SON YAYINLAR
latest

BEBEKLERDE İŞİTME TESTİ NE ZAMAN YAPILIR?

Bebeklerde işitme testi ne zaman yapılır?,İşitme testi nerede yapılır?,Yenidoğan işitme testi,Bebeklerde işitme testi,Bebek işitme taraması,GE,
YENİDOĞAN BEBEKLERDE İŞİTME TESTİ- OAE
QAE ( oto-akustik emisyon)testi yenidoğan bebeklerde işitme testinin en yaygın olarak yapılanıdır. QAE adındaki bu test genellikle bebek uyurken yapılır. Bu işitme testinin yapılmasının bebeğin gelecekteki yaşamı için önemi çok büyüktür. Yeni doğan bir bebeğin doğumundan sonra boy ve kilo ölçümlerinin yanı sıra genel sağlık testleri de yapılır. Bebek hastanedeyken de yapılan rutin testler arasında işitme tarama testi bulunmaktadır.

İşitme Testinin Önemi
İşitme testi yenidoğan bebeklere henüz hastanedeyken yapılır. Ama bazı durumlarda hastanede yapılmama durumu da vardır. Bu yüzden bebeğinize daha sonra da yaptırabileceğiniz işitme tarama testinin önemi bebeğinizin gelecekte süreceği yaşam biçimi açısından büyüktür. Bu test uygulandıktan sonra bebekte işitme sorunu olup olmadığına bakılmaktadır. Eğer yapılan testin sonucunda bebeğinizde işitme sorunun olduğu tespit edilirse, kesin teşhis için uzman doktor tarafından bu sorunla ilgili daha detaylı testler yapılması istenebilir.

Yenidoğan Bebeklerde İşitme Testi Ne Zaman Yapılır?
Herhangi bir sebepten dolayı bebeğinize hastanede bu test yapılmadıysa ya da bebeğiniz hastane dışında doğduysa bu testin sizin tarafınızdan gerçekleştirilmesi gerekir. Genellikle uzmanlarca önerilen en geç bebek ilk 2 ayını doldurmadan önce yapılmalıdır. O yüzden siz ebeveynler bu ilk 2 aylık süreyi aşmadan bebeğinize işitme tarama testi yaptırmalısınız.


İŞİTME TESTİ NASIL YAPILIR?
Bu test bebek uykudayken yapılır. QAE işitme testi yapılırken önce bebeğin dış kulak yolu girişine yerleştirilen bir uçla kulağa ses verilir ve bu sesin geri gelen yansımasıyla ölçülür. Ardından ölçüm sonrasında geri gelen bir yansıma var ise, bebeğin o kulağı "testi geçti, herhangi bir sorun yok ve normal işitiyor” olarak kabul görür. Eğer ölçüm sonrasında geri gelen bir yansıma yok ise bebeğin işitme sorunu olduğu ortaya çıkar. Ardından QAE'den daha kapsamlı olan BERA testi ile sonucun kesinliği saptanmaya çalışılır.

Bera Testi
QAE testinde işitmesinde sorun olduğu düşünülen bebeğe uygulanacak daha kapsamlı bir test vardır. Bu test BERA testidir. Bu test uygulanırken bebeğin bir kulağına "klik" sesi ya da "ton" tarzındaki bir ses verilir. Bu sesler bebeğin kafatası içindeki işitme merkezlerinde oluşturduğu elektriksel yanıtların saptanmasını sağlar. Bera testi OAE testine göre daha kapsamlıdır. Bu test de yine bebekler uykudayken yapılır. Ama tabi uykuda olmayan bebeklere yapılmaktadır. Ayrıca uyuyan bebeklerde sedasyon (refleksler korunarak, derinliği kontrollü olarak ayarlanabilen uyku hali) altında da yapılmaktadır. Uzmanlar tarafından bu testin bebeğe hiçbir zarar vermediği ve canını acıtmadığı belirtilir.

Bebeklerde İşitme Kaybına Yol Açan Riskler
Sevgili ebeveynler bebekleriniz doğduktan sonra da bazı riskler altındadır. Bebeklerde işitme kaybına neden olacak riskler doğum öncesi ve sonrası olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Bebeklerde doğum öncesinde ve anne karnında iken oluşabilecek riskler şöyledir;

  • Annenin hamilelik döneminde geçirdiği ciddi hastalıklar varsa ve bu hadtalıklardan dolayı ilaç kullanımı olduysa,
  • Anne veya babada bulunan genetik işitme kaybı hastalığı varsa,
  • Akraba evliliği varsa doğum öncesinde işitme kaybı riskinden söz edilir.

Yenidoğan bebeklerde doğumdan hemen sonrasındaki döneme ait meydana gelen riskler ise şöyledir;

  • Bebek doğduktan sonra yoğun bakım gerektirdiği durumlar ,
  • Yoğun bakımda mekanik havalandırma gerekliliği (özellikle 5 günden daha uzun süreli),
  • Bebeğin kulağına zarar veren ilaç kullanımı,
  • Bebeğin düşük doğum ağırlığı,
  • Sarılık,
  • Bebeğin erken doğumu (prematüre bebek),
  • İşitme kaybı yaptığı bilinen çoklu hastalıkların varlığı da yine doğum sonrasındaki riskleri belirtir.


Tedavi Yöntemleri
BETA testi sonucunda işitme probleminin olduğu görülen bebeklere, sırasıyla işitme kaybının doğrulanması için ileri testler yapılır. Kesin teşhisin konulması için, önce bebekte işitme kaybı olduğu tespit edilmesi sonrasında bebeğin sesleri duyabilmesini sağlayıcı işitme cihazlarının kullanımı anlatılır ve bu konuda anne baba eğitimleri sağlanır. Tedavi yapılacak yerde bebeğe destek verecek uzman eğitmenlerin bulunması ve zaman içinde gerek görüldüğü takdirde ileri tedavi yöntemlerinin gerçekleştirilmesi gerekir. Bunlar işitme kaybı tedavi süreci aşamaları olarak belirtilir.

Bebeğinizi Test Edin
Sevgili anne ve babalar sizler de yenidoğan bebeğinizi bir kaç uygulama ile test edebilirsiniz. Ama bu testi yapabilmeniz için bebeğinizin en az 3 aylık olması gerekir. Siz de bebeğinizde işitme kaybı olup olmadığını şu sorulara vereceğiniz cevaplarla test edebilirsiniz.
Yenidoğan bebeğiniz;

  • Bebeğiniz ani bir ses duyduğunda sıçrar mı?
  • Bebeğiniz sizin sesinizi tanır mı ve ağlıyorsa sesinizi duyunca susar mı?
  • Siz onunla konuştuğunuzda susar ya da güler mi?
  • Bebeğinizi emzirilirken ses duyduğunda emme davranışını arttırır ya da azaltır mı?

3 Aylıkken;
  • Bebeğiniz memnun olduğunu ifade eden 'agu gugu' gibi sesler çıkarır mı?
  • Bebeğiniz sizi gördüğünde güler mi?
  • Bebeğiniz size farklı ihtiyaçlarını anlatmak için farklı şekillerde ağlar mı?

İŞİTME TESTİ NEREDE YAPILIR?
Sevgili okurlar tüm anne ve babaların kabusu olan işitme sorunu için 'işitme testi nerede yapılır ya da hastanelerin hangi bölümünden randevu alınır? sorusu sıkça sorulan bir sorudur. Bu konuda da size yardımcı olmak isterim.
Yenidoğan bebeğinizin işitme testlerinin yapılması için öncelikle gideceğiniz hastanenin 'ODYOLOJİ' bölümünden randevu almalısınız ve çocuğunuzu randevu saatinde götürüp , sağlıklı bir işitmeye sahip olup olmadığı konusunda muayene ettirebilirsiniz. Odyoloji bölümü günümüzde tüm devlet hastanelerinde bulunmaktadır. Özel hastanelerde ise yine KBB bölümüne bağlı olarak çalışan işitme tarama bölümleri vardır.

HAMİLELİKTE KAŞINTIYA NE İYİ GELİR?

Hamilelikte kaşıntıya ne iyi gelir?, Gebelikte vajinal kaşıntı, Hamilelikte kaşıntıya iyi gelen kremler, Gebelikte kaşıntı, Gebelikte çatlak, G,
Gebelikte Vajinal Kaşıntı
Hamilelik sırasında genellikle görülen bir çok fizyolojik değişim mevcuttur. Haliyle bu değişimlerin getirdiği olumsuz etkiler vardır. Hamilelik sırasında görülen ve çok yaygın bir semptom olan vajinal kaşıntıdır. Genellikle bu rahatsızlık hamilelik sırasında vajinal akıntıda bir artış olduğu için ortaya çıkmaktadır. Aşırı görülen vajinal akıntı da kadın vulvasındaki cildin tahriş olmasına neden olmaktadır. Bunun dışında vajinal kaşıntıya yakalanmanızın bir başka nedeni de sabun, losyon veya bazı deterjanlardan dolayı cildiniz tahriş olmasıdır. Bu nedenden dolayı, vajinal kaşıntı sadece vajinal akıntı nedeniyle olabilir diyemeyiz. Vajinada görülen bazı nadir durumlarda, bir bakteri vajinozisi, maya enfeksiyonu,trikomoniyazis,herpes veya HPV gibi bir enfeksiyonun işareti de olabilir.

Gebelik sırasında oluşan hormonal değişiklikler vajinadaki pH seviyesinde bir değişikliğe neden olmaktadır. Haliyle oluşan bu pH dengesizliği de bir maya enfeksiyonuna neden olabilmektedir. Ayrıca aşırı miktarda şeker ve karbonhidrat içeren zayıf bir diyet bile bu enfeksiyona neden olabilir. PH dengesizliğinin ve kötü beslenmenin sonucu olan, genital bölgede mantar enfeksiyonuna neden olan mantar büyümesi de görülebilir. Sevgili gebeler hamileliğiniz sırasında vajinal kaşıntıya yakalandığınızda ilk olarak herhangi bir ilişkiden kaçınmanız tavsiye edilmektedir. Çünkü cinsel ilişkiye girmeniz cildinizi daha fazla tahriş edebilir ve kaşınmanın artmasına neden olabilir.

Bu yazımda öncelikle sizlere hekimler tarafından gebelere verilen ve gebelikte kaşıntıya iyi gelen kremleri paylaşacağım. Şu unutulmamalıdır ki bu kremler reçetesiz de satılmaktadır. Burada adı geçen her krem size uygun olmayabilir. O yüzden hekiminiz tarafından reçete ile yazılmadıkça bu kremleri kendi başınıza kullanmayınız. 


Hamilelikte Kaşıntıya İyi Gelen Kremler
  • Pruzon,
  • Mecitefendi Aynısafa Kremi,
  • Eumovate Krem,
  • Sudocrem,
  • Dermovate Krem,
  • Advantan,
  • Hipokort,
  • Stilex,
  • Fenistil.

Hamilelikte Kaşıntıya Ne İyi Gelir ?
Kaşıntılarınız dayanılmayacak kadar kötü hale gelmeden önlem almanızda fayda var. Şimdi sizlere evinizde de rahatlıkla uygulayacağınız bitkisel yöntemlerden ve hamilelik sırasında cildinize iyi gelmeyen bitkisel ürünlerden bahsedeceğim. Burada dikkat etmeniz gereken hamilelik sırasında cildin alerjik reaksiyonlara karşı daha hassas olduğudur. Size önce dokunmayan bir ürün gebeliğiniz sırasında dokunabilir. Bu yüzden bunları kullanmk için önce cildinizde küçük bir alerji testi yapabilir veya doktorunuzdan izin alabilirsiniz.
  • Yumuşatıcı özellikleri ile bilinen ve gebeler tarafından sıkça kullanılan yulaf ezmesi. Gebeliğiniz sırasında kullanacağınız yulaf ezmesi içeren bir uygulama , kaşıntı belirtilerinizi hafifletebilir. Cildinizi yumuşatır, enfeksiyonlarla savaşır ve çatlaklarınızın oluşmasını önler. uygulama olarak önce bir bardak yulaf ezmesini sade su veya sütle karıştırın ardından etkilenen bölgeye sürüp 15 veya 20 dakika boyunca hafifçe ovun ve durulayın.
  • Size önereceğim ikinci bitki Aloe Vera . Bu bitki antimikrobiyal özelliklere sahip doğal olarak mevcut bir nemlendiricidir. Taze Aloe Vera jeli, kaşıntılı ve tahriş olmuş cildinizi rahatlatmak için cilde doğrudan uygulayabileceğiniz bir üründür. Gebelik sırasında yan etkisi olmadığı için kullanımı güvenlidir. İsterseniz jeli uygulayıp bırakabilir ya da bir süre sonra bekledikten sonra yıkayabilirsiniz.
  • Yine etkili bir ürün olan kabartma tozu, her türlü kaşıntı ve kızarıklıkta anında rahatlama sağlayabilir. Kabartma tozu cildi rahatlatır ve her türlü kirletici veya mikroptan arındırır. Bu ürünü inceltmek için önce biraz su ile kabartma tozunu 2-3 çay kaşığı döküp karıştırın. Ardından karışımı etkilenen bölgeye uygulayın ve 15-20 dakika bekledikten sonra yıkayın.
  • Yoğurt , genital bölge etrafındaki kaşıntılara neden olan maya enfeksiyonlarını kıran çok popüler bir probiyotik ve ev ilacıdır. Yoğurdun faydalarında sadece tüm sisteminizi rahatlatma yoktur. Aynı zamanda cildinizi de rahatlatır,nefes almasını sağlar. Bunun yanı sıra cildinizi besler, tahriş olmuş bölgeyi yatıştırır ve nemlendirir.
  • Sıkça duymuş olacağınız bri yağ var. Bu hindistan cevizi yağıdır. Bu yağ kuru cilt ve ilgili cilt problemleri için yaşça eski bir ilaçtır. Gebelik sırasında vücutta hidrasyon eksikliği yaygın olur ve kaşıntılı cilde yol açar. Siz de bunu önlemek için günlük olarak hindistancevizi yağını kullanarak bu sorunu azaltabilirsiniz. Ayrıca hindistan cevizi yağı etkili bir nemlendiricidir ve  bunun yanında cilde herhangi bir bakteri veya mantar enfeksiyonu bulaşmasını engelleyen etkili bir antimikrobiyal etkiye sahiptir.
  • Bildiğiniz gibi kolestaz, hamilelik sırasında kaşıntılı deriye en çok katkıda bulunanlardan birisidir. Bunu engellemeniz için de size önerim var. Karahindiba kökü karışımının tüketilmesi, karaciğerinizi temizler ve kaşıntılı cilt dahil kolestaz belirtilerini hafifletir. Uygulamak için sadece bir bardak suya bir çay kaşığı karahindiba kökü ekleyin ve tüketin. Ayrıca karahindiba kökü kapsülleri de eczanelerde bulunmaktadır. Kullanmadan önce hekiminize danışmayı unutmayın.
  • Biberiye, yasemin, gül, adaçayı,fesleğen ve ardıç gibi bazı esansiyel özellik içeren yağlar hamilelik sırasında önerilmemektedir.
  • Bildiğiniz gibi limon suyu C vitamini açısından zengindir ve cilt faydaları ile bilinir. Limon suyu size sadece harika bir cilt kazandırmaz, aynı zamanda kaşıntınızı da hafifletir. Unutmayın limon suyu doğada asidiktir ve cildinizi tahriş edebilir. Bu yüzden uygulamadan önce cildinizde limon suyu kullanmak istediğinizde, su ile seyreltmeniz ve pamukla sürerek uygulamanız gerekir.
  • Yine çay ağacı yağı antifungal ve antiviral özelliklere sahiptir. Eğer cildiniz herhangi bir enfeksiyondan dolayı kaşıntılıysa, çay ağacı yağını önce biraz su ile seyreltin ve etkilenen bölgenize uygulayın. Ayrıca bu yağı biraz zeytinyağı veya hindistan cevizi yağıyla karıştırabilir ve ek bir nemlendirici etki için etkilenen bölgenize masaj yapabilirsiniz.
  • Soğuk kompres yine kaşıntılı ciltler için en kolay ev yöntemidir. En zararsız uygulamalardan biridir. Çünkü soğuk su hiçbir katkı maddesi içermez. Uygulamak için önce soğuk suya bir bez daldırın ve etkilenen bölgenize uygulayın. Kaşıntılı bölgenize koyduğunuz soğuk kompres anında rahatlama sağlar, kızarıklığı ve tahrişi azaltır. Eğer kaşıntınız devam ederse doktora başvurmanız her zaman iyi bir fikirdir. Eğer üstüne düşülmezse, kaşıntınız artabilir ve daha kötü cilt koşullarına yol açabilir.
  • Sevgili gebeler kuru cilde yol açtığından güçlü kokulu sabun ve jeller kullanmayınız. Cildinize faydalı olan sabun veya duş jelleri kullanın. Üstünüze temiz ve kuru gevşek giysiler giyin. Sıkı ve ıslak kıyafetler kuruluğu etkileyen cilde sürtünür ve kaşınmaya neden olur. Ayrıca,güneşten gelen UV ışınlarının kuru cilt üzerindeki döküntüleri şiddetlendirdiği bilinmektedir. Lütfen cildinizi sık sık ve yeterli bir şekilde nemlendirin. Nötr pH değerine sahip iyi nemlendiriciler kullanın.

Hamilelik hormonal değişiklikler sırasında kaşıntı için temel nedenlerden biri olabilir. Fakat,bu rahatsız edici kaşıntı sorununa maruz kalabileceğiniz farklı nedenler de vardır. Bu sebeple aşırı derecede kaşıntınız varsa mutlaka hekiminize görünün. Ayrıca üstte de belirttiğim gibi makalede yer alan herhangi bir uygulamadan önce mutlaka hekiminize danışın!

GEBELİKTE ŞİDDETLİ BEL VE KALÇA AĞRILARI

Gebelikte şiddetli bel ağrısı, Hamilelikte şiddetli bel ağrısı, Gebelikte bel ağrısı nasıl geçer?, Gebelikte bel ağrısı neden olur?, Hamilelikte bel ve kasık ağrısı, G,
Hamilelik bazen çok acı verici ve rahatsız edici bir deneyim olabilir.
Her şeyden öte bazı kadınlar pelvik bölgelerinin (kasık, kalça ve bel çevresi) hatta popolarının bile canlarını yakmaya başladığını fark edeceklerdir.

Gebelikte şiddetli bel ağrısı, sırt ağrısı gibi durumlar sıkça yaşanmaktadır. Bebek bekleyen biri iseniz ve pelvik bölgenizin (kasık, kalça ve bel çevresi) acıdığını hissediyorsanız hamilelik sırasında meydana gelen bu ağrılar hakkında bilmeniz gereken her şeyi anlatmaya çalışacağım.

PELVİK KUŞAK AĞRISI NEDİR?
Gebelikte Bel Ağrısı Neden Olur?

"Pelvik kuşak" kasık veya pelvisteki semptom ve ağrılar topluluğunu ifade eden genel bir terimdir. Kadın Doğum Uzmanları ve Jinekologlar bunu şöyle açıklıyor: 'Bu ağrılar gebelikte sık görülürler. 5 kadından birinde muhakkak görüldüğü gibi hareketliliğinizi ve yaşam kalitenizi etkileyebilir.'

Bu durum eklemlerin düzensiz hareket etmesinden kaynaklanır yani pelvik kuşak (popo ile kalça bölgesi) daha az stabil hale gelebilir. Bebeğiniz haftada bir biraz daha büyüdükçe, kilo artışı ve duruşunuzdaki değişiklikler pelvisinizi daha fazla zorlayacak ve bu ağrıları daha belirgin hale getirecektir. Ayrıca daha önce sırt problemleri yaşadıysanız, kalça bölgenizde yaralanma geçirdiyseniz veya hipermobilite sendromunuz varsa pelvik ağrılarınız daha fazla olacaktır.

Bunun yanı sıra hamilelikte bel ağrısı nedenlerinden biri de gebelik sırasında vücudunuz gevşeme hormonunu üretir. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde adından da anlaşılacağı gibi bu hormon vücudunuzdaki bağları, eklemleri ve kasları gevşetir. Bu rahatlama önemlidir çünkü vücudunuzu doğum için hazır hale getirir, böylece bebeğiniz de pelvisinizden kolayca geçebilir. Bununla birlikte bu gevşeme durumu hamile kadınların sancı, ağrı, yanma ve “daha gevşek” bağlar nedeniyle daha hantal hissetmelerine neden olabilir.

Fakat pelvik kuşak ağrısı yuvarlak bağ ağrısından farklıdır. Yuvarlak bağ ağrısı tipik olarak hamileliğin ikinci üç aylık döneminde karnınızdaki keskin batma hissi ile kendini gösteren bir ağrıdır.


PELVİK AĞRILAR TEHLİKELİ MİDİR?
Pelvik ağrı bebeğiniz için zararlı değildir. Bununla birlikte elbette rahatsızlığa neden olur ve yürümenizi zorlaştırabilir. Pelvik ağrı çekiyorsanız pratisyen hekiminizi ziyaret edin, muhtemelen sizi bir uzmana yönlendirecektir. Bir fizyoterapist pelvik kuşak ağrınız olup olmadığını görmek için hareketlilik, ağrı ve eklem dengenizi test edebilir.

PELVİK KUŞAK AĞRISININ BELİRTİLERİ NELERDİR?
Hamilelikte bel ve kasık ağrısı yaygın görülse de açıkçası eğer pelvik kuşak rahatsızlığınız varsa bir tür kalça, kasık ağrısı çekeceksinizdir. Ancak ağrılar her zaman bu alanlarla sınırlı değildir. Ancak Dünya Sağlık Örgütü'ne göre aşağıdaki farklı bölgelerde de ağrı hissedebilirler:
Ön kısımdaki kasık kemiğin üzerinde, kabaca kalçalarınızla aynı hizada,
Belinizin bir veya iki tarafında,
Vajinanız ve anüs arasındaki alanda (perine),
Diğer uyluklarına yayılan ağrılar.

Ağrı genellikle yürüme, merdiven çıkma, üzerinizi giyinip çıkarırken tek bacak üzerinde durma, yatakta dönme anlarında daha da kötüleşir. Giyinmek veya arabaya girip çıkmak gibi günlük işler sırasında acı çekiyorsanız pelvik kuşak ağrısı olabileceği için mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Rahatsızlığın yanı sıra pelvik bölgede bir çıtırdama veya gıcırdama olup olmadığını anlamak için zaman zaman vücudunuza kulak verin.

Gebelikte bel ağrısı nasıl geçer?
Hamilelikte bel ve kasık ağrısının üstesinden nasıl gelinir?
Hamilelikte bel ağrısına ne iyi gelir? diye düşünüyor olabilirsiniz.
İşte şimdi o kısma geldik.

HAMİLELİKTE BEL VE SIRT AĞRISINI HAFİFLETME TÜYOLARI

OTURARAK GİYİNİN
Hamileyken kot giymek için tek ayak üzerinde duruyor ve kot pantolonunuzu yukarı çekmek için uğraşıyorsanız bu durum pelvik ağrınızı daha da kötüleştirmenize neden olur. Üzerinizi giyinir yada çıkarırken yatağın ucuna oturun!

RAHAT AYAKKABILAR KULLANIN
Konforlu ayakkabılar hamilelik sırasında uygulanabilecek en iyi fikirlerdendir. Ne yazık ki pelvik ağrıdan veya hamilelikle ilişkili başka semptomlardan veya şişlikten muzdaripseniz topuklulara veda etmek çok doğru bir tercih olacaktır.


DİZLERE DİKKAT
Birçok hamile kadın dizlerini-bacaklarını birbirinden ayırmanın, arabadan inerken ağrılarını daha da kötüleştirdiğini fark eder. Bu gibi durumlarda dizlerinizi bir arada tutun ve bacaklarınızı açmak yerine dizleri birlikte tutarak dönmeyi deneyin.

ZAMAN VARSA DİNLEN
Gebelikte istirahat çok önemlidir. Her şeyi iyileştirir! Pelvik ağrınız sizi rahatsız ediyorsa arkanıza yaslanın, rahatlayın ve ayaklarınızı yukarı kaldırın. Merak etmeyin acıyı daha da kötüleştirmez ;)

HAMİLE YASTIĞI
Hamilelik yastığıyla yatmak veya bacaklarınızın arasına sıradan bir yastık koymak pelvik ağrıyı hafifletmeye yardımcı olacaktır.

SAVURMA VE DÖNME
Yatağa uzandığınızda dizlerinizi bir arada tutun ve kalçanızı sıkın.

CİNSELLİK
Hamileyken eşinizle birlikte olmak istiyorsanız el ve dizleriniz üzerinde olmak gibi farklı pozisyonlar uygulamak pelvik rahatsızlığınızı gidermeye yardımcı olabilir.

AKTİF OLUN
Hamilelik sırasında belirli egzersiz veya aktiviteler pelvik ağrınızı daha da kötüleştirse bile aktif kalmak önemlidir. Hafif bir yürüyüş her zaman iyi hissetmenizi sağlayacağı gibi kasları ve eklemleri germek için de iyi bir yöntemdir.

Ayrıca mide, sırt ve kalçalarınızın yanı sıra pelvik bölgenizi güçlendirecek bazı egzersizler de yapabilirsiniz.

YARDIM ALIN
Pelvik ağrınız etrafta dolaşıp ev işlerini tamamlamanızı zorlaştırıyorsa yardım isteyin. Eşinize, ailenize veya çocuklarınıza ev işlerinde size yardım etmelerini söyleyin.

TEK SEFERDE BİR ADIM
Merdivenlerden çıkmak da hamilelikte bel ve kasık ağrısı artışına neden olabilir. Normalde merdivenleri uzun adımlarla (tek adımla 2 basamak çıkmak gibi) çıkıyor olabilirsiniz ama artık daha kısa adımlar atmak gerek :)

SU EGZERSİZLERİ
Pelvik ağrıya yardımcı olmak için bazen doktorunuz tarafından suda egzersiz yapmanız önerilebilir. Bu egzersizler dengeyi artırabilir. Ayrıca birçok egzersiz türüne göre eklemler üzerinde daha düşük etkiye sahiptirler. Yani su egzersizi sonrası eklem ağrısı ya hiç yaşamazsınız ya da yaşıyorsanız bile hafif seviyede olacaktır.

ELLE UYGULANAN TEDAVİLER
Osteopati gibi doğrudan elle uygulanan tedaviler hamilelikteki bel ve kasık ağrılarınızı iyileştirebilir. Doktorunuz tedavi için size tavsiyede bulunabilir ancak gitmeye karar verdiğinizde sertifikalı ve deneyimli bir uygulayıcıya gittiğinizden emin olun.

HAMİLEYKEN TÜY DÖKÜCÜ KREM KULLANILIR MI?

Hamileyken tüy dökücü krem kullanılır mı?, Tüy dökücü krem gebelikte kullanılır mı?, Hamilelikte tüy dökücü krem kullanımı, GZ, Gebelikte tüy dökücü krem, Hamilelikte tüy dökücü, G,
TÜY DÖKÜCÜ KREM GEBELİKTE KULLANILIR MI?

Hamileyken tüy dökücü krem kullanılır mı? sorusu aslında birçok kadının merak ettiği bir durum. Çünkü normalde bakımlı olan ve tüylerinden rahatsız olan kadınlar gebelikteki bu ani tüylenmeden dolayısı ile rahatsız oluyorlar.

Gebelikte tüy dökücü krem kullanmak güvenlidir ancak cildinizi eskiye göre daha fazla tahriş ettiğini görebilirsiniz.

Tüy dökücü kremlerdeki kimyasallar tüylü alanların keratin denilen yapısal bileşeni üzerinde etkilidirler. Bilindiği gibi tüy dökücü kremler tüylerinizin cildinizden kopmasına, ayrılmasına neden olur ve bu kimyasalların ayırt edici kokusununun üzerini örtmek için güçlü kokular kullanılır.

Bu tüy dökücü kremlerin içeriğindeki kimyasallar cildinizi tahriş edebilir veya alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Hamilelik döneminde cildiniz daha hassas olabileceğinden bunların hamilelik sırasında yaşanabilmesi daha olasıdır.

Bu nedenle her ne kadar rahatsız edici buluyor olsanızda cımbızla alma, mumlama, epilasyon veya tıraş bıçağı kullanma gibi diğer yöntemlerini deneyebilirsiniz.

Hamilelik sürecinde saç ve tüylerinizin büyüme hızında ve çoğalmasında artış görülebilir. Koltuk altında, kasık bölgenizde, bacaklarınızda, karnınızda ve bazen yüzünüzde bile bu artışı görebilirsiniz. Bu ekstra tüylenmeyi tetikleyen şey hamilelik dönemindeki büyüme hormonlarıdır. Bu durumunuzun doğumdan sonra altı ay içinde normale dönmesi gerekir.


Hamilelikte tüy dökücü kremleri kullanmayı düşünürseniz aşağıdaki güvenlik adımlarını dikkate alın:
  • Kremi uygulamadan önce üzerindeki talimatları dikkatlice okuyun.
  • Kremi sağlıklı görünmeyen cilt üzerinde veya yüzünüzde kullanmayın.
  • Hassas ciltler için özel olarak formüle edilmiş bir ürün kullanın.
  • Ürünü hamile kalmadan önce kullanmış olsanız bile kremi tekrar kullanmadan önce cildinizin küçük bir alanı üzerinde test yapın.
  • Odayı iyi havalandırın. Tüy dökücü kremler rahatsız edici, güçlü kokulara sahiptirler.
  • Sürdükten sonra kremi cildinizde gereğinden fazla tutmayın. Kremin cildinizde ne kadar süre kalacağını zamanlamak için saat kullanın. Talimatlarda önerilen minimum süre dolduğunda temizlemeye başlayın.

HAMİLELİKTE TÜYLENME ARTIŞININ NEDENLERİ

Hamilelikte saç büyümesinin artmasının yaygın nedenleri şunlardır:
  • İlk üç aylık dönemde vücutta androjen düzeyinde bir artış olur ve bu da tüylerin büyümesini arttırır. Ayrıca tüy dökülmesi düşük oranda olduğu için yeni çıkan tüylerle birlikte hacimli, dolgun ve kalın olur.
  • Doktorlar hamilelik sırasında kadınlara vitamin takviyesi önerirler ve bu da tüylerin daha hızlı büyümesini sağlar. Pasif saç kökleri progesteron adı verilen hormonun varlığı nedeniyle canlanırlar. Daha az tüy-saç dökülmesinden ve daha kalın tüylerden sorumlu olan hormon da budur.
  • Uzun süreli iyi uykular ve daha büyük öğünler hamile kadının vücudundaki stres düzeylerinin azalmasına katkıda bulunur. Bu da daha hızlı tüylenmeye neden olur.
  • Hamilelik sırasında fazla androjen üretimi vücudun diğer bölgelerinde de tüylerin uzamasına neden olabilir. Kollardaki, bacaklardaki, karındaki, yüzdeki ve bazen meme uçlarındaki kıllanma rahatsızlık verici olabilir ama bu sürecin doğasında vardır.
  • Uzun saçlı kadınlarda kalınlık ve saç dokusunda değişiklik olması muhtemeldir. Vücut kılları ise doğumdan sonraki 6 ila 7 ay içinde kaybolur.

HAMİLELİKTE KAŞINTI NEDENLERİ

Hamilelikte kaşıntı nedenleri, Hamilelikte ellerde kaşıntı, Hamilelikte kaşıntı nasıl geçer?, Hamilelikte kaşıntıya ne iyi gelir?, Gebelik kolestazı, Gestasyonel kolestaz, G, Ö,


HAMİLELİKTE KAŞINTI NEDENLERİ 
Hamileyseniz,vücudunuzda yaşanılacak pek çok değişimi görmeye hazır olun! Gebelikteki en büyük sorunlardan bazıları kilo artışı,cilt tonunda değişiklikler, kramplar, ve de ciltte kaşıntıdır. Birçoğunuz yaşanılacak bu sorunları bilse bile bu değişikliklerin normal olup olmadığını merak edebilirsiniz. Sevgili anne adayları gebe olduğunuzda vücudunuz hem hormonal, hem de duygusal bir dönüşüm geçirir. Genellikle hamile kadınların yaklaşık dörtte birinin ortak semptomu kaşıntıdır. Bildiğiniz gibi hamilelik vücudunuzda birçok değişiklik getiriyor. Haliyle bu değişikler beraberinde farklı sorunlar da getirir. Bunlardan bazıları mide bulantısı,vücut ağrıları,kramplar ve kaşıntılardır. Gebelik sırasında kaşıntılı deri canınızı sıkabilir. Kaşıntı vücutta oluşan farklı faktörlere bağlı gelişebilir. Bunlar ;kilo alma,hormonal dengesizlik ,hidrasyon eksikliği veya enfeksiyon gibi çeşitli faktörlerdir.
Üstte sözü geçen her durum, gebeliğin çeşitli aşamalarına özgüdür fakat,doğum uzmanınızın tavsiyelerini takip ederseniz hamilelik sırasında derinizdeki bu değişiklikler büyük bir zorluk haline gelmez.
Hamilelik evresinde iniş ve çıkışlar vardır. Gebelik bir anne adayı için büyük bir nimet olsa da, bazı sorunlar sizi rahatsız edebilir. Gebelikte görülen ekstra kan pompalama ve sallanan hormonların getirdiği kaşınma gibi yan etkiler şaşırtıcı değildir. Böyle bir durumda gerilen cildiniz, cildinizde artan kan akımı ve hormonal seviyedeki değişiklikler kaşıma isteğini daha da artırır. Genellikle gebelikte görülen bu kaşıntı kasıklarda, karın bölgesinde ve göğüslerde daha belirgin görülür.
Şimdi sizler tarafından sıkça sorulan sorulara cevap vereceğiz.

Hamilelikte Kaşıntı Nedenleri Nelerdir?
gebelik sırasında görülen hafif kaşıntı çok kaygı verici değildir ve çoğu zaman vücudunuzda meydana gelen değişiklikler sonucunda gelişen bir durumdur. Genellikle görülen kaşıntı nedenleri şunlardır:
  • Cilde artan kan akımı,
  • Gergin cilt,
  • Gelişen çatlaklar,
  • Hormonal değişiklikler,(özellikle östrojen seviyesindeki artış, kaşıntı hissinin başka bir sebebidir)
  • Cilt nemden yoksun kalır, genişler ve uzar,kurur ve kaşınmaya başlar. Bu durumda ciltteki kuruluğu tedavi etmek sorunu çözecektir.

Hamilelikte görülen diğer ciddi kaşıntı nedenleri:


Gestasyonel Uçuk
Gebelerde görülme sıklığı oldukça değişkendir. Çünkü bu rahatsızlık genellikle çok sayıda çocuğu olan kadınlarda görülür ve beyaz kadınların büyük bir bölümünde (yüzde 70) görülür. Bu rahatsızlık ilk önce kaşıntıyla başlar, sonrasında sinir bozucu bir kabarcığa dönüşür. Genellikle göbek deliğinin yakınında, karında ortaya çıkar.

Gestasyonel Uçuk Tedavisi
Yaşanılan bu durum bağışıklık sisteminizle ilgilidir ve kortikosteroidler veya antihistaminik ilaçlarla tedavi edilmelidir. Vücuttaki bu kabarcıklar doğumdan sonra bile birkaç hafta daha vücutta kalabilir.  Bu sebepten dolayı tedaviye doğumdan sonra da devam edilmelidir.

Polimorfik Döküntü
Gebelik sırasında belki de en sık görülen cilt şikayeti polimorfik döküntüdür. Özellikle ilk kez anne olan kadınlarda ve ikiz gebeliklerde görülme olasılığı daha yüksektir. Ayrıca aşırı kilolu olmanız, bu cilt hastalığına yakalanma olasılığınızı daha da artırır. Polimorfik döküntü ciltte büyük lezyonlara neden olan çok yoğun ve neredeyse dayanılmaz bir kaşıntı olarak tanımlanır. Ciltte görülen bu lezyonlara dokunulduğunda hissedilir ve kırmızımsı renktedir. Genellikle gebe kadının kalça, karın, kol ve bacaklarında görülürler.

Polimorfik Döküntü Tedavisi
Bu cilt rahatsızlığının en önemli nedeni, parakeratoz yani ciltte doğal keratini değiştiren ve aşırı ısınma ve kaşınmaya neden olan hücrelerin oluşmasıdır. Tedavi için ise lezyonlara günde birkaç kez güçlü bir ilaç olan 'kortikosteroid' sürülmelidir.

Folikülit
Folikülit de yine bir cilt döküntü türüdür ve çok kaşıntılı sivilcelere yol açmaktadır. Ayrıca gebe kadınların vücudunda da ortaya çıkabilir. Özellikle ikinci trimesterde fark edilebilir ve doğumdan sonra yok olma eğilimi gösterir. Bu rahatsızlık akne ve hormonal reaksiyonlarla ilişkilidir.

Folikülit Tedavisi
Hekimler tarafından gebelik döneminde folikülit tedavisi için kortikosteroid uygulanmaktadır. Ayrıca yine uzmanlar tarafından benzoil peroksit ve ultraviyole B terapileri de önerilmektedir.

Prurigo
Prurigo adındaki cilt hastalığının görülme sıklığı gebeliğin ilk trimesterinde daha yüksektir. Bu rahatsızlık nodüllere dönüşen gözle görülen yüksek lezyonlar üretir. Vücutta yaygın olarak kol ve bacaklarda görülür ve yoğun kaşıntı yaratır.

Prurigo Tedavisi
Bu hastalığın tedavisi için hekim tarafından verilen kortikososyal kullanımında fetüs üzerinde doğrudan bir etkisi yoktu. Bu tedavi için en etkili olanıdır. Ayrıca antihistaminik ilaçlar, kaşıntı eğer kadın için dayanılmaz bir hâl alırsa kullanılabilir.

Hamilelik Sırasında Oluşan Kaşıntı Normal Midir ?
Evet sevgili anne adayları,gebelikle birlikte büyüyen göbeğinizden dolayı cildiniz gerilir ve bu nedenle kaşıntı da normaldir. Bazı durumlarda hamilelikte ellerde kaşıntıyla birlikte, göğüsleriniz, avuçlarınız ve ayaklarınız da kaşınmaya başlayabilir. Bunun nedeni ilerleyen gebelikle birlikte gelişen hormonal değişiklikler ve cilt durumlarından kaynaklanmaktadır . Eğer kaşıntınız ciddileşirse, hemen sağlık uzmanınıza danışmalısınız.

Gebelikte Kaşıntı Ne Zaman Başlar ?
Genellikle gebelikte kaşıntı ikinci trimesterde yani 13 ila 28 hafta arasında başlayabilir. Fakat, ilk veya üçüncü üç aylık dönemde de ortaya çıkabilir. Ayrıca eğer ikiz gebeliğiniz varsa cildiniz normal gebelikte olduğundan daha fazla gerebileceği için kaşıntınız daha çok olacaktır.

Gebelikte Kaşıntı Bebeğime Zarar Verir Mi ?
Gebelikte görülen hafif semptomlu kaşıntı vakalarının çoğunda bebeğe bir zarar gelmez ve etkilemez. Gebe için sadece acı veren bir süreçtir , ancak bebeğinize herhangi bir zarar vermez.

Gebelikte Kaşıntının Tehlikeleri Nelerdir? 
Sevgili gebeler vücudunuzda görülen kaşıntılı bir karın ciddi bir tıbbi durumun belirtisi olabilir. Şiddetli kaşıntı ile birlikte, döküntüler de gelişebilir. Böyle bir durumun habercisi olan rahatsızlık 'kolestaz'dır. Bunun oluşumundaki neden karaciğer enzimleridir ve tedavi ile önlem alınmazsa annede ve bebekte ciddi tehlikeler yaratır.


Gestasyonel Kolestaz(Gebelik Kolestazı)
Bu rahatsızlık ciltte şiddetli kaşınma şeklinde görülür. Bu kaşıntı öyle yoğundur ki kendinizi yaşadığınız acıyı unutup kendinizi yaralayabilirsiniz. Bir başka deyişle, cilt lezyonları kaşıntıdan değil, kaşıntıyı hafifletmek için tırnaklarınızın yaptığı hareketten kaynaklanır. Ayrıca bu kaşıntı sadece karında görülmez, hamilelikte ellerde kaşıntı şeklinde de görülebilir. Bazı gebelerde kaşıntılı cilt biraz sarı olabilir. Tıbben bu durum sarılık olarak bilinir. Bunun sebebi bromin sulfataleine denilen bir maddeyi salgılayan karaciğerdir. Bununla birlikte gebelik sırasında östrojen artışı da bu durumda rol oynar.

Gebelik kolestazı belirtileri arasında şunlar yer almaktadır:
  • Genellikle en belirgin belirtisi ayaklarda ve ellerde yada karında kaşınma hissi olması.
  • Koyu renkli idrar,
  • Safra taşı olmadan ağrı hissi,
  • Bağırsak hareketlerinde (dışkıda)soluk-açık renkler,
  • Yorgunluk veya halsizlik,
  • İştah kaybı,
  • Depresyon hali,
  • Aynı zamanda ciltte yer yer göz ve mukoza zarlarında sarılık ve mide bulantısı da görülebilir.

Kolestaz Bebeğe Zarar Verir Mi?
Eğer kolestaz tedavi edilmezse bebek için maalesef erken doğum ya da ölü doğum riskini arttırabilir. Anne karnında gelişmekte olan bir bebek, kanındaki safra asitlerini atmak için annenin karaciğerini kullanır. Bu sebepten dolayı da annede safra seviyesi yükselir ve bebek karaciğeri de bundan etkilenir. Kolestazı olan kadınlar yakından izlenmeli ve bebeğin akciğerleri olgunlaştıktan sonra öncelik doğuma verilmelidir. Yani genellikle bebeği riske atmamak için doktorlar bebeğin akciğer gelişimini gözlemledikten sonra doğumu erken başlatabilirler.

Başka Bir Hamilelikte Kolestazın Tekrar Etme Olasılığı Nedir?
Gelecekte yaşayacağınız gebeliklerde tekrar kolestaz yaşayıp yaşamayacağınızı bilmek neredeyse imkansızdır. Bazı araştırmalara ve kaynaklara göre kolestaz gelecekteki hamileliklerde yüzde 90 tekrarlıyor ancak bu araştırmalarda kesinlik belirtilmemiştir. evgili anneler eğer tekrar hamile kalmayı planlıyorsanız, önce doktorunuza danışarak çeşitli önlemleri alın. Ardından kolestazı durdurmak için neler yapabileceğinize birlikte karar verin

Kolestaz Tedavisi
Bu rahatsızlık için öncelikle hekim tarafından bir kan testi yapılır. Çıkan kan sonucunda alkalin fosfataz, transaminaz ve bilirubin artışı görülecektir. Bu sebeple, genellikle tedavi üredeoksikolik asit yanında resinkholestiramine ve antipruritik ilaçlarla yapılmaktadır.
Kolestaz yaşayan çoğu gebe tedaviyle birlikte kısa sürede iyileşecektir. İyileşme sonucunda gebenin derisinde izler kalabilir bunun nedeni de rahatsızlıktan dolayı deride kaşıma esnasında ciddi yırtılmalardır.

Hamilelikte Kaşıntı Nasıl Geçer?
Sevgili gebeler hamilelik sürecinde kendinize en iyi şekilde bakmanız ve böylece büyük rahatsızlıklara neden olabilecek şeylerden kaçınmanız oldukça önemlidir. Gebelik sırasında yaşayacağınız kaşıntılı cildinizi yatıştırmak için birçok ürün bulunmaktadır. Bunlarla beraber tahriş olmuş cildinizi herhangi bir yan etki olmadan rahatlatan doğal olarak mevcut bileşenler de bulunmaktadır. Eğer hafif kaşıntılarınız varsa doktorunuz size doğal ürünleri de önerebilir. Eğer aksine şiddetli kaşıntı yaşıyorsanız, o zaman altta yatan bir enfeksiyon veya işlev bozukluğu olabilir.  Bu durumda derhal doktorunuza başvurmanız gerekir.

Hamilelikte kaşıntı nasıl geçer derseniz önce aşağıdaki önlemleri alıp kaşıntıyı önleyebilirsiniz.
  • Her duşta vücudunuzu çok iyi temizleyin,
  • Günde en az 2-3 litre su için,
  • Kış ayındaysanız her gün cildinizi nemlendirici kremlerle cildinizi nemlendirin,
  • Yaz ayındaysanız kendinizi güneşten koruyun ve koruyucu kremler sürün,
  • Yaz ayındaysanız üstünüze serin tutan kıyafetler giyin,
  • Çok yağlı gıdalardan kaçının,
  • Parfümlü veya alkol içeren losyonları kullanmayın.

Nihayetinde, gebelik döneminde cildinizde değişimler yaşanacağını kabul etmelisiniz. Gebelikle beraber karnınız büyür ve bu durum, cilt dokusunun esneyip gevşemesine neden olur. Haliyle, vücudunuzda çatlak izleri ortaya çıkar.
Ayrıca ısı ve terleme aynı zamanda kıvrımlı bölgeleri tahriş ederek daha fazla kaşıntıya neden olabilir. Gebeler,yaşadığınız bu rahatsızlıkların büyük bölümünün doğumdan sonra kaybolacağını ve cildinizi yenilemek için çeşitli madde veya kremleri kullanabileceğinizi unutmayın.

HAMİLELİĞİN GÜZELLİĞE 5 ŞAŞIRTICI ETKİSİ

GZ, Memede sancı, Memelerin büyümesi, Göğüslerin büyümesi, Memelerin büyümesi, hamilelikte cilt kuruluğu, Hamilelikte güzellik,Gebelikte güzellik,
HAMİLELİKLE GELEN GÜZELLİK
Hamilelik vücudunuzu birçok yönden değiştirir. Fakat inanılanın aksine hepsi şişmiş ayak bilekleri ve sabah rahatsızlıklarından ibaret değildir. Hormonlardaki artış vücudunuzun görünüşünü olumlu yönde değiştirebilir.

1) CİLDİNİZ DAHA PARLAK OLABİLİR
Parlama zamanı geldi mi? :)
Hamilelikde cildin parıldaması gerçektir. Bu cilt güzelliği ise kan hacmi, östrojen ve progesterondaki bir artışın bir sonucudur. Bunlar vücudunuzda harmanlanarak cildinize daha güçlü, ışıltılı ve çok daha dolgun bir görünüm verirler. Kulağa hoş geliyor ;)

2) YENİ KIVRIMLARA MERHABA
Üçüncü trimesterde döneminde doğum kanalının doğum hazırlığından dolayı genişlemesini sağlamak için kalçanızdaki bağların yumuşaması nadir bir durum değildir. Bu kendinizi daha yumuşak, daha seksi yeni kıvrımlara sahip bir şekilde bulmanın hamileliğin en güzel sürprizlerinden biri olduğu söylenebilir.

3) DAHA BÜYÜK GÖĞÜSLER
Bazıları bu durum için endişelense bazıları ise bunu bir nevii lanet olarak görse de göğüslerinizin boyutu hamilelik sırasında ikiye katlanabilir. Kişiden kişiye göre bu etki değişse de gebelikte göğüslerin büyümesi kaçınılmazdır. Östrojendeki artışlar meme dokusunun çoğalmasına neden olur bu durum da daha dolgun ve daha büyük göğüslere sahip olacağınız anlamına gelir. Memede sancı yaşanmasının sebeplerinden biri de budur.

Özellikle çok küçük göğüsleri olan kadınların özgüven problemi olduğu ve psikolojik olarak da rahatsızlık hissettikleri bilinen bir gerçektir. Aslında bu yönüyle hamilelik en çok onlara yarayacak diyebilirim :)


Bir kötü yanı ise zaten büyük göğsü olan kadınların daha büyük göğüslere sahip olabileceğidir, ki bu durum eğer aşırıya kaçarsa ilerleyen dönemlerde iskelet sisteminde bozukluklara, boyun ve bel ağrılarına bile neden olabilir. Çünkü standartlardan çok büyük göğüs öne daha fazla ağırlık çökmesi demektir. İskeletiniz bunu taşırken bazı rahatsızlıklar hissetmeniz kaçınılmazdır.

4) DUDAKLARINIZ DAHA DOLGUN OLABİLİR
Kan hacmindeki artış sadece cildinizi değil dudaklarınızı da etkiler. Yaşadığınız hormonal değişiklikler daha kırmızı ve daha dolgun dudaklara sahip olmanızı sağlar. Tabii ki her kadında hamileliğin etkileri aynı olmayabilir ama genel olarak görülen hamilelik sürecindeki değişimlerden biri de dudaklardaki bu değişimdir.

5) CİLT HASTALIKLARINA VEDA EDİN
Hamilelik sırasında bazı cilt hastalıklarınızın iyileştiğini fark edebilirsiniz.
Hamilelik maalesef çoğu zaman ciltteki kabarıklık ve lekelerle ilişkilendirilirken az bilinen faydalı bir etkisi ise hamilelik sırasında istenmeyen cilt rahatsızlıklarının ortadan kalkabileceğidir. Egzama, sedef hastalığı ve diğer iltihaplı, rahatsız edici cilt durumları vücudunuz bebeğinizi beslemeye adapte olurken ortadan kalkabilir veya büyük oranda iyileşerek daha iyi görünmenizi sağlayabilir.

Yani aslında hamilelikte cilt kuruluğu yaşamak normal şartlarda zordur. Eğer böyle bir durum yaşıyorsanız ya yeterli su içmiyor ya da yetersiz veya yanlış besleniyorsunuzdur.

Konuyla ilgili olarak şu iki makaleye göz atabilirsiniz:

BEBEKLERDE BURUN TIKANIKLIĞI

Bebeklerde burun tıkanıklığı,Bebeklerde burun tıkanıklığı hırıltı,Bebek burun spreyi, Bebek okyanus suyu, Burun spreyi bebek, Burun temizleme bebek, Ö,
BEBEKLERDE BURUN TIKANIKLIĞI NEDENLERİ NELERDİR?
Anatomik olarak burun tıkanıklığı, burundaki dokuların ya da kan damarlarının fazla sıvı ile şişmesi sonucu ya da aşırı mukus üretmesi sonucunda meydana gelmektedir. Diğer nedenlerden de kaynaklanabileceği gibi, yaygın olarak kış mevsimi başta olmak üzere mevsim geçişlerinde de sık rastlanmaktadır. Ayrıca  nezle,soğuk algınlığı ve grip gibi enfeksiyon hastalıkları gerek yetişkinlerde, gerekse de çocuk ve bebeklerde burun tıkanıklığı ve hırıltı yaşanmasına neden olmaktadır.

Bebeklerde ve çocuklarda burun tıkanıklığı özellikle uyku esnasında rahatsızlık verirken, iştahlarını da olumsuz olarak etkilemektedir. Genellikle yenidoğan bebeklerde ise doğumu izleyen ilk bir kaç gün içinde burun tıkanıklığı görülmesi olağandır. Bunun sebebi ise anne karnında iken bebeğin su içinde bulunmasıdır. Ayrıca yenidoğan bebekler burunlarında bulunan sıvıyı dışarı aşabilmek için sıklıkla hapşırabilirler.

Genel olarak burun tıkanıklığına şu üç durum neden olmaktadır:
  • Kuru hava,
  • Sigara dumanı,toz ve parfüm gibi tahriş edici maddeler,
  • Soğuk algınlığı, grip gibi viral hastalıklar.

Bunların dışında burun tıkanıklığına neden olan diğer nedenler:
  • Akut ve kronik sinüzit,
  • Alerjiler,
  • Churg-Strauss sendromu,
  • Nezle,
  • Burun spreylerinin aşırı kullanımı,
  • Burna yabancı bir cismin kaçması,
  • Geniz eti büyümesi.


Üstteki nedenlerin bazılarından dolayı bebeklerde burun tıkanıklığı görülebileceği gibi, yetişkinlerde de bu nedenlerden kaynaklı burun tıkanıklıkları yaşanabilir. Ayrıca yetişkinlerde, hamilelik, hormonsal değişimler,yüksek tansiyon ilaçları,tütün ve sigara tüketimi, madde bağımlılığı,troid hastalıkları, stres, astım ve burun polipleri ile tümörleri de burun tıkanıklığına sebep olabilmektedir.

Bebeklerde Burun Tıkanıklığı Nasıl Geçer?
Sevgili ebeveynler bebeklere nazaran ,yetişkinlerde ve çocuklarda tıkalı burunu temizlemek ve açılmasını sağlamak çok daha kolaydır. Eğer 0-4 yaş arasında olan bebek ve çocukların burun tıkanıklığının sebebi grip,soğuk algınlığı gibi viral enfeksiyonlarsa kesinlikle doktor tavsiyesi ile bebeğinize verilmemiş ve reçetesiz ilaçları kullanmayınız. Bildiğiniz gibi bu ilaçların bebeğinize hayati anlamda zarar verici yan etkileri olabilir. Bunun yerine öncelikle bebeklerde burun tıkanıklığı giderici olarak evde şu dört yöntemi deneyebilirsiniz.

1) Buharlı Hava
Buhar bir çok hastalıkta etkili bir yöntemdir. Bebeklerde görülen burun tıkanıklığı ve hırıltı gibi rahatsızlıklarda buharlı hava bebeğinizin burnunu tıkayan mukus tabakasının gevşemesini sağladığı için onu rahatlatır. Bu yüzden bebeğinizi rahatlatmak için bir buhar makinesi kullanabilirsiniz ya da buharlı bir banyoda onu biraz bekletebilirsiniz.
Eğer evinizde buhar makinesi kullanma imkanınız varsa, makineyi üretici firma tarafından belirtilen şekilde ve düzenli olarak temizlemeniz gerekmektedir. Aksi halde buhardan kaynaklı küf sporları nedeniyle oluşan rutubet bebeğinizi daha da kötü yapabilir. Eğer sadece bebeğiniz uyuduğu esnada tıkanıklık söz konusu ise buhar makinesini gece boyunca çalıştırmanız gerekir.
En iyi yöntemlerden biri de buharlı ve sıcak bir banyodur. Bunun için banyoya önce siz girin ve biraz sıcak su ile duş alın. Duş esnasında çıkan buharlar banyoya birikecektir. Ardından bebeğinizi banyoya alın ve duş aldırın. Bu yöntemle buharlı ve sıcak banyodaki buhar ,buhar makinesi gibi bebeğinizin tıkalı burnunun açılmasını sağlar. Dikkat etmeniz gereken bir nokta ortamın sıcaklık ayarıdır.  Banyonun sıcaklığı bebeğiniz açısından önemli olduğu için onun üşümemesini sağlamalı ve banyoda kaldığı süre boyunca yanından ayrılmamalısınız.


2) Burun Aspiratörü ve Tuzlu Su (Serum Fizyolojik)
Eğer ilk bebeğinize hamileyseniz, bebeğiniz için yapacağınız alışverişlerde burun aspiratörünü de listenize eklemenizi şiddetle tavsiye ederim. Burun temizleme bebek için ne kadar zor olsa da burun aspiratörünün özellikle kış aylarında elinizin altında olması hem sizi hem de bebeğinizi rahatlatacak, emin olabilirsiniz.
Bu bebek burun spreyi eczanelerde serum fizyolojik olarak satılmaktadır. İçerisinde bulunan tuzlu su çözeltisi bebeklerde burun tıkanıklığı için birebirdir. Ayrıca evde hazırlayacağınız tuzlu su ile de bebeğinizin tıkanmış burnunu aşağıdaki adımları izleyerek açabilirsiniz.

  • İlk önce bir su bardağına bir çay kaşığı tuzu ilave edin, karıştırın ve tuzu iyice eritin.
  • Eriyen tuzlu suyu bir şırıngaya çekin.
  • Bu işlemi bebeğinize uygularken yanınızda mutlaka biri bulunsun. Yanınızdaki kişiden yardım isteyerek bebeğinizi başı hafif yüksekte kalacak bir biçimde bir yastıkla destekleyerek sırt üstü yatırın.
  • Bu sırada bebeğiniz durmak istemezse yanınızdakilerden yardım isteyin.
  • Şırıngaya çekmiş olduğunuz tuzlu sudan iki-üç damla bir burun deliğine, iki-üç damla da diğer burun deliğine dikkatlice sıkın. Ayrıca şırınganın mekanizmasının sert mi yoksa yumuşak mı olduğunu anlamak için uygulamadan önce test etmenizde fayda var. Ancak bu sayede bebeğinizin burnuna ne kadar damlattığınızı daha iyi anlayabilirsiniz. Aksi halde çok fazla sıvı sıkabilirsiniz.
  • Eğer bebeğiniz yatarken kalkmak istemezse bir iki dakika kadar yatar pozisyonda kalmasını sağlayın ki, tuzlu su burun içini nemlendirsin.
  • Bu işlemden sonra bebeğinizi oturur pozisyona getirin ve burun aspiratörünün ucunu burun deliğine dikkatlice yerleştirerek, burun aspiratörünün ağız kısmından havayı içinize doğru çekin. Bebeğinizin nemlenen burundan mukus tabakalarının geldiğini göreceksiniz. Aynı işlemi diğer burun deliği için de tekrarlayın.
  • Bu işlemlerden sonra burun aspiratörünün ucunu iyice temizleyin.

Dikkat: Bu işlem için hazırladığınız tuzlu suyu günde bir kere olmak üzere, üst üste bir kaç günden fazla kullanmayın. Belirtilen günden fazla kullanırsanız aksi halde bebeğinizin burnu kuruyabilir ve içi tahriş olabilir.

3) Sıvı Kaybı ve Yorgunluk
Bebeklerde görülen burun tıkanıklığı grip,nezle gibi enfeksiyonlar nedeniyle geçirdikleri hastalık dönemlerinde aşırı susuz kalmalarından da kaynaklı olabilir. Bebeklerinizin hastalık dönemlerinde özellikle su başta olmak üzere mutlaka bol miktarda sıvı tüketmelerini sağlamanız oldukça önemlidir. Hekimler tarafından hasta olan bebekler için sadece su verilmesi önerilirken, biraz daha büyük çocuklara sıvı kaybını önlemek için taze sıkılmış, doğal meyve suları ve çorba içirilmesi önerilir.
Bununla beraber hastalıktan dolayı bebek ve çocuklar, çok fazla yorulacak şekilde faaliyetlerde bulunmamalarına rağmen vücudun hastalıkla mücadelesi yüzünden oldukça bitkin düşerler. Böyle durumlarda bebeğinizin hızla iyileşebilmesi için bol bol dinlendirmeniz gerekmektedir.

4) Rahat Nefes İçin Rahat Yatış
Bebeklerde burun tıkanıklığı hırıltı özellikle gündüz ve gece uykularında gözlemleniyorsa, bebeğinizin başının altını yükseltmeniz gerekir. Bunun için bir bebek yastığı ya da yumuşak dörde katlanmış bir havlu kullanabilirsiniz.
Sevgili ebeveynler bebeğinizin burun tıkanıklığı size çok zor zamanlar yaşatabilir. Çünkü hasta olan bebeğiniz bitkin, iştahsız ve huzursuz olacaktır. Haliyle sizin de hayat kaliteniz bu durumdan olumsuz olarak etkilenecektir. Özellikle bebeklerin gece uykusu esnasında derin uykuya dalamaması ebeveynlerinin de uykularını bölmektedir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda bebeğinize sakin bir şekilde yaklaşarak, yukarıdaki tuzlu su uygulamasını ya da serum fizyolojik(bebek burun spreyi) ve burun aspiratörü ile temizleme yapabilirsiniz. Üstte de sizlere belirttiğim gibi lütfen bebeğinize reçetesiz ve doktorunuzun önermediği ilaçları vermeyiniz.

BEBEKLERDE AĞLAMA PROBLEMİ İLE BAŞA ÇIKMAK

Ağlayan bebek, Bebeklerde ağlama, Bebekler neden ağlar, Ağlaması durmayan bebek, Kolik bebek, Anne psikolojisi, Yeni anne, GE,
AĞLAYAN BEBEKLERLE BAŞA ÇIKMA YÖNTEMLERİ
Dikkatli olmak mükemmel ebeveyn olmakla ilgili değildir. Daha bilinçli olmak, şu anda var olmak ve açık yürekli olmakla ilgilidir. Farkındalık çocuklarımızın geleceğini şekillendirdiği gibi onların ihtiyaçlarına nasıl cevap verdiğimiz konusunda da büyük farklar yaratıyor.

Bebeğiniz ağladığında strese giriyorsunuz. Fakat bebekler bu şekilde hayatta kalıyor :) Aksi halde bir ihtiyacı olduğunu, sorunu olduğunu, hastalandığını, acıktığını yada uykusuzluk çektiğini bilemeyiz.

Ancak bazı anneler ağlayan bebekleri çok büyük bir stres kaynağı haline getirebilir. Bazı anneler bebekleri ağladığında sanki kabahat işliyormuş gibi onlara sert davranırlar ancak biraz daha dikkatli olup zor zamanlarınızda bile şefkatle yaklaşabilirsiniz. Bu hem siz hem de bebeğiniz için faydalı olacaktır.

Bebeğiniz bir dahaki sefere ağladığında kolayca sorunun üstesinden gelebilmeniz için yapılabilecekler:

ÇEVRENİZDEKİ KOŞULLARA DİKKAT EDİN
Bebeklerimizin ağlamasını her zaman engelleyemeyiz. Fakat onlar gibi düşünmeye çalışarak ağlamaya yol açabilecek koşulları bulabiliriz. Bebeğinizin dünyayı nasıl gördüğünü anlamanız neden ağladığını da anlamanızı sağlayacak ve size yardımcı olacaktır.

Örneğin bebeğinizin giydiği kıyafetler ona ne hissettiriyor?
Bebeğinizi sessiz bir yere götürmenin zamanı gelmiş olabilir mi? Çünkü yoğun ve gürültülü bir ortamda aşırı uyarılmış olabilir mi?

Ayrıca bazı bebekler kundaklanmaya ve vücuda yakın tutulmaya bayılırken bazı bebekler bunlara hiç tahammül edemezler, yani işin sırı empati yapmakta ve bebeğinizi tanımakta.


STRES KAYNAKLARININ FARKINDA OLUN
Bebeğinizi ağlarken dinlemek özellikle de çözüm bulamadığınız durumlarda üzücüdür.

Ama bu bebeğinizden ziyade daha çok sizinle ilgili olabilir. Siz aşırı stresli olduğunuzda bunun bile bebeğinize yansıdığı kanıtlanmış bir gerçektir. Ayrıca bebeğiniz ağladığında onu iyi beslemediğinizi hissetmeniz sizin için büyük bir sıkıntı kaynağı olabilir. Bu yüzden bebeğinizi düzenli emzirediğinizden emin olun.

BEKLENTİLERİNİZİ GÖZDEN GEÇİRİN
Bazen her zaman ağlayan sadece sizin bebeğinizmiş gibi hissedebilirsiniz. Ya da bu ikinci çocuğunuzsa neden ilk çocuğunuzdan daha fazla ağladığını anlayamayabilirsiniz.

Beklentilerinizi gözden geçirin. Bebeğinizin başka biri gibi davranmasını beklemeniz hayal kırıklığı veya öfke yaşamanıza neden olur, farkındalık önemlidir.
Bebeğinizin farklı bir insan olduğunu dolayısı ile farklı davranabileceğini kabullenin ve çözüm yollarını düşünün. En basit örneği anne sütünün annenin yediklerine bağlı olarak farklı tatlara sahip olduğunu söylemiştik. Örneğin bazı bebekler anne sütüne bayılırken bazılarının alerjisi bile olabilir.

TÜM BEBEKLER AĞLAR
İlk dokuz ay neredeyse dördüncü üç aylık dönem gibidir. İçeriden dışarıya doğru gerçekleşen büyük bir değişimi içerir. Bu yüzden bebeklerin ağlaması normaldir, bunu böyle kabul edip kendinizi psikolojik olarak yıpratmamanız gerekir.

Bebeğinizin neden ağladığını anlamış olsanız bile bu konuda her zaman yapabileceğiniz bir şey olmayabilir. Örneğin bebeğiniz altının değişmesinden nefret ediyor ve bezini değiştirdiğinizde ağlıyor diye gergin ve endişeli mi olacaksınız? Doğru olan ağlayacağını kabullenip sakinleşmek, vücudunuzu rahatlatmak ve bebeğinizle empati kurmaktır.

BİRAZ NEZAKET
Bebekler her zaman bir sebepten ağlarlar fakat bunun nedenini her zaman anlamak mümkün değildir. Eğer onu rahatlatamaz ve ağlamasını durduramazsanız başarısız olmuş gibi hissedebilirsiniz.

Neden ağladığını ve yaptığınız hiçbir şeyin işe yaramadığını anlayamıyorsanız biraz nezaket göstermeyi deneyin. Onu tutun ve bebek olmanın nasıl bir his olduğunu hayal etmeye çalışın. Henüz konuşamıyorsanız ve neye sinirlendiğinizi bile bilmiyorsanız ne isteyebilirsiniz? Muhtemelen şefkatle tutulmak istersiniz.

DENEYİMLEYİN
Bebeğinizi yatıştırmak için farklı yollar deneyin ve bu yolların ona ne yararı olduğunu bulun. Rahminizde duyduğu gibi boğucu bir sesi yeniden yaratmaya çalışırsanız bu onu rahatlatabilir. Bazı bebeklerin arabadaki bir yolculukta, bazılarının elektrikli süpürgenin sesiyle uyuduğu görülürken bazılarının ise size şarkı söylemeyi tercih ettiği görülür :) Konuyla ilgili olarak Kolik Bebek adlı makalemize bakmak isteyebilirsiniz.

Ancak bugün işe yarayan yöntemi unutmayın, bu yöntem belki yarın hatta bir sonraki an bile tekrar işe yaramayabilir ama yinede şu anda size yardımcı olan yöntemlere açık olun.

BEBEKLERDE ATEŞ VE İSHAL

Ateş düşürücü ilaçlar, Bebeklerde ateş ve ishal, Bebekte yüksek ateş, İshal bebek, İshal çocuğa ne yedirilir?, İshal tedavisi nasıldır?,Bebeğin ateşi nasıl düşer?,
BEBEKLERDE ATEŞ
Bebeğimin Ateşi Olduğunu Nasıl Anlarım?
Sevgili anne ve babalar bebeğinizin ateşinin olup olmadığını anlamak için öncelikle bebeğinizin alnını öpün ya da avucunuzla elleyin. Eğer alnı normalden sıcaksa ateşi var demektir. Bildiğiniz gibi ateş genelde vücudun enfeksiyon ile savaştığının işaretidir. Bu yüzden bebeğinizin ateşini ölçmek, hem ateşinin olup olmadığını anlamanız için, hem de doktorunuzun durumu takip edip sağlığına kavuşmasında uygun yolu bulması için en gereklidir.
Çoğu hekim ve sağlık otoriteleri bir bebeğin normal vücut ısısını 36 ile 37.9 derece olarak kabul etmektedirler. Ayrıca eğer bir bebeğin ateşi popodan ölçüldüğünde 38 derece veya üzerinde çıkarsa ateşi var demektir. Bu da ateşinin olup olmadığını anlamanız için bir diğer yöntemdir.

Bebeğimin Ateşinin Ciddi Olduğunu Nasıl Anlarım?
Şunu unutmayınız ciddi bir ateş durumunun göstergesi her zaman ateşinin derecesi ile belirlenemez.
Bu durumda yaş önemli bir faktördür. Genellikle 3 aylıktan daha küçük bebeklerde ateş varsa çok ciddi bir durum olarak sayılmaktadır.
Bunun dışında bebeğin davranışları diğer bir faktördür. Eğer bebeğiniz, yüksek ateşliyse ve oyun oynamasında ve yemek yemesinde bir farklılık yoksa, bir alarm durumu da yok demektir. Genellikle
ateş, akşamüstü saatlerinde yani akşama doğru yükselir ve gece yarısından sonra, sabaha doğru düşer. Bu durum, vücudumuzun iç termostatından kaynaklanan doğal bir döngüdür.

Ne Zaman Doktora Gitmeliyim?
Ebeveynler bebeğinizin ciddi derecede hasta olup olmadığını en iyi siz anlarsınız. Bu nedenden dolayı eğer endişeleniyorsanız ateşi ne olursa olsun doktorunuzu arayın. Eğer bebeğinizin ateşi varsa doktora başvurmak için aşağıdaki hususları önce gözden geçirin.

Genel durumlar:
  • Eğer bebeğiniz 3 aylıktan daha küçükse ve 38 derece ya da üzeri ateşi varsa doktorunuzu acil arayın. Çünkü, bu kadar küçük bir bebek, ciddi bir enfeksiyon ya da hastalığa yakalanmış mı diye kontrol edilmelidir.
  • Bebeğiniz eğer 3 aylıktan büyükse, en önemli şey, nasıl göründüğü ve nasıl hareket ettiğidir. Bebeğiniz dışarıdan baktığınızda iyi görünüyorsa ve sıvı alabiliyorsa, (ateşinin 24 saatten uzun süredir düşmemesi ve yüksek olması durumu hariç) doktora gitmenize gerek kalmayabilir. Zaten bebeğinizin ateşi 40 derece ise semptomlar ne olursa olsun doktorunuz sizi çağıracaktır.
Eğer bebeğiniz;
  • 3-6 aylık arasındaysa ve 38,3 derece ve  daha yüksek ateşi varsa,
  • 6 aylıktan büyük ve 39,4 derece ve daha yüksek ateşi varsa,
  • Ve öksürük, kulak ağrısı,iştah kaybı, uyku ve halsizlik hali, kusma ve ishal durumlarından biri ya da birden fazlası varsa mutlaka doktorunuza danışmalısınız.
Ayrıca şu durumlarda da doktorunuzu çağırın:
  • Bebeğinizin rengi dışarıdan farkedilecek kadar soluksa veya kızardıysa, bezleri de çok sıcaksa,
  • Vücudunda,yüzünde,ellerinde veya ayaklarında sebebi belli olmayan bir döküntü farkettiyseniz ve bu ateşle birleşince daha ciddi bir duruma sebebiyet verebilirse,
  • Yine vücudunda ya da yüzünde küçük, kırmızı benekler varsa (beneklerin üzerine bastırdığınızda beyaza dönmüyorsa) bu bakteriyel bir enfeksiyonun göstergesi olabilir.
  • Bebeğinizin burnunu temizlediğiniz halde solunum güçlüğü varsa (hızlı nefes alıyorsa ya da zor nefes alıyorsa) zatürre veya bronşit belirtisi olabilir.
  • Eğer bebeğiniz hasta görünüyor ve buna ek olarak ateşi 36 dereceden daha düşük ise korkmayın. Çünkü  yeni doğan bebekler hastayken bazen sıcak olmak yerine soğuk olabilirler.

Doktor Ne Yapacak?
Doktorlar genellikle 3 aylıktan küçük olan bebeklerin durumunu teşhis edebilmek için kan testleri isterler. Ayrıca bebeğinizin ateşini doğru bir şekilde ölçmeden ateş düşürücü ilaçlar vermemenizi söyleyebilir. Eğer aksine bebeğiniz 3 aylık veya daha büyükse, davranışlarında da bir sorun yok ve sıvı alıyorlarsa, ve ciddi bir hastalığın belirtisi olan diğer semptomlar gözükmüyorsa, doktorunuz kendisine göstermeden önce 24 saat beklemenizi tavsiye edecektir. Çünkü bu durumlarda ateş genellikle bir hastalığın ilk belirtisidir. Böyle bir durumda teşhis koyabilmek için henüz çok erken olduğundan doktorunuz belirli bir teşhis koyamayabilir.
Ayrıca bebeğinizin ne kadar rahatsız olduğuna bakarak doktorunuz bebeğiniz 6 aylıktan büyükse ateşi düşürmesi ,ateş düşürücü ilaçlardan olan ibuprofen ve eş değerlerini önerebilir. Endişe etmeyin bebeğinizin yaşı ne olursa olsun, ciddi bir hastalık ya da enfeksiyon belirtisi varsa, doktorunuz bebeğinizi her halükarda muayene edecektir.

Genelde ebeveynler tarafından sıkça sorulan bir soru vardır. 'Ateşi düşürmeye çalışmaktansa, vücut  ateşinin enfeksiyonla mücadele etmesini sağlamak daha mı iyi olur?' sorusuna istinaden cevabımız:
Bir insan vücudunda olan ateş, vücudun bakterilere ve virüslere karşı savunması olduğu için, bazı araştırmacılar bir miktar ateşin olmasının enfeksiyonlarla daha etkin mücadele ettiğini söylemektedir. (bakteri ve virüsler 37 derecelik ortamı tercih ederler.) Ayrıca ateş vücuda, enfeksiyonla savaşması için daha fazla beyaz kan hücresi ve antikor üretmesini söyler.
Öte yandan, eğer bebeğinizin ateşi çok yüksekse, yemek, içmek veya uyumak çok rahatsızlık verecektir. Bu da haliyle bebeğinizin iyileşmesini zorlaştıracaktır.
Dışarıdan baktığınızda eğer bebeğinizin ateşi onun hareketlerini etkilemiyorsa, ateşi düşürmek için herhangi bir şey vermeyin. Sadece sıvı alması için anne sütü ya da devam sütü verin. Üzerini de ince giydirmeye özen gösterin. Aksine eğer kalın giydirirseniz bundan ötürü bebeğinizin ateşi normalden yüksekse, üzerindekilerin bir kısmını çıkartıp serinletmeye çalışmalısınız. Ayrıca buna ek olarak serin bir yerde oynamasını veya dinlenmesini sağlayabilirsiniz.

Bebeğimin Ateşini Düşürmek İçin Başka Yöntemler Var Mıdır?
Sevgili ebeveynler öncelikle bebeğinizin ateşini düşürmek için, vücudunu nemli bir bezle silebilirsiniz. Buna ek olarak bebeğinize ılık bir duş aldırmanız da ateşinin düşmesine yardımcı olacaktır. Yanlış bilinen ve anneler tarafından sıkça uygulanan bir yöntem olduğu için kesinlikle bebeğinizin vücudunu alkolle silmeyin. Çünkü alkol, vücut tarafından deriden emilir ve bebeğinizin kan dolaşımına karışır ve çok hızlı serinleme sağlar ve ateşini aniden yükseltir.

Bebeğimin Ateşi Neden Tekrar Çıkıyor?
Tedavi yöntemi olarak sıkça kullanılan ateş düşürücü ilaçlar, ateşi geçici olarak düşürmeye yararlar. Bu ilaçlar vücutta enfeksiyona neden olan bakterileri etkilemezler. Haliyle bebeğinizde enfeksiyon bitene kadar ateş devam eder. Bu da yaklaşık olarak en az 2-3 gün kadar sürebilir. Ama bazı enfeksiyonlar, grip,nezle gibi 5-7 gün arasında iyileşirler. Eğer bebeğinize bu bakteri sebebiyle antibiyotik tedavisi uygulanıyorsa, ateşi ancak 48 saat içinde düşer.

Bebeğimin Ateşi Var Ama Diğer Belirtiler Yok
Ebeveynler bir bebeğin ateşi olduğunda,beraberinde öksürük,burun akıntısı, kusma ya da ishal görülmüyorsa, rahatsızlığın ne olduğunu tahmin etmek zor olabilir.
Çünkü bir çok viral enfeksiyon, diğer belirtiler olmaksızın ateşe neden olabilir. Bunlardan bazıları 3 günlük yüksek ateş ve sonrasında gövdede pembe beneklerle ortaya çıkabilir. Bunun dışında
daha ciddi enfeksiyonlar; menenjit, idrar yolları enfeksiyonları veya bakteremi gibi, başka belirtiler olmaksızın çok yüksek ateşe sebep olabilir. Bu yüzden eğer bebeğinizde 24 saatten daha uzun süre 39 derece veya daha fazla düşmeyen ateş varsa ve geçmediyse, başka bir rahatsızlık olmasa bile doktora başvurun.

BEBEKLERDE İSHAL
Genellikle kadınlar anne olduktan sonra daha da bir sorgulayıcı ve pimpirikli oluyorlar. Bunun en büyük nedeni tecrübesizliktir. Benim gözlemlerime göre genelde tecrübeli anneler ikinci, üçüncü bebeklerini yetiştirirken daha rahat oluyorlar. Haliyle ilk kez anne olacak olan kadınlarda ve bende :) bu tecrübesizlik daha çok oluyor. 9 ay boyunca karnımızda taşıdığımız ,hiç bir ihtiyacı için koşturmadan ve hatta ihtiyacının ne olduğunun farkında bile varmadan giderdiğiniz o minicik insan doğduktan sonra dağlardan daha büyük bir sorumluluk yüklüyor üzerimize. Aslında yaşadığınız bu duygular çok normal.
Yeni doğum yapmış bir annenin en zor dönemleridir bebeğinin hasta olduğu dönemler. Genellikle bebeklerde anneleri en çok korkutan hastalıklardan biri ishaldir. Özellikle bebekler diş çıkaracağı dönemlerde daha sık ishal olurlar. Böyle bir durumda bebeğinizin ishal olduğunu görünce ilk olarak ağız içine bakmanızı tavsiye ederim. Yani ağzında çıkan dişleri var mı ya da çıkmaya çalışan? Tabi ki ishal sadece dişe bağlı oluşan bir rahatsızlık değildir. Aşağıda size ishalin olmasındaki farklı sebepleri ve tedavi yöntemlerini yazdım.

İshal Nedir?
Tıbben bebeklerde ishal,bir bebeğin ya da çocuğun normale göre daha sık,  sulu ve şekilsiz kaka yapmasıdır. Özellikle bir bebek doğduktan sonraki ilk üç ay çok sık (günde 6-10 defa olacak şekilde) ve az sulu kaka yapar. Bu durum yenidoğanlarda normaldir. İlerleyen aylarda ise sağlıklı bir bebeğin bir günde yaptığı kaka sayısı giderek azalır.

İshal semptomları özellikle ek gıdaya geçtikten sonra bebeğin midesinin alışık olmadığı ağır gıdaların yedirilmesi ve lifli besinlerin çok miktarda tüketilmesi sonucu daha çok görülebilir. Ayrıca yukarıda da dediğim gibi diş çıkarma dönemlerinde görülen ishalin yanı sıra virüsler, gıdalarla birlikte gelen parazit ve bakterilerde bebek ve çocuklarda ishale neden olabilir.  Bunun yanı sıra dezenfekte edilmemiş emzik,biberon, çatal, kaşık, bardaklar ve ateşli hastalıklarda ishal nedeni olabilir.

Bebeklerde ishal genelde kusma ile birlikte görülür. Böyle bir durumda hem ishalle hemde kusma ile vücuttan çokça su atılır. Atılan suyun vücuda tekrar alınmaması durumu bebeklerde ve çocuklarda ölüme bile yol açabilecek kadar önemlidir. Bu yüzden bebek ve çocuklarda ishal görüldüğü zaman bol miktarda sıvı takviyesi sağlanmalıdır.

Bebek/Çocuk İshal Olunca Ne Zaman Doktora Başvurmak Gerekir?
  • Bebeklerde ateş ve ishal birlikte seyrediyorsa,
  • Bebeğinizin dili çok kuruysa (keçe gibi beyaz ise),
  • Göz altları çökükse ve kapanıyor gibi oluyorsa,
  • Bebeğiniz günde 4 ya da daha fazla ishal şekilde tuvaletini yapıyorsa,
  • Dışkısında kan gördüyseniz,
  • Dışkısı kötü kokuyor ve sümüksü parçalar varsa,
  • Bebeğiniz son 12 saat içinde hiç çişini yapmadıysa,
  • İshalle beraber şiddetli kusma varsa,
  • Bebeğinizde ishal ve kusma 24 saatten fazla sürdüyse acilen doktora gidilmelidir.

Eğer bebeğinizde yukarıdaki belirtileri görmüyorsanız onu bir müddet takibe alın ve evde beslenmesine ve bol sıvı alımına dikkat ederek ishalin geçmesi bekleyin. Eğer bu sorunlardan biri yoksa bebeğinizin ishali 5-7 gün içinde kendiliğinden geçecektir. Unutmayın ishal olan bebek iştahsızlaşır ve bu süreçte bebek yemeğe zorlanmamalıdır. Zorlayarak bebeğinizin karnını doyurmaya çalışırsanız bebeği kusturabilirsiniz. Eğer bebeğiniz ishal olduğu dönemde anne sütü alıyorsa süt vermeye devam etmeli, mama ile besleniyorsa Humana Hn,Milupa Hn gibi ishal giderici mamalar verilmelidir. Özellikle 6 aydan küçük bir bebeğiniz varsa ve ishal olduysa bebeğinize su verirken mutlaka kaynatıp, soğuttuğunuz sudan vermelisiniz.

İshal Nasıl Tedavi Edilir?
İshal Çocuğa Ne Yedirilir?
Eğer bebeğinizde yukarıda saydığım belirtiler yoksa ve bebeğiniz 6 aydan büyükse ona muz ezmesi, ev yapımı taze yoğurt verebilirsiniz. Eğer bebeğiniz anne sütü almıyorsa inek sütünü yarı yarıya kaynatıp soğumuş su ile karıştırarak içirebilirsiniz. Bununla beraber bebeğiniz 6 aydan büyükse yağsız yayla çorbası, yağsız peynir ve ayran verebilirsiniz. Unutmayın özellikle muz ishale karşı oldukça etkili bir meyvedir.
Bebeğiniz ilk kez muz yiyorsa dışkısında solucana benzer şekiller görebilirsiniz. Ayrıca dışkısının rengi de farklı (beyazımsı) olabilir. Bu durumda korkmayın, bunun sebebi bebeğinizin ilk kez muz yemiş olmasıdır.

İshal çocuğa başka ne yedirilir? derseniz; üstte saydığım şeyler dışında başka şeyler vermenizi önermem. Örneğin ,ishal olan bebeklere şeftali, elma, erik suyu verilmemelidir. Çünkü bunlar, ishalin artmasına daha çok neden olur. Ayrıca yaşı büyük olan bebeklerde de ishal tedavisinde şekerli gıdalar tercih edilmemelidir.
Bebeğiniz kustuktan hemen sonra beslenmemeli, beslemek için en az 1 saat beklemelisiniz.
Ayrıca unutmayın,ishal olan bebeğin poposu pişik olur, bu yüzden her bez değiştirdiğinizde tenini iyice temizlemeyi ve pişik kremi kullanmayı ihmal etmeyin!.

Sevgili anne ve babalar ishal şikayeti sebebiyle doktora gideceğiniz zaman bebeğinizin bezini doktora gösterme amacıyla bir poşetin içine koyarak yanınızda da götürebilirsiniz. Böyle bir durumda doktorunuz muayene sonucunda bebeğinizin hastalığını daha iyi tespit eder ve duruma uygun çözümler getirir. Örneğin bebeğinizde ishale bağlı su kaybı varsa su kaybını gidermek için size ilaçlar ve hatta serum verebilir. Bebeğinize antibiyotik yazabilir ve ishal tedavi edici şurup verebilir.

SEZARYEN SONRASI BAKIM

Ö, Sezaryen doğum, Sezaryen doğumda dikkat edilmesi gerekenler, Sezaryen sonrası, Sezaryen sonrası bakım,
SEZARYEN SONRASI BAKIM 
Sezaryen operasyonunun hemen ardından bir sorun olmadıkça hasta 24 saate yakın gözetim altında tutulur. Duruma göre de hasta 3-4 gün kadar hastanede kalabilir. Sezaryen doğum yapmış bir hastanın hastanede gereken tüm tedavi süreci tamamlandıktan sonra evde nelere dikkat etmesi gerektiği ve sezaryen sonrası bakımı konusunda gerekli bilgiler de doktoru tarafından kendisine belirtilecektir. Bildiğiniz gibi sezaryen operasyonu sonrası ilk günlerde acı veren ağrılar yaşanmaktadır. Fakat bu ağrılar gün geçtikçe en aza inerek iyileşecektir.

Sezaryen Doğum ve İyileşme Süresi
Şunu unutmayın! Sezaryen doğum normalde tercih edilmemesi gereken bir doğum şeklidir. Yani sadece zorunlu yani gerekli durumlarda yapılması gereken bir doğum yöntemidir. Sezaryen doğum başlı başına bir ameliyat olduğu için, normal doğuma göre iyileşme süresi daha da uzundur.
Sevgili anneler sezaryen doğumdan sonraki ilk günleriniz biraz zor geçebilir. Doğum sonrası ağrı kesici de kullansanız ameliyat bölgesinde ağrı hissetmeniz çok normaldir.

Siz anneleri sezaryen doğumdan sonra en çok zorlayan şeylerden bazıları şunlar olacaktır;
  • Doğumdan sonra ayağa kalkma süreci,
  • Ameliyat yarasının acı vermesi,
  • Yürümekte bir süre zorluk,
  • Kabızlık problemi,
  • Gaz problemi,
  • Ancak tüm bunlara rağmen yürümeye çalışmalı, gaz yapıcı besinlerden uzak durmalı, bol sıvı tüketmelisiniz. Normal doğuma göre ,sezaryen doğumdan sonra iyileşme süresi biraz daha uzun sürebilir.


Sezaryen Sonrası Bakım Nasıl Yapılmalıdır?
  • Öncelikle hasta hastaneden çıkıp eve geldikten sonra dinlenmeye özen göstermeli ve uyku düzenine dikkat etmelidir. Bu iki önemli husus hastanın daha çabuk ayağa kalkmasına ve iyileşmesine yardımcı olacaktır.
  • Bu süreçte hasta kendisini zorlayacak ağır işlerden ve hareketlerden olabildiğince uzak durmalıdır. Ayrıca ağır kaldırmak, aerobik hareketler ve koşma gibi aktiviteler ilk 1,5 ay içerisinde veya doktor belirtene kadar uygulanmamalıdır.
  • Eve geldikten sonra hasta mümkün ölçülerde gün içerisinde yürümeye çalışmalıdır. Yürüme aktivasyonu hastanın sağlığı ve iyileşme sürecinin daha çabuk geçmesi yönünden faydalı olacaktır. Bu aktivasyon hastanın kan akışını hızlandırmasının yanı sıra kan pıhtılaşmasını, zatürreyi ve kabızlığı önlemede fayda sağlamaktadır. Bu sebepten dolayı her gün azar azar yürüyüş süresini artırmakta oldukça faydalıdır.
  • Doktor kendisini bilgilendirene kadar hasta kesinlikle ağır şeyler kaldırma konusunda dikkatli olmalıdır.
  • Derin nefes alıp verirken ,öksürürken veya hapşırırken dikişlerine yastık yardımıyla veya elleriyle destek vermelidir. Hasta aldığı bu küçük önlemler sayesinde ağrısını en aza indirecektir.
  • Hastada sezaryen sonrası az da olsa vajinal kanamalara rastlanabilir. Böyle bir durumda ise mutlaka hijyenik ped kullanılmalıdır. Bunun dışında yine doktor söyleyinceye kadar tampon kullanılmamalıdır.
  • Sezaryen ameliyatı sonrasında meydana gelen ağrıları dindirmek amaçlı ağrı kesici ilaçlar kullanmak konusunda mutlaka doktora danışılması gerekir. Sebebi ise kontrolsüzce tüketilen ilaç bebeği anne sütü yoluyla etkileyebilir. Bu sebeple doktorun önerilerini dikkate almak bebek ve annenin sağlığı açısından oldukça önemli bir durumdur.
  • Söylediğimiz gibi sezaryen ameliyatının normal doğuma oranla iyileşme süreci daha uzun zaman sürer. Bu yüzden sezaryen sonrasındaki ilk süreç de hastanın en önemli ihtiyaçlarını karşılaması açısından başka birinin yardımına ihtiyacı vardır.
  • Sezaryen sonrası iyileşme sürecindeyken cinsel ilişkide bulunmak için en az 40 gün yaraların iyice iyileşerek normale dönmesini beklemeniz gerekir.
  • Sezaryen sonrasında dikişlerin enfeksiyon kapmaması için hijyen kurallarına önemle dikkat edilmesi gerekmektedir. Eğer dikişlerde şişkinlik, kızarıklık ve akıntı varsa enfeksiyon kapmışsınız demektir. Böyle belirtiler yaşayan hastaların mutlaka bir doktora başvurmaları gerekir.

Sezaryen Doğumdan Sonra Yapılması Gerekenler
Söylediğimiz gibi sezaryen doğum bebeğin cerrahi işlemle doğurtulması olayıdır. Yapılan işlem cerrahi bir işlem gerektirdiği için de doğum bittikten sonra birtakım dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar vardır.

Sezaryen doğum bittikten sonra annenin dikkat etmesi gerekenler;
  • Toplumda annenin sezaryen doğumdan sonra sütü hemen gelmez gibi yanlış bir düşünce vardır. Ama bu yanlış bir düşüncedir. Bu durumun yaşanıp yaşanmaması tamamen size bağlıdır. Bebeğinizi ne kadar sık emzirirseniz sütünüz o kadar çok gelir.
  • Sezaryen ameliyatı bittikten 3 gün sonra ancak hastanın duş almasına izin verilir. Fakat bu yine de doktorunuza danışmanız gereken bir konudur. 
  • Anne doğumdan sonra fırsat buldukça dinlenmeye çalışmalıdır. Örneğin ,bebeğinin uyuduğu zamanlar da anne de mutlaka uyumalıdır. Bu süreleri iyi kullanmalıdır.
  • Doğum bittikten sonra doktorundan konu ile ilgili izin alan bir anne her gün düzenli olarak yürüyüş yapmalıdır. Bu aktivite annenin yeniden eski vücuduna kavuşmasını sağlar.
  • Sezaryen doğumdan sonra anne de vajinal kanama görülebilir. Bu kanama yaklaşık 1 ay kadar sürebilir. Bunun için de ped kullanmanız gerekir.
  • Doktorunuzun izin verdikten sonra doğumdan 4 - 6 hafta sonra cinsel hayatınıza devam edebilirsiniz.
  • Sevgili anneler emzirdiğiniz için düzenli ve sağlıklı beslenmeye çok dikkat etmelisiniz. Sütünüzün bol gelmesi için sıvı gıdalar tüketmeye özen göstermelisiniz.
  • Eğer aşırı derecede kanama, kötü kokulu akıntı, dikişlerde akıntı, açılma, göğüslerde ağrı ve kızarıklık gibi şikayetler görürseniz hemen doktorunuza görünmelisiniz.
  • Ayrıca hastaneden çıkarken size verilen ilaçları mutlaka düzenli kullanmalısınız.

Sezaryen Sonrası Beslenme
Sezaryen doğum sonrası eğer mide sorununuz varsa mutlaka düşük kalorili ve yumuşak gıdalar tercih etmelisiniz. Doktorunuz tam aksini söylemedikçe bol miktarda sıvı tüketmelisiniz. Sezaryen doğum sonrası sindirim sisteminizde bozukluklar olabilir. Bu durum sıkça rastlanan bir durumdur ve özelikle kabızlıktan korunmak için lifli besinler tüketerek bağırsakların desteklenmesini sağlayabilirsiniz. Ayrıca  kabızlığınız hala devam ediyorsa doktorunuza danışmanızda fayda vardır.


Sezaryen Doğumdan Sonra Evde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Sevgili anneler doğumunuz bitti ve hastaneden bebeğinizle birlikte taburcu oldunuz. Ama bir ameliyat geçirdiğiniz için dikkat etmeniz gereken bazı hususlar vardır.

Eve geldikten sonra yapmanız ve yapmamanız gerekenler;
  • Sezaryen doğumdan ancak 6 saat sonra yemek yemeye başlayabilirsiniz. Fakat gaz yapacak yiyecekler yememeye özen göstermelisiniz.
  • Sezaryen doğumdan sonra tuvalet ihtiyacınız varsa rahatça tuvalete çıkabilirsiniz.
  • Dikişlerinizin üzerinde bulunan bandajı eve geldikten ancak 2 gün sonra çıkarabilirsiniz. Çıkarınca da pansumana ihtiyaç duyulmaz.
  • Doğumdan sonra iyileşen dikişlerinizi doktorunuz almaz. Bu dikişler estetik dikiş olduğu için, dikişleriniz kendiliğinden eriyecektir.
  • Eve geldikten ancak bir hafta sonra ufak tefek ev işlerini yapmaya başlayabilirsiniz. Ancak önerilen süre bir buçuk ay kadar ağır ev işlerini yapmamalısınız.
  • Doğumdan minimum bir buçuk ay sonra doktor kontrolüne gitmeniz gerekir.
  • Eğer ilaç kullanmak zorunda kalırsanız, mutlaka doktorunuza emzirdiğinizi belirtiniz.

Sezaryen Doğum Sonrası Gaz Sancısı
Sezaryen doğumdan sonra genellikle yaşayacağınız sıkıntılardan birisi de gaz sancısıdır. Bunun için gaz sancınızı arttıracak yiyecek ve içeceklerden kesinlikle uzak durmalısınız. Tuvaletinizi rahatça yapabilmeniz için bol sıvı tüketmelisiniz. Ayrıca hastaneden çıkıp eve geldiğinizde yaklaşık 3 litre sıvı tüketmeye başlamanız gerekir. Bunları uygularsanız daha hızlı iyileşme süreci yaşarsınız.

Sezaryen Doğum Sonrası Korse Kullanımı
Bildiğiniz gibi her kadının doğumdan sonra en büyük dertlerinden birisi de göbek sarkmasıdır. Toplum arasında doğumdan sonra korse takarak göbek sarkmasının önüne geçilebileceği gibi yanlış bir algı vardır. Doğumdan sonra korsenin göbeğin sarkmasını engellemesi ve toparlaması gibi bir durum söz konusu değildir. Ancak annenin doğumdan sonra göbeğinin sarkmasını önlemek için yapacağı en doğru şey egzersiz yapmaktır.

Sezaryen Sonrası Acile Başvurulması Gereken Durumlar
  • Eğer şiddetli ve ağır solunum sorunu yaşıyorsanız,
  • Bilinç kaybı gibi bir durum yaşanırsa,
  • Eğer aniden meydana gelen nefes darlığı, göğüs ağrısı, kanlı öksürük ve karın bölgesinde kramplar ve şiddetli ağrıları yaşıyorsanız.
  • Ayrıca karın bölgenizde enfeksiyon belirtileri gözlemlediyseniz yani şiddetlenerek çoğalan ağrı ve sancılar,şişkinlik, irinli akıntı, kızarıklık,sıcaklık, yüksek ateş ve kötü kokulu vajinal akıntıların meydana gelmesi gibi durumlarda vakit kaybetmeden doktorunuza gitmeniz gerekir.