,Gebelikte yaşanılan ağrılar,Kasık ağrısı,G,

HAMİLELİKTE KASIK AĞRISI

Hamilelik süreci bildiğiniz gibi farklı sıkıntılar ve rahatsızlıklar yaşayacağınız bir dönemdir. Bu problemlerin başında sürekli halsizlik hissiyle beraber yorgunluk ve halsizlik,mide bulantısı,eklem ağrıları,baş ağrıları vs bulunmaktadır. Bu dönemde anne adaylarında sıklıkla karşılaşılan bir diğer problem ise sağ kasık ağrısıdır. Hamilelik döneminde karşılaşılan kasık bölgesindeki rahatsızlık hissi ve kasılmalar oluşması sebebiyle, anne adayını huzursuz eder. Bu rahatsızlık ortalama olarak neredeyse bütün anne adaylarında görülür. Hamilelik sürecinde yaşanan bu kasık ağrısı,gebede düşük olma riskini her zaman var etmez. Eğer kasık ağrısına eşlik eden lekelenme ve kanama bulguları da varsa düşük riski var diyebiliriz. Böyle bir durumla karşılaşan anne adayının vakit kaybetmeden doktora gidip önlem alması gerekmektedir. Gebelerin genelinde görülen sağ kasık ağrısı şikayetleri gebeliğin ilk haftalarında ortaya çıkar ve bu tek başına ciddi bir durum değildir. Bildiğiniz gibi bu dönemde rahmin büyümesi ile etrafındaki bağların gerilmesine bağlı olarak kasık ağrıları hissedilmektedir. Özellikle gebeliğin ilk 6 ve 8 haftasına denk gelen sürede kasıklarda ağrı hissedilmektedir. İlk gebeliğini yaşayan kadınlarda ise bu durum daha erken başlayabilmektedir. Genellikle kadınlarca ilk gebeliklerde daha şiddetli ağrılardan şikayetçi olunur. İlk gebelikten sonraki gebeliklerde ise bu ağrı hissedilir şekilde azalır. İleriki süreçlerde tekrar yaşanan gebeliklerde karnın büyümesi, ağırlaşması ve rahimdeki kasılmaların başlaması nedeniyle bu ağrılar oluşmaktadır. Gebelikte sağ kasık ağrısı rahim büyümesinin hızlanmasından kaynaklı 3. ayda daha yoğun olmak üzere devam eder.


Hamilelikte Sağ Kasık Ağrısı Neden Olur?
Üstte de belirttiğim gibi gebelik sürecinin başlamasıyla beraber kasıklarda hissedilen ağrı ve karında sertleşme yada kasılma gibi benzeri şikayetler ortaya sıkça çıkmaktadır. Bu durumlar söylediğimiz gibi hamilelik başlangıcında veya 6. ayın sonrasında normal kabul edilmektedir. Ama bu durumla bereber eğer anne adayının karnının sertleşmesi sorunu da varsa ve gün içerisinde çok sık tekrarlıyorsa bu erken doğum belirtisi olabilir. Bu yüzden anne adayının gebelik süresince doktoruyla irtibat halinde olması ve yaşadığı bu ağrıların sıklıklarını tarif ederek bir problem olup olmadığını sorması en sağlıklısıdır.  Hamilelikte sağ kasık ağrısı yaşayan kadının bu sıkıntısının yanı sıra lekelenmesi, su gelmesi, kanaması, idrar yapılan sırada yanma hissi ,ateş gibi belirtilerle beraber görülüyorsa doktoruna gitmesi gerekir. Doktoru bu muayeneyle erken doğum sancısı olup olmadığı yada bu kasılmaların yalancı doğum sancılarından kaynaklı olup olmadığı konusunda  kişiye bilgi verir. Gerekli görürse eğer tedavi uygulayabilir. Gebelikte çoğu zaman karşılaşılan sağ kasık ağrısı tedavi gerektirmeyen sancılar arasındadır. Bu problem doğum sonrasında kendiliğinden ortadan kalkabilmektedir. Tıpta bu ağrı Round Ligament ağrısı diye bilinir ve bu rahatsızlık ancak hamilelikte meydana gelir. Genellikle hamileliğin 3 yada 4. aylarında ortaya çıkan bu rahatsızlık kasıklarda ya da karında bıçak saplanmış gibi şiddetli ağrılar yaratır. Yaşanan bu ağrılar özellikle yatakta dönerken, öksürürken ve ani hareketler yaparken ortaya çıkmaktadır. Bu ani ve beklenmeyen hareketler rahmin çevresindeki bağların gerilmesine veya kasılmasına sebep olduğu için acı verici bir ağrıyla hissedilir. Genellikle bu ağrılar kısa sürelidir ve tedavi gerektirmez. Ancak 1 dakikayı aşarsa ya da beraberinde başka belirtiler eşlik ederse doktora gitmenizde fayda vardır.

Hamilelikte Sağ Kasık Ağrısına İyi Gelecek Yöntemler
Sevgili gebeler bu süreç boyunca ani hareketler yapmamaya dikkat etmeniz gerekir. Yine bu süreçte bol bol dinlenmeniz ve uyumanız gerekir. Özellikle gece yatarken pozisyon değiştirirken yavaş ve dikkatli şekilde hareket etmelisiniz. Günlük sıvı alımınıza çok dikkat etmeniz gerekir. Hamilelik sürecince cildinizin elastikiyetini kaybetmemesi için suya çok ihtiyacı vardır. Ayrıca gebeliğe  uygun yapılan egzersiz hareketleri hamilelikte sağ kasık ağrısı riskini çok azaltır. Bunun dışında sık sık banyo veya ılık duş yapmakta size iyi gelecektir. Bunlara ek olarak uyurken yatakta dizlerinizi karnınıza doğru çekmeniz yada ağrı olan tarafın ters yönüne yatmanız ağrı olan bölgenizi bir nebze olsun rahatlatacaktır.


Bu konuyu kısaca ve madde madde açıklarsak;
  1. Aslına bakarsanız gebelikte meydana gelen kasık ağrıları oldukça normaldir.
  2. Bu durumun yaşanmasının temelinde hormonları ve vücudu değişen anne ve büyümeye başlayan bir bebek vardır. Bu kişiler tek bedende yer alınca ağrılar da  haliyle kendini göstermeye başlıyor.
  3. Siz de kasık ağrılarınız sayesinde bebeğinizin her geçen gün büyüdüğünü anlayabilirsiniz.
  4. Fakat çok şiddetli ve dayanılmayacak boyutta yaşanan kasık ağrıları için gecikmeden doktorunuza başvurmanız gereklidir.
  5. Gebeliğin ilk zamanlarında kasık ağrılarının olacağını düşünmeyin ,çünkü bu ağrılar haftalar sonra gelmeye başlıyor.
  6. Yaşanan bu kasık ağrıları bebeğin gelişimiyle doğru orantılı olsa da bu ağrıların gelişi kişiden kişiye göre değişebilmektedir.
  7. Gebeliğin ilk 6 ve 8. haftasında hissedeceğiniz hafif kasık ağrıları rahmin kendini bebeğinize hazırladığına işaret eder.
  8. Gebeliğinizin son dönemine girdiğiniz zamanlarda kasık ağrılarınızın devam etme ihtimali oldukça yüksektir. Ama bu ağrılar doğum sancısıyla karıştırılmamalıdır.
  9. Gebelikte kasık ağrılarının çok masum nedenleri olabileceği gibi, düşük veya enfeksiyon gibi nedenleri de olabilmektedir.
  10. Yaşadığınız kasık ağrılarının risk oluşturmadığına emin olmak için doktorunuza başvurabilirsiniz
  11. Uyuduğunuzda veya yattığınız esnada yatakta dönerken ya da ani hareket ettiğinizde hissettiğiniz ağrıların nedeni; yuvarlak bağ ağrılarıdır.
  12. Bu yuvarlak bağ ağrıları genellikle kramp şeklinde kendini gösterir ve kimi zaman hareketsiz kalmanıza neden olabilir.
  13. Bu ağrıladan kurtulmanın tek yolu ise bol dinlenmektir.
  14. Ayrıca gebelik döneminde yavaşlayan sindirim sisteminiz nedeniyle gaz sancılarına ve kabızlığa; bunlar da kasık sancılarına neden olabilir.
  15. Eğer kasık ağrısı çekmek istemiyorsanız uzun süreli oturma ya da ayakta kalma durumlarından da kaçınmanız gerekir.
  16. Bunların dışında dış gebelik durumunuz varsa. Ve eğer 10. haftaya kadar fark edilmezse yine kasık ve karın ağrıları kendini göstermeye başlar.
  17. Gebeliğin ilerleyen zamanlarında eğer ağrınız kasıktan mideye doğru kayıyorsa,bu ağrılar plasentanın yerinden ayrılmasına işaret edebilir.
  18. Geneliikle gebeliğin en tehlikeli zamanlarından biri olan 12. haftada geçmeyen bir kasık ağrınızı yoğun bir kanama takip ediyorsa eğer, zaman kaybetmeden doktorunuza ulaşmanız gerekir.
  19. Kasık ağrılarınızla beraber idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma ve ağrılı idrar yapma gibi durumlar varsa idrar yolu enfeksiyonuna yakalanmış olabilirsiniz
  20. Gebelikte yaşanılan ve zararsız olan kasık ağrıları genellikle dinlenme, sıvı alımı ve magnezyum alımlarıyla geçmektedir.

HAMİLELİKTE DİŞ ETİ KANAMASI

Diş eti kanaması, Gebelikte diş eti kanaması, Diş eti kanaması nasıl durur?, Hamilelikte diş eti kanaması, G, Hamilelikte ağız kokusu, Gebelikte ağız kokusu,
HAMİLELİKTE DİŞ ETİ KANAMASI NEDEN OLUR VE NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Hamilelikte diş eti kanaması sık görülen bir şikayettir, neredeyse her iki kadından biri bu sorunu yaşamaktadır ve bu durum kısmen hormonlara bağlıdır. Endişelenecek bir durum teşkil etmez ama doğumdan sonraki lohusalık sürecinde ve sonrasında diş etlerine daha fazla bakmaya çalışmak gerekir.

DİŞ ETİ KANAMASI HAMİLELİĞİN YAN ETKİSİ MİDİR?
Hamilelik vücudunuzu değiştirir ve bu değişim diş etlerinizi de içerir!  Bu da daha fazla diş eti hastalığı riski altında olduğunuz ve diş eti kanaması gibi belirtileri yaşayabileceğiniz anlamına gelir. Bu işaretler hamilelik sırasında diş eti hastalığı tedavisi güvenli, etkili ve önemli olduğu için göz ardı edilmemelidir.

Hamilelikte diş röntgeni çektirmenin, lokal anestezi yaptırmanın anneye veya bebeğe bir risk oluşturmadığını bilmelisiniz. Belirtilere sahip olmasanız bile hamileyseniz diş eti taraması yaptırmak ve diş eti hastalıklarını önlemek için gerekli tedbirleri almak her zaman iyi bir fikirdir.

HAMİLELİKTE KANAYAN DİŞ ETLERİNİZİ NASIL TEDAVİ EDEBİLİRSİNİZ?
Herhangi bir sorunu çözmek için hamileliğiniz sırasında düzenli olarak diş hekiminizi ziyaret edin. Diş hekiminizden size adım adım dişlerinizi nasıl etkili bir şekilde nasıl temizleyeceğinizi göstermesini isteyin, bunda çekinilecek bir durum yok.


GEBELİKTE DİŞ ETİ KANAMASI NASIL ÖNLENİR?
Hamileliğiniz sırasında herhangi bir diş probleminden kaçınmanın en iyi yolu dişlerinizi ve diş etlerinizi sağlıklı tutmaktan geçer. Dişlerinizi temiz tutmak, diş eti kanaması, taş oluşumu, diş çürümesi gibi durumların önüne geçecektir. Özellikle hamilelikte daha dikkatli bakılması gereken dişlerinizi temiz tutmak çok çok önem arz eder.

Çoğu insan dişlerini çok etkili bir şekilde temizlemiyor ve hamile kadınlar bundan kaynaklanan sorunlara karşı daha duyarlı oluyorlar çünkü bilindiği gibi hamilelikte annenin vücudunda bulunan birçok vitamin ve mineral bebek tarafından emiliyor.
Dişleri fırçalamak yeterli değildir, nasıl ki evinizi temizlerken sadece halıyı süpürüp geçmiyor, koltuk ve kapı arkalarını süpürüyorsanız dişlerinizi temizlerken de diş ipi kullanarak (veya evinizdeki uygun, ince yapılı bir ip) dişlerinizin arasına giren yemek artıklarını temizlemelisiniz aksi halde o artıklar çürüyecek, ağzınızda koku yapacak, diş taşı oluşturacak ve hatta dişlerinizin dökülmesine bile sebep olabilecektir.

Birçok diş hekimi günde en az iki kez diş fırçalamayı ve diş ipi ile temizleyip geceleri yatmadan önce de tuzlu su gargarası yapmayı veya hazır ağız gargaralarından kullanmayı tavsiye etmektedir.

Fırçalarken de en az iki dakika zaman harcayın, diş etlerinizi nazikçe, çok hafif bir şekilde masaj yaparak fırçalayın, dişlerinizi ise çok sert fırçalamayın çünkü bu sık yapılan bir hatadır.

GEBELİKTE SAĞLIKLI DİŞ ETİ İÇİN BESLENMEDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Şekerli yiyecek ve içeceklerden özellikle öğün aralarından kaçının. Ayrıca bitkisel çaylar, domates, limon ve hatta beyaz ekmek gibi asitli yiyecekler dişlerinizi mahveder, bu yüzden onlardan da uzak durmak yada çok çok az kullanmak doğru olacaktır.

Hamilelik döneminde yiyecekelriniz arasına bol miktarda meyve ve sebze eklemeyi (tercihen taze ve çiğ tüketmeyi) unutmayın, bu dişlerinizi daha sağlıklı tutacaktır.

Portakal, brokoli ve dolmalık biber gibi besinler ve yiyeceklerden alacağınız C Vitamini de diş eti kanamanızın azalmasına yardımcı olabilir.


ANNE ADAYLARI İÇİN EVDE UYGULANABİLECEK İPUÇLARI:
Gündelik rutininizde diş arasını fırçalayın veya diş ipi kullanın. Sadece diş fırçası ile yapılan normal bir fırçalama dişin ön, arka ve ısırma bölgesi dahil olmak üzere diş yüzeyinin sadece% 60'ını temizler. Kalan % 40'a dokunulmaması diş eti hastalığına, ağız kokusuna ve diş çürümesine yol açabilecek olan bakteri, plak ve yiyecek kalıntılarının diş arasında birikmesine neden olabilir.

Dişlerinizi etkili bir şekilde fırçalamak için dişleriniz için doğru ebattaki fırçayı seçtiğinizden emin olun. Herkesin diş yapısı farklıdır bu yüzden diş arası için fiş fırçası alırken fırçanın ucunun kalınlığına ve şekline dikkat edin ve diş aralığınıza sığacak genişlikteki bir fırça seçin.

Diş ipi kullanın. Diş ipi dişler arasındaki artıkları temizlemenin önemli bir parçasıdır. Aslında bir insan düzenli olarak dişlerini fırçaladıktan sonra diş ipi kullansa ve gece yatarken gargara yapsa diş arası için özel fırça kullanmasına bile gerek kalmayabilir.

BEBEKLERDE İNGİLİZCE EĞİTİMİ

Bebeklerde ingilizce eğitimi,İngilizce öğrenen çocuk,İngilizce ve çocuk,İngilizce eğitimi,OÖ,
İNGİLİZCE VE ÇOCUK

0 – 1 Yaş Bebekler İçin İngilizce Zaman Geçirme Yöntemleri ve Aktiviteleri
Bu daha bebek yahu ingilizceden ne anlayacak? Demeyin!
Çocuklarımız daha dünyaya gelmeden önce endişelenmeye başladığımız konulardan biri de yabancı dil eğitimidir. Her anne baba birbirine şu soruları sorar. "Acaba evde birimiz ingilizce mi konuşsak?", " Ya da ingilizce ninniler mi dinletsek?", "Bir de ingilizce oyunlar mı oynatsak?" gibi sorular bu aşamada aklımıza gelenlerden sadece bir kaçıdır. Ancak bazı aileler ise bu konuda tamamen farklı bir görüştedir. Okul öncesinde yabancı dil eğitiminin başlamasının ana dilin öğrenilmesine zarar verebileceği görüşünü savunuyorlar. Peki ya, uzmanlar bu konuda ne diyor bakalım?

Sevgili ebeveynler öğrenmenin en hızlı dönemi bebekliktir. Bebekler bu dönmede her şeyi beynine kodlar ve bilgiler daha sonra açığa çıkar. Aslında dil gelişimi de böyledir. O yüzden erken ingilizce ve yabancı diller her zaman çocuğun geleceği için bir avantajdır…

İlk 3 Ay
Bebeğiniz dünyaya gözlerini daha yeni açmıştır ve doğaya adapte olmaya çalışıyordur. Bildiğiniz gibi bebeklerin bu aylardaki yaşam döngüsü; beslenme,biraz masaj, sindirim,alt temizliği, sosyal vakit ve bol uykudan ibarettir…
Bu dönemde bebeğinize masaj yaparken basit şarkılar söylemeniz onun dil gelişimine katkı sağlayacaktır. İsterseniz vücuduna masaj yaparken ‘Twinkle Little Star’ gibi sakin şarkılar da söyleyebilir ve ya dinletebilirsiniz. Emin olun işe yarayacak :)


3-6 Ay
Bu dönemlerde bebeğin uyku süzreleri azalmaya başlar. Fizyolojik hareketlilik başlar yani el kol hareketleri artar, ayaklarını keşfeder ve kendi kendine masaj yapar gibi hareket eder. Bebeğiniz bu anlardayken sadece 5 dakikanızı ayırıp ona kısa ingilizce şarkılar ve tekerlemeler söyleyebilirsiniz. Bu etkinlik bebeğinizin dil ve beden gelişimine katkı sağlayacaktır. Örnek verecek olursam;'One two buckle my shoes' tekerlemesini  veya 'Head shoulders knees and toes’ tekerlemesini söyleyebilirsiniz. Oyun olarak da ‘pat a cake, peek a poo’ gibi oyunları oynayabilirsiniz.

6-12 Ay
Bebeğiniz bu dönemde artık basit komutları anlar hale gelmiştir. Günün farklı saatlerinde eğitim amaçlı aktiviteleri birlikte yapabilirsiniz. Çocuk gelişimi eğitiminde şu prensip esas alınır. O da ‘Az çoktur’ prensibidir böylelikle evinizde bulunan bir kaç malzemeyi kullanarak kaliteli zaman geçirmeniz mümkündür.

İngilizce oyun zamanı için gereken malzemeler:
  • Basit parmak kuklalar ( eski çoraplara veya bebek eldivenlerine kaş göz yaparak da kullanabilirsiniz)
  • 0-1 yaş duyulara özel yani dokunarak öğrenilen okuma kitabı
  • Renkli şekiller

Bu tür oyunlarda oyuncak sayısının az ve belli zamanlarda olması gerekir. Çünkü bebeğin şu aşamada ihtiyacı olan en önemli destekler beslenmesi, uyuması haricinde onunla konuşmaktır. Unutmayın bir materyali farklı şekillerde ve formlarda kullanabilirsiniz, onları zenginleştiren sizin hayal gücünüz olacaktır. Örnek vermek gerekirse; parmak kuklalara alışmış olan bebeğiniz artık tepki göstermiyorsa kuklaları kaşıklara geçirebilir ve kutudan tek tek çıkarıp ilginç seslerle ona gösterebilirsiniz.  Bu yöntem oyun yaratmaktır yani aynı materyalle farklı şekiller türetmektir. Bebeğinizin bu aşamada konuşmayı dinlemesidir önemli olan. Çünkü bebeğiniz konuşmayı duydukça beyin ve dil gelişimi harekete geçecektir. Oynadığınız oyunlar 5 duyuya birden hitap etmelidir. Örneğin; parmak kuklalarla bir oyun oynatıyorsunuz diyelim bu oyun da “finger family” şarkısıyla oynansın. Bu oyun sırasında siz de göster ve söyle etkinliği yapabilirsiniz. Bunun dışında duyulara özel kitapları kullanabilir bebeğinizin elleriyle kitaba dokunması için ona destek olabilirsiniz.

Bunların dışında isterseniz renkli şekilleri kutuya atma oyunu oynayabilirsiniz. Bu oyunu oynarken de ‘this is circle, here is circle circle circle’ gibi ritmik tekrarlar yapabilirsiniz. Böylelikle ingilizce kelimeler bebeğinizin kulağında aşinalık kazanacak ve ileride açığa çıkacaktır.


Bebeğinizle daha çok zaman geçirmek isterseniz eğer bireysel farklılıklara göre eğitim yöntemlerini de tercih edebilirsiniz. Bunu ayırt etmek için önce çocuğunuzda gözlem yapmanız işinizi daha da kolaylaştıracaktır ve eğlenceli hale getirecektir. Örneğin; bebeğiniz bu etkinlikler sırasında hangi duyusunu daha çok kullanıyor? Dokunma, görsel dikkat,etrafı inceleme ya da farklı sesler dinleme gibi. Tabi ki bunlar her bebekte oluyor ancak bir yönü ağır basabilir, ikisi olabilir ya da eşit dağılımlı olabilir. Şimdi de bu durumda önerdiğimiz ingilizce aktivite örneklerini söyleyelim;
  • Eğer bebeğiniz dokunmayı seviyorsa; nesneleri eline verip onu tanıtma ve ritmik konuşmalarla oyunu zenginleştirebilirsiniz.
  • Bebeğiniz dinlemeyi seviyorsa eğer; farklı nesnelerle ona hikâye okuyabilirsiniz.
  • Görselliği seviyorsa eğer; büyük ve dikkat çekici resimler, posterler göstererek kelimeleri tekrar edebilirsiniz.(Örneğin;apple,turtle,star,one,two gibi)
  • Eğer bebeğiniz hareket etmek  istiyorsa; yürütecinde veya kucağınıza alıp farklı nesneler gösterip ingilizce kelimeleri söyleyebilirsiniz.
  • Evinizde tablet ve telefon varsa onları yalnızca iki dakikalık şarkılar için kullanabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken onun yaşına uygun şarkılar seçmenizdir.

Bebeklerde İngilizce Eğitimi İçin Uygun Yaş Grubu Nedir?
Çocuk gelişimi açısından yabancı dil eğitimi 3 yaşından önce başlandığı zaman daha etkili oluyor. Gelişimsel olarak aslında bir dilin etkin bir biçimde kullanımı 4 yaş itibariyle mümkün oluyor ancak 3 yaş öncesi çocuklar bir yabancı dile ne kadar fazla maruz kalırlarsa,kulak aşinalığı olursa bu dili öğrenmeleri o kadar kolay oluyor. Genellikle uzmanlarca da gözlemlenen 0-3 yaş arasındaki bebekler ana dilleri dışında farklı bir dile maruz kaldıklarında "aynı anda öğrenme” denilen yöntem sayesinde her iki dili birden öğrenebiliyorlar. O yüzden doğumdan itibaren yabancı dil eğitimi, en azından bebeği öğretilmek istenen dille buluşturarak, onunla konuşarak ve müzik dinletilerek başlatılabiliyor. Ayrıca  bebeklere söylenen ya da dinletilen ingilizce ninni bile onların bu dili hafızalarına kaydetmelerini sağlıyor.

O yüzden bebeklerde ingilizce eğitimi,ya da farklı bir dil eğitimi onlara ileriki hayatları için vereceğiniz en büyük yetkinlik oluyor. Durmayın geç kalmış sayılmazsınız! :)

EMEKLEYEN BEBEKLER

Emekleyen bebekler,Bebekler ne zaman oturmaya başlar?,Bebekler kaç aylıkken oturur?,Bebeklerde sürünme aşamaları,Sürünen bebek,GE,

BEBEKLERDE EMEKLEME

Bilindiği gibi bir bebeğin gelişimi aşamalı olarak gerçekleşmektedir. Bu gelişimsel aşama da öğrenilen bir becerinin diğer bir becerinin ortaya çıkmasına yardım ettiği anlamına gelir. Öncelikle bu eylemde, bebekler basit şeyler yapmaya başlar ve daha çok öğrendikçe daha karmaşık yeteneklere sahip olurlar.

Bu konuda örnek verecek olursak eğer; bebekler yürümeye başlamadan önce emekleme aşamalarından geçerler. Bu aşamalar sayesinde bebekler bir yerden diğerine gitmek için hareket ederler ve bacaklarını kullanmaya hazır hale gelirler. Bu sırada anatomik olarak sinir sisteminin bölümleri birbiriyle koordineli olarak çalışır. Vücuttaki her bölüm diğerleriyle ilerişim kurar ve böylece bebeğin becerileri doğru şekilde gelişir. Vücutta yaşanılan bu gelişim doğrusaldır, baştan aşağı yani (sefalokaudal olarak) gelişimde de belirtildiği gibi yukarıdan aşağıya doğru gerçekleşir. Diğer yandan merkezden dışa gelişim, vücudun merkezinden başlayıp çevresine doğru yayılır. Bu olay anotomik olarak böyledir. Sizin de bu konuda eminim birden çok sorunuz vardır. Genellikle anneler bebeklerinin gelişimsel olarak geride kalmalarını istemediğinden bu konuda belli bir süre içerisine bu eylemi koyarlar ve kendilerini şartlandırırlar. Aslında bu olay gelişimsel olarak bebekten bebeğe göre değişir. Yani her bebek 8.aydan sonra emeklemeye başlamaz. Ya da her bebek 1 yaşından sonra yürümeye başlamaz. Bu konuda aklınıza binlerce soru geldiğine eminim. O yüzden bu yazımda önce emekleyen bebekleri anlatacağım,ardından emekleme aşamalarını ve bebekler ne zaman oturmaya başlar gibi bir çok konuya değineceğim.


Emeklemenin Aşamaları Nelerdir?
Öncelikle emekleme eylemiyle ilgili unutmamanız gereken bir konu vardır. Her çocuk emekleme aşamasından geçmek zorunda değildir ve her çocuğun kendi hızında geliştiği unutulmamalıdır. Bu konuyu farklı bir şekilde anlatırsak eğer, bazı bebekler emeklemeye gerek duymadan yürümeyi öğrenebilir. Bu normal bir durumdur. Ayrıca emekleme bebeklerde 9 aylıkken aşamalı olarak başlar.

Emekleme eyleminde vücuttaki hareketin gelişimi kaba motor becerileri ve ince motor becerileri olarak ikiye ayrılmaktadır. Vücuttaki duruş kontrolü, hareket kabiliyeti ve vücut koordinasyonu kaba motor becerilerine dahildir. El-göz koordinasyonu ve grafomotor becerileri vb. ise ince motor becerilerine dahildir. Bu beceriler sayesinde önce çocuğun kollarını desteklediğini ardından da dönmeye başladığını ve başını dik tuttuğunu gözlemleyebilirsiniz. Haliyle kazandığı bu yetenek sayesinde ona bazı yeni beceriler yüklenir. Emekleme ve yürüme eylemi vücuttaki bazı dönme hareketlerini zorunlu kılar. Bunlar omuzlar ve kalça ile bağımsız işler ve senkronizedir.

Emekleme aşamasında bebeğin kazandığı beceriler şunlardır:
  • Kol ve bacak gelişimi,
  • Koordinasyon,
  • Bedensel boyut,
  • Ahenk,
  • Emeklemeyi teşvik etmek için ipuçları,
  • Emekleme aşaması sayesinde bebekler konuşma,dokunma, yön, algı,görme, denge ve farklı türlerde hareketleri geliştirirler.

Şimdi size vereceğim bir kaç ipucu sayesinde bebeğinizin emeklemeyi daha kolay öğrenmesini sağlayabilirsiniz. Eğer siz de bebeğinizin kendi başına aşağıda sıralayacağım şekilde hareketler gördüyseniz veya görürseniz, size vereceğim tavsiyeleri uygulabilirsiniz:
  • Eğer bebeğiniz oturuyorsa, ona ellerini ileri doğru yönelterek yardım etmeniz iyi olur. Bunu yaptığınızda, bebeğiniz dizlerini biraz kırmalı ve ufak bir itmeyle ayaklarını arkaya doğru çevirmelidir. Bu şekilde bebeğiniz emekleme pozisyonunu almış olur.
  • Eğer bebeğiniz elleriyle hareket etmeye başladıysa veya başlarsa, siz de onun arkasına geçerek bacaklarını uyumlu şekilde hareket ettirmesini sağlayıp emeklemesini sağlayabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken şey bebeğinizin hareket etmek istemesidir. Bunu yapmak için de vücudunun diğer bölümlerini kullanmasıdır.
  • Çocuğunuz emekleme pozisyonuna geldiğinde, aşamalı olarak oturma pozisyonundan emekleme pozisyonuna geçmeyi de öğrenecektir ve bu şekilde bu pozisyondayken ileri geri hareket edebileceğini anlayacaktır.
  • Bebeğiniz bu aşamalardan sonra yere dizleriyle çömeldiğinde ve bir yerlerden tutunup destek aldığında emeklemeyebilmek için ihtiyacı olan her şeyi tamamlayacaktır. Bundan sonra,bebeğiniz oturmadan emekleme pozisyonuna geçmeye başlayacaktır. Böylelikle bu tekniği geliştirmeye devam edecek ve yaklaşık 12 aylık olana kadar başarılı bir şekilde emeklemeyi sürdürecektir.


Emeklemenin Bebek Gelişimi Yönünden Faydaları
Sevgili ebeveynler bir çocuğun motor aktiviteleri zekasının gelişimiyle de alakalıdır. Örnek vermek gerekirse, yazı yazmayı ele alırsak, bir çocuğun bunu yapabilmesi için ince motor becerilerini geliştirmesi gereklidir. Bu nedenden dolayı emeklemek, bebeğe öğrenme için de önemli faydalar sağlamaktadır. Bunlardan bazıları aşağıdaki gibidir:
  • Emekleme hareketinin çapraz düzeni, vücuttaki yer değiştirmeyi mümkün kılan nörolojik işlevi içermektedir. Emekleme esnasında bebek sağ kolu çaprazındaki bacakla ,diğer kolu da aynı şekilde çaprazındaki diğer bacaklar hareket ettimeyi sağlar. Böylelikle bebekler emeklediğinde, omurgalarına yön vermeyi öğrenirler ve daha sonra dik durmayı sağlayacak olan kaslarına yön verirler.
  • Ayrıca emekleme eylemi bebeklerin egzersiz yapmasını ve görüşlerini iyileştirmelerini sağlamaktadır.
  • Yine emekleme sayesinde bebekler gözlerinin ikisini de 30-40 santimetre uzaklığa kadar odaklamayı öğrenirler.
  • Emekleme sayesinde bebeklerin denge kurmayı sağlayan vestibüler sistemleri gelişir.
  • Emeklemek bebeklerin avuç içlerindeki dokunma hissini geliştirir.
  • Emekleme eylemi sırasında bebeklerin el ve göz koordinasyonu da gelişir.
  • Ayrıca bilişsel işlevlerini geliştirerek bilgi rotaları oluşturan beyin yarım kürelerini birbirine bağlamaya fayda sağlar.
  • İleriki yaşlarda yaklaşık 5-6 yaşları civarında çocuğun beyninin yanallaşmasına yardımcı olur.
  • Böylelikle çocuklar, çevresindeki dünyayı keşfederek ve çevreyle etkileşim kurarak iletişim becerilerini geliştirirler.
  • Bebekler için emeklemeyi öğrenmek çok önemlidir ve birçok fayda sağlamaktadır. Size verdiğimiz bu ipuçları sayesinde bebeğinizi emeklemeye teşvik ederek onun en hızlı şekilde emeklemeyi öğrenmesini sağlayabilirsiniz..

BEBEKLER NE ZAMAN OTURMAYA BAŞLAR?
Anneler tarafından sıkça sorulan ve merak konusu olan 'Bebekler kaç aylıkken oturur ya da Bebekler ne zaman oturmaya başlar?' sorusu geldi aklıma. Her anne gibi sizin için de bebeğinizin bağımsızlığını kazanmasını izlemek heyecan vericidir. Bebeklerin büyük başarılarıdan biri, onun ne zaman kendi başına oturabileceğidir ve bunu her ebeveyn bekler. Bu eylemle ilgili bebeğin bu büyük motor becerilerini kazanmasına ve kendi başına oturmasına neler yardımcı olur bunlara bakalım:

O Hazır Olmadan Önce,Siz Hazır Olun!
Öncelikle sizin ne yapacağınızı ve bebeğinizin kendi başına oturmayı öğrenmesini nasıl sağlayacağınızı bilmeniz oldukça önemlidir. En erken bebeğiniz 4 aylıkken veya 9 aylıkken oturmaya başlayabilir. O yüzden bu konuda acele etmeye çalışmayın. Hekimlere göre bebeğinizin önce , boynunu tutması, dengeli olması ve gövde kaslarını kullanabilmesi vb bazı büyük motor becerilerine sahip olduğundan emin olmanız gerekir.

Oturmaya Hazırlanma
Bebeğiniz doğumdan itibaren,yatarak vakit geçirirken boynunu, karnını ve sırt kaslarını güçlendiren hareketler yapar. Bebeklerin kasları bu süreçte genel olarak baştan ayağa güçlenir. Örneğin;bebeğiniz yatarken size bakmak için başını kaldırmaya başladığında o kasların güçlendiğini kolaylıkla anlayabilirsiniz. Bebeğinizin bu büyük motor becerilerini kazanmasına yardımcı olmak için pozisyonunu sık sık değiştirmenizde fayda vardır.

Karın Üzerinde Durma
Bu eylemi yapan bir bebek ilk başta karnının üzerinde olmaktan hoşlanmayabilir. Fakat bunu yapmaya başlaması bile oldukça önemlidir. Karın üzerinde durma hareketi oturması,gelecek kilometre taşları için gerekli olan kaslarını geliştirmesi için çok önemlidir. Bu konuda size önereceğim pozisyon şöyle;göğsünüze bebeğinizin karnını koyarak ve yüzünüz ona bakacak şekilde kucağınıza koyarak onu alıştırmaya çalışabilirsiniz. Bunun dışında koltuk altlarına ve göğsüne onu destekleyen yastıklar koyarak daha rahat olmasını da sağlayabilirsiniz.

Duruş
Genellikle bebekler 3-4 aylık olduğunda başını tek başına tutabilirler. Sizin bebeğiniz bu pozisyonu yaparken sizde onu çevresi destekli bir koltuğa koyabilirsiniz. Ayrıca bebeğiniz koltuktayken onu daima izlediğinizden emin olun. Koltık yastıklarını bebeğinizi desteklemek ve oturmasına yardımcı olmak için de kullanabilirsiniz. Bebeğinizin daha uzun bir süre koltukta oturabiliyor olması o büyüdükçe olacaktır. Bu eylemi yaparken başı ilk başta titreyebilir ama bu sizi endişelendirmesin. Zamanla bebeğiniz kafasını dengeleyip dik tutabiliyor ve daha güçlü olacak.Bebeğiniz bu eylemi yaparken yine ilk başta titriyor olacak. Bu anlarda genellikle devrildiğini görebilirsiniz ama kendini dik tutmayı bu şekilde öğrenecek.

Gövde Dengesi
Dengeyi öğrenen bir bebek ancak tek başına oturabilir. Bu eylem için sağlam gövde kaslarına sahip olmak gerekse de, ihtiyaç duydukları tek şey de bu değildir. Bu beceriyi kazanmasına yardımcı olmak için, önce onu kanepenin bir köşesine yerleştirebilirsiniz. Bu konuda bebeğinizle beraber çalışmak istiyorsanız da,onu kucağınıza alıp bacaklarınızın üzerinde oturtup ona destek olarak güvende olduğundan emin olabilirsiniz.

Ona Yardımcı Olacak Ürünler
Üstte de belittiğim gibi güçlü boyun, üst gövde ve sırtüstü kasların hepsi tek başına oturmak için gerekli olan fizyolojik durumlardır. Siz de bu durumda bebeğinizi yastıklarla destekleyerek ya da yumuşak bir şeylere yaslayarak yardımcı olabilirsiniz. Bunun yanı sıra çocuğunuz koltuğu kullanabilirse ona yardımınızla oturma antrenmanları yaptırabilirsiniz.

Ne Yapabilirsiniz
Hekimler, öğretmenin en iyi yolunun cezbetmek olduğunu söylüyorlar. Örnek vermek gerekirse,bebekler genellikle aynaya bakmayı severler. Siz de isterseniz bir aynayı onun göreceği şekilde havada tutun. Böylece bebeğiniz aynayı görmek için kalkmaya çalışacak ve bu da onu oturmaya teşvik edecektir. Bir diğer kas güçlendirme yöntemi de bebeğinizi kollarının altından tutarak ataklarını yere koymanızdır. Bu durumda bebeğiniz henüz kendi başına bu pozisyonda kalamayacak ama bu konumda tutmanız onun daha fazla güç kazanmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca  bebeğinizi sırtüstü koyup, böylece yavaşça ellerinden tutarak oturma pozisyonuna çekebilirsiniz.

Hazır Olun!
Bebeğiniz yalnız başına oturmaya başladıysa sizin onun için önlemler almanızın vakti geldi. Öncelikle bebeğinizin odasında bazı ayarlamalar yapmanız gerekir. Bebeğinizin bu süreçte kolları çok güçlenmiştir ve bir süre sonra pek çok şeyi yapabiliyor olacaktır. O yüzden beşiğinin çevresini kontrol edin ve tehlikeli şeyleri erişemeyeceği yerlere koyun. Örnek vermek gerekirse;karyolasının çevresinin yeterince yüksek olduğundan emin olmalısınız . Böylelikle düşmeyeceğinden ve daha güvende olduğundan emin olursunuz.

Dikkat Edin!
Bebeğiniz her ne kadar bu eylem becerisini kazanmış olsa da hala bir çok şeyi yalnız başına yapamaz. Örneğin,bebeğiniz artık kendi başınıza oturmasına rağmen arabada yalnız oturmaya henüz hazır olmayabilir. O yüzden onu bir süre kucağınızda tutmanızda fayda vardır. Çünkü arabada hızlanma yavaşlama sırasında çocuğunuzun yaralanması riski daha yüksektir.

Sürünme
Bir çok fizyolojik aşamadan sonra bebeğiniz oturmaya alışır ve alt bedeni güç kazanmaya devam eder. Bununla beraber kalçalarını sabit tutmayı ve oturmayı öğrendikten sonra artık kendini hareket ettirebilecek kadar güçlü olacaktır. Ve bebeğiniz bu aşamadan sonra emeklemeye bile başlayabilir. HAZIR OLUN :) !

AŞI TAKVİMİ

Bebek aşı takvimi,Aşı takvimi,Bebeklerin olması gereken aşılar,Bebek aşı tarihleri,GE,
BEBEK AŞI TAKVİMİ

Anne ve babalar bebeğinizi hastalıklardan korumak için, doğumdan itibaren bebeğinizin aşılarını tam ve eksiksiz yaptırmanız gerekir. Hangi aşıların ne zaman yapılacağı konusunda bebeğinizin vücuduna bağışıklık sağlanması istenilen hastalığın bakterisi ufak dozlarda aşı takvimine uygun olarak verilecektir. Böylelikle kolaylıkla takip edeceğiniz aşı takvimi sayesinde, bebeğinizin bu hastalıklara karşı antikor üretmesi sağlanmış olacaktır. Yine bebeğinize yaptıracağınız aşı sayesinde hayatının bir döneminde o bakteri veya virüs ile karşılaştığında o hastalığa karşı savunma mekanizmasına sahip olan bir bebeğiniz olacaktır.

Aşı takvimi Sağlık Bakanlığı’nın belirlemiş olduğu şekilde doğumdan sonraki 14 yılı kapsamaktadır. Sizler de bebeğinizin ve kendinizin aşılarınızı, aşı takvimine uygun bir şekilde, bağlı olduğunuz aile sağlığı merkezlerinde yaptırabilirsiniz. Sizler için Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan aşı takvimini aşağıda paylaşacağım. Şimdi genel olarak ilk 24 ayda hangi aşılar yapılıyormuş detaylı olarak bakalım:

Doğum Anı
Aşı takvimi çizelgesine göre doğumdan hemen sonra bebeğinize Hepatit B aşısının ilk dozu yapılır. Bilindiği gibi Hepatit B, sarılık olarak da bilinen karaciğer üzerinde oluşan bir hastalıktır. Genellikle yeni doğan bebekler, ilk dönemlerde bu hastalığa geçici olarak maruz kalabilirler. Ancak düzenli bakım ve tedavinin ardından sağlıklarına hızlı bir şekilde kavuşurlar. Ama eğer bebek 2 kg’ın altında doğduysa bu bebeklerin aşıları bir süre geciktirilebilir.


1.Ay  Aşı Takvimi
Bebek doğduktan 1 ay sonra aşı takvimine uygun olarak Hepatit B aşısının ikinci dozu uygulanır.

2.Ay  Aşı Takvimi
Anne ve babalar,bebeğiniz doğduktan sonraki ilk rutin kontrollerine mahsus olmak üzere rutin 3 farklı aşı olması gerekmektedir. Bu aşılar,KPA ve 5’li karma aşı’dır. Verem aşısı yani BCG, tüberküloza neden olan mikroorganizmaya bağışıklık sağlanması için uygulanır. Bu aşıdan sonra bazı bebeklerde aşı yapılan yerde ufak bir iz oluşabilir. Karma aşı nedir? derseniz 5'li karma aşının içeriğinde ise aselüler boğmaca,difteri, inaktif polio(İPA),tetanoz ve hemofilus influenza tip B aşısı bulunmaktadır. Bu aşı sayesinde bebeğiniz  yeni doğan tetanozuna,difteriye ve aselüler boğmacaya karşı antibadiler üretecektir. İnaktif polio aşısı da bir çocuk felci aşısıdır. Hib aşısın ise,(hemofilus influenza tip B aşısı)bebekleri menenjite karşı korumak için uygulanan bir aşıdır. KPA aşısı ile de, açık haliyle konjüge pnömokok aşısı ile bebeğiniz pnömokok bakterisinin sebebiyet verdiği orta kulak iltihabı,menenjit ve zatürreye karşı bağışıklık kazanır.

4.Ay Aşı Takvimi

Bu ayda bebeğinize verem aşısı dışındaki bir önceki aşılarının ikinci dozları yapılır. 5’li karma aşı ve KPA aşılarının dozları da yine bu ayda bebeğinize uygulanır.

6.Ay Aşı Takvimi
Bu ayda bebeğinize Hepatit B aşısının üçüncü dozu ile 4. Ayda uygulanan 5’li karma aşının ve KPA aşısının üçüncü dozları uygulanır. Yine bu ay bebeğiniz kendisi için çok da yeni olmayan bir aşı ile tanışır. OPA aşısı, daha önceden yapılan ve bu ayda da olduğu için İPA, yani inaktif polia aşısı ağızdan oral damla olarak tekrar verilir. Böylece bebeğinizin aşı takvimi için ilk 6 ay tamamlanmış olur.

12.Ay Aşı Takvimi
1 yaşında bebeğinize KPA’nın son ve rapel dozu yapılacaktır. Ayrca bu ayda bebeğinize yine yeni bir aşı yapılacaktır. Bu aşı KKK aşısıdır. Açılımı ise kızamık,kızamıkçık,kabakulak aşısıdır. Yine su çiçeği aşısı da bebeğinize bu ayda uygulanmaktadır.


18.Ay Aşı Takvimi
Bebeğiniz 1 buçuk yaşına geldiğinde 5’li karma aşı’nın son ve rapel dozu yapılır. 6.ayda yani bir sene önce yapılmış olan OPA’nın ikinci dozu yapılır ve ilk olarak Hepatit A aşısının ilk dozu uygulanır. Hepatit A ,Hepatit B'nin farklı bir formudur. Daha önceden Hepatit B aşısı olan bebeğinize Hepatit A’ya karşı da bağışık kazanması için bu aşı uygalanır.

24.Ay Aşı Takvimi
Bebeğinizin aşı takvimi çizelgesine uygun olarak bu ay sadece ona bir sene önce almış olduğu Hepatit A aşısının ikinci dozu uygulanır.

Madde madde çocuklarda yapılması gereken aşılar ve ayları.

1.Ayda: Hepatit B

2.Ayda: BCG (Verem), Beşli karma aşı(DaBT-İPA-Hib), KPA


4.ayda: Beşli karma aşı (DaBT-İPA-Hib), KPA


6.ayda: Hepatit B, Beşli karma aşı (DaBT-İPA-Hib), KPA, OPA


12.ayda: KKK(Kızamık, Kızamıkçık ve Kabakulak), Suçiçeği, KPA


18. ayda: Beşli karma aşı(DaBT-İPA-Hib), OPA, Hepatit A


24.ayda: Hepatit A


İlköğretim 1.sınıf: KKK(Kızamık, Kızamıkçık ve Kabakulak), DaBT-İPA, Suçiçeği


İlköğretim 8.sınıf: TD aşısı

GEBELİKTE SOĞUK ALGINLIĞI

Grip soğuk algınlığı, Ağır grip nasıl geçer?, Grip ve soğuk algınlığı, Hamile kadın grip olunca ne yapmalı?, Hamilelikte grip bebeği etkiler mi?, Hamilelikte grip bebeği etkiler mi?, G,
HAMİLELİKTE SOĞUK ALGINLIGI TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?
Hamile kadın grip olunca ne yapmalı?
Soğuk algınlığı özellikle hamilelikte, ilaçlarınızı kullanamadığınız dönemde asla hoş olmayan, can sıkıcı bir durumdur. Ama bu sorunla baş etmenin başka yolları da var.

İşte hamilelikte soğuk algınlığından nasıl kurtulacağınıza dair rehberimiz sizlerle.

SOĞUK ALGINLIĞI VEYA ÖKSÜRÜK BEBEĞİ ETKİLER Mİ?
Normal bir soğuk olgınlığı sizi mutsuz hissettirir fakat bebeğinizi etkilemez, bu konuda içinizi rahat tutun.

HAMİLELİKTE ÜŞÜTME İHTİMALİ DAHA MI FAZLA?
Hamilelik sırasında bağışıklık sisteminiz normalden daha düşüktür ve bu da üşütme olasılığınızın biraz artmasına neden olur. Ancak hamile olduğunuz için bu durumu normalden daha kötü geçirmezsiniz. Bazı ilaçları alamayacağınız doğrudur ancak soğuk algınlığı belirtilerini azaltmak için başka yollar deneyebilirsiniz. Ateşinizin çok yüksek olmadığından emin olmak için cüvut sıcaklığınızı günde iki kez ölçün. 38 santigrat derecenin üzerindeyse ateşiniz var demektir.

SOĞUK ALGINLIĞINI, GRİP OLUP OLMADIĞIMI NASIL ANLARIM?
Eğer soğuk almışsanız şu belirtlere sahip olacaksınız:
  • Boğaz ağrısı
  • Tıkalı veya akan bir burun,
  • Hapşırma ve öksürük.
  • Pek yaygın olmasa da aynı zamanda hafif ateş veya baş ağrısı yaşayabilirsiniz.
Genel bir kural olarak grip her zaman daha hızlı gerçekleşir ve şu belirtileri gösterir:
  • Yüksek ateş
  • Baş ağrısı
  • Kas ağrıları
  • Terleme
  • Yorgunluk ve halsizlik hissi

Hamilelikte grip bebeği etkiler mi? diye soran çokça kadına rastlıyoruz. Eğer grip olup olmadığınızdan emin değilseniz hızlı bir şekilde doktorunuza danışın. Soğuk algınlığı veya öksürük normal şartlarda bebeğinizi etkilemezken grip hamilelik sırasında size ve bebeğinize zarar verebilir.


HAMİLELİKTE HANGİ SOĞUK ALGINLIĞI İLACI ALMAK GÜVENLİDİR?
Hamileliğin ilk 12 haftasında tüm ilaçlardan kaçınmak en iyisidir. Bu dönemden sonra alabileceğiniz veya alamayacağınız ilaçları sizlerle paylaşıyoruz.

Güvenli:
  • Sadece ihtiyaç duyulan süre boyunca düşük miktarda Parasetamol,
  • Doğal tedavi yöntemleri (yazının ilerleyen sürecinde belirttiğimiz gibi)
Kaçınmanız Gerkenler:
  • Antihistaminikler
  • İbuprofen
  • Aspirin
  • Soğuk tedavi tabletleri
Birçok doktor eğer ateşiniz varsa parasetamol alabileceğinizi belirtecektir. Bu hamile kadınlar için güvenlidir ve ateşinizi düşürmeye yardımcı olacaktır. Dünya Sağlık Örgütü parasetamolün mümkün olan en kısa süre için en düşük etkili dozda kullanılmasını önerir.

Fakat hamilelik sırasında antihistaminikler, ibuprofen ve aspirinden uzak durmalısınız. Bu yüzden soğuk algınlığı için kullanılan tedavi tabletlerine veya içecek poşetlerine dikkat edin. Güvenli olan parasetamol içermelerinin yanı sıra plasentaya kan tedarikini kısıtlayabilecek, kan damarını daraltıcı özelliklere sahip bir dekonjestan olan fenilefrin içerirler. Yani kullanacağınız tek şey Parasetamol olsun fakat bu da düşük miktarda ve kısa süreli olsun, toz ve poşet içeceklere yaklaşmayın.

Hamileyken boğaz ağrısına ne iyi gelir?
Boğaz ağrıları ve öksürükler için limon suyunu, ılık suyla karıştırılmış balı, gliserin içeren bir boğaz pastilini veya öksürük karışımını deneyin.

Eğer problemleriniz devam ederse doktorunuza kontrole gitmenizde fayda vardır.

PARASETAMOL
Parasetamol gebe kadınlar tarafından uzun yıllardır kullanılmaktadır ve gelişmekte olan bebeğe zarar vermemektedir. Bu nedenle parasetamol genellikle hamile kadınlar için ilk ağrı kesici seçimi olarak önerilmektedir. Mümkün olan en kısa süre için en düşük etkili dozu almaya çalışın.

VİCKS VAPORUB
Vicks Vaporub anneler için güvenlidir ve tıkalı bir burun, boğaz ağrısı ve öksürük semptomlarını hafifletmeye yardımcı olur. Göğüs, boğaz veya sırtınıza sürebilmeniz için bir merhem şeklindedir, ayrıca sıcak suya karıştırılarak bu buharın solunması da iyileşmenize yardımcı olur.

BREATHE BURUN BANTLARI
Bu burun bantları hamile kadınlar için güvenlidir ve burun geçitlerinizi açarak daha kolay nefes almanızı sağlar. Bunlar burun geliklerini açmak için daha iyi hava akımı sağlayan esnek yay benzeri bantlardır. Gündüz veya gece kullanılabilirler. Tabi ki Breathe sadece bunlardan biridir, gebelikte kullanabileceğiniz farklı burun bandı markaları da olacaktır, bu konuda en doğrusu eczacıya danışmak veya doktorunuza sormak olacaktır.

TUZLU BURUN SPREYLERİ
Tuzlu burun spreyleri (veya tuzlu su) hamilelik sırasında burun tıkanıklığını gidermek için mükemmeldir. Bu spreyler tamamen doğaldır ve fesleğen, nane gibi bileşenler içerdiklerinden sinüslerinizi açar ve temizlerler.

BUHAR SOLUMA
Buhar soluma dezenfekte olmanıza yardımcı olmak için mükemmel bir yoldur. Bir kaba sıcak su doldurun ve başınızın üzerine bir havlu yerleştirip başınızı kabın üzerine doğru eğdikten sonra gözlerinizi kapatın ve derin nefes alın. Bu uygulama mukusu (sümük) gevşetir ve daha rahat nefes almanızı kolaylaştırır.

TUZLU SU İLE GARGARA
Ttuzlu suyun gücünü asla küçümsemeyin. Günde birkaç kez ılık suyla gargara yapmanız boğazınızdaki şişliği azaltabilir ve mukusu gevşeterek tahriş edici maddelerin veya bakterilerin dışarı atılmasına yardımcı olabilir. Doktorlar genellikle bir bardak suya yarım çay kaşığı tuz koymayı önermektedir.


SOĞUK ALGINLIĞINDA GÜNDE NE KADAR SU İÇMELİYİM?
Günde 12/13 bardak su içmelisiniz.
Ayrıca bu süreçte portakal suyu içmenizde de fayda vardır. Sizin için iyi olmasının yanı sıra soğuk algınlığında vücudunuzun bolca nemlendirilmeye ihtiyacı olur, portakal suyu ve düzenli su tüketimi size bu konuda yardımcı olur.

Bol miktarda sıvı içmek, terleme ve burun akıntısı nedeniyle kaybedilenlerin yerine gelmesine yardımcı olur.

Hamile bir kadının günde yaklaşık 10 bardak su içmesi tavsiye edilir bu nedenle kaybettiğiniz sıvıları telafi etmek için bu sayıyı en az 12 veya 13 bardağa çıkarmaya çalışın.

HAMİLELİKTE SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUNMAK İÇİN NE YAPABİLİRİM?
Hamilelikte grip nasıl geçer?

CANLI RENKLERİ OLAN YİYECEKLER TÜKETİN
Kırmızı domates,
Yeşil ıspanak,
Sarı biber,
Mor patlıcanlar,
Karotenoidler ve avonoitler gibi bitki antioksidanları alımınızı artıracağı için çeşitli renkli meyve ve sebzeler yemeyi ihmal etmeyin.

HİJYENE DİKKAT EDİN
Soğuk algınlığı virüsünün yayıldığı en hızlı yol olan kişisel hijyene dikkat edin. Hull York Tıp Fakültesindeki kardiyo-solunum çalışmalarının başında olan Profesör Alyn Morice "Virüsler 50-50 oranında yayılıyor, hapşırma yoluyla% 50, el temasından % 50" diyor. Özellikle yemekten önce, mesai saatlerinde ve yüzünüze dokunmadan önce ellerinizi yıkayın.

İYİ DİNLENİN
Üşütmeyi atlatmanın en iyi yollarından bir diğeri uykudur. Uyku vücudunuzun yalnızca daha iyi olmaya konsantre olduğu ve kendini yenileyip onardığı bir süreçtir.

ÇOCUKLARDA DİL VE KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ

Çocuklarda dil ve konuşma güçlüğü,Çocuklarda konuşma bozukluğu nedenleri,Çocuklarda artikülasyon bozukluğu,Konuşma bozukluğunun tedavisi nedir?,Çocuklarda kekemelik,GE,
ÇOCUKLARDA DİL VE KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ

Bildiğiniz gibi konuşmaya başlamanın ilk adımı doğduğumuz an ağlamamızdır. Çünkü anatomik olarak ağlarken ilk çene hareketlerini öğreniriz. Daha sonraki dönemlerde ise anlamlı olmayan, çevreden etkilenerek öğrendiğimiz sesleri çıkartmaya ve pratiklemeye devam ederiz.

Gelişim olarak normal bir çocuk altı aylık dönemde hecelemeye, 9. ayda da ritmik sesler çıkarmaya başlar. Genellikle normal gelişim gösteren çocuklar 2 yaşında konuşmaya başlamaktadırlar. Ardından 3 yaşında daha anlamlı cümleler kurarak çevresi ile iletişim kurmayı öğrenirler.

Eğer üstte belirttiğim süreçler içerisinde çocuk anlamlı cümleler kuramıyorsa,  2 yaşında en az 3 kelimeyi arka arkaya sıralayamıyorsa çocukta konuşma bozuklukları başlamış olabilir diyebiliriz. İletişimin başlıca unsurları duyma, konuşma ve dil'dir. Bu saydığımız 3 somut kavramdan herhangi birinde aksama olursa konuşma bozukluğuna yol açabilir. Şunu unutmayın; çocuklukta tedavi edilmeyen konuşma bozuklukları, ileriki yaşlarda da kişinin iletişimini ve kendini ifade etme özgürlüğünü elinden alır. Bu durumun çocuğunuzun hayatını karartmasına izin vermeyin.


Konuşma Bozuklukları Nelerdir?
Bu konu tıbben ve çocuk gelişimine yönelik olarak 3'e ayrılır. Bunlar;kekemelik,ses bozukluğu ve artikülasyon bozukluklarıdır. Bunları detaylı olarak açıklayacak olursak;

Kekemelik
Konuşma bozuklukları arasında çocuklarda en çok görülen durum kekemeliktir. Eğer çocuğunuz bir cümleyi ya da kelimeyi tamamlamakta güçlük çekiyorsa, sesleri tekrar ediyorsa,kelimeleri de uzatarak konuşuyorsa kekemelik sorunu yaşıyor demektir. Ancak bunun dışında kekemelik sorunun altında yatan farklı sebepler vardır. Bunlar; korku, kıskançlık ve başarısızlıktır. Yani ilk aşamada kekemelik görülen çocukta konuşma bozukluğu var diyemeyiz. O yüzden önce altında yatan neden araştırılmalıdır.

Ses Bozukluğu
Eğer çocuğunuz cümlesine başladığında önce sesi net çıkarıyor ve daha sonrasında sesi kısılıyorsa bu durum ses bozukluğunun işareti olabilir. Ayrıca konuşurken burnundan nefes almadan ve hırıltılı sesler ile konuşmaya çalışıyorsa yin çocuğunuz ses bozukluğu yaşıyor olabilir.

Artikülasyon Bozukluğu
Eğer çocuğunuz konuşma sırasında sesleri doğru çıkaramıyor ya da kelimeleri doğru telaffuz edemiyorsa bu durum tıpta 'Artikülasyon Bozukluğu' olarak adlandırılır. Örnek verecek olursak eğer çocuk “su” yerine ‘tu’ ,‘para’ yerine “paya” diyorsa artikülasyon bozukluğu yaşıyor demektir.

A- Artikülasyon Bozukluğu Türleri
Çocuklarda artikülasyon bozukluğu beş değişik türde görülür. Bunlar;
  • Sesin düşürülmesi veya atlanması (omissions),
  • Ses eklemesi (addittions),
  • Sesin değiştirilmesi (substitülions),
  • Sesin bozulması (disturtions),
  • Engelin ağırlığıdır.

1- Sesin Düşürülmesi Ya Da Atlanması
Bu durum daha çok küçük yaştaki çocuklarda görülür. Yetişkinlerde ise daha seyrek olarak görülür. Bu problem genellikle bir sözcüğü oluşturan seslerin tümü çıkarılmadan sözcüğün söylenmeye çalışılması durumunda ortaya ortaya çıkmaktadır. Daha sade anlatmaya çalışırsak,söylenildiğinde sanki o sözcükte o ses yokmuş gibi söylenir.

Örneğin;
Saat – sat / Araba – arba
Hayvan – ayvan / Kapı – apı
Havlu – avlu / Hava – ava gibi.

2- Ses Eklenmesi
Genellikle çocukların bir kısmı bazı sözcükleri söylerken,aslında o sözcükte olmayan başka sesleri ekleyerek söylerler. Ayrıca sıklıkla birbiri ardına gelen iki ünsüzün arasına bir ünlü ekleyerek söylemeye çalışırlar (Bazı durumalrda başka sesler de ekleyebiliyorlar). Eklenen bu sesler,sözcük başında, ortasında ya da sonunda olabilmektedir.

Örneğin;
Tren – tiren / Saat – sahat
Recep – irecep / Psikoloji – pisikoloji
Spor – sipor gibi.

3-Sesin Değiştirilmesi (substitülions)
Artikülasyon bozukluklarında sık olarak görülenlerden biridir.  Böyle bir durumda sözcük içinde çıkarılması güç gelen bir ses, çocuğa çıkarılması kolay gelen bir sesle değiştirilir. Bu değiştirmeler bazen sözcüğün başındaki seste, bazen de ortasındaki seslerde olur. Bazen de değiştirmeler, sözcük içindeki seslerin yerleri değiştirilerek de yapılabilmektedir.

Örneğin;
Para – paya / Kamyon – kaymon
Takvim – taklim / Köprü – körpü
Yüzük – yüsük / Toprak – torpak gibi.

4- Sesin Bozulması
Üstte saydığım üç duruma da uymayan bazı durumlar da olabilir. Bu durumda çocuk tarafından sözcük oluşturulurken esas çıkarılması gereken ses, olduğundan başka ses ile çıkarılarak konuşulur. Bu da haliyle konuşmayı engelli hale getirmektedir.

Örneğin;
Gelir – gelix – geliy ya da gelüm (x yöresel olarak çıkarılan bir sestir)
Karagöz – kaxgöz – kağagöz gibi.

5- Engelin Ağırlığı
Sevgili ebeveynler her rahatsızlıkta olduğu gibi artikülasyon bozukluğu da kişiden kişiye, durumdan duruma,zamandan zamana değişiklik gösterebilir. Bu sebepten dolayı çocuklarda artikülasyon bozukluğunun konuşmayı engelli hale getirişi değişik derecelerde ortaya çıkmaktadır. Şunu unutmayın; çocukta konuşma içinde geçen seslerin ne kadar çok artikülasyon bozukluğu halinde kullanıldığıdı artikülasyon bozukluğunu ağır hale geldiğinin kanıtıdır. Eğer çocuğunuzda bu oranda gelişmekte olan artikülasyon bozukluğu varsa ve onun konuşmasını anlaşılmaz hale getiriyorsa, çevresinin dikkatini ne söylediğinden çok nasıl söylediği çekiyorsa, çocuğunuzdaki bozukluk oldukça ağır diyebiliriz. Ayrıca artikülasyon bozukluğunu ağır bir problem derecesine getiren unsurlardan biri de yaştır. Genellikle küçük yaşlarda hoşa giden ses değiştirme, çocuklar için yaş ilerledikçe dikkati çeker hale gelmektedir.


Çocuklarda Dil ve Konuşma Güçlüğü Nasıl Ortaya Çıkabilir?
Genellikle çocuklarda dil ve konuşma güçlüğünün başında gelen ve ciddi bir problem olan bu durumun  nedenleri olarak gözlemlenmiştir. Sizin çocuğunuzun da konuşma güçlüğü aşağıdaki nedenlerden birinden kaynaklı olabilir.
  • Çocukta duyma kaybı,
  • Zihinsel engellik veya gerilik,
  • Down Sendromu,
  • Erken doğumlar (prematüre çocuklar),
  • Damak ve çene bozuklukları,
  • Nörolojik problemler,
  • Korku, kıskançlık ve başarısızlık gibi psikolojik problemler(örnek; yeni bir kardeşinin olması, kayıp, travma).

Ayrıca konuşma ve dil bozuklukları gibi  bozukluklar doğum sırasında kaynaklandığı gibi ,çocuğun geçirmiş olduğu bir kaza ve ona benzer durumlardan da kaynaklanabilir. Bunun yanı sıra çocuğun ailesinin gösterdiği şiddet ve korku yaratan davranış ve eğilimler de konuşma bozukluklarının yaşanmasına sebep olmaktadır.

Çocuklarda Konuşma Bozuklukları İçin Aileler Neler Yapmalı?
Sevgili ebeveynler siz de bu konuda çocuğunuza destek olmak adına elinizden geleni yapmalısınız. Bu çocuk için zor bir süreçtir ve belki de hayatı boyunca yaşayacağı bir süreçtir. Bu yüzden ona karşı davranışlarınıza son derece dikkat etmeli ve yaşadığı durumun her ne olursa olsun geçici olduğunu dile getirmelisiniz. Ayrıca çocuğunuzda bu durumlara zemin hazırlayacak hiç bir şeyi yapmayın. Bu konuda da sizlere vereceğim çok önemli tavsiyeler olacak.
  • Öncelikle çocuğunuzla gün içinde mutlaka konuşun ve onun sorularına sıkılmadan cevap verin.
  • Aile içinde yaşadığınız sorunları çocuğunuza yansıtmayın!
  • Çocuklarınıza karşı asla sözel ya da fiziksel şiddet uygulamayın!
  • Asla çocuğunuzun yaşadığı konuşma bozukluğu karşında baskıcı ya da şiddet içeren davranışlar sergilemeyin!
  • Böyle bir durum farkederseniz mutlaka çocuğunuzu bir hekim ve terapiste götürün!
  • Çocuğunuza dönemsel olarak işitme testi yaptırın!
  • Özellikle hamilelik dönemindeyseniz sigara, alkol vb maddeleri kullanmayın,kullanıyorsanız bırakın!
  • Çocuğunuzu kazalardan koruyun ve özellikle araç kullanırken mutlaka çocuğunuza da emniyet kemeri takın. Böylelikle çocuğunuzu beyin hasarına karşı korumuş olacaksınız.

Tedavi Yöntemi Nedir?
Sevgili anne,babalar konuşma bozukluğunun öncelikli tedavi yöntemi konuşma terapisidir. Konuşma bozukluğu gibi bir durumda tıbbi bir müdahaleden önce konuşma için gerekli organların sağlıklı çalışıp çalışmadığı önemlidir ve bu organların kontrolden geçirilmesi gerekir. Ayrıca gırtlak,solunum sistemi ,sinirlerin yapısı ve ilgili beyin bölgeleri ne kadar sağlam olursa çocuk için o kadar uygun bir tedavi süreci gerçekleşir.

Eğer çocuğunuzda böyle bir durum varsa tedavisine elinizden geldiğince erken başlayın.  Bu durumlarda ne kadar erken başlanırsa çocuğun tedaviye cevap vermesi de o kadar erken olacaktır. Bu konuda sınırları kabullenmeli ve tedaviden beklentilerinizi çocuğunuzun kapasitesine göre belirlemelisiniz. Ayrıca uygulanacak olan tedavilerin çocuğunuzun ihtiyaçlarına uygun olarak planlandığına, gereken sıklıkta ve yoğunlukta verilmesine dikkat etmelisiniz.  Aksi halde kapasitenin altında yapılan uygulama çocuk için yetersiz kalacak, üzerinde yüklenme ise çocukta isteksizlik yaratacaktır. Şunu unutmayın anne ve babalar bu rahatsızlığın tedavisi uzun sürelidir. Çocuğunuzla beraber sizinde bir çok konuda çaba göstermeniz gerekir. Gerek duyarsanız siz de psikolojik destek alabilirsiniz.

BEBEKLERDE DİŞ ÇIKARMA

Süt dişi, Ağız ve diş sağlığı, Diş çıkaran çocuğa ne iyi gelir?, Bebek diş ağrısına ne iyi gelir?, Bebeklerde diş ağrısına ne iyi gelir?, Bebeklerde diş çıkarma, GE,
DİŞ ÇIKARMA BELİRTİLERİ VE AĞRISINI YATIŞTIRMA YÖNTEMLERİ

Bebeğinizin minik ağzında dişlerin çıkmaya başlaması katı yiyecekleri yemesi ve büyümesi için büyük bir adım olsa da hem sizin hem de bebeğiniz için oldukça fazla telaş ve rahatsızlık anlamına gelir. İşleri kolaylaştırmak için dikkat edilmesi gereken belirtileri ve diş ağrısını dindirmenin yöntemlerini sizinle paylaşacağım.

BEBEKLERDE DİŞ ÇIKARMA NE ZAMAN BAŞLAR?
Bu tamamen bebeğinize bağlıdır. Bazı bebekler dört aylıkken diş çıkarmaya başlarken bazılarında ise 8 aylıkken bile dişlerin gelmediğini görebilirsiniz. Genel olarak bebeklerin çoğu altı aylıkken diş çıkarmaya başlarlar.

Bu süreçte bebeklerin çoğu huzursuz olup ağlayabilir, geceleri uyanabilir yada uyumakta biraz daha zorluk çekebilirler.

DİŞ ÇIKARMA BELİRTİLERİ NELERDİR?
Bebeğiniz gezegendeki diğer bebeklerle aynı şekilde diş çıkarmayacaktır. Bu nedenle diş çıkarma konusundaki uyarı işaretlerini öğrenmenizde fayda vardır.

Yaygın Belirtiler:
Öksürme gibi sesler çıkaran bebeğinizin ağız bölgesinde fazladan sulanma.
Sıcak ya da kızarık bir yanak.
İçme, yemek yeme veya uyumada sorun.
Bebeğim kulağını çekiyor, parmaklarını ısırıyor veya yüzüne vuruyor.
Daha huysuz ve sürekli sarılmak istiyor.
Şişkin yanaklar.


DİŞ ÇIKARMA AĞRISINI NASIL HAFİFLETEBİLİRSİNİZ?
Bebeklerde Diş Ağrısına Ne İyi Gelir?

DOĞRU DİŞ KAŞIYICIYI BULUN
Bebeğinizin oynayabileceği ve kemirebileceği bir şeyler vermek istiyorsanız ona bir diş çıkarma oyuncağı alın. Kullanılabilecek birçok farklı tür vardır, tümünü incelemenizde fayda var. Farklı dokular ve farklı şekilleri deneyebilirsiniz. Dairesel diş kaşıyıcıları ön dişlerin içinden geçerken en iyi olanıdır. Ayrıca daha uzun ve daha ince tasarıma sahip olanlar azı dişlerinin kaşıntısında bebeğe yardımcı olabilir.

DİŞ KAŞIYICILARI YARIM SAATLİĞİNE BUZ DOLABINA KOYUN
Diş ağrılarını ve ağızdaki yükselen sıcaklığı gidermek için yardımcı olacağından bebeğiniz için buzdolabında kapalı bir hazne tüpü bulundurun ve diş kaşıyıcısını bunun içinde 30 dakika kadar tuttuktan sonra verin. Zaten eğer bebek sütten kesilmişse dolapta dilimlenmiş soğuk salatalık ve bazı meyveleri bulundurmanız, bunları diş çıkarma sürecindeki rahatsızlıkları hafifletici bir atıştırmalık olarak bebeğinize vermeniz de ona bu süreçte yardımcı olacaktır.

BEZLE UYGULAMA YAPIN
Yeni ve temiz bir bulaşık bezini ılık çaya, varsa papatya çayı içine batırarak bebeğinizin ısırmasını sağlayın. Ilık su ağrıyan diş etlerini rahatlatabilir ve dişlerin diş etlerinden geçmesine yardımcı olabilir.

EMZİRMEK VEYA EMZİRMEMEK
Araştırmalar bazı bebeklerin diş çıkarma sırasında daha fazla emzirilmek istediklerini ve bunun dişlerini hizalamalarına yardımcı olduğunu göstermiştir. Ancak emme eylemini diş etlerinde normalden daha ağrılı bulan ve süt emmeyi reddeden bebekler olduğunu da unutmayın. Bu gibi durumlarda eğer bebeğiniz altı aydan daha büyükse (sütten kesmeye hazır) ona püre verebilir veya uygun bir kap ile anne sütü verebilirsiniz. Birkaç gün sonra bebeğinizi tekrar emzirmeyi deneyebilir, onu teşvik edebilirsiniz.

NANE VEYA VANİLYA İLE OVALAYIN
İki çorba kaşığı hindistancevizi yağı ve bir damla nane esanslı yağı bir kapta karıştırın ve bebeğinizin diş etlerine küçük dokunuşlarla uygulayın. Vanilya endişeyi yatıştırdığı kanıtlanmış harika bir doğal sakinleştiricidir.


ANNE SÜTÜNDEN BUZ KÜPLERİ HAZIRLAYIN
Tıpkı burkulmalar ve kas ağrıları için harika olduğu gibi buzlar ağrılı-kaşınan diş etleri için de süper bir yatıştırıcıdır. Anne sütünün bir kısmını buz küpü tepsilerinde dondurun (isterseniz suyla karıştırıp çoğaltabilirsiniz) ve küpü düşürmemeye dikkat ederek bebeğinizin diş etlerine sürtün. (Asla bebeğin ağzına bırakmayın!).

BİR KAŞIĞI SOĞUTUN
Soğuk metal kaşık boğaz ve diş etleri için güzel bir yatıştırıcıdır. Bir çoğunuz bunu duyunca belki de çocukken soğuk kaşığı ağzında gezdirdiğini hatırlamıştır bile :)
Bebeğinizin diline yapışıp zarar verebileceği için kaşığı buzluğa koymak yerine sadece buzdolabında soğutduğunuzdan emin olun.

İHTİYAÇ VARSA AĞRI KESİCİ KULLANIN
Eğer diş çıkaran bebeğinizi yatıştırmak için hiçbiri yeterli değilse ağrısını hafifletmek için az miktarda lokal anestezik içeren şekersiz bir diş jeli bulmak iyi olabilir. Bu konuda bir sürü marka bulunmaktadır, ürünün bebekler için özel yapılmış olduğundan emin olun ve önerilen doza ve sıklığa uyun. Eğer hala acı çekiyorsa bir ilaç yazması için doktora götürmek gerekir.

Fakat unutmamak gerekir ki diş çıkarma sürecinde bebeğin acı çekmesi, ağlaması, huysuzlanması normal bir durumdur. Bunu kendinizde panik veya endişe unsuru yapmayınız.

BAŞKA NELERE DİKKAT ETMELİYİM?
Unutmayın yüksek ateş ve ishal gibi durumlar her zaman diş çıkarma ile ilgili olmayabilir. Kulak enfeksiyonları diş çıkarmaya çok benzer semptomlar gösterebilir bu yüzden eğer diş çıkarmamış ise ve endişeleniyorsanız doktorunuza görünün.

Diş çıkardığı için emmek diş ağrısını tetikleyebilir. Bebeğinizin çok kısa emdiğini yada emmek istemediğini görürseniz sütünüzü ona emme gerektirmeyen farklı kaplardan vermeyi deneyin.

BEBEKLERDE ÖKSÜRÜK İÇİN BİTKİSEL ÇÖZÜM

Bebeklerde öksürük için bitkisel çözüm,Bebeklerde öksürük nedenleri,Bebeklerde görülen öksürük çeşitleri,Bebek öksürüğüne ne iyi gelir?,Öksürük için bitkisel çözüm,GE,
BEBEKLERDE ÖKSÜRÜK İÇİN BİTKİSEL ÇÖZÜM
Öksürük sorunu özellikle yenidoğanlarda ve bebklerde görülür. Bebeklerin bağışıklık sistemi gelişmediği için sıklıkla görülür. Öksürük oluşma nedenleri arasında, bebeğin solunum yoluna kaçan toz gibi maddeler veya üst solunum yolu hastalıkları vardır. Genellikle öksürük sıkıntısı bebek ve çocuklarda birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Fakat öksürükle birlikte eğer bebekte yüksek ateş varsa derhal doktora başvurulması gerekir.

Bebekler Neden Öksürür?
Yetişkin insanlarda olduğu gibi öksürük, bebeklerde de zaman zaman görülebilen ve kendiliğinden geçen bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. bu konuda önemli olan, öksürükle beraber bebekte görülen semptomlardır.
Eğer bebeğinizde dışkıda değişiklik,ateş, uykusuzluk ya da cilt renginde kızarıklıklar görülürse derhal bebeğinizin doktor kontrolünden geçmesi gerekir. Bununla beraber, bebeklerde astım, bronşit gibi kronik hastalıklar nedeniyle öksürük oluşabilir. Böyle bir durum yaşanırsa bebeğin düzenli olarak ilaç kullanması gerekebileceği gibi, beslenme ve uyku düzenine de dikkat edilmesi gerekir. Ayrıca tekrar eden ve geçmeyen öksürük, bebeğinizin huzursuz olmasına, niteliksiz uyku problemine ve beslenme sorunlarına sebep olabilir. Bu sebepten dolayı öksürük sorunu görülen bebeklerde bazı önlemlerin alınması ve tedavinin geciktirilmemesi oldukça önemlidir.

Öksürük Çeşitleri Nelerdir?
Öksürük anatömik olarak bronşçuklardaki havanın, solunum organları tarafından aniden ve gürültüyle dışarı çıkarılması sonucu oluşan bir semptomdur . Bu yüzden öksürük istemsiz bir reflekstir. Vücuta doğal bir mekanizma olarak görülen bu refleks, solunum sisteminin bir savunma aracıdır ve birçok sebep bu refleksi tetikleyebilir.

Öksürük basit bir sedeple oluşabileceği gibi ciddi bir rahatsızlığın da habercisi olabilir. Bu sebepten dolayı, öncelikle bebeğinizin ne tür bir öksürüğe sahip olduğunu ayırt etmeniz gerekir. Yani
bebeğinizin öksürüğünün kuru öksürük mü yoksa başka bir öksürük türü mü olduğunu saptamanız gerekir. Bunu da öksürüğün özelliklerine ve süresine göre ayırt edebilirsiniz. Ben sizlere yardımcı olabilmesi için bebeklerde görülen öksürük çeşitlerini aşağıda belirteceğim.


Islak (Balgamlı) Öksürük
Eğer bebeğinizdeki öksürük ıslak ise balgam ya da mukus içeriyordur. Boğazda görülen balgam ve mukus akyuvar hücreleri içeren bir salgıdır. Bu durumda ise ıslak öksürük bir enfeksiyonun varlığına işaret eder.
Ayrıca enfeksiyon kaynaklı öksürük, beraberinde yüksek ateşi de getirebilir. Bu sebepten dolayı bebeğinizin ateşini sık sık kontrol etmeniz gerekir. Bunun dışında balgamlı öksürük soğuk algınlığında da görülebilir.

Hırıltılı Öksürük
Adından anlayacağınız gibi hırıltı ile birlikte kendini gösteren öksürük çeşididir. Bu öksürüğe neden olan hastalıklar arasında astım ve bronşit vardır.

Krup Öksürüğü
Aslında bu öksürük bir hastalıktan kaynaklanan öksürük çeşididir. Yani bir enfeksiyondan kaynaklanan krup hastalığı sebep olmaktadır. Halk arasında aslında bu hastalık yalancı kuşpalazı olarak da bilinir. Krup hastalığı bebeğin ses tellerinin altındaki bölgeye etki eden, viral ya da bakteriyel bir enfeksiyonun sebep olduğu bir solunum yolu hastalığıdır.
Genelde bu hastalık 6 ay ile 5 yaş aralığındaki çocuklarda görülür ve krup öksürüğü havlama şeklinde çıkan bir ses ile kendini gösterir.

Boğmaca Öksürüğü
Bu öksürük bebeklerde boğmaca hastalığının sebep olduğu öksürük çeşididir. Bu hastalık önce hafif öksürük şeklinde seyrederken daha sonra ciddi öksürük nöbetlerine dönüşmektedir. Bu öksürüğün temel belirtisi ;öksürük nöbetleri esnasında bebeğiniz boğulacak gibi olur ve nefes almakta güçlük çeker.

Psikojenik Öksürük
Psikojenik öksürük genellikle uyku zamanı görülmez. Bebeğinizin uyanık olduğu zamanlarda görülen kuru öksürük çeşididir. Genelllikle gribal bir enfeksiyon sonrası devam etmektedir. Bu öksürüğe psikojenik denmesinin nedeni, bu öksürüğün sebebinin fiziksel olarak açıklanamamasıdır.

Kuru Öksürük
Kuru öksürükle beraber balgam ya da mukus salgısı içermeyen öksürük çeşididir. Bebeklerde görülen kuru öksürük balgam veya mukus içermediğinden hava, akciğerlerden atılırken boğazı daha çok tahriş eder.
Genellikle öksürünce şiddetli bir ses çıkaran bu öksürük çeşidi bazen hafif şiddette de görülebilir. Bunun dışında bazen de soğuk algınlığına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Bebeklerde Kuru Öksürük Görülmesinin Nedenleri
Kuru kuru öksüren bebek için herhangi bir tedavi yöntemi uygulayabilmeniz adına, öncelikle problemin sebebinin ne olduğunu bilmeniz gerekir. İşte bazı olası nedenler;
  • Bu öksürüğe neden olan ilk hastalık soğuk algınlığıdır. Soğuk algınlığı yaşayan bir bebeğin boğazında gıdıklanma ve tahriş olur. Haliyle bu gıdıklanma ve tahriş sonucu da bebeklerde kuru öksürük görülmektedir. Sorun ilerledikçe öksürük artık balgamlı hale gelebilir.
  • Kuru öksürüğe neden olan hastalıklardan biri de griptir. Yani influenza virüsü de denmektedir.
  • Bebeğin bulunduğu ortamda nemin az olması, yani kuru hava ortamı yine kuru öksürük sebebidir.
  • Ayrıca aşırı sıcak hava, bebeklerin boğazında kuruma ve gıdıklanmaya neden olur ve beraberinde kuru öksürük getirebilir.
  • Bulunduğu ortamda sigara dumanına maruz kalan ya da tahriş edici kimyasal maddeleri soluyan bebekte de bu öksürük görülebilir.
  • Bebeklerin boğaz bölgesinin  tahriş olmasının diğer nedeni ise,reflü sonucu midedeki asitli içeriğin ağza gelmesidir. Oluşan bu tahribat ise bebeklerde kuru öksürüğe sebep olmaktadır.
  • Yine boğmaca hastalığı da kuru öksürüğün sebepleri arasında yer alır.
  • Ayrıca büyüme ve gelişme geriliği olan bebeklerde, sık görülen ve bir türlü geçmek bitmeyen kuru ya da ıslak öksürüğün nedeni kistik fibrosis olabilir. Bu konularda kesin teşhis konulabilmesi için doktorunuza başvurmanız gerekir.


Öksürüğün Tedavisi Ve Verilen İlaçlar
Sevgili ebeveynler reçetesiz öksürük ve soğuk algınlığı ilaçları bebekler için kesinlikle uygun değildir. Öksürük ilaçları ve buna benzer ilaçlar, 6 yaşından küçük çocuklarda kullanılmamalıdır.  Çünkü bu ilaçların bazı yan etki riskleri bulunmaktadır. O yüzden doktorunuza gitmeden alacağınız ilaç bebeğinizde risk yaratabilir. Doktorunuz bebeğinize gerekirse en uygun şurubu veya tozu verecektir.
Doktorunuzun bebeğinize vereceği ilaçlar arasında en sık kullanılanı parasetamol ya da bebek ibuprofen ilaçlarıdır. Bu ilaçların doğru dozajda kullanılması gerekir. Bebeklere özel olan parasetamol ilaçlar 4 kilogramdan fazla ve 37. haftadan sonra doğmuş ve 2 ayını doldurmuş bebeklere verilmektedir. Bebeklere özel olan ibuprofen ilaçlar ise, 3 aylıktan büyük ve en az 5 kilogram olan bebekler için uygundur. İlaçlar dışında ılık banyo ve buhar bebeğinizin hava yollarının açılmasına yardımcı olabilmektedir

Bebeklerde Öksürük İçin Bitkisel Çözümler ve Öksürüğe İyi Gelen Yiyecekler
Sevgili anne ve babalar siz de bebeğinizde görülen öksürük sorununu çözmek için bazı doğal yolları deneyebilirsiniz. Fakat 6 aydan küçük olan bebeklerin ek besinler alması zararlı olduğundan, bu yazacakalrım sadece 6 aydan büyük bebekler için geçerlidir. Öncelikle bebeklerde öksürük için bitkisel çözümler nelerdir?derseniz. Sizlere genelde sık kullanılan bebeklerde öksürük sorununu azaltmak için, ılık süt, badem-portakal suyu, adaçayı, ıhlamur, nane limon gibi bitki çaylarını öneririm. Fakat bu çayların 6-12 ay arası bebekler için az miktarda kullanılması önemlidir. Bununla beraber bebeğinize vereceğiniz sıcak içeceklerin ılıtılmış olmasına da dikkat etmeniz gerekir.

Şunu unutmayın! Bebeğinize vereceğiniz bitki çaylarının fazla miktarda tüketilmesi bebeklerde farklı sorunlara yol açabilir. Bunların başında bebekte ağlama, sindirim sistemi problemleri ya da halsizlik gibi sorunların yanı sıra daha ciddi rahatsızlıklar da ortaya çıkabilir. Bu sebepten dolayı bebeklerde öksürüğü azaltmak için bitki çaylarını az miktarda kullanmanız oldukça önemlidir.

Limon
Bildiğiniz gibi C vitamini yönünden zengin olan limon, bağışıklık sistemini de desteklemekte ve vücudu hastalıklara karşı korumaktadır. Limonun anti-bakteriyel ve anti-iltihap özellikleri bulunmaktadır. Ayrıca limon, boğaz ağrısı ve öksürük semptomlarının azalmasına da yardımcı olmaktadır.
Bebeğinizin öksürüğü için;
Önce 4 adet limonun suyunu kabuklarıyla beraber sıkın ve 1 çorba kaşığı dilimlenmiş zencefil ile karıştırın. Ardından üzerine yetecek kadar kaynamış su ekleyin ve ağzını kapatın. Ağzı kapalı şekilde 10 dakika boyunca demleyin. Süzgeçden geçirin ve eşit miktarda ılık su ile seyreltin. Eğer bebeğiniz 1 yaşından büyükse içine biraz da bal ekleyebilirsiniz Bu karışımı bebeğinize birkaç gün boyunca günde bir-iki kere içirin.
NOT: 1 yaşından küçük olan bebeklere bal verilmesi son derece sakıncalıdır. Bu durumda eğer bebeğiniz 1 yaşından küçükse, bal yerine şeker kullanın.

Bal
Bir çok hastalığın şifası olan bal 1 yaşından büyük bebeklerin öksürüğüne de iyi gelmektedir. Balın anti-bakteriyel, antioksidan ve bağışıklık destekleyici özellikleri bulunur. Bu maddeler öksürüğün yumuşamasına ve boğazda oluşan bakterilerin imha edilmesine yardımcı olmaktadır.
Bebeğinizin öksürüğü için;
Önce 2 tatlı kaşığı bal ile 1 tatlı kaşığı limon suyunu karıştırın ve bu karışımı her birkaç saatte bir defa, öksürük iyileşene kadar bebeğinize verin.
Bunun yanı sıra bir kaşık dolusu karabuğday balını da günde birkaç kere çocuğunuza verebilirsiniz.
Ya da isterseniz bir su bardağı sıcak süt içine 2 tatlı kaşığı bal ekleyin ve bebeğinize o şekilde verin. Böylece bebeğin kuru öksürüğünü ve göğüs ağrılarını da dindirmiş olursunuz.
NOT: Asla 1 yaşından küçük bebeklere bal vermeyiniz.

Sıcak Tavuk Çorbası
Yine 1 yaşından büyük olan bebeklerde oluşan öksürükler için sıcak tavuk çorbası en iyi gelen yiyeceklerdendir. Tavuk suyu çorbasının hafif ve besleyici bir özelliği vardır. Bu özelliğin yanı sıra boğaz yolu tıkanıklığın giderilmesine yardımcı olmakta ve antioksidan özelliği sayesinde de iyileşme sürecini hızlandırmaktadır. Tavuk suyu çorbasının etkileri arasında, burun boşluğundaki tüycüklerin işlevlerini desteklemek ve böylece vücuda bulaşıcı hastalıkların girmesini engellemek de vardır. Siz de isterseniz evinizde, organik tavuk ile havuç,ıspanak ve pancar gibi organik sebzeler yardımıyla çorba yapıp çocuğunuza günde 2-3 defa içirebilirsiniz.

Portakal
Yine C vitamini yönünden çok zengin olan portakal, beyaz kan hücresi üretimini destekler ve vücudun mikroplara karşı direncini arttırır. Bundan sebepten dolayı da portakal,öksürük ve boğaz ağrısına da iyi gelmektedir.
Potakal 2 yaşından büyük bebekler için uygundur. Bebeğinize vereceğiniz günde 1-2 bardak taze sıkılmış portakal suyu oldukça faydalıdır. 2 yaşından küçük bebekler için de, eşit miktarlarda ılık su ve portakal suyu ile hazırladığınız su ile seyreltilmiş portakal suyunu verebilirsiniz.

Zencefil
Anti-iltihap, anti-bakteriyel, anti-viral ve anti-tusif (öksürük karşıtı) özellikleri olan zencefil bebeklerde görülen öksürük için oldukça faydalıdır.sunmaktadır.
Bebeğinizin öksürüğü için;
Önce 6 kupa su içerisine, yarım kupa ince dilimlenmiş zencefille beraber 2 adet tarçın çubuğunu ilave edin. Bu karışımı yaklaşık 20 dakika boyunca kısık ateşte kaynatın ve sonra süzgeçden geçirin. Kaynayan karışımın içerisine bal ya da şeker ekleyin. Ardından günde birkaç defa bebeğinize verin.
Eğer bebeğiniz 1 yaşından küçük ise, bu karışıma bal eklemeyin ve karışım hazırlandıktan sonra ılık suyla seyrelttikten sonra içirin.


Diş Otu
Ajvan tohumu diğer adıyla diş otu, bebeklerdeki öksürüğe iyi gelen bir diğer bitkidir. Bu bitkinin anti-bakteriyel ve anti-iltihap özelliklerinin yanı sıra bağışıklık destekleyici özelliği de vardır. Ayrıca diş otu, bebeklerde balgam oluşumunun dışarı atılmasına da yardımcı olmaktadır.
Bebeğinizin öksürüğü için;
Önce yarım tatlı kaşığı diş otu tohumu ile 1 kupa suyu 5 dakika kadar kaynatın ve sonra süzün. Günde birkaç kere bu karışımı çocuğunuza içirin.
İsteseniz de 2 diş kurutulmuş ve fırınlanmış sarımsak ile 1 çorba kaşığı diş otu tohumunu karıştırın. Bu karışımı temiz bir muslin kumaşa koyun ve lastik bir bant ile sarın. Ardından bebeğinizin karyolasının ya da beşiğinin baş ucuna yerleştirin. Bu karışımın yaydığı koku ile bebeğiniz daha rahat nefes alacak ve öksürüğü yumuşayacaktır.

Anne Sütü
Bebekler için öksürük ve bir çok hastalığa şifa olan en iyi besin anne sütüdür. Bildiğiniz gibi vücuttaki enfeksiyonlar ile mücadele eden anne sütü, iyileşme sürecini de hızlandırmakta etkilidir. Özellikle 6 aydan büyük bebekler için anne sütü, grip ve öksürüğe neden olan virüslerle mücadelede oldukça önemlidir. Bebeğiniz hastayken anne sütü içmiyorsa eğer, isterseniz bebeğinizin emme pozisyonunu değiştirip göğsününüzü tutmasına yardımcı olabilirsiniz.

Sıvı Tüketimi
Bol sıvı tüketimi tüm hastalar için ve öksüren bebekler için oldukça önemlidir. O yüzden 6 aydan büyük bebeklerin yeterli miktarda sıvı tüketmesine özen gösterilmelidir. Yine sıvı tüketimi, vücut salgılarının seyreltilmesine ve vücuda giriş yapan mikropların uzaklaştırılmasına yardımcı olur.
Bebeğinizin öksürüğü için;
Bebeklere özel olan oral rehidrasyon çözeltilerini kullanabilirsiniz (doktora danıştıktan sonra).
Daha büyük bebekler ve çocuklar için de, düzenli olarak ılık su tüketimi önemlidir.
1 yaşından büyük olan bebekler için, isterseniz kafeinsiz çay ile balı karıştırıp verebilirsiniz.
Ya da taze sıkılmış meyve suları, sebze çorbaları ve et sularından yapılmış çorbaları da bebeğinize verebilirsiniz.

Önemli İp Uçları
Sevgili ebeveynler üstte yazan yöntemler dışında aşağıdaki yöntemleri de uygulayıp bebeğinizin öksürüğe yakalanma oranını büyük ölçüde düşürebilirsiniz. Bunlar şu şekildedir;
  • Bebeğinizin eğer ateşi de varsa, banyo suyuna elma sirkesi ekleyin veya elma sirkesi-su karışımına batırılmış bez yardımı ile vücudunu silin.
  • Bebeğinizin beslenmesine çok dikkat edin ve besleyici gıdaları tercih edin.
  • Bebeğinizin odasında hava nemlendirici kullanın.
  • Öksüren bebeğinizin burun kanallarını açık tutun.
  • Hava yollarının açık tutulmasını sağlamak amacıyla bebeğinizi sıcak su ile buhar banyosu yaptırın.
  • Bebeğinizin yeterli miktarda uyku uyumasına özen gösterin.
  • Bebeğinizin üşümemesine dikkat edin ve uygun şekilde giydirmeye çalışın.
  • Genel ev temizliğine dikkat edin.
  • Evizide evcil hayvanlarınız varsa,onların bebeğinizin uyuduğu odaya girmesini önleyin.
  • İsterseniz eczaneden alacağınız tuzlu burun spreyi ya da damlaları da kullanabilirsiniz.

Şu unutulmamalıdır ki,uzun süre devam eden öksürük sorununa çözüm bulmak için ilaç tedavisi şarttır. Özellikle 0-3 yaş arası bebeklerde uzun süre devam eden öksürüğün farklı hastalıkların habercisi olabileceği unutulmamalı ve doktor tedavisi ihmal edilmemelidir.

GEBELİKTE DİŞ TEDAVİSİ

Gebelikte diş tedavisi,Gebelikte diş çekimi,Gebelikte diş iltihabı belirtileri,Gebelikte diş eti kanaması,Hamilelikte diş tedavisi,G,
GEBELİKTE DİŞ AĞRISI NEDENLERİ VE GEBELİKTE DİŞ TEDAVİSİ
Sevgili gebeler halk arasında sıkça duyduğunuz 'hamilelikte yaşanan diş ağrısı geçmez' kanısının aksine diş ağrısı çözülmez değildir. Gebelik döneminde de diş hekiminiz gebeliğinizin 4. ve 6. aylarına kadar kanal tedavisinden, diş eti kanamalarına kadar birçok duruma müdahale edebilir.

Gebelik sürecinde dişler üzerindeki bakteri ve diş taşları artar ve hamilelik döneminde bu taşlar dişlerden temizlenmezse dişlerde kızarma, şişme ve kanama görülebilir. Bunun nedeni sürekli artan progesteron ve seviyeleridir. Diş eti kanayan anne adaylarının dişlerini fırçalamaktan çekindiğini ve bu nedenle de dişlerde bakterilerin çok kolay oluştuğu açıkça görülmektedir. Bu sebepten dolayı hamilelik döneminde ağız ve diş temizliğine daha fazla özen gösterilmesi gerekmektedir.

HAMİLELİKTE DİŞ ÇEKİMİ
Hamilelikte Diş Çektirmek Zararlı Mı?

Gebeler genellikle bu konuda bazı endişelere kapılırlar. Örneğin hamileliğinde enfekte olmuş diş nedeniyle şiddetli diş ağrısı yaşayan ve diş doktoru tarafından dişinin çekilmesi gerektiği söylenen gebeler. Eğer sizler de gebelikte diş çektirmenin zararlı olup olmadığını merak ediyorsanız, sorunuzun yanıtını yazımızın devamında öğrenebilirsiniz.

Bildiğiniz gibi hamilelikte meydana gelen hormonal değişiklikler, diş etlerinde hassasiyete neden olmaktadır. Bunun sonucunda ise diş etleri şişer, iltihaplanır ve kanama görülebilir. Bunun yanı sıra, diş etleri etrafında plak birikmesi de diş eti sorunlarına yol açabilmektedir. Gebelikte diş ve diş eti sorunları yaşayan kadınların, doktoruna gidip diş problemlerini bir an önce tedavi ettirmesi gerekir.


Eğer aşağıda geçen belirtilerden biri ya da daha fazlasından şikayetçiyseniz, dişinizi çektirmeniz gerekebilir.
  • Dişetinde veya dişte akut ağrı, 
  • Çürük ya da enfekte diş, 
  • Yiyecekleri zor çiğneme, 
  • Kanama, 
  • Şişmiş diş etleri, 
  • Konuşma zorluğu. 

Sevgili anne adayları anne karnındaki bir bebeğin herhangi bir zarar görmemesi için, gebelikte diş çektirmek ekstra özen gösterilmesi ve dikkat edilmesi gereken bir konudur. Bu sebepten dolayı, genellikle diş hekimleri hamile kadınlarda diş çekiminden kaçınmaktadırlar. Fakat, sorunlu dişi kurtarmak mümkün değilse ve enfeksiyon hızla yayılıyorsa, diş hekiminiz tarafından dişinizin çekilmesi önerilebilir.

Bu konudaki en önemli konu ise gebeliğinizin haftasıdır. Çünkü hekim tarafından diş çekimi, hamileliğin kaçıncı ayında olduğunuza bağlı olarak planlanır. Bu yüzden diş hekiminiz sizden doğum dokrotunuzun vereceği izin kağıdını ister. Ardından işlem yapabilir.

1.Trimester
Gebeliğin ilk 3 aylık döneminde, fetüsün organ gelişimi olur. Fetüs organları bu dönemde son derece hassastır ve bu yüzden de anne genellikle gerginlik ve stres yaşar. Genellikle uzmanlar hamileliğin ilk 3 aylık döneminde diş çektirmeyi önermemektedirler.

2.Trimester
Gebeliğin ikinci 3 aylık döneminde de yine fetal büyüme devam eder. Bu sebepten dolayı da diş hekimleri, diş çekimi ve diğer gerekli diş işlemleri için bu dönemi daha güvenli bir dönem olarak görürüler. Genellikle gebeliğin 3-6 ayları arasında gebelikte diş tedavisi yapılmasını uygun görürler.

3.Trimester
Gebeliğin son üçüncü 3 aylık döneminde ise hamile kadınlar diş hekimi koltuğunda saatlerce aynı pozisyonda oturmakta zorlanabilirler. Ayrıca bu dönemde gebede diş çekimi sırasında kanama artabilir ve zararlı olabilir. Bu yüzden doktor diş çekimi işlemini doğumdan sonraya erteleyebilir.

Gebelikte Diş Eti İltihabı Belirtileri
Gebelikte sıkça karşılaşılan diş eti iltihabı genellikle gebeliğin 2-8. ayları arasında ortaya çıkar. Bu rahatsızlığın belirtileri arasında eskiye göre daha da kırmızılaşan diş etleri gözlemlenir. Bunun yanı sıra dişinizi fırçalarken diş etlerinizde hafif kanamalar meydana gelebilir. Bunlar normaldir ve gebeliğin doğal süreçleri içerisinde yer alır.

Diş Eti İltihabı Nasıl Önlenir?
Diş eti iltihabını önlemek için ilk olarak rutin diş sağlığınıza daha da önem göstermelisiniz. Yani günde en az iki kere dişinizi fırçalamalı, bir kere de diş ipi kullanmalısınız. Ayrı bunlarla birlikte mikropları yok edici ağız gargaralarını da tercih edebilirsiniz. Bu dönemde kullanacağınız diş fırçası ve diş macunu seçimine de dikkat etmeniz gerekmektedir.


Gebelikte Diş Temizliğine Dikkat Etmeniz Gerekir
Bildiğiniz gibi özellikle gebeliğin ilk aylarında oluşan mide bulantısı ve kusmalar nedeniyle ağızda asit miktarının arttığı ve tükürüğün azaldığı görülmektedir.  Yine gebeliğin ilk aylarında anne adaylarının karbonhidrat içeren bazı yemeklere aşırı ilgi gösterdikleri bilinmektedir.  Gebelikte çok sık yemek yedikleri için ve yemeklerden sonra ağız ve diş temizliğine dikkat etmedikleri için anne adaylarında diş eti problemleri ve çürük oluşumu hızlanmakatadır. Bu sebepten dolayı yemekten sonra mutlaka dişlerinizi fırçalamanız gerekir.

Şunu unutmayın sevgili gebeler diş eti hastalıkları kendiliğinden geçmez ve tedavi gerektirir. Hekim tarafından enfeksiyonların en uygun antibiyotiklerle geriletilmesi gerekebilir. Size verilen bu antibiyotiklerin gebelik süresince kullanılabilir olup olmadığını doktorunuzdan öğrenebilirsiniz.

Halk Arasında Geçen Yanlış Bilgilere İnanmayın
Sevgili gebeler lütfen halk arasında geçen “Her gebelik bir diş götürür“,“Hamileyken diş doktoruna gidilmez“, “Bebekler anne karnındayken annelerin dişlerinden kalsiyum alır” bu ve buna benzer yanlış bilgilere asla inanmayın. Üstte de söylediğim gibi gebeyken ağızda çürük oluşumu, çürüğün gelişmesi ve diş eti problemlerinin görülmesi hamilelik döneminin çok hassas bir dönem olmasına bağlıdır. Bu dönemde yapmanız gereken sadece bu dönemde ağız ve diş temizliğinin daha dikkatli yapılmasıdır.

Gebeler Ne Zaman Diş Hekimine Gidebilir?
Anne adaylarında sıkça görülen diş ağrıları sebeplerinin başında gemellikle; diş eti sorunları,diş çürükleri, 20 yaş dişi ağrısı nadiren olsa da, eklem kökenli ağrılar gelmektedir. Bu yüzden diş hekimlerinin ve jinekologların anne adaylarına ilk olarak tavsiyesi, gebe kalmadan önce tüm ağız ve diş sorunlarını çözmeniz gerektiğidir. Fakat gebelik sırasında ortaya çıkan ağız ve diş sorunları için diş hekimlerince hastanın tedavisi ertelenmeli ve tedavileri doğumdan sonraya bırakılmalıdır. Önce de belirttiğim gibi hekimlerce uygun görülen diş tedavilerinin gebeliğin 4. ve 6. ayları arasında yapılmasıdır. Son 3 ayda da yapılabilen diş tedavileri gebenin artan vücut kitlesi ile beraber diş hekimi koltuğunda oturamamasından dolayı yapılamamaktadır. Fakat bunların dışında gebede dayanılmayacak kadar ciddi bir ağrı varsa hasta hangi gebelik haftasında olursa olsun jinekoloğuna danışarak tedavi için izin isteyebilir. Hangi dönemde olursa olsun bu dönemlerde anne adaylarına radyografi işlemi yapılmaz, varsa daha önce yapılan radyografiyeler ile ölçülür.

Gebelikte Karşılaşılan Diş Problemleri Karşısında Ne Yapılabilir?
Eğer anne adayında aniden bir diş ağrısı varsa bu dişin sinirinin hastaya eziyet verdiğinin göstergesidir. Böyle bir durumda hasta için kanal tedavisi gereklidir. Anne adayının bir sefere mahsus olmak üzere ve jinekoloğuna danışmak kaydıyla anestezi altında kanal tedavisi yapılabilir. Eğer sadece diş eti problemi yaşıyorsanız diş eti problemlerinde gebeliğin her ayında müdahale yapılabilir. Bunun dışında damak içerisinde 20 yaş dişleri genellikle ağrıya neden olur ve keskin bir ateşleme sonucu yeniden pasif döneme geçer. Diş hekiminin yapacağı muayene sonucunda yapılacak olan tedavi doğumdan sonraya ertelenebilir. Çünkü 20lik dişler için durumu görmek adına genellikle tomografi istenir ve bu ancak doğumdan sonra çekilebilir. Yine doktor tarafından eklem sorunu yaşayan bir gebeye gece plağı ya da splint verilir. Bu malzeme gebenin ağzına takarak gece rahat uyumasını sağlar. Ayrıca eklem ağrısı tedavisi gebeliğin her döneminde yapılmaktadır.

Sevgili gebeler son olarak eğer bu sorunların yaşanmasını istemiyorsanız mutlaka hamilelikte diş sağlığınıza ekstra önem gösterin. Dişlerinizi günlük olarak fırçalayın, diş ipi ve gargara kullanın. Ayrıca ağız gargaranızı florürlü ve alkolsüz seçmeye özen gösterin. Bunlarla beraber düzenli olarak diş hekiminize uğramayı da ihmal etmeyin.