SON YAYINLAR
latest
G etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
G etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

KOLESTEROL BELİRTİLERİ

Hamilelikte kolesterol yüksekliği, Hdl kolesterol, Kolesterol belirtileri, Kolesterol nasıl düşürülür?, Kolesterol neden olur?, Kolesterol zararları, Ldl kolesterol, Yüksek kolesterol,G,
KOLESTEROL NEDİR?
Kolesterol, vücuttaki hücre yapısına,enerji ve hormon üretimine katkıda bulunan balmumuna benzeyen bir yağdır. Aslında kolesterol, vücudumuz tarafından üretilen ve bazı gıdalardan da alabileceğimiz bir madde olarak da geçmektedir. Vücutta yüksek kolesterol olması yani kolesterol fazlalığı görülmesi damarlarda birikinti ve plakalar oluşturur. Yüksek kolesterol tek başına görüldüğünde,uzmanlarca bir hastalık olarak kabul edilmese de, damarlarda birikmesinden dolayı kalp ve damar hastalıklarına neden olabilmektedir. İnsan vücudunda görülen 2 tip kolesterol vardır. Bunlar;

1. İyi ( HDL)
2. Kötü ( LDL ) kolestroldür.

1. HDL(İyi) Kolesterol Nedir?
Yapılan test sonucunda bu değerin düşük değerlerde olması gerekir. Yani LDL kolestrolün aksine vücuttaki HDL değerlerinin yüksek olması sağlığımız açısından oldukça iyidir. HDL, vücutta bulunan fazla kolesterolün sindirim sistemi ile dışarı atılmasını sağlar.  Bunu yaparken öncelikle karaciğere ulaşmasını sağlar. Bu yüzden HDL kolestrol, damar tıkanıklığına ve kan dolaşımının yavaşlamasına neden olan kolesterolün vücuttan atılmasını sağladığı için iyi kolesterol olarak bilinmektedir.

2. LDL (Kötü) Kolesterol Nedir?
LDL kolesterol ise, karaciğerde üretilen ve kolesterolü kan yoluyla taşıyan moleküller proteinlerdir. LDL kolesterol genelde kötü kolesterol olarak bilinse de, bazı yararlı fonksiyonları da vardır. Vücuttaki aminoasitleri ve antioksidanları diğer hücrelere ulaştırılan LDL kolestroldür. Ama eğer vücutta fazla miktarda bulunursa önemli sağlık sorunlarını da beraberinde getirmekte ve negatif etkileri pozitif yönlerinden ağır basmaktadır.

KOLESTROL BELİRTİLERİ 
Vücutta genellikle görülen kolesterol belirtileri şunlardır;
  • Baş dönmesi,
  • Yorgunluk,
  • Göz altında oluşan siyah halka,
  • Görme de bulanıklık,
  • Stres,
  • Ağızda acımsı tat,
  • Baş ağrısı,
  • Sol kolda ve kalp üzerinde ağrı,
  • Uykusuzluk.

KOLESTEROL NEDEN OLUR?
Kolesterolü Yükselten Faktörler
Kolesterol insan vücudunda görülen bazı faktörlerden de kaynaklanabilmektedir. Bunlar;
  • Hipertansiyon,
  • Diyabet hastalığı,
  • Menopoz,
  • Uygunsuz olarak beslenme,
  • Sigara,
  • Alkol,
  • Böbrek, karaciğer ve tiroid hastalıkları,
  • Stres,
  • Hareketsizlik.

Hamilelikte Kolesterol Yüksekliği
Hamilelikte görülen kolesterol yüksekliği,hem anne hem de bebek açısından oldukça tehlikelidir. Kısaca anlatmak gerekirse,vücutta kan yağları diye bilinen lipid yapısındaki bileşikler kolesterol ve trigliserid olmak üzere iki tür bulunmaktadır. Gebelikte ldl kolesterolün yüksekliği kırmızı alarm olarak görülür. Kolesterol yüksekliği nedeniyle damarların iç yüzüne yapışan plaklar oluşur. Plaklara başka maddelerin eklenmesi ile bu plaklar büyür ve bunların üzerinde oluşan çatlaklarda biriken pıhtılar vücuttaki damarları tıkar. Damar sertliği olarak bilinen bu tıkanıklık durumu kişide kalp krizine ve inmeye kadar yol açmaktadır. Vücutta normal görülen kolesterol total olarak 200 mg/dl altında olması normal kabul edilmektedir. Hamilelikte kolesterol yüksekliği iyi bir durum olarak görülmemektedir. Bu sebepten dolayı gebelerin dikkat etmesi gereken konulardan birkaçı şöyledir:
  • Bol miktarda meyve ve sebze tüketilmelidir.
  • Fazla kilolar varsa bunlar vücuttan atılmalıdır.
  • Baklagil ürünleri her hafta mutlaka tüketilmelidir.
  • Haftalık olarak az şekilde hayvansal gıdalar tüketilmelidir.
  • Gebelik boyunca az miktarda bisküvi ve pastane ürünleri tüketilmelidir.
  • Gebelik sürecinde kesinlikle alkol ve sigara kullanımına dikkat edilmelidir. Fazla tüketimi zararlı olmaktadır. Önerilen hiç bir şekilde alkol ve sigara kullanmamanızdır
  • Günlük olarak mutlaka spor, koşu, yürüyüş gibi şeyler yapılmalıdır.

Kolesterol Nasıl Düşürülür?
Aşağıda verilen bilgiler kolesterol hastaları içindir.
  • Salatalara yağ eklenmemesi gerekir. Salataya yağ yerine limon ve sirke kullanabilirsiniz.
  • Günlük 2 tane ceviz veya 10 tane fındık yiyebilirsiniz.
  • Tuzdan her şekilde uzak durulmalıdır.
  • Yemeklerinizde yağsız et tüketin. Et yemeklerine ek olarak yağ eklemeyin.
  • Günlük olarak çok fazla yumurta tüketmemelisiniz. Sadece haftada bir kez haşlanmış yumurta yiyebilirsiniz.
  • Lifli gıdaları bol tüketin. Çünkü lifli yiyecekler kolesterolün düşmesini sağlamaktadır.
  • Öğünlerinizde kepekli ekmek tüketmeye çalışın.
  • Meyveleri kabuğuyla tüketmeye çalışın.
  • Kuru baklagil tüketmeye özen gösterin.
  • Günde 7-8 bardak su tüketilmelidir.

KOLESTEROL ZARARLARI
Yüksek Kolestrolün Neden Olduğu Hastalıklar
İnsan vücudunda görülen yüksek kolesterol zararları oldukça fazladır. Kalbi besleyen damarlarda kolesterol birikimi, bu damarlarda tıkanma ve daralma sonucunda da kişide; kalp krizi,göğüs ağrısı ve kalp yetmezliği gibi sorunlara neden olmaktadır. Bunların sonucunda hasta olan kişi için koroner by-pass ameliyatı veya anjiyoplasti (balonla, daralmış koroner arterin genişletilmesi) işlemine ihtiyaç duyabilir. İnsan beynini besleyen boyun damarlarında kolesterol birikimi olması durumunda; felçlere, dengesiz yürümeye,bilinç kaybına, konuşma bozukluklarına yol açmaktadır. Böbrek damarlarında ise kolesterol birikimi olması yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine neden olabilmektedir.

UYARI !
İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmutur. Bu yazılar kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Yaşadığınız herhangi bir sağlık sorunu varsa  mutlaka doktorunuza başvurunuz. Lütfen şunu unutmayın! Sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri genellikle kişinin kalıtsal özellikleri,kilo farklılıkları,biyolojisi, boy, yaş, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik göstermektedir. Yaşadığınız sağlık sorunlarının tedavisinde size ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

KADIN DOĞUM HORMON TESTİ (FSH)

Fsh testi, G, Gebelikte fsh düşüklüğü, Gebelikte fsh yüksekliği, Kadın doğum hormon testi, Hamilelikte Fsh hormonu, Gebelikte hormonlar, Hamilelik ve fsh,

Kadın doğum hormon testi olarak bilinen Fsh hormonu testi özellikle kadınların regl dönemlerinin 3. günü yapılmaktadır. Bu testin yapılması ve sonucunda kısırlık ve testesteron hormonu konusunda bilgilerin verilmesi açısından önemlidir.

Hamilelikte Fsh Hormonu Ne İşe Yarar?
Kadın doğum hormon testi yani Fsh hormonu testi, özellikle kısırlık ile alakalı sorunlarda ve regl düzensizliklerinde oluşan sorunların tespiti açısından büyük önem taşımaktadır. Bu test hamile kalmak isteyen kadınlar için yapılır.  Erkeklerde ve kadınlarda salgılanan fsh hormonu hipofiz bezi yardımı ile salgılanmaktadır.

Fsh hormonu kadınlarda yumurtalıklarda bulunan foliküllerin uyarılmasına yardımcı olarak büyümesi konusunda katkı sağlarken,erkeklerde de testosteron hormonuna katkı sağlar. Bu foliküller yumurtaların taşınmasına yardımcı olan minik minik keseciklerden oluşur. Sonrasında taşınan yumurtalar fsh hormonu salgısı yardımıyla büyür, çatlama olur ve ardından hamile kalınır. Kadınlarda orta yaştan sonra ve menopoz döneminde yumurtalarda azalma olacağından hamile kalma olasılığı azalır ve fsh hormonu yüksekliği başlar. Yine kadınlarda yaş 35 ve üstü olursa fsh hormonu değerlerinde yükselmeler başlar.  Hormon değerlerinin daha hızlı şekilde yüksek seviyeye ulaştığı yaş da 40 ve üstüdür. Ayrıca yine kadının yaşında ilerleme olursa, yumurtalıklarında kist ya da hasar olursa da fsh hormonu değerleri daha hızlı şekilde yüksek seviyeye ulaşmaktadır.

Bu konunun tedavisinde kullanılacak olan uzman kontrolündeki ilaçlar, doğum kontrol ilaçları ve diğer korunma yöntemleri fsh hormonu ile alakalı yüksek seviyeler oluşturmaz ancak hamile olup olmamak ile alakalı sorunlar oluşturabilir.


Hamilelikte Fsh Hormonu Değeri Var Mı, Kaç Olmalıdır?
Regl döneminin 3. günü yapılması gereken  testin Fsh değeri 8 ile 10’un altında olursa normal değerlerde görülür. Ancak bu değerlerden yüksek olup test bu şekilde çıkarsa hamile olup olmama konusunda sorunlar oluşabilir. Regl döneminden sonra yapılacak olan testlerde değeri yüksek çıkar ve bu hamile kalmak için uygun değildir. Test sonucunda değer 15 ve daha yüksek çıktığında ise hamile olup olmama ile alakalı olan endişe artmalıdır. Yani bu testte hormon değeri yüksekliği hamilelik riskini ortadan kaldırır. Gebe kalanlar ve gebelikte hormon seviyesi değeri normal düzeyde olmalıdır.

Bu test bazı durumlarda yapıldığında regl döneminin 3. günü yapılmış olsa bile hormonun yüksekliği meydana gelebilir. Kişide birkaç ay sonrasında tekrar yapılacak tetkiklerde hormonun normal düzeye geldiği gözlemlenir. Bu tarz durumlarda en yüksek değer baz alınmaktadır. Bu konu için net bilgi almak adına hekim tarafından klomifen sitrat tetkiki tarzında işlemler yapılabilir.

Yüksek Olan Değerler Düşürülerek Hamile Olma Olasılığı Var Mı?
Hormon yüksekliği konusunda ve düşürme konusunda bir çok kuruluş araştırma yapmaktadır. Yaşın ilerlemesiyle beraber yumurtalarda azalmalar meydana geldiğinde geri dönüş var mıdır? Bunun cevabı,yoktur. Yani yumurta rezervi az kalan kişilerde uygulanacak ilaç tedavileri de işe yaramaz. Bu yüzden erken yaşta hamile kalan kadınlar bu anlamda şanslıdır. Burada önemli olan önemli olan erken dönemde yumurta rezervleri kontrol ettirmek ve gerekli önlemleri zamanında almaktır. Kalan rezerv doğrultusunda hamilelik olup olmayacağı ile ilgili olarak uzman kontrolü gerekir.

Bu test için gebe kalan kadınların kol damarından alınacak olan örnek ile test yapılmaktadır. Bu tetkiklerin değerlerinin kaç olacağı konusunda ancak uzman olan kişiler aydınlatma yapmalıdır. Bu test sonucunda değeri düşük olup ya da değeri yüksek olup gebe kalan kişiler bulunmaz. Gebe kalan kişilerde değerlerin kaç aralığında olması gerektiği ve kaç seviyesinde olması gerektiği bellidir. Örneğin ; ben 0 ile 10 seviyesinde iken gebe kaldım ama bu değerlerin altında kalan ya da üstünde çıkan değerlerde iken gebe kalınması mümkün değildir.
Genellikle sorulan bir diğer soru da 'Yumurtlama işlemlerinin normal şekilde devam etmesi için Fsh hormonu değerleri var mıdır ve kaçtır?' sorusudur. Uzmanlarca belirlenmiş olan değerler şöyledir:
  • 0 ila 6 aylık olan bebeklerde: 1,00-4,00 mIU/ml
  • 7 ila 12 yaş aralığında: 0,20-3,00 mIU/ml
  • 13 ila 15 yaşlarında iken: 1,00-8,00 mIU/ml
  • 16 ila 50 yaşlarında: 2,00-10,00 mIU/ml
  • 51 ila 60 yaş aralığında: 20,00-140,00 mIU/ml
  • 60 yaş ve daha üzerinde olanlarda: 30,00-118,00 mIU/ml

Eğer size ,Fsh hormonu seviyesine bakarak hamile kaldım diyen biri varsa ona değer aralığını sormak gerekir. Böyle hamile kaldım demek için hormonun seviyesinin tam olarak oluşması ve salgılanması gerekir. Bu salgı esnasında gebe kaldım demek için emin olmak gerekmektedir. Gebe kaldım demek için önce hekim tarafından gerekli kontrolleri ve tedavileri yaptırmak gerekir.


Hormon Seviyesi Nasıl Düşürülür?
Üstte de söylediğim gibi 'bu yöntemle bebe kaldım' demek için önce hormon seviyesinin normal düzeye düşürülmesi gerekir. Ayrıca yumurta rezervinin olup olmadığı gebe kaldım demek için öncelikli şarttır. Bu konuda ilk olarak uzman hekiminizin planlamış olduğu ilaç tedavisi yöntemi tercih edilmelidir. Bununla beraber ise diğer tedavi yöntemi olan bitkisel yöntemler tercih edilebilir. Sizler için bitkisel çözümlerin içinde fayda sağlayabilecek olan bitkileri paylaşacağım,bunlar:
  • Adaçayı
  • Sabır otu
  • Civanperçemi
  • Hayıt otu
  • Aslanpençesi yer alır.

Bu otların demleme usulü olarak kullanılması gerekmektedir. Bu otları özellikle fsh değeri yüksek seviyelerde olanların kullanması gerekir.
Fsh yükseklik sorunu yaşayan kişilerin uygulayabileceği basit kür ise;
  • 1 çay kaşığı adaçayı
  • 1 çay kaşığı hayıt otu
  • 1 t çay kaşığı aslanpençesi
  • 1 çay kaşığı civanperçemi

Üstte belirtilen otların tamamı önce hazırlanır ve 2 su bardağı kaynamakta olan suyun üstüne atılır. Kısık ateş üzerinde yakşalık 10 dakika boyunca kaynatılır. Ilıması için kenara alınır ve süzülür. Bu karışımın her gün düzenli sekilde ve aksatılmadan 2 su bardağı içilmesi gerekir. Gün içinde içilen ilk bardak kahvaltıdan 1 saat önce, ikinci bardak da akşam yemeğinden 1 saat önce içilmelidir.

NORMAL DOĞUM YAPAN ANNE

Doğum yapan anne, Doğum yapan anne için tavsiyeler, Yeni doğum yapan anne, Yeni doğum yapan anne ne yemeli?,
NORMAL DOĞUM YAPAN ANNELERİN UYGULAYABİLECEĞİ 12 TAVSİYE

Doğum yapan anne yeni sorumluluklara ve değişikliklere çoktan merhaba demiştir.
Normal doğum yapmış olan yeni annelerin çok sık karşılaştığı sorunların başında,genellikle depresyon ve bebek temizliğinin nasıl yapılacağını bilememek geliyor. Bu durum yeni doğum yapmış olan bir anne için çok normaldir. Çünkü çok fazla fiziksel ve duygusal değişiklik yaşadığınız dokuz aylık hamilelikten sonra bir bebekle ödüllendirilmiş oluyorsunuz. Ancak klasik vajinal doğum, vücudunuzun daha da fazla değişiklik geçirmesine neden olabilmektedir. Bu sebepten dolayı doktorunuza danışarak aşağıdaki önerileri uygulayabilirsiniz.

1. Bol Bol Dinlenin
Yeni doğmuş olan bir bebeğe bakmak, tam gün çalışılan bir işten daha fazla efor gerektirir. Haliyle yeni anneler bu nedenden dolayı genellikle uyumaya ve dinlenmeye zaman ayıramayabilirler. Yeni doğum yapmış olan kadının iyileşmesi zaman alır ancak vücuduna uygun dinlenme ve bakım yöntemini uygulayarak bu süreci hızlandırabilir.

Yetersiz uyku depresyona yol açabilir.
Yeni anne olan bir kadının sorumlulukları ile bir arada gerçekleşmesi zorunda olan dinlenmenin yeterli düzeyde olmamasının annede kaygı ve depresyonun alevlenmesine yol açabileceği unutulmamalıdır. Tabii bunun için ,babalara da biraz iş düşüyor.

2. Oturma Banyosu Size Yardımcı Olabilir
Doğum sonrasında yaşadığınız ağrı ve rahminiz normal boyutuna geri döndüğünde hissettiğiniz kramp çoğu zaman dayanılmazdır. Doğum esnasında yapılmış olan epizyotomi veya perineotomi perineye ve arka vajen duvarına uygulanan planlı cerrahi kesim işlemi de anneye rahatsızlık verebilir. Bu yüzden doğum sonrasında banyonuzu bir süre oturarak yapmanız önerilir.


3.Dikişleri Temiz Tutmak Önemlidir
Doğumda epizyotomi uygulandıysa bu dikişleri temiz tutmak,acıyı ve hassasiyeti azaltmak için, bir oturma banyosunun kullanılması tavsiye edilir. Genellikle bu tür banyolar, genital bölgenizi temiz tutmaya ve acıyı büyük ölçüde azaltmaya yardımcı olur. Bu konuda doktorunuza ne sıklıkla ve ne şekilde uygulamanız gerektiğini danışın.

4. Bu Dönemde Bir Buz Torbası İşinize Yarayacaktır
Normal doğum sonrası vajinanızın etrafında oluşan şişlik veya ağrıyı azaltmak için buz paketleri çok faydalıdır. Soğuk uygulama vücutta sinirleri uyutur, bu da acıyı ve şişmeyi azaltır.  Bunu uygulamak için önce birkaç buz küpünü bir havluya sarın ve 5 ile 10 dakika boyunca ağrıyan bölgeye yerleştirin. Bu uygulamayı günde birkaç kez yapabilirsiniz. Vücudunuza koyduğunuz buz paketini asla 15 dakikadan uzun süre tutmayınız. Eğer cildiniz hassassa cildiniz ve buz paketiniz arasında mutlaka koruyucu bir kumaş tabakasını bulundurun.

5. Ped Kullanımında Hijyenik Yollara Başvurun
Doğumunuzu ne yolla yapmış olursanız olun, doğum sonrası yaşadığınız kanama normaldir. Bu tip kanamalar tıpta lochia olarak adlandırılır ve doğumdan sonra 2 ile 6 hafta kadar sürebilir. Bu süre zarfında, tampon kullanmamanız tavsiye edilmektedir. Çünkü  tampon ve benzeri yöntemler uterusunuzun içine bakteri girmesine olanak sağlar. Tampon yerine, ekstra koruyucu maksi pedler kullanabilir ve gerektiğinde yenisiyle değiştirebilirsiniz. Pedlerdeki ekstra emicilik ve koruma bu süre boyunca size çok yardımcı olacaktır. İsterseniz taşmaları önlemek için örgü iç çamaşırları bile kullanabilirsiniz.

6. Hafif Egzersizler Yapın
Vajinal doğumdan sonra hızlı bir iyileşme için, pelvis kaslarınızı güçlendirmeniz son derece önemlidir. Güçlendirme işlemi vajinal doğum sırasında uzayan alanın (vajina ile rektum arasındaki alan) iyileşmesine yardımcı olacaktır.
Not: Egzersiz yaparken vücudunuzu dinleyin ve aşırı zorlamaktan kaçının.

Bu konuda uzmanlarca da ilk olarak önerilen egzersiz kegel egzersizidir. Doğum sonrasında 1 ile 2 hafta sonra pelvik kaslarınızı güçlendirmek adına doktorunuza danışarak bu egzersiz yapın. Bu egzersizi yapmak için:
  • Önce sırt üstü uzanın ve dizlerinizi kırarak ayaklarınızı yere basın.
  • Ardından kollarınızdan da destek alarak kalçanızı yukarı doğru kaldırın.
  • İdrar yaparken idrar akışını durdurmak için kullandığınız kasları sıkın. 
  • Bu işlemi yapıp 10 saniye bekleyin, ardından 10 saniye bırakın. 
  • İşlemi 10 ile 15 defa tekrarlayın. 
  • Bu egzersizi günde 2 veya 3 kez tekrarlamanız gerekir.
  • Bu tür egzersizlerin dışında ,bir hafta içinde yürüme ve germe gibi hafif egzersizler de yapabilirsiniz.

7. Hijyene Dikkat!
Tüm doğum yapmış kadınların vajinal doğumdan sonra dikişe ihtiyacı yoktur, fakat bazılarının doğum esnasında bunlara ihtiyacı olabilir. Eğer dikişleriniz varsa (çoğu çözünebilir), oluşabilecek enfeksiyonu önlemek için onları temiz tutmanız oldukça önemlidir. Örneğin,tuvaleti kullandıktan sonra temizlik için ılık su dolu bir su şişesi kullanın. O şişeden idrarınızın sulandırılmasını sağlayacak kadar su için. Bu yöntem idrar yaparken daha az ağrı duymanızı sağlayabilir. Tuvalete oturduğunuzda, alt kısımdaki basıncı azaltmak için tuvalette şişirilebilir bir halka kullanmayı da deneyebilirsiniz.


8. Hemoroidlerle Başa Çıkabilirsiniz
Doğum yapan annelerde şişmiş çevre dokuları nedeniyle, bağırsak hareketleri doğum sonrasında çok acı verebilir. Bazı kadınlar bu ağrılar sebebiyle bağırsak hareketlerinden kaçınmaya bile başlarlar. Böyle bir durumda kabız olmak iyi değildir.

Vajinal doğum sonrasında bağırsak sorunlarını önlemeniz için:
  • Bolca taze meyve ve sebze yemeniz gerekir.
  • Öğünlerinizde tam tahıl ve lif bakımından zengin besinler tüketin.
  • Bol su içip, gazlı içeceklerden de kaçının.
  • İyileşme sürecine kadar doktorunuza bir dışkı yumuşatıcı sorup almanız yardımcı olabilir. 
  • Bu konuda yine doktorunuza danışarak bir topikal hemoroid kremini de tercih edebilirsiniz.

9. İlk Aşamada, Göğüsleriniz Ağır ve Acı Verici Olabilir
Doğumdan sonra göğüsleriniz emzirmeyi planladığınızdan bağımsız olarak, beslenme için hızlıca süt üretmeye başlar. Sadece bebeğinize değil aynı zamanda iyileşmenize yardımcı olduğu için de emzirmek en iyi yöntemdir.

Göğüsleriniz için yapabileceğiniz bazı yöntemler vardır. Bunlar:
  • Sızıntıyı önlemek adına bebeğinizi sık sık emzirmeye çalışın. Bununla beraber pompayla sağma işlemi de gerçekleştirebilirsiniz.
  • Sütün rahat inmesine yardımcı olmak adına göğsünüze sıcak kompresler kullanın.
  • Göğüslerinizdeki acıyı hafifletmek için buz paketleri kullanın.
  • Eğer meme uçlarınız ağrıyorsa, bebeğinizin düzgün bir şekilde emdiğinden emin olun.
  • İyi destekli bir emzirme sütyeni giyin. 
  • Süt sızıntısını önlemek adına göğüs pedlerini kullanın.

10. Enfeksiyon Belirtilerini Kontrol Edin
Doğumdan sonra her türlü enfeksiyon iyileşme sürecinizi geciktirebilir ve yeni bir anne için işleri daha da kötüleştirebilir. Vajinal doğumdan sonra, bir enfeksiyonun oluşması için en sık rastlanan bölgeler vajinadaki dikişleriniz, uterusunuz ve mesanenizdir. Dikişler üzerindeki oluşan bir enfeksiyonun ilk belirtisi, artan ağrı ve dikişlerin etrafından kalın sarı veya yeşilimsi bir akıntıdır. Rahimde oluşan bir enfeksiyonun en belirgin belirtisi, vajinal kanda çürümüş bir kokudur. Mesane enfeksiyonundaki belirti ise, idrar yaparken yanma hissi, daha sık idrara çıkma ve aciliyet hissi gibi belirtilerdir. Eğer bu belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, derhal doktorunuza danışınız.

11. Duygularınızı Anlatın
Lohusa kadınlar bebeklerinin doğumundan sonra duygusal hissederler ve bazen bu duygular olumlu yönde değildir! Doğum yapan annenin vücudunda devam eden hormonal değişiklikler genellikle duygulara zarar verir. Yeni doğmuş olan bir bebeğin sorumlulukları bile lohusa kadını depresif veya endişeli hissettirebilir. Fakat, 2 haftalık bir doğumdan sonra bile depresyonda gibi ya da modunuzu düşük hissediyorsanız, bunu içinize atmayın. Böyle bir durum yaşarsanız doktorunuzla,eşinizle  konuşun.

12.Birkaç Basit Öneri Daha
Üstteki önerilerin dışında sizlere vereceğim bir kaç öneri daha olacak. Doğumdan sonra;
  • 5 veya 6 hafta boyunca uzun yolculuklardan kaçının ve uzun süre arabada oturmayın.
  • Eğer seyahat etmeniz gerekiyorsa, seyahat esnasında sık sık dinlenin ve bacaklarınızı uzatın.
  • Öksürürken veya hapşırırken karnınızın üzerine bir yastık koyun.
  • Doğumdan sonraki birkaç ay yüzmeye gitmeyin.
  • Eşinizle beraber yaşayacağınız cinsel ilişki için iyileşene kadar bekleyin (yaklaşık 4-6 hafta).

HAMİLE ULTRASON REHBERİ

Ultrason, 3 boyutlu ultrason, 4 boyutlu ultrason, Bebek ultrason, Anne karnında bebek, Ense taraması, Ense kalınlığı ölçümü, Ultrasonda neler görülebilir?, G,
GEBELİK ULTRASON TARAMA REHBERİ

Her hamilelik ultrason taraması oldukça heyecan verici ve biraz da korkutucudur. Çünkü bir yandan bebeğinizi görürken sevinir diğer yandan gördüğünüz ve duyduğunuz her şeye anlam vermeye çalışıp paniklersiniz. Bu yüzden ultrasonlara hazırlıklı olmak için iyi bir yoldur.

Muhtemelen bir arkadaşınızın çokta net olmayan bir ultrason resmine bakıp başını salladığını görmüş ve tam olarak neye baktığını-ne gördüğünü merak etmişsinizdir. Şimdi ultrason taramaları yaptırma ve heyecanlanma sırası sizde :)

ULTRASON NASIL ÇALIŞIR?
Ultrasonların ne yaptığını biliyorsun ama peki ya nasıl çalıştıklarını da biliyor musun?

İlk olarak karnınıza tutulan cihaza dönüştürücü denir.

Bu cihaz bebeğinizin sıkışmış olduğu karın bölgenize yüksek frekanslı ses dalgaları gönderir. Bu dalgalar bebeğinizden sekerek bilgisayara geri döner ve bir görüntüye çevrilir (bunu genelde ultrasonlardaki beyaz alan olarak görürüz. Renkli ultrasonda renk olayı biraz daha farklıdır).

Birçok uzman "Belirli nedenlerden ötürü endişe duyuluyorsa hamilelikte ek taramalar yapılabilir" demektedir. Fazladan yapılan taramalar ile aşırı veya az büyüme durumları, cenin anomalileri, sıradışı plasental pozisyonlar veya diyabet gibi sorunlar kolayca tespit edilebilir.


ERKEN TARAMA
Bu taramaların eğer önceden bir düşük öykünüz varsa, kanama, ağrı yaşıyorsanız veya doğurganlık tedavisi görüyorsanız 6 ila 11. haftalar arasında yapılması tavsiye edilir.

Bazı doktorlar bebeğinizi henüz tespit edemeyebileceğinden vajinanıza yerleştireceği özel bir tarama cihazı kullanabilirler.

12 HAFTALIK (TANIŞMA TARAMASI) TARAMA
Bu ultrason doktorların hamileliğinizi doğru şekilde belirlemelerine yardımcı olmak için teklif edilir ve 11 ila 16. hafta arasında yapılır. Uygulama genel olarak pelvisiniz üzerine yerleştirilerek yapılır.

ENSE TARAMASI (ENSE KALINLIĞI ÖLÇÜMÜ)
10 ila 13. hafta arasında yapılan bu tarama sıklıkla randevu taramasıyla bağlantılı olarak bebeğinizin boynunun arkasındaki oluğun boyutunu ölçerek down sendromlu bir bebeğe sahip olup olmama ihtimalinizi gösterir. Doktorunuz bu riski hesaplamak için tarama ölçümünü, yaşınızı ve kan testini kullanır.

ANOMALİ TARAMASI
19-20. hafta civarında çoğu kadına sunulan bu ultrason bebeğinizin doğru şekilde geliştiğinden ve herhangi bir sorun ya da anormallik olup olmadığından emin olmak için yapılan bir ayrıntılı taramadır.

20 HAFTA SONRA
Plasenta previa gibi bir komplikasyonunuz varsa size ekstra tarama yaptırmanız önerilebilir. Kalp rahatsızlıkları gibi bir ailesel doğum sorunları öyküsü varsa, ikiz veya üçüz beklerken de yapacağınız gibi daha sonra uygulanmak üzere ek kontrolleriniz de olabilir.

3D VE 4D ULTRASONLARIN FAYDALARI
Hem 3B hem de 4B ultrason taramaları 2B taramalar kadar güvenli olarak kabul edilir çünkü görüntü fotoğrafa dönüştürülen iki boyutlu görüntülerin bölümlerinden oluşur.

Bununla birlikte bebeğinizi daha net ve farklı açılardan görmenin eğlencesi ve heyecanı da daha fazladır. Hatta genellikle her annenin evinde bir tane renkli & detaylı ultrason görüntüsü bulunur ve bu çıktılara genelde yüzleri ödem toplamış olan bebekler eşlik eder :)
Genelde anneler bu ultrason çıktısını baş köşeye asarlar çünkü 3D ve 4D taramalarla bebeğinizin iç organlarını kaplayan cildini görme avantajına sahipsiniz. Ayrıca bu taramalar ile bebeğinizin ağzının ve burnunun şeklini, esnemesini veya dilini çıkarmasını görebilirsiniz.

2D ultrasonlar anne ve bebeğin içinden yalnızca birkaç milimetre kalınlığında ve bebeğin iç yapılarını görmek için faydalı olan bir dilimi alıyor. 4D tarama ancak bebek iyi bir pozisyondaysa ve mükemmel bir şekilde çalışıyorsa işe yarar. Bu tarama ile bebeğinizin yüz yapısını bile daha detaylı olarak görebilirsiniz; ki bu size bebeğinizin doğduktan sonra nasıl görünebileceği hakkında bir fikir de verebilir. Tabi ödemlerin oluşturduğu şişliklerin doğduktan sonra kaybolacağını bilmeniz gerek aksi halde detaylı ultrasonda bebeğinizi görünce kalp krizi geçirebilirsiniz :)

HAMİLELİKTE AYAK ŞİŞMESİ NASIL AZALTILABİLİR?

Hamilelikte şişkinlik kaçıncı haftada başlar?, G, Hamilelikte ayak şişmesi, Gebelikte ayak şişmesi, Hamilelikte el ve ayaklarda şiş, Gebelikte ödem, Hamilelikte ödem,
HAMİLELİKTE AYAK ŞİŞMESİ

Gebelik belirtileri zaman zaman oldukça güçten düşürücü olabilir. Aşırı yorgunluktan sabah hastalığına, sırt ağrısından migrene kadar. Ancak yeterince konuşulmayan sorunlardan biri şişmiş ayaklar veya teknik adı ile ödemdir.

Hamilelik boyunca vücudunuzda hafif bir şişlik olduğunu fark etmek edersiniz ancak yer çekimi kanunları nedeniyle bunu özellikle ayak bilekleriniz ve ayaklarınızda hissedebilirsiniz.

HAMİLELİKTE AYAKLAR NEDEN ŞİŞER?
Ayak bilekleriniz ve ayaklarınız hamileyken şişebilir çünkü hem sizi hem de bebeğinizi beslemek için vücut sıvılarınız artmaktadır. Büyüyen uterusunuzun (rahim) pelvik damarlar üzerindeki baskısı nedeniyle vücut dokularınızda sıvılar birikir. Kulağa her şey çok teknik geliyor olabilir ancak bunun kısa ve net açıklaması hamilelikte ayaklarınızda hatta ellerinizde bile şişme yaşayacağınızdır.


Gebelikte Şişlikler Ne Zaman Başlar?
Kadınların çoğu 22 ila 27. haftalar arasında ayaklarda ve ayak bileklerinde şişme sorunu yaşarlar. Bu durum genelde doğuma kadar uzar. Ancak bu sorunu hiç yaşamayacak kadar şanslı da olabilirsiniz çünkü her 4 kadından 1'i hiç şişlik yaşamıyor!

Yaşadığınız şişme miktarı saate göre de değişebilir. Akşamları artabilir, havadan etkilenebilir. Örneğin sıcak havalarda genellikle bu şişlikler daha sık görülür.

HAMİLELİKTE OLUŞAN ŞİŞKİNLİKLERDEN NE ZAMAN ENDİŞE ETMEK GEREKİR?
Vakaların çoğunda hamilelikte şişme sorunun tehlikeli olmadığı görülmüştür. Ödemin neden olduğu ayak bileklerinin ve ayakların şişmesi durumu tamamen zararsız ve normaldir! Fakat olağanın dışında, ciddi bir şişkinlik durumu yaşarsanız pre-eklampsi belirtisi olabileceği için bir doktora başvurmalısınız. Bu gibi durumların beraberinde genellikle yüksek tansiyon, hızlı kilo alımı ve idrardaki protein gibi diğer çeşitli belirtiler görülür. Kan basıncınız ve idrarınız normal ise (doğum öncesi her ziyarette kontrol edilir) endişelenecek bir şey yok demektir.

Şişliği Nasıl Azaltabilirsiniz?
  • Otururken bacaklarınızı kaldırın.
  • Yürüme veya yüzme gibi hamilelik dostu bir egzersiz yapmaya çalışın. Bu şişkinliğin önüne geçerek kanın dolaşmasını sağlar.
  • Uzun süre ayakta durmaktan hatta oturmaktan kaçının.
  • Çok oturuyorsanız her saat 5 dakikalık bir yürüyüş yapın.
  • Sıkı çoraplar giymeyin.
  • KONFORLU ayakkabılar giyin.
  • Bolca su için. Günde sekiz ila on bardak su içmek aşırı sodyum ve diğer atık ürünlerin sisteminizden atılmasına yardımcı olur ve şişliği en aza indirir.
  • Eşinizden ayak masajı yapmasını isteyin.

YORGUNLUK VE HALSİZLİK

Yorgunluk ve halsizlik,Gebelikte yorgunluk ve halsizlik,Sürekli halsizlik,Yorgunluk halsizlik,Hamilelikte yorgunluk ve halsizlik nedenleri,Gebelikte halsizlik ne zaman başlar?,G,
GEBELİKTE YORGUNLUK VE HALSİZLİK

Gebeliğin erken belirtileri arasında en üst sırada yer alan yorgunluk ve halsizlik hissidir. Bildiğiniz gibi gebeliğin ilk aylarında anne adayının vücudu çok çalışır, hormon pompalar , besinlerin cenine gitmesi için daha fazla kan üretir. Bunlarla beraber artan kan akışıyla vücut baş etmek için kalp atışını hızlandırır. Ayrıca vücut su , protein , karbonhidrat ve yağları kullanma şeklini de değiştirir. Bir de bunlara gebeliğin son aylarında bebeğin ağırlığını taşımak eklenir. Ayrıca gebelik döneminde çalışan anne adayları veya ev işi yapan anne adayları hamilelik öncesine nazaran daha çabuk yorulmaktadırlar.

Hamilelikte yorgunluk halsizlik hissi genellikle kansızlığa bağlı olsa da,bunun dışında da hiç bir neden de bulunmayabiliyor. Çoğu anne adayının bu dönemde ortak şikayeti yorgunluk ve halsizliktir. Sizin de bu konuda bir sorununuz varsa şikayetinizi doktorunuza bildirerek kansızlık veya başka bir nedeni varsa buna yönelik demir hapları gibi tedavilere başlayabilirsiniz.


Gebelikte Sürekli Halsizlik Nedenleri Nelerdir?
Yetersiz Beslenme
Bir insan vücudu için her zaman vücudun ihtiyacı olan besinler dengeli olarak alınmalıdır. Bildiğiniz gibi sağlıklı bir insanın farklı besin gruplarından besinler tüketmesi gerekirken hamilelik durumu daha çok önem arz etmektedir. Çünkü gebe kalan kadın aynı zamanda ikinci bir canı daha beslemeye başlamıştır. Bir anne adayında yetersiz beslenmek hem halsizliğe neden olur hem de bebeğin anne karnında iyi gelişememesine neden olur.

Su Kaybı
Özellikle gebelik döneminde bol sıvı tüketimi çok önemlidir.  Hele bir de yaz aylarındaysanız. Genel olarak insan vücudunda su azaldığında halsizlik başlar. Siz gebeler de yeterince su içip içmediğinizi idrarınızın renginden anlayabilirsiniz. Eğer idrar renginiz sarı ise su tüketiminiz yetersiz demektir. Ayrıca az su alımı gebelerde yorgunluk halsizlik yaratmaktadır.

Uyku Sorunları
Bir insanın az uyuması ve kalitesiz uyuması vücudunun yeterince dinlenememesine neden olur bu da gün içinde halsiz kalmanıza yol açar. Siz de bu yüzden sağlıklı bir uyku uyumak için tüm tedbirleri almalısınız. Hamilelikte genellikle sık idrara çıkma, gece çişe kalkma gibi sorunlar yüzünden uykunuz bölünür. Bu tür sorunların üstesinden gelmek için uyumadan önce çok sıvı tüketmemeye çalışın.

Yoğun Aktivite
Her insanın vücudunun taşıyacağı belli bir fiziksel yük vardır. Bu kapasitenin üstüne çıktığınız anda halsizlik başlar. Gün içinde hareketli olmanız halsizlik yapmaz ama evi baştan aşağı bir temizleyeyim derseniz ,ya da birkaç saat yürümek isterseniz halsiz düşebilirsiniz. Bu sebepten dolayı hareketli bir gebelik sürmeli ama kendinizi fazla yormamalısınız.

Hastalıklar
Yukarıda saydığım nedenler halsizliğe sebep olan standart ve olası nedenlerdir. Bunların dışında çeşitli hastalıklar da sürekli halsizlik yapabilir. Bu hastalıklar arasında çoğunlukla ;kansızlık, guatr,hipotiroidi,diyabet, karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları gibi enfeksiyonlar vardır. Bunlarla beraber aritmi bozukluklukları, anoreksiya, blumia  gibi hastalıklar da en önemlileridir.

Vitamin ve Mineral Eksiklikleri
Eğer planlı bir gebelik sürecindeyseniz zaten gebelik öncesinde vitamin ve mineral takviyesine başlamışsınız demektir.  Çünkü gebelikte vücuttaki vitamin ve mineral ihtiyacı oldukça artar. Bu süreçte vücutta bulunan vitamin ve minerallerin bir kısmını bebek tükettiği için anneye kalan kısım yeterli olmayabilir. Böyle durumlarda vitamin ve mineral desteğine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tür konularla ilgili doktorunuza danışabilir, vitamin desteği alabilirsiniz.


Gebelikte Halsizlik ve Yorgunluk Ne Zaman Başlar?
Gebelikte halsizlik ve yorgunluk genellikle gebeliğin birinci ayından itibaren başlar, 4. Aydan sonra halsizlik tamamen kaybolur ya da hafifler. Ama halsizlik hali bazı gebelerde doğuma kadar devam edebilir.

Gebelikte Yorgunluk Konusunda Yapılabilecekler
Siz de aşağıda sayacağım konulara dikkat ederek bu süreçte yaşayacağınız yorgunluk ve halsizlik halini en aza indirebilir ve hiç yaşamayabilirsiniz.

Demir ve protein açısından zengin besinler tüketin!
Bildiğiniz gibi genelde yorgunluk demir eksikliği anemisinin belirtisi olabilmektedir. Bunu önlemek için beslenme düzeninizi değiştirmeniz fayda sağlayacaktır. Öğünlerinizde sıkça kırmızı et ,yeşil yapraklı sebzeler,tavuk ,balık tam tahıllı gevrek,fasulye,mercimek ve kuruyemiş tercih edin.

Kısa ve sık molalar verin!
Eğer bebelik döneminde çalışıyorsanız veya ev işi yapıyorsanız fırsat buldukça dinlenmeye çalışın.

Düzenli olarak egzersiz yapın!
Gün içinde düzenli olarak fiziksel aktivite yapmanız enerji düzeyinizi arttıracaktır. Her gün en az yarım saat yürümek gibi ölçülü egzersizler yapmanız, kendinizi daha enerjik hissetmenize yardımcı olur.

Yardım isteyin!
Eğer yapmanız gereken ev işleriz varsa bu konuda eşinizden veya aile bireylerinizden yardım isteyin. Gebelik ve varsa diğer çocuk bakımlarıyla beraber ev işleri sizin için çok ağır olur.

Erken Yatın!
Sevgili gebeler özellikle gece uykunuzda 7 ile 9 saat uyumayı hedefleyin. Ayrıca gebeliğinizin son dönemlerinde sol tarafınıza yatmanız bebeğe giden kan akışını arttırır ve vücut şişmelerinizi önler. Uyurken bacaklarınızın arasına ve belinizin altına yastık koymanız sizi daha da rahat ettirir. Eğer bunun yanında fırsat bulursanız öğleden sonra yapacağınız bir şekerleme sizi çok rahatlatabilir.

HAMİLELİKTE SAĞ KASIK AĞRISI NEDEN OLUR?

Hamilelikte sağ kasık ağrısı neden olur?,Hamilelikte kasık ağrısı,Gebelikte kasık ağrısı neden olur?,Gebelikte yaşanılan ağrılar,Kasık ağrısı,G,

HAMİLELİKTE KASIK AĞRISI

Hamilelik süreci bildiğiniz gibi farklı sıkıntılar ve rahatsızlıklar yaşayacağınız bir dönemdir. Bu problemlerin başında sürekli halsizlik hissiyle beraber yorgunluk ve halsizlik,mide bulantısı,eklem ağrıları,baş ağrıları vs bulunmaktadır. Bu dönemde anne adaylarında sıklıkla karşılaşılan bir diğer problem ise sağ kasık ağrısıdır. Hamilelik döneminde karşılaşılan kasık bölgesindeki rahatsızlık hissi ve kasılmalar oluşması sebebiyle, anne adayını huzursuz eder. Bu rahatsızlık ortalama olarak neredeyse bütün anne adaylarında görülür. Hamilelik sürecinde yaşanan bu kasık ağrısı,gebede düşük olma riskini her zaman var etmez. Eğer kasık ağrısına eşlik eden lekelenme ve kanama bulguları da varsa düşük riski var diyebiliriz. Böyle bir durumla karşılaşan anne adayının vakit kaybetmeden doktora gidip önlem alması gerekmektedir. Gebelerin genelinde görülen sağ kasık ağrısı şikayetleri gebeliğin ilk haftalarında ortaya çıkar ve bu tek başına ciddi bir durum değildir. Bildiğiniz gibi bu dönemde rahmin büyümesi ile etrafındaki bağların gerilmesine bağlı olarak kasık ağrıları hissedilmektedir. Özellikle gebeliğin ilk 6 ve 8 haftasına denk gelen sürede kasıklarda ağrı hissedilmektedir. İlk gebeliğini yaşayan kadınlarda ise bu durum daha erken başlayabilmektedir. Genellikle kadınlarca ilk gebeliklerde daha şiddetli ağrılardan şikayetçi olunur. İlk gebelikten sonraki gebeliklerde ise bu ağrı hissedilir şekilde azalır. İleriki süreçlerde tekrar yaşanan gebeliklerde karnın büyümesi, ağırlaşması ve rahimdeki kasılmaların başlaması nedeniyle bu ağrılar oluşmaktadır. Gebelikte sağ kasık ağrısı rahim büyümesinin hızlanmasından kaynaklı 3. ayda daha yoğun olmak üzere devam eder.


Hamilelikte Sağ Kasık Ağrısı Neden Olur?
Üstte de belirttiğim gibi gebelik sürecinin başlamasıyla beraber kasıklarda hissedilen ağrı ve karında sertleşme yada kasılma gibi benzeri şikayetler ortaya sıkça çıkmaktadır. Bu durumlar söylediğimiz gibi hamilelik başlangıcında veya 6. ayın sonrasında normal kabul edilmektedir. Ama bu durumla bereber eğer anne adayının karnının sertleşmesi sorunu da varsa ve gün içerisinde çok sık tekrarlıyorsa bu erken doğum belirtisi olabilir. Bu yüzden anne adayının gebelik süresince doktoruyla irtibat halinde olması ve yaşadığı bu ağrıların sıklıklarını tarif ederek bir problem olup olmadığını sorması en sağlıklısıdır.  Hamilelikte sağ kasık ağrısı yaşayan kadının bu sıkıntısının yanı sıra lekelenmesi, su gelmesi, kanaması, idrar yapılan sırada yanma hissi ,ateş gibi belirtilerle beraber görülüyorsa doktoruna gitmesi gerekir. Doktoru bu muayeneyle erken doğum sancısı olup olmadığı yada bu kasılmaların yalancı doğum sancılarından kaynaklı olup olmadığı konusunda  kişiye bilgi verir. Gerekli görürse eğer tedavi uygulayabilir. Gebelikte çoğu zaman karşılaşılan sağ kasık ağrısı tedavi gerektirmeyen sancılar arasındadır. Bu problem doğum sonrasında kendiliğinden ortadan kalkabilmektedir. Tıpta bu ağrı Round Ligament ağrısı diye bilinir ve bu rahatsızlık ancak hamilelikte meydana gelir. Genellikle hamileliğin 3 yada 4. aylarında ortaya çıkan bu rahatsızlık kasıklarda ya da karında bıçak saplanmış gibi şiddetli ağrılar yaratır. Yaşanan bu ağrılar özellikle yatakta dönerken, öksürürken ve ani hareketler yaparken ortaya çıkmaktadır. Bu ani ve beklenmeyen hareketler rahmin çevresindeki bağların gerilmesine veya kasılmasına sebep olduğu için acı verici bir ağrıyla hissedilir. Genellikle bu ağrılar kısa sürelidir ve tedavi gerektirmez. Ancak 1 dakikayı aşarsa ya da beraberinde başka belirtiler eşlik ederse doktora gitmenizde fayda vardır.

Hamilelikte Sağ Kasık Ağrısına İyi Gelecek Yöntemler
Sevgili gebeler bu süreç boyunca ani hareketler yapmamaya dikkat etmeniz gerekir. Yine bu süreçte bol bol dinlenmeniz ve uyumanız gerekir. Özellikle gece yatarken pozisyon değiştirirken yavaş ve dikkatli şekilde hareket etmelisiniz. Günlük sıvı alımınıza çok dikkat etmeniz gerekir. Hamilelik sürecince cildinizin elastikiyetini kaybetmemesi için suya çok ihtiyacı vardır. Ayrıca gebeliğe  uygun yapılan egzersiz hareketleri hamilelikte sağ kasık ağrısı riskini çok azaltır. Bunun dışında sık sık banyo veya ılık duş yapmakta size iyi gelecektir. Bunlara ek olarak uyurken yatakta dizlerinizi karnınıza doğru çekmeniz yada ağrı olan tarafın ters yönüne yatmanız ağrı olan bölgenizi bir nebze olsun rahatlatacaktır.


Bu konuyu kısaca ve madde madde açıklarsak;
  1. Aslına bakarsanız gebelikte meydana gelen kasık ağrıları oldukça normaldir.
  2. Bu durumun yaşanmasının temelinde hormonları ve vücudu değişen anne ve büyümeye başlayan bir bebek vardır. Bu kişiler tek bedende yer alınca ağrılar da  haliyle kendini göstermeye başlıyor.
  3. Siz de kasık ağrılarınız sayesinde bebeğinizin her geçen gün büyüdüğünü anlayabilirsiniz.
  4. Fakat çok şiddetli ve dayanılmayacak boyutta yaşanan kasık ağrıları için gecikmeden doktorunuza başvurmanız gereklidir.
  5. Gebeliğin ilk zamanlarında kasık ağrılarının olacağını düşünmeyin ,çünkü bu ağrılar haftalar sonra gelmeye başlıyor.
  6. Yaşanan bu kasık ağrıları bebeğin gelişimiyle doğru orantılı olsa da bu ağrıların gelişi kişiden kişiye göre değişebilmektedir.
  7. Gebeliğin ilk 6 ve 8. haftasında hissedeceğiniz hafif kasık ağrıları rahmin kendini bebeğinize hazırladığına işaret eder.
  8. Gebeliğinizin son dönemine girdiğiniz zamanlarda kasık ağrılarınızın devam etme ihtimali oldukça yüksektir. Ama bu ağrılar doğum sancısıyla karıştırılmamalıdır.
  9. Gebelikte kasık ağrılarının çok masum nedenleri olabileceği gibi, düşük veya enfeksiyon gibi nedenleri de olabilmektedir.
  10. Yaşadığınız kasık ağrılarının risk oluşturmadığına emin olmak için doktorunuza başvurabilirsiniz
  11. Uyuduğunuzda veya yattığınız esnada yatakta dönerken ya da ani hareket ettiğinizde hissettiğiniz ağrıların nedeni; yuvarlak bağ ağrılarıdır.
  12. Bu yuvarlak bağ ağrıları genellikle kramp şeklinde kendini gösterir ve kimi zaman hareketsiz kalmanıza neden olabilir.
  13. Bu ağrıladan kurtulmanın tek yolu ise bol dinlenmektir.
  14. Ayrıca gebelik döneminde yavaşlayan sindirim sisteminiz nedeniyle gaz sancılarına ve kabızlığa; bunlar da kasık sancılarına neden olabilir.
  15. Eğer kasık ağrısı çekmek istemiyorsanız uzun süreli oturma ya da ayakta kalma durumlarından da kaçınmanız gerekir.
  16. Bunların dışında dış gebelik durumunuz varsa. Ve eğer 10. haftaya kadar fark edilmezse yine kasık ve karın ağrıları kendini göstermeye başlar.
  17. Gebeliğin ilerleyen zamanlarında eğer ağrınız kasıktan mideye doğru kayıyorsa,bu ağrılar plasentanın yerinden ayrılmasına işaret edebilir.
  18. Geneliikle gebeliğin en tehlikeli zamanlarından biri olan 12. haftada geçmeyen bir kasık ağrınızı yoğun bir kanama takip ediyorsa eğer, zaman kaybetmeden doktorunuza ulaşmanız gerekir.
  19. Kasık ağrılarınızla beraber idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma ve ağrılı idrar yapma gibi durumlar varsa idrar yolu enfeksiyonuna yakalanmış olabilirsiniz
  20. Gebelikte yaşanılan ve zararsız olan kasık ağrıları genellikle dinlenme, sıvı alımı ve magnezyum alımlarıyla geçmektedir.

HAMİLELİKTE DİŞ ETİ KANAMASI

Diş eti kanaması, Gebelikte diş eti kanaması, Diş eti kanaması nasıl durur?, Hamilelikte diş eti kanaması, G, Hamilelikte ağız kokusu, Gebelikte ağız kokusu,
HAMİLELİKTE DİŞ ETİ KANAMASI NEDEN OLUR VE NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Hamilelikte diş eti kanaması sık görülen bir şikayettir, neredeyse her iki kadından biri bu sorunu yaşamaktadır ve bu durum kısmen hormonlara bağlıdır. Endişelenecek bir durum teşkil etmez ama doğumdan sonraki lohusalık sürecinde ve sonrasında diş etlerine daha fazla bakmaya çalışmak gerekir.

DİŞ ETİ KANAMASI HAMİLELİĞİN YAN ETKİSİ MİDİR?
Hamilelik vücudunuzu değiştirir ve bu değişim diş etlerinizi de içerir!  Bu da daha fazla diş eti hastalığı riski altında olduğunuz ve diş eti kanaması gibi belirtileri yaşayabileceğiniz anlamına gelir. Bu işaretler hamilelik sırasında diş eti hastalığı tedavisi güvenli, etkili ve önemli olduğu için göz ardı edilmemelidir.

Hamilelikte diş röntgeni çektirmenin, lokal anestezi yaptırmanın anneye veya bebeğe bir risk oluşturmadığını bilmelisiniz. Belirtilere sahip olmasanız bile hamileyseniz diş eti taraması yaptırmak ve diş eti hastalıklarını önlemek için gerekli tedbirleri almak her zaman iyi bir fikirdir.

HAMİLELİKTE KANAYAN DİŞ ETLERİNİZİ NASIL TEDAVİ EDEBİLİRSİNİZ?
Herhangi bir sorunu çözmek için hamileliğiniz sırasında düzenli olarak diş hekiminizi ziyaret edin. Diş hekiminizden size adım adım dişlerinizi nasıl etkili bir şekilde nasıl temizleyeceğinizi göstermesini isteyin, bunda çekinilecek bir durum yok.


GEBELİKTE DİŞ ETİ KANAMASI NASIL ÖNLENİR?
Hamileliğiniz sırasında herhangi bir diş probleminden kaçınmanın en iyi yolu dişlerinizi ve diş etlerinizi sağlıklı tutmaktan geçer. Dişlerinizi temiz tutmak, diş eti kanaması, taş oluşumu, diş çürümesi gibi durumların önüne geçecektir. Özellikle hamilelikte daha dikkatli bakılması gereken dişlerinizi temiz tutmak çok çok önem arz eder.

Çoğu insan dişlerini çok etkili bir şekilde temizlemiyor ve hamile kadınlar bundan kaynaklanan sorunlara karşı daha duyarlı oluyorlar çünkü bilindiği gibi hamilelikte annenin vücudunda bulunan birçok vitamin ve mineral bebek tarafından emiliyor.
Dişleri fırçalamak yeterli değildir, nasıl ki evinizi temizlerken sadece halıyı süpürüp geçmiyor, koltuk ve kapı arkalarını süpürüyorsanız dişlerinizi temizlerken de diş ipi kullanarak (veya evinizdeki uygun, ince yapılı bir ip) dişlerinizin arasına giren yemek artıklarını temizlemelisiniz aksi halde o artıklar çürüyecek, ağzınızda koku yapacak, diş taşı oluşturacak ve hatta dişlerinizin dökülmesine bile sebep olabilecektir.

Birçok diş hekimi günde en az iki kez diş fırçalamayı ve diş ipi ile temizleyip geceleri yatmadan önce de tuzlu su gargarası yapmayı veya hazır ağız gargaralarından kullanmayı tavsiye etmektedir.

Fırçalarken de en az iki dakika zaman harcayın, diş etlerinizi nazikçe, çok hafif bir şekilde masaj yaparak fırçalayın, dişlerinizi ise çok sert fırçalamayın çünkü bu sık yapılan bir hatadır.

GEBELİKTE SAĞLIKLI DİŞ ETİ İÇİN BESLENMEDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Şekerli yiyecek ve içeceklerden özellikle öğün aralarından kaçının. Ayrıca bitkisel çaylar, domates, limon ve hatta beyaz ekmek gibi asitli yiyecekler dişlerinizi mahveder, bu yüzden onlardan da uzak durmak yada çok çok az kullanmak doğru olacaktır.

Hamilelik döneminde yiyecekelriniz arasına bol miktarda meyve ve sebze eklemeyi (tercihen taze ve çiğ tüketmeyi) unutmayın, bu dişlerinizi daha sağlıklı tutacaktır.

Portakal, brokoli ve dolmalık biber gibi besinler ve yiyeceklerden alacağınız C Vitamini de diş eti kanamanızın azalmasına yardımcı olabilir.


ANNE ADAYLARI İÇİN EVDE UYGULANABİLECEK İPUÇLARI:
Gündelik rutininizde diş arasını fırçalayın veya diş ipi kullanın. Sadece diş fırçası ile yapılan normal bir fırçalama dişin ön, arka ve ısırma bölgesi dahil olmak üzere diş yüzeyinin sadece% 60'ını temizler. Kalan % 40'a dokunulmaması diş eti hastalığına, ağız kokusuna ve diş çürümesine yol açabilecek olan bakteri, plak ve yiyecek kalıntılarının diş arasında birikmesine neden olabilir.

Dişlerinizi etkili bir şekilde fırçalamak için dişleriniz için doğru ebattaki fırçayı seçtiğinizden emin olun. Herkesin diş yapısı farklıdır bu yüzden diş arası için fiş fırçası alırken fırçanın ucunun kalınlığına ve şekline dikkat edin ve diş aralığınıza sığacak genişlikteki bir fırça seçin.

Diş ipi kullanın. Diş ipi dişler arasındaki artıkları temizlemenin önemli bir parçasıdır. Aslında bir insan düzenli olarak dişlerini fırçaladıktan sonra diş ipi kullansa ve gece yatarken gargara yapsa diş arası için özel fırça kullanmasına bile gerek kalmayabilir.

GEBELİKTE SOĞUK ALGINLIĞI

Grip soğuk algınlığı, Ağır grip nasıl geçer?, Grip ve soğuk algınlığı, Hamile kadın grip olunca ne yapmalı?, Hamilelikte grip bebeği etkiler mi?, Hamilelikte grip bebeği etkiler mi?, G,
HAMİLELİKTE SOĞUK ALGINLIGI TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?
Hamile kadın grip olunca ne yapmalı?
Soğuk algınlığı özellikle hamilelikte, ilaçlarınızı kullanamadığınız dönemde asla hoş olmayan, can sıkıcı bir durumdur. Ama bu sorunla baş etmenin başka yolları da var.

İşte hamilelikte soğuk algınlığından nasıl kurtulacağınıza dair rehberimiz sizlerle.

SOĞUK ALGINLIĞI VEYA ÖKSÜRÜK BEBEĞİ ETKİLER Mİ?
Normal bir soğuk olgınlığı sizi mutsuz hissettirir fakat bebeğinizi etkilemez, bu konuda içinizi rahat tutun.

HAMİLELİKTE ÜŞÜTME İHTİMALİ DAHA MI FAZLA?
Hamilelik sırasında bağışıklık sisteminiz normalden daha düşüktür ve bu da üşütme olasılığınızın biraz artmasına neden olur. Ancak hamile olduğunuz için bu durumu normalden daha kötü geçirmezsiniz. Bazı ilaçları alamayacağınız doğrudur ancak soğuk algınlığı belirtilerini azaltmak için başka yollar deneyebilirsiniz. Ateşinizin çok yüksek olmadığından emin olmak için cüvut sıcaklığınızı günde iki kez ölçün. 38 santigrat derecenin üzerindeyse ateşiniz var demektir.

SOĞUK ALGINLIĞINI, GRİP OLUP OLMADIĞIMI NASIL ANLARIM?
Eğer soğuk almışsanız şu belirtlere sahip olacaksınız:
  • Boğaz ağrısı
  • Tıkalı veya akan bir burun,
  • Hapşırma ve öksürük.
  • Pek yaygın olmasa da aynı zamanda hafif ateş veya baş ağrısı yaşayabilirsiniz.
Genel bir kural olarak grip her zaman daha hızlı gerçekleşir ve şu belirtileri gösterir:
  • Yüksek ateş
  • Baş ağrısı
  • Kas ağrıları
  • Terleme
  • Yorgunluk ve halsizlik hissi

Hamilelikte grip bebeği etkiler mi? diye soran çokça kadına rastlıyoruz. Eğer grip olup olmadığınızdan emin değilseniz hızlı bir şekilde doktorunuza danışın. Soğuk algınlığı veya öksürük normal şartlarda bebeğinizi etkilemezken grip hamilelik sırasında size ve bebeğinize zarar verebilir.


HAMİLELİKTE HANGİ SOĞUK ALGINLIĞI İLACI ALMAK GÜVENLİDİR?
Hamileliğin ilk 12 haftasında tüm ilaçlardan kaçınmak en iyisidir. Bu dönemden sonra alabileceğiniz veya alamayacağınız ilaçları sizlerle paylaşıyoruz.

Güvenli:
  • Sadece ihtiyaç duyulan süre boyunca düşük miktarda Parasetamol,
  • Doğal tedavi yöntemleri (yazının ilerleyen sürecinde belirttiğimiz gibi)
Kaçınmanız Gerkenler:
  • Antihistaminikler
  • İbuprofen
  • Aspirin
  • Soğuk tedavi tabletleri
Birçok doktor eğer ateşiniz varsa parasetamol alabileceğinizi belirtecektir. Bu hamile kadınlar için güvenlidir ve ateşinizi düşürmeye yardımcı olacaktır. Dünya Sağlık Örgütü parasetamolün mümkün olan en kısa süre için en düşük etkili dozda kullanılmasını önerir.

Fakat hamilelik sırasında antihistaminikler, ibuprofen ve aspirinden uzak durmalısınız. Bu yüzden soğuk algınlığı için kullanılan tedavi tabletlerine veya içecek poşetlerine dikkat edin. Güvenli olan parasetamol içermelerinin yanı sıra plasentaya kan tedarikini kısıtlayabilecek, kan damarını daraltıcı özelliklere sahip bir dekonjestan olan fenilefrin içerirler. Yani kullanacağınız tek şey Parasetamol olsun fakat bu da düşük miktarda ve kısa süreli olsun, toz ve poşet içeceklere yaklaşmayın.

Hamileyken boğaz ağrısına ne iyi gelir?
Boğaz ağrıları ve öksürükler için limon suyunu, ılık suyla karıştırılmış balı, gliserin içeren bir boğaz pastilini veya öksürük karışımını deneyin.

Eğer problemleriniz devam ederse doktorunuza kontrole gitmenizde fayda vardır.

PARASETAMOL
Parasetamol gebe kadınlar tarafından uzun yıllardır kullanılmaktadır ve gelişmekte olan bebeğe zarar vermemektedir. Bu nedenle parasetamol genellikle hamile kadınlar için ilk ağrı kesici seçimi olarak önerilmektedir. Mümkün olan en kısa süre için en düşük etkili dozu almaya çalışın.

VİCKS VAPORUB
Vicks Vaporub anneler için güvenlidir ve tıkalı bir burun, boğaz ağrısı ve öksürük semptomlarını hafifletmeye yardımcı olur. Göğüs, boğaz veya sırtınıza sürebilmeniz için bir merhem şeklindedir, ayrıca sıcak suya karıştırılarak bu buharın solunması da iyileşmenize yardımcı olur.

BREATHE BURUN BANTLARI
Bu burun bantları hamile kadınlar için güvenlidir ve burun geçitlerinizi açarak daha kolay nefes almanızı sağlar. Bunlar burun geliklerini açmak için daha iyi hava akımı sağlayan esnek yay benzeri bantlardır. Gündüz veya gece kullanılabilirler. Tabi ki Breathe sadece bunlardan biridir, gebelikte kullanabileceğiniz farklı burun bandı markaları da olacaktır, bu konuda en doğrusu eczacıya danışmak veya doktorunuza sormak olacaktır.

TUZLU BURUN SPREYLERİ
Tuzlu burun spreyleri (veya tuzlu su) hamilelik sırasında burun tıkanıklığını gidermek için mükemmeldir. Bu spreyler tamamen doğaldır ve fesleğen, nane gibi bileşenler içerdiklerinden sinüslerinizi açar ve temizlerler.

BUHAR SOLUMA
Buhar soluma dezenfekte olmanıza yardımcı olmak için mükemmel bir yoldur. Bir kaba sıcak su doldurun ve başınızın üzerine bir havlu yerleştirip başınızı kabın üzerine doğru eğdikten sonra gözlerinizi kapatın ve derin nefes alın. Bu uygulama mukusu (sümük) gevşetir ve daha rahat nefes almanızı kolaylaştırır.

TUZLU SU İLE GARGARA
Ttuzlu suyun gücünü asla küçümsemeyin. Günde birkaç kez ılık suyla gargara yapmanız boğazınızdaki şişliği azaltabilir ve mukusu gevşeterek tahriş edici maddelerin veya bakterilerin dışarı atılmasına yardımcı olabilir. Doktorlar genellikle bir bardak suya yarım çay kaşığı tuz koymayı önermektedir.


SOĞUK ALGINLIĞINDA GÜNDE NE KADAR SU İÇMELİYİM?
Günde 12/13 bardak su içmelisiniz.
Ayrıca bu süreçte portakal suyu içmenizde de fayda vardır. Sizin için iyi olmasının yanı sıra soğuk algınlığında vücudunuzun bolca nemlendirilmeye ihtiyacı olur, portakal suyu ve düzenli su tüketimi size bu konuda yardımcı olur.

Bol miktarda sıvı içmek, terleme ve burun akıntısı nedeniyle kaybedilenlerin yerine gelmesine yardımcı olur.

Hamile bir kadının günde yaklaşık 10 bardak su içmesi tavsiye edilir bu nedenle kaybettiğiniz sıvıları telafi etmek için bu sayıyı en az 12 veya 13 bardağa çıkarmaya çalışın.

HAMİLELİKTE SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUNMAK İÇİN NE YAPABİLİRİM?
Hamilelikte grip nasıl geçer?

CANLI RENKLERİ OLAN YİYECEKLER TÜKETİN
Kırmızı domates,
Yeşil ıspanak,
Sarı biber,
Mor patlıcanlar,
Karotenoidler ve avonoitler gibi bitki antioksidanları alımınızı artıracağı için çeşitli renkli meyve ve sebzeler yemeyi ihmal etmeyin.

HİJYENE DİKKAT EDİN
Soğuk algınlığı virüsünün yayıldığı en hızlı yol olan kişisel hijyene dikkat edin. Hull York Tıp Fakültesindeki kardiyo-solunum çalışmalarının başında olan Profesör Alyn Morice "Virüsler 50-50 oranında yayılıyor, hapşırma yoluyla% 50, el temasından % 50" diyor. Özellikle yemekten önce, mesai saatlerinde ve yüzünüze dokunmadan önce ellerinizi yıkayın.

İYİ DİNLENİN
Üşütmeyi atlatmanın en iyi yollarından bir diğeri uykudur. Uyku vücudunuzun yalnızca daha iyi olmaya konsantre olduğu ve kendini yenileyip onardığı bir süreçtir.

GEBELİKTE DİŞ TEDAVİSİ

Gebelikte diş tedavisi,Gebelikte diş çekimi,Gebelikte diş iltihabı belirtileri,Gebelikte diş eti kanaması,Hamilelikte diş tedavisi,G,
GEBELİKTE DİŞ AĞRISI NEDENLERİ VE GEBELİKTE DİŞ TEDAVİSİ
Sevgili gebeler halk arasında sıkça duyduğunuz 'hamilelikte yaşanan diş ağrısı geçmez' kanısının aksine diş ağrısı çözülmez değildir. Gebelik döneminde de diş hekiminiz gebeliğinizin 4. ve 6. aylarına kadar kanal tedavisinden, diş eti kanamalarına kadar birçok duruma müdahale edebilir.

Gebelik sürecinde dişler üzerindeki bakteri ve diş taşları artar ve hamilelik döneminde bu taşlar dişlerden temizlenmezse dişlerde kızarma, şişme ve kanama görülebilir. Bunun nedeni sürekli artan progesteron ve seviyeleridir. Diş eti kanayan anne adaylarının dişlerini fırçalamaktan çekindiğini ve bu nedenle de dişlerde bakterilerin çok kolay oluştuğu açıkça görülmektedir. Bu sebepten dolayı hamilelik döneminde ağız ve diş temizliğine daha fazla özen gösterilmesi gerekmektedir.

HAMİLELİKTE DİŞ ÇEKİMİ
Hamilelikte Diş Çektirmek Zararlı Mı?

Gebeler genellikle bu konuda bazı endişelere kapılırlar. Örneğin hamileliğinde enfekte olmuş diş nedeniyle şiddetli diş ağrısı yaşayan ve diş doktoru tarafından dişinin çekilmesi gerektiği söylenen gebeler. Eğer sizler de gebelikte diş çektirmenin zararlı olup olmadığını merak ediyorsanız, sorunuzun yanıtını yazımızın devamında öğrenebilirsiniz.

Bildiğiniz gibi hamilelikte meydana gelen hormonal değişiklikler, diş etlerinde hassasiyete neden olmaktadır. Bunun sonucunda ise diş etleri şişer, iltihaplanır ve kanama görülebilir. Bunun yanı sıra, diş etleri etrafında plak birikmesi de diş eti sorunlarına yol açabilmektedir. Gebelikte diş ve diş eti sorunları yaşayan kadınların, doktoruna gidip diş problemlerini bir an önce tedavi ettirmesi gerekir.


Eğer aşağıda geçen belirtilerden biri ya da daha fazlasından şikayetçiyseniz, dişinizi çektirmeniz gerekebilir.
  • Dişetinde veya dişte akut ağrı, 
  • Çürük ya da enfekte diş, 
  • Yiyecekleri zor çiğneme, 
  • Kanama, 
  • Şişmiş diş etleri, 
  • Konuşma zorluğu. 

Sevgili anne adayları anne karnındaki bir bebeğin herhangi bir zarar görmemesi için, gebelikte diş çektirmek ekstra özen gösterilmesi ve dikkat edilmesi gereken bir konudur. Bu sebepten dolayı, genellikle diş hekimleri hamile kadınlarda diş çekiminden kaçınmaktadırlar. Fakat, sorunlu dişi kurtarmak mümkün değilse ve enfeksiyon hızla yayılıyorsa, diş hekiminiz tarafından dişinizin çekilmesi önerilebilir.

Bu konudaki en önemli konu ise gebeliğinizin haftasıdır. Çünkü hekim tarafından diş çekimi, hamileliğin kaçıncı ayında olduğunuza bağlı olarak planlanır. Bu yüzden diş hekiminiz sizden doğum dokrotunuzun vereceği izin kağıdını ister. Ardından işlem yapabilir.

1.Trimester
Gebeliğin ilk 3 aylık döneminde, fetüsün organ gelişimi olur. Fetüs organları bu dönemde son derece hassastır ve bu yüzden de anne genellikle gerginlik ve stres yaşar. Genellikle uzmanlar hamileliğin ilk 3 aylık döneminde diş çektirmeyi önermemektedirler.

2.Trimester
Gebeliğin ikinci 3 aylık döneminde de yine fetal büyüme devam eder. Bu sebepten dolayı da diş hekimleri, diş çekimi ve diğer gerekli diş işlemleri için bu dönemi daha güvenli bir dönem olarak görürüler. Genellikle gebeliğin 3-6 ayları arasında gebelikte diş tedavisi yapılmasını uygun görürler.

3.Trimester
Gebeliğin son üçüncü 3 aylık döneminde ise hamile kadınlar diş hekimi koltuğunda saatlerce aynı pozisyonda oturmakta zorlanabilirler. Ayrıca bu dönemde gebede diş çekimi sırasında kanama artabilir ve zararlı olabilir. Bu yüzden doktor diş çekimi işlemini doğumdan sonraya erteleyebilir.

Gebelikte Diş Eti İltihabı Belirtileri
Gebelikte sıkça karşılaşılan diş eti iltihabı genellikle gebeliğin 2-8. ayları arasında ortaya çıkar. Bu rahatsızlığın belirtileri arasında eskiye göre daha da kırmızılaşan diş etleri gözlemlenir. Bunun yanı sıra dişinizi fırçalarken diş etlerinizde hafif kanamalar meydana gelebilir. Bunlar normaldir ve gebeliğin doğal süreçleri içerisinde yer alır.

Diş Eti İltihabı Nasıl Önlenir?
Diş eti iltihabını önlemek için ilk olarak rutin diş sağlığınıza daha da önem göstermelisiniz. Yani günde en az iki kere dişinizi fırçalamalı, bir kere de diş ipi kullanmalısınız. Ayrı bunlarla birlikte mikropları yok edici ağız gargaralarını da tercih edebilirsiniz. Bu dönemde kullanacağınız diş fırçası ve diş macunu seçimine de dikkat etmeniz gerekmektedir.


Gebelikte Diş Temizliğine Dikkat Etmeniz Gerekir
Bildiğiniz gibi özellikle gebeliğin ilk aylarında oluşan mide bulantısı ve kusmalar nedeniyle ağızda asit miktarının arttığı ve tükürüğün azaldığı görülmektedir.  Yine gebeliğin ilk aylarında anne adaylarının karbonhidrat içeren bazı yemeklere aşırı ilgi gösterdikleri bilinmektedir.  Gebelikte çok sık yemek yedikleri için ve yemeklerden sonra ağız ve diş temizliğine dikkat etmedikleri için anne adaylarında diş eti problemleri ve çürük oluşumu hızlanmakatadır. Bu sebepten dolayı yemekten sonra mutlaka dişlerinizi fırçalamanız gerekir.

Şunu unutmayın sevgili gebeler diş eti hastalıkları kendiliğinden geçmez ve tedavi gerektirir. Hekim tarafından enfeksiyonların en uygun antibiyotiklerle geriletilmesi gerekebilir. Size verilen bu antibiyotiklerin gebelik süresince kullanılabilir olup olmadığını doktorunuzdan öğrenebilirsiniz.

Halk Arasında Geçen Yanlış Bilgilere İnanmayın
Sevgili gebeler lütfen halk arasında geçen “Her gebelik bir diş götürür“,“Hamileyken diş doktoruna gidilmez“, “Bebekler anne karnındayken annelerin dişlerinden kalsiyum alır” bu ve buna benzer yanlış bilgilere asla inanmayın. Üstte de söylediğim gibi gebeyken ağızda çürük oluşumu, çürüğün gelişmesi ve diş eti problemlerinin görülmesi hamilelik döneminin çok hassas bir dönem olmasına bağlıdır. Bu dönemde yapmanız gereken sadece bu dönemde ağız ve diş temizliğinin daha dikkatli yapılmasıdır.

Gebeler Ne Zaman Diş Hekimine Gidebilir?
Anne adaylarında sıkça görülen diş ağrıları sebeplerinin başında gemellikle; diş eti sorunları,diş çürükleri, 20 yaş dişi ağrısı nadiren olsa da, eklem kökenli ağrılar gelmektedir. Bu yüzden diş hekimlerinin ve jinekologların anne adaylarına ilk olarak tavsiyesi, gebe kalmadan önce tüm ağız ve diş sorunlarını çözmeniz gerektiğidir. Fakat gebelik sırasında ortaya çıkan ağız ve diş sorunları için diş hekimlerince hastanın tedavisi ertelenmeli ve tedavileri doğumdan sonraya bırakılmalıdır. Önce de belirttiğim gibi hekimlerce uygun görülen diş tedavilerinin gebeliğin 4. ve 6. ayları arasında yapılmasıdır. Son 3 ayda da yapılabilen diş tedavileri gebenin artan vücut kitlesi ile beraber diş hekimi koltuğunda oturamamasından dolayı yapılamamaktadır. Fakat bunların dışında gebede dayanılmayacak kadar ciddi bir ağrı varsa hasta hangi gebelik haftasında olursa olsun jinekoloğuna danışarak tedavi için izin isteyebilir. Hangi dönemde olursa olsun bu dönemlerde anne adaylarına radyografi işlemi yapılmaz, varsa daha önce yapılan radyografiyeler ile ölçülür.

Gebelikte Karşılaşılan Diş Problemleri Karşısında Ne Yapılabilir?
Eğer anne adayında aniden bir diş ağrısı varsa bu dişin sinirinin hastaya eziyet verdiğinin göstergesidir. Böyle bir durumda hasta için kanal tedavisi gereklidir. Anne adayının bir sefere mahsus olmak üzere ve jinekoloğuna danışmak kaydıyla anestezi altında kanal tedavisi yapılabilir. Eğer sadece diş eti problemi yaşıyorsanız diş eti problemlerinde gebeliğin her ayında müdahale yapılabilir. Bunun dışında damak içerisinde 20 yaş dişleri genellikle ağrıya neden olur ve keskin bir ateşleme sonucu yeniden pasif döneme geçer. Diş hekiminin yapacağı muayene sonucunda yapılacak olan tedavi doğumdan sonraya ertelenebilir. Çünkü 20lik dişler için durumu görmek adına genellikle tomografi istenir ve bu ancak doğumdan sonra çekilebilir. Yine doktor tarafından eklem sorunu yaşayan bir gebeye gece plağı ya da splint verilir. Bu malzeme gebenin ağzına takarak gece rahat uyumasını sağlar. Ayrıca eklem ağrısı tedavisi gebeliğin her döneminde yapılmaktadır.

Sevgili gebeler son olarak eğer bu sorunların yaşanmasını istemiyorsanız mutlaka hamilelikte diş sağlığınıza ekstra önem gösterin. Dişlerinizi günlük olarak fırçalayın, diş ipi ve gargara kullanın. Ayrıca ağız gargaranızı florürlü ve alkolsüz seçmeye özen gösterin. Bunlarla beraber düzenli olarak diş hekiminize uğramayı da ihmal etmeyin.