SON YAYINLAR
latest
G etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
G etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

KÜRTAJDAN HEMEN SONRA HAMİLE KALMAK ZARARLI MI?

Kürtajdan hemen sonra hamile kalmak zararlı mı ve kürtaj sonrası hamilelik süreçleri nelerdir?
Kürtajdan Hemen Sonra Hamile Kalmak Zararlı Mı?
Kürtajdan Sonra Yeniden Hamilelik Olur mu?
Kadınlar tarafından sıkça sorulan kürtaj sonrası hamile kalınır mı sorusu,cevabı en çok merak edilen soru olma özelliğini taşımaya devam etmektedir. Aslında uzmanlar tarafından yapılan açıklamalarda, kürtajdan hemen sonra hamile kalmak zararlı mı? sorusuna da cevap verilmektedir. Uzmanlarca kürtajdan sonra  hamile kalmak için en az 3 aylık bir bekleme sürecinin olması gerektiği savunuluyor. Çünkü isteyerek ya da düşük nedeniyle aldırılan bebeğin, kadının rahminde fiziksel olarak kısa sürecek bir değişiklik yaratmasından dolayı rahmi ve yumurtalıkları dinlenme sürecine bırakmak gerektiği söyleniyor.

Bazı durumlarda da gebe kadınlar isteyerek veya istemeyerek hamileliklerini sonlandırmak zorunda kalabilmektedirler. Tıpta bu müdahaleye verilen isim kürtajdır. Kürtaj sonrasında kürtaj yaptıran kadınların en büyük kaygısı da bir daha hamile kalamamaktır. Oysa ki böyle bir durum söz konusu dahi değildir. Hatta bunun tam tersine temizlenen rahim içinde embriyolar daha kolay tutunma sağladığı için kürtaj öncesinden daha fazla hamile kalma şansınız artacaktır.

Kürtaj yaptıracak olan bir anne adayının en çok dikkat etmesi gereken konu da, bu işlemi yaptıracağı kliniğin ve doktorun uzman kişiler olması durumudur. Bunun yanı sıra işlemin yapılacak olduğu ortamın da hijyenik olması son derece önemli bir ayrıntıdır. Çünkü ortam hijyenik olmazsa eğer kadının enfeksiyon kapma riski çok yüksek olur. Doktorunuzun ve kliniğin de uzman olması işlemin sağlıklı bir şekilde yürümesi için son derece önemlidir. Kürtaj işlemi esnasında yaşanılan şiddetli kanama, enfeksiyon gibi durumlar sağlıksız klinik ortamlarında ve bilinçsiz kişilerin yaptığı kürtajlardan kaynaklı olarak yaşanmaktadır.

Şu çok önemli bir konudur .Eğer bir kadın kürtajdan sonra doğurganlığını kaybediyorsa, bu yanlış klinik veya doktor seçiminden kaynaklı olabilir. Daha önce de belirttiğim gibi kürtaj korkulacak bir tıbbı müdahale değildir. Yalnızca bu müdahale de tek sıkıntı bulunmaktadır, o da doğru merkezlerde ve doğru doktorların elinde bu işlemin yapılmamasıdır. İşlemin yapılacağı klinikten ve doktorunuzdan emin olduktan sonra, hiçbir korku yaşamadan rahatlıkla kürtaj olabilirsiniz. Bu işlem sizin doğurganlığınızı asla olumsuz olarak etkilemeyecektir. Tam aksine hemen doğum kontrol yöntemlerini uygulamaya başlamazsanız, kısa süre içinde hamile de kalabilirsiniz.

Kürtaj Yöntemleri Nelerdir?
Günümüzde yapılan en yaygın olan yöntem vakumla yapılan kürtajdır, Kadınların ise en çok tercih ettiği ilaçla kürtaj yöntemleri;
  • Laparatomi,
  • Karman kanülleriyle aspirasyon,
  • Dilatasyon ve kürtaj,
  • Higroskopik genişleticiler ile kürtaj yöntemleri dünyada en çok kullanılan  kürtaj yöntem çeşitleridir.

Kürtaj Yapılırken Nelere Dikkat Edilmesi Gerekir?
Önce de belirttiğim gibi kürtaj cerrahi bir müdahaledir. O yüzden mutlaka doğru ve bilinçli doktorlar tarafından yapılmalıdır. Bildiğiniz gibi cerrahi müdahale başlığı altına giren tüm operasyonlarda mutlaka küçükte olsa bir risk bulunmaktadır. Bu yüzden kürtaj operasyonunda bu riski en aza indirmek için uzman hekimlerin desteğini almanız gerekmektedir. Üstte de belirttiğim gibi bu işlem için seçmiş olduğunuz kliniğin steril bir ortama sahip olması gerekmektedir.

Kürtaja giden anne adayı, bu işleme geçilmeden önce neden bu noktaya geldiğini, yani hikayesini çok iyi bir şekilde doktoruna anlatmalıdır. Uzman tarafından hastanın özel durumu, alerjisi ve benzer bir durumu olup olmadığını anlamak için bir takım testler yapılır. Bu sırada hastayı rahatlatmak adına mutlaka doktoru konuşarak hastayı kürtaja hazırlamalıdır.

Doktor tarafından kürtaj işlemine geçilmeden önce mutlaka idrar kesesi boşaltılmalıdır. Doktor tarafından kürtajdan sonra kadın ne zaman hamile kalabilir, bunun hesaplanması için mutlaka gebelik haftasının belirlenmesi yoluna gidilir. Buna yanında kürtajdan sonra da ultrason takibi devam eder.

Bu işlem için genel anestezi yapılması planlandıysa eğer hasta aç olarak ameliyathaneye girmelidir. Eğer lokal anesteziye karar verildiyse, o zaman hastanın aç olarak girmesine gerek kalmaz. Ancak lokal anestezi sırasında hasta adet sancısı gibi bir sancıyı kasıklarında hisseder. Bu normal ve olağan bir durumdur. Korkmanıza gerek yoktur. Eğer şiddetli bir ağrı hissederseniz doktorunuza bildirebilirsiniz. Doktorunuz anında ağrı kesici yaparak bu ağrının şiddetlenmesinin de önüne geçecektir.

Kürtaj Riskli Bir İşlem Midir?
Kürtajın hasta için oluşturduğu hiçbir riski yoktur demek çok yanlış olur. Bu müdahale sonuçta cerrahi bir operasyondur ve cerrahi operasyon da az veya çok bir risk bulunmaktadır. Yasal süreçte kürtaj yaptıracak bir kadın gebeliğinin 10. haftasına kadar bu kürtajı yaptırmalıdır. Çünkü; bebeğin büyümesi, kürtajda ki riskleri artıracak faktörlerden bir tanesidir.

Kürtajdan Sonra Oluşabilecek Riskler
Gebeliğin Devam Etmesi
Ayı çok küçük olan gebeliklerde bazen gebelik ürünü boşaltılamayabilir ve gebelik olayı devam edebilir. Bu yüzden kürtajın en erken 5-6. haftalarda yapılması uygun olur.

Rahimin Delinmesi (Rüptür)
Anatomik olarak gebe bir rahim, gebe olmayan bir rahime göre çok daha yumuşaktır. Bu nedenle kürtaj esnasında yapılan dikkatsiz ve sert bir hareket rahimin delinmesine neden olabilir. Bunun dışında rahim delinmesi işlem dikkatli yapıldığı taktirde son derece nadir görülen bir komplikasyondur. Bu tür tıbbi müdahalelerde risk gebelik yaşı büyüdükçe artar. Bu durum uzman tarafından fark edildiğinde uygun tedavi yapılması mümkündür.

Plasenta Parçasının Kalması
Bu komplikasyon kürtajdan belirli bir sure sonra ortaya çıkar. Kendini fazla miktarda olan ve kesilmeyen kanama ile belli eder. Böyle bir durum olduğunda tedavi için yeniden küretaj gerekir.

Enfeksiyon
Bu durum kürtaj işleminden 5-6 gün sonra ortaya çıkar. İşlem sırasında hijyen ve sterilite kurallarına uyulursa enfeksiyon riski azalır.

Yapışıklık
Yapışıklık olarak geçen komplikasyon 'asherman sendromu'  olarak da geçmektedir. Bu sendromda rahimin iç duvarlarında yapışıklıklar ve dolayısı ile adet kanamasında azalma ve hatta kısırlık görülebilir. Sendromun nedeni ise rahimin gereğinden fazla kazınmasıdır. Kesin tanısı rahim filmi çekilerek veya histeroskopi ile konulur. Tedavi yöntemi cerrahi olarak (histeroskopik) rahim içinde olan yapışıklıkların açılması ile gerçekleşir.

Kürtaj Sonrası Hamilelik Süreçleri
Uzmanlarca da bu konudaki en doğru yaklaşım kürtaj sonrasında gebe kalmak için 3 ay beklenmesi gerektiği yönündedir. Çünkü kürtajdan hemen sonra hamile kalan anne adayının hem sağlığı açısından hem de bebeğin sağlığı açısından riskler bulunmaktadır. Eğer kürtaj işlemi doğru şekilde ve uzman kişiler tarafından yapıldıysa kadının ortalama 3 ay sonrasında gebe kalmasına bir engel yoktur, bunun bir sakıncası da bulunmamaktadır. Genel olarak işlemi yaptıran kadın kürtajdan sonraki bir ay içinde adet olur ve bu sere içinde adet olmamış, hatta üzerinden 45 gün geçmişse hamilelik söz konusu olabilir.
Kürtajdan sonra kadının bir sonraki ay bile hamile kaldığı durumlar çok nadir olsa da mevcuttur. Uzmanlar genellikle kadınların kürtajdan sonraki 15 gün boyunca korumalı olarak cinsel ilişkiye girmeleri gerektiğini tavsiye ederler. Kürtajdan sonraki 15. günden sonra korumasız cinsel ilişki yaşayan kadınların ise gebe kalma ihtimali yüksektir. Çünkü üreme çağındaki kadınların kürtaj oldukları günden itibaren 20. günden sonra yumurtlama dönemleri başlamaktadır. Eğer sorunsuz geçen bir kürtaj işlemi yapıldıysa,işlem sonrasında doktorun önerdiği süre içinde bekledikten sonra gebe kalmanın da ne bebek ne de anne adayı için herhangi bir sakıncası yoktur.
Bazı  kadınlarda kürtajdan sonraki 1 hafta kanamalar meydana gelebilmektedir. Bazılarında ise ilk 5 gün hiç kanama olmadan geçer, sonrasını takip eden 4-5 gün boyunca lekelenme şeklinde kan akıntısı görülür. Bu kanamalar Bazı kadınlarda da daha yoğun olabilir. Kanama ile birlikte pıhtı ve parçacıklar da atılabilir. Eğer böyle bir durum yaşıyorsanız veya yaşarsanız mutlaka tekrardan bir doktorunuza görünmenizde fayda vardır.

Kürtaj Sonrası Psikolojik Süreç
Kürtaj kadının psikolojisini son derece etkileyen bir durumdur. Bu yüzden kürtaj olan bir kadının, bu durumla zihinsel olarak baş edebilmesi için bazı durumlarda profesyonel destek alması gerekebilir. Her kadın bu dönemi rahatlıkla atlatamaz ve bunun yanında tekrar hamile kalma ya da bir bebek sahibi olup doğum yapma süreçleriyle alakalı derin endişelere sahip olabilmektedir. Özellikle kürtaj kararının nedenleri üzücüyse, kadın tarafından istenmeyen bir kürtaj operasyonu yaşandıysa ya da düşük meydana geldiği için kürtaj yaptırmak zorunda kalındı ise anne adayının psikolojik olarak kendini tekrardan hamileliğe hazır hissetmesi için, gerekiyorsa yardım alması ve tekrardan hamile kalabilmek için kendisine 3 aylık bir erteleme süreci yaratması gerekmektedir.

KOLAY HAMİLE KALMANIN YOLLARI

Kolay hamile kalmanın yolları,gebe kalmak için en uygun dönem,gebe kalmayı zorlaştıran faktörler ve hamile kalmak için en uygun yaşlar.
Kolay Hamile Kalmanın Yolları ve  Anne Adayına Düşen Görevler
Sevgili kadınlar bildiğiniz gibi bebek pat diye önümüze çıka gelmiyor. Hayatta her şeyin bir neden-sonuç ilişkisi olduğu gibi, kolay gebe kalamamanın da bazı nedenleri vardır. Bu sebepten dolayı kolay hamile kalabilmek için anne adayına birtakım görevler düşüyor. Bu görevler ve fedakarlıklar  daha çok anne adayının sağlığına dikkat etmesiyle ilgilidir. Sizin için bu yazımda kolay hamile kalmanın pratik yollarını paylaşacağım.Yazımı okuyan sevgili anne adayı veya anne adayının eşi, şimdi gelin birlikte bu görevler nelermiş onlara bakalım.

Öncelikle gebe kalmak isteyen kadının her şeyden önce dengeli ve düzenli bir hayat tarzını benimsemesi gerekmektedir. Anne adayının özellikle düzenli ve dengeli beslenmeye önem vermesi son derece önemlidir. Çünkü bebeğin zihinsel ve fiziksel gelişimi anne karnında başlamaktadır.
Çünkü normal hayatta sağlığımız için büyük bir etken olan düzenli ve dengeli beslenmek hamile kalma sürecinde en önemli etkenlerden biridir. Bunun yanı sıra uyku düzenini sağlamak da hamile kalma sürecine çok büyük etkilerde bulunmaktadır. Hamile kalmak isteyen bir kadının öncelikle, sigara ve alkol gibi alışkanlıklardan uzak durması gerekmektedir. Ayrıca gebe kalmak isteyen kadının kronik bir hastalığı varsa, bu konuda doktor tedavisine başvurmalıdır ve bu hastalıkların tedavisinde kullandığı ilaçlar varsa, ilaçların doktor eşliğinde gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Gebe Kalmak İçin En Uygun Dönem Nedir?
Adeti düzenli ilerleyen ,yani 28 günde bir adet gören bir kadın için en uygun hamile kalma dönemi adetin başlamasından sonraki 10. ile 14. gün arasıdır. Çünkü bu dönemde kadın yumurtlama dönemine en yakın dönemde olduğu için verimlilik daha yüksektir. Verimliliğin en yüksek olduğu dönem olan yumurtlama süreci, adet döngüsünün (siklus) uzunluğuna göre kadından kadına değişmektedir. İsterseniz bunu basitçe şöyle hesaplayabiliriz:

  • 26 günde bir adet gören bir kadında yumurtlama günü 12.gündür.
  • 28 günde bir adet gören bir kadında yumurtlama günü 14. gündür.
  • 30 günde bir adet gören bir kadında yumurtlama günü 16.gündür.

Bu hesabı yapabilmeniz için adetinizin ilk gününden bir sonraki adetinizin ilk gününe kadar olan gün sayısından 14 gün çıkarmanız gerekir. Böylelikle yumurtlama gününüzü bulmuş olursunuz. Şu unutulmamalı ki, yumurtlama sadece bu gün değil, bugünden üç gün önce de gerçekleşebilir. Yumurtlama dönemi ortalama dört gün olarak görülmelidir ve bu dönem de en sık cinsel ilişkiye girilmesi gereken dönemdir.

  • 26 günde bir adet gören bir kadında 10-14. günlerdir.
  • 28 günde bir adet gören bir kadında 9-12. günlerdir.
  • 30 günde bir adet gören bir kadında 13-16. günlerdir.

Düzensiz Adet Gören Kadınların Yumurtlama Günü Nasıl Hesaplanır?
Her kadının anatomik olarak adet döngüsü aynı değildir ve bazı kadınlarda adet dönemi düzensiz olabilmektedir. Bu durumda olan bir kadının yumurtlama dönemini bahsettiğimiz hesap ile hesaplanması çok zordur. Adet düzensizliği olan kadınların düzenli olarak idrar analizi yaptırması gerekmektedir. Elisa adında bir yöntem vardır. Bu yöntem ile idrarda LH denilen hormonun zirve yapmasını (pik) ölçen kitler ile bu analiz yapılabilir fakat yüzde 100 güvenilir olduğu söylenemez. Bu ölçüm cihazını her eczaneden kolaylıkla temin edebilirsiniz. Bu kitlerin(ölçüm cihazının) kullanımı ile beraber bazal vücut ısısı da ölçülmelidir. Bu size kolaylık sağlayacaktır.

Bazal vücut ısısı nedir? dediğinizi duyar gibiyim. Bu vücut ısısı yataktan kalkmadan ve hiçbir şey yapmadan ölçülen vücut ısısıdır. Genellikle bu ısı, yumurtlamadan sonra artmaktadır. Eğer geçirdiğiniz bir enfeksiyonel rahatsızlık varsa, uykusuzluk gibi sorunlar yaşıyorsanız vücut ısınız bunlara bağlı olarak artmaktadır. Böyle bir durumda bu ısıya güvenerek yumurtlamayı belirlemek de kesin sonuç vermeyebilir.

Hamile Kalma Sürecinde Ne Sıklıkla Cinsel İlişkiye Girilmelidir?
Yukarıda belirttiğim yumurtlama dönemi dışında da çiftlerin haftada minimum 2 kez cinsel ilişkiye girmesi önerilmektedir. Ancak bu ifadeden yola çıkarak çiftlerin her gün cinsel ilişkiye girmemesi de gerekir. Çünkü bu dönemde sperm kalitesinin korunması da önemlidir. Eğer haftada 2'den az cinsel ilişkiye giriyorsanız sizde hamile kalma süreci uzayacaktır. Tam tersi haftada 2'den fazla cinsel ilişkiye giriyorsanız gebelik şansınız daha da artacaktır. Ayrıca yine bir öneri olan sabah cinsel ilişkiye girilmesi de erkeğin sperm kalitesini arttıracaktır.

Gebe Kalmayı Zorlaştıran Faktörler Nelerdir?
Öncelikle başlıca nedenlerden biri gebe kalmayı isteyen kadınların yumurtlama dönemi hesaplamasını yapmayı bilmemeleridir. Ayrıca gebelik hesaplama veya diğer adı ile hamilelik hesaplama takvimi oluşturmayı bilmemeleri de buna etkendir. Buna ek olarak stresin de gebe kalmayı zorlaştıran önemli faktörlerden biri olduğu unutulmamalıdır.

Sizlere bu konudaki önerim yumurtlama gününün her ay aynı günde olacağının bir garantisi olmadığından, yumurtlama günlerine yakın olan 2-3 gün öncesi ve 2-3 sonrası; yani o haftada daha sık 2-3 günde bir olan cinsel ilişki sıklığı ile gebelik şansınızı arttırabilirsiniz. Bunun dışında gebe kalmanızı engelleyen faktörlere gelin birlikte bakalım:

  • Kadının 35 yaşından büyük olması,
  • Düzensiz adet görmesi,
  • Endometriyozis hastalığının olması,
  • Cinsel ilişki ile geçen hastalık hikayesi,
  • Genital organlarda geçirilmiş ağır iltihabi hastalık öyküsü,
  • Aşırı kilolu veya aşırı zayıf olunması,
  • Devamlı değişik nitelikte ilaç kullanımı,sigara ve bağımlılık yapan alışkanlıklar,
  • Kronik hastalıkların varlığı (kalp ,karaciğer şeker ve guatr hastalığından herhangi birinin olması),
  • Epilepsi ve psikolojik rahatsızlıklar,
  • Erkeğin testislerinden kaza geçirmiş veya ameliyat olmuş olması.

Hamile Kalmak İçin En Uygun Yaşlar
Kadınların yaşı hamile kalmada çok önemlidir. Aynı yumurtlama günü gibi, doğurganlık için yaş da önemli bir etkendir. Tıpta genellikle kadınların doğurganlıklarının en verimli olduğu dönem 20-30 yaşları arasıdır. 35 yaşından sonra ise yumurta olgunlaşma süreci bozulduğundan gebe kalma olasılığı azalır ve 40 yaşından sonra bu azalış daha da belirgin hale gelir.

Hamile Kalmayı Kolaylaştıran İlaçlar ve Yiyecekler
Sevgili okurlar bazı çiftlerde her şart sağlansa da gebe kalma eylemi gerçekleşmiyor. Böyle bir durumu yaşayan düzenli cinsel ilişkiye girilmesine ve tüm uygun koşullar yaratılmasına rağmen hamile kalamayan çiftlerde doktor kontrolünde bazı ilaçlar kullanılabiliyor. Ovülasyon indiksiyon adı verilen bu ilaçlar yumurtlamayı uyarmak amacı ile kullanılmaktadır. Unutulmamalıdır ki bu ilaçlar doktor kontrolünde alınmalıdır. Doktor ilaç yerine kimi zaman iğne de yazabilmektedir.

Size önereceğim bazı ilaçlar ve yiyecekler var. Demir, folik asit,çinko ve kalsiyum açısından zengin olan gıdaların gebelik öncesi ve gebelik sırasında tüketilmesi tavsiye edilmektedir. Bunları içinde bulunduran gıdalar ise;süt ile süt ürünleri, kırmızı et, baklagiller,ceviz, balık eti ve yeşil yapraklı sebzelerdir. Bu dönemde anne adayı özellikle bu ürünleri tüketmeye dikkat etmelidir.

Kolay Hamile Kalmanın Yolları Nelerdir?
Daha kolay gebe kalmanız için sizlere bir kaç basit yöntem yazacağım.  Bu yöntemler hamile kalma ihtimalinizi arttırmak için uygulayabileceğiniz yöntemlerdir. Kolay hamile kalmanın yolları dışında ,çiftler arasında yaşanan ilişki düzenli bir şekilde ve ciddiye alınarak uygulandığı taktirde bazen beklediğinizden de çok olumlu etkiler oluşabilmektedir. Gebe kalmayı etkileyen birden çok faktör olsa da en önemlilerini sizlere anlatmak istiyorum. Bu yöntemler hem kolay ,hem de akılda kalıcılığı ile etkisi en yüksek yöntemlerdir. Bu sebepten dolayı bu tavsiyeleri uygulamanızda fayda vardır.

Düzenli Olarak Sevişin!
Evet doğru duydunuz! Ne kadar çok sevişirseniz hamile kalma şansınız o kadar fazla olacaktır. İlişkiden sonra normal şartlarda sperm vücudunuzda beş gün canlı kalabiliyor. Bu yüzden düzenli seks hayatı, tam yumurtlama döneminizde spermlerle yumurtanızı bir araya getirme şansınızı artıracaktır. Özellikle hamile kalmak isteyen kadınların ovülasyon günlerini daha kolay tespit etmelerini sağlayacak bir yol daha vardır. Hamilelik şansınızı artıran yumurtlama döneminizin tespitinde tükürükten ovülasyon testini kullanabilirsiniz. Bu testler Amerika’dan gelen Avrupa Normlarına Uygunluk belgelerine sahiptir ve T.C. Sağlık Bakanlığı onaylıdır.

Diyet Yapmayı Bırakın!
Bu konuyla ilgili Ohio Üniversitesinde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, kadınlar kalori alımını düşürdüklerinde, üreme hormonlarındaki seviye de aynı şekilde düşmektedir. O yüzden eğer diyet yapıyorsanız,hamile kalmaya karar verdiğiniz anda onu sonlandırmalısınız.

Ateşinizi Artırın!
Evet ateşinizi arttırın. Peki A ve D vitaminlerinin hem cinsel isteği artırdığını hem de iktidarsızlıkla baş ettiğini, buna ek olarak sizi ve eşinizi güçlendirip metabolizmanızı hızlandırdığını biliyor muydunuz? Artık biliyorsunuz :).

İçki, Sigara ve Kafeini Hayatınızdan Çıkarın!
Sigara,alkol ve kafein doğurganlığı olumsuz etkileyen başlıca faktörlerdendir. Bunları kullanmayı kendiniz azalttığınız gibi eşinizin de azaltmasını sağlayın. Bu konuda bildiğiniz gibi sperm kalitesi de çok önemlidir.

Eşinizi Sıcaktan Uzak Tutun!
Evet eşinizi bu dönemde aşırı sıcak ortamdan korumalısınız. Çünkü ,sperm kalitesini arttırmada etkili bir diğer yöntem ise spermlerin yani ürolojik bölgenin serin tutulmasıdır. Ayrıca eşinizin dar pantolonlar giymesini engellemeye çalışın. Ona pamuklu ve serin tutan kıyafetler giydirin. Bununla birlikte soğuktan da korunmasını sağlamalısınız tabi.

Beslenmenize Dikkat Edin!
Eğer diyet yapıyorsanız hemen bırakın ve zengin bir beslenme düzeni oturtmaya çalışın. Gerekli olan vitamin ve mineralleri dışarıdan takviye olarak da alabilirsiniz. Bu dönemde yeterli ve düzenli beslenmek çok önemlidir. Sizinle birlikte eşinizin de beslenmesine dikkat etmesini sağlayın. Eşinizin de bu dönemde A, E, C gibi vitamin ve mineral desteği alması iyi olacaktır.

Uzanın!
Bu en çok işe yarayan yöntemlerdendir. Seksten sonra, en az 10 dakika boyunca, yatakta uzanın. Bu yöntem sizin hamile kalma şansınızı yükseltecektir.

Yumurtlama döneminizi doğru hesaplayın!
Sağlıklı bir kadının yumurtlamasından önceki 5 gün, en çok doğurgan olduğu dönemdir. Bu süre içerisinde yapabildiğiniz kadar çok seks yapmaya çalışın. Ancak partnerinizin sperm sayısı düşükse, seks sayınızı iyi planlanmalı ve son derece dikkatli bir şekilde yapmalısınız. Her seksten sonra partnerinizin 48 saat kadar dinlenmesi gerekir. İsterseniz bir uzmanla program çıkarıp seks düzeninizi ona göre gerçekleştirebilirsiniz.

Kararlı olun!
Bu konuda kararlı olmak bebek sahibi olmak adına son derece önemlidir. Şunu unutmayın, her şey sizin lehinizde olsa bile gebe kalma şansınız %30’dur. Bu sebepten dolayı ısrarcı olmalı ve kolay kolay umudunuzu yitirmemelisiniz.

İlaç Kullanımına Son Verin!
Günlük hayatta ilaçlar normal zamanda bile eğer ciddi bir rahatsızlığınız yoksa ve gerekli değilse kullanılmaması gereken maddelerdir. Özellikle bu dönemde çok zorunlu değilseniz ve bir rahatsızlığınız yoksa ilaç kullanmaktan kaçının. Bu dönemde küçük görülen ağrı kesiciler dahi tahmin edemeyeceğiniz kadar zararlıdır. Bu sebepten dolayı hem siz hem de eşinizin bu konuda dikkatli olması çok önemlidir.

Profesyonel Destek Alın!
İmkanınız varsa ve ihtiyaç duyuyorsanız bu dönemde profesyonel kişilerden gerekli bilgileri almanız ve düzenli olarak kontrole gitmeniz sizin faydanıza olacaktır. Ayrıca uzman hekim sayesinde hamile kalacağınız zamanları hesaplamanız da daha sağlıklı olacaktır.

Folik Asit Kullanın!
Folik asit kullanımı kolay hamile kalmanın yollarından en çok işe yarayan yöntemdir. Bazı kadınlar sinir yollarındaki sorun nedeniyle hamile kalamayabiliyorlar. Ama günde 5mg folik asit alımı, kadınlarda bu sorunun %80 oranında azalmasını sağlayabilmektedir. Folik asidi, hamile kalma çalışmalarınıza başlanmadan 3-4 ay öncesinden kullanmaya başlarsanız sizin için daha faydalı olacaktır. Genellikle ön görülen kullanım miktarı günde bir kezdir. Ancak folik asit kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmanızı öneriyorum.

Size saydığım tüm bu yöntemler, hamile kalmayı kolaylaştıran ve şansınızı biraz da olsa arttıracak olan en önemli yöntemlerdir. Özellikle bunların içlerinden bazılarına çok dikkat etmeniz gerekmektedir.

Sevgili kadınlar ve eşleri şunu unutmayın, hamile kalmak bir sabır işidir. Bu zorlu süreci kısaltabilmek için gerekli önlemleri alıp mutlaka doktorunuza danışın. Kolay hamile kalmanın yollarını ararken, umarım en kısa zamanda dileğiniz gerçek olur :) .

PLASENTA PREVİA

Plasenta Previa, Plasenta Praevia, G, Bebeğin rahim ağzında olması, Plasentanın rahim ağzında olması, Rahme yakın bebek, Rahim ağzı, Gebelik kesesi,
PLASENTA PREVİA NEDİR?
(ÖNDEN GELEN PLASENTA)

Plasenta embriyonun rahimde kendisini yerleştirdiği yerde büyür. Eğer embriyo rahmin altına yerleşirse, plasenta rahim duvarının veya rahim boynunun üzerinde büyüyebilir ve Plasenta Previa'ya neden olur.

Hamileliğin başlarında var olan Plasenta Previa genellikle hamilelik ilerlediğinde kendini çözer. Çünkü uterus genişledikçe plasentayı uzağa rahim boynundan (serviks) yukarı doğru çeker.

Bununla birlikte plasenta hamilelik sırasında herhangi bir noktada rahim ağzını tamamen kaplıyorsa kendiliğinden çözülmesi olası değildir. İki çeşit Plasenta Previa vardır. Plasenta kısmen rahim ağzını kaplıyorsa Küçük Plasenta Previa, tamamen rahim ağzını kaplarsa Büyük Plasenta Previa olarak adlandırılır.

PLASENTA PREVİA'NIN BELİRTİLERİ

Plasenta Previa'nın belirtilerinin uzun bir listesi yoktur ve genellikle ağrıya neden olmaz. Hamileliğinizin ikinci yarısında Plasenta Previa'nız varsa bu vajinal kanamaya neden olabilir. Bunun nedeni plasentanın rahim duvarının içinden uzaklaşmaya başlamasıdır. Bu durum gerçekleştiğinde ise kanama görmeniz muhtemeldir. Genellikle ağrısız olan bu kanamanın cinsel ilişkiden sonra ortaya çıkması da muhtemeldir.

Plasenta Previa'dan kaynaklanan kanama biraz ağır olabilir bu nedenle herhangi bir kanama yaşarsanız doktorunuza daha fazla bilgi verebilmek adına kullandığınız tuvalet kağıtlarını iyi inceleyin. Hamileliğin erken veya geç dönemlerinde lekelenme veya kanama farklı nedenlerden dolayı da gerçekleşebilir yani her kanama Plasenta Previa'nın nedeni olmayabilir fakat yine de doktora bilgi verilmelidir.

Bazı kadınlar kanama ile birlikte ağrı veya kasılmalar da yaşarlar. Eğer kronik mide ağrıları çekiyorsanız doktorunuza danışın. Herhangi bir kanama, kasılma veya ağrınız varsa her zaman hastane ile iletişime geçmeniz gerektiğini unutmayın.


PLASENTA PREVİA'YI TETİKLEYEN FAKTÖRLER

Daha Önce Plasenta Previa Geçirmiş Olmak
Daha önceki bir hamilelik sırasında Plasenta Praevia teşhisi konduysa bu durum minicik bir ihtimalle de olsa tekrarlanmasına neden olabilir.

Daha Önce Sezaryen Olmak
Eğer daha önce sezaryen olduysanız Plasenta Previa olma ihtimaliniz bir tık daha fazladır. 2011 yılında gerçekleştirilen ve BMC Gebelik Doğum Günlüğü dergisinde yayınlanan çalışmalar sezaryenin bu riski artırdığını doğruladı.

'İlk doğumunu normal yapan kadınlar için ikinci doğumda Plasenta Previa oranı 1000 doğumda 4.4 iken ilk doğumunu sezaryen ile yapan kadınların ikinci doğumunda bu oran 1000 doğumda 8.7 idi.'

Sigara İçmek
Hamilelik sırasında sigara içmek bu riski artırabilir. Uzmanlar hamilelikte sigara kullanmanın doğmamış bebeğinize zarar verebileceğini ve birçok gebelik komplikasyonunun riskini arttıracağını belirtmektedir.

Çoğul Gebelik Yaşamak
Daha önce ikiz, üçüz vb. doğumlar gerçekleştirmiş olmak Plasenta Previa riskinizi artırabilir. Bunun nedenlerinden birinin de çoğul doğumlarda genelde Plasenta Previa riskini artıran etkenlerden biri olan sezaryen ile doğum yapmış olmak olduğu düşünülmektedir.

İKİZ GEBELİK BELİRTİLERİ

İkiz gebelik nedir,ikiz gebelik belirtileri ve ikiz gebelik riskleri nelerdir ve ikiz bebek sahibi olmanın yolları.
İKİZ GEBELİK NEDİR?
Hamile kalmak bir çok kadının en büyük hayali ve hayatının büyük bir kilometre taşıdır. İnsanın kendi vücudunda yepyeni bir hayat yaratması kesinlikle bir mucizedir. Bu süreçte yaşanılan bir ikiz gebelik çift nimet olarak görülür. Ancak aynı zamanda tekil gebelikten daha büyük riskler taşıyabilir. İkiz gebeliği genel olarak tanımlarsak ; kadının rahminde iki veya daha fazla bebek olma durumudur. Her anne adayı için birden fazla bebeğe hamile olmak heyecan vericidir ve çoğu çift için mutlu bir olaydır. Bu tür çoğul gebelikler anatomik olarak genellikle birden fazla yumurtanın döllenmesi ve uterusa yapışması ile oluşur. Tıbben ailesinde daha önce ikiz gebelik öyküsü olan ve doğurganlık yardımı almış olan kadınlar için ikiz olma olasılığı daha yüksektir.
İkiz gebelik belirtilerinden önce ,ikiz gebelik kimlerde daha sık görülür?bunlara bakacağız.

Kimlerde İkiz-Üçüz Gebelik Daha Sık Görülür?
  • Çift yumurta ikizlerinin en fazla görüldüğü ülke olan Kenya, tüm gebeliklerin %8'ini oluşturmaktadır. Nijerya'da yaklaşık %5, Avrupa ve Amerika’da ise bu oran %5, Japonya'da ise %1.3'tür. Ülkemizde ise ikiz veya diğer çoğul gebelikleri gösteren istatistiksel bir veri henüz yoktur.
  • İleri yaşlarda meydana gelen gebeliklerde çoğul gebelik olma oranı fazladır. Özellikle 37 yaşta pik yapar. Bu yaşlarda gebe kalmak genç yaşlara göre daha zor olsa kalındığı zaman çoğul gebelik oranı artmaktadır.
  • Bir diğer durumda gebe kalan anne adayının aile hikayesinde ikiz gebelik varsa bu şans dada da artar. (dizigotik ikizler için geçerli)
  • Babanın aile hikayesinde ikiz gebelik varsa bu durum ikiz olmasına etki etmemektedir.
  • İkiz gebelikler sıcak ülkelerde yani gün ışığına fazla maruz kalan ve yaz aylarında yaşayan kadınlarda daha sık görülür.
  • Uzun boylu ve kilolu kadınlarda daha sık görülür.
  • Tıbben klomifen sitrat (yaklaşık %10) veya gonadotropin tedavisi ile gebe kalanlarda (%20-30)daha fazla görülür.
  • Ayrıca monozigotik (tek yumurta) ikizi oluşma şansı hiçbir faktörden etkilenmemektedir. Bu gebelik şekli dünyanın her yerinde belli bir oranda sabittir (1/250). Oranı sadece tüp bebek uygulamalarında artmaktadır.


İKİZ GEBELİK BELİRTİLERİ
İkizlere hamile olan bir kadında ilk işaretlerinden biri olan aşırı sabah bulantısı görülür. Genellikle hamile kadınların yaklaşık % 50 sinde gebeliğinin ilk üç ayında mide bulantısı ve kusma görülmektedir. Bu durum çoğul gebelik yaşayan anneler içinde geçerlidir. Erken gebelikte,tek gebeliklere kıyasla hafif kanama veya lekelenme görülme olasılığı daha yüksektir. Genelde tüm gebeliklerde görülen işaretler, ikiz gebelik için güvenilir göstergeler değildir. Bu durumun netleşmesi için kullanılan ultrason genellikle ikiz gebeliği çok erken, gebeliğin 5. veya 6. haftası veya gebe kaldıktan 4 hafta sonra gösterebilir.

Şu unutulmamalıdır ki her kadında gebelikler farklı belirtiler gösterebilir. Çoğul gebelikte en sık rastlanan belirtiler şunlardır:
  • Gebenin kilo alımı daha erken  başlayabilir ve daha fazla olabilir.
  • Çoğul gebeliğe sahip bir kadının rahminin büyümesi daha fazla olur. Buna bağlı olarak karnı daha belirgin olur.
  • Bu gebeliğe sahip olan bir kadında bulantı ve kusma şikayetleri daha fazla olabilir.
  • Gebede yorgunluk ve halsizlik daha fazla olabilir.
  • Genellikle bazı ikiz hamileliklerde bebek hareketleri daha erken aylarda başlar ve bebeğin hareketleri daha sık hissedilir.
  • Kanda yapılan gebelik testi (Beta-HCG) sonucu ikizlerde daha yüksek çıkar.
  • Bu gebeliğin 4. ayında  AFP testi yapılır. Test sonucu normal gebeliklere göre ikiz gebeliklerde daha yüksek çıkar.
  • Uterus, gebelik tarihleri için beklenen tarihten daha büyük olur.
  • Gebede görülen sabah bulantılarının artması.
  • İştah artışı ile birlikte özellikle erken gebelikte aşırı kilo alma görülür.
  • Gebenin karın bölgesinin dışında aynı zamanda midesinin farklı bölümlerinde fetal hareketler hissetmesi.

Yukarıda belirttiğim gibi burada belirtilen belirtiler her zaman görülen kesin ve net durumlar değildir. Örnek vermek gerekirse ; bir tekiz gebelikte bulantı ve kusma başka bir ikiz gebelikten daha fazla olabilir. Yukarıda verilen belirtilere bakarak bir gebeliğin ikiz olduğunu tahmin etmeye çalışmak çok yanıltıcı olabilir.

ÇOĞUL GEBELİK NASIL TEŞHİS EDİLİR?
Günümüzde gelişen tıp sayesinde birden fazla fetüsün teşhisi artık gebeliğin erken döneminde yapılmaktadır. Uzman tarafından tam bir tıbbi öykü ve fiziki muayene ile tanı aşağıdakiler kullanılarak koyulabilir.

Gebelik Kan Testi
Bu gebeliklerde yapılan kan testinde HCG düzeyleri tekil gebeliklere göre oldukça yüksek olabilir.

Alfa-Fetoprotein
Bu protein testinde fetal karaciğer tarafından salınan ve annenin kanında bulunan proteinin seviyelerine bakılır. Birden fazla gebeliklerde kandaki protein yüksek çıkabilir.

Ultrason
Günümüzde tıpta sıkça kullanılan ultrason kan damarlarını, dokuları ve organların görüntülerini oluşturmak için yüksek frekanslı ses dalgalarını kullanan bir tanılama görüntüleme cihazıdır. Ultrasonların uygulama yöntemlerinden biri olan vajinal transdüser ile gebeliğin erken dönemlerinde de bebeğe bakılabilir.
Ultrason cihazı ile çoğul gebeliklerin neredeyse tamamı ilk üç ayda teşhis edilebiliyor. Bunun yanında,bazı ikizler ölür ve gebeliğin ilk yarısında düşebilir. Bu yüzden birden fazla gebeliği olan kadınlara yaklaşık 11 hafta 0 gün ile 13 hafta 6 gün arasında bir ilk trimester ultrason taraması yapılmalıdır.

ÇOĞUL GEBELİK ANNE VE BEBEK AÇISINDAN RİSKLİ Mİ?
Çoğul gebeliklerde ilk üç ay içinde görülen düşükler tekil gebeliklere göre daha sıktır. Gebeliğinizin ilk üç ayı sorunsuz geçirilse de en başta karşılaşılan risk erken doğum ve buna bağlı düşük doğum ağırlığı olacaktır.Buna bağlı olarak çoğul gebeliklerde gebelik zehirlenmesi, gebelik şekeri, doğum sonrası kanama, kansızlık, tiroid rahatsızlıkları ve kemik erimesi daha fazla gözlenmektedir. Ayrıca tek yumurta ikizlerinin gebelikte ilerleyen süreci, çift yumurta ikizlerinden farklıdır ve farklı riskler içerir. Yani bunlar ikizden ikize transfüzyon riski, ikiz anemi polistemi sekansı, ikiz ters arteryel akım fenomeni gibi bebekler açısından görülen risklerdir. Bu durumlar uzman tarafından özel takip ve tedavi gerektiren durumlardır. Eğer takip edilmezse anne ve bebek ölümü ile sonuçlanabilir. Çoğul gebeliğin tekillere göre görünen tek avantajı, daha çok sayıda bebeğe, daha az gebelik sayısı ile aynı anda sahip olmaktır. Haliyle kardeşlerin bir arada büyümesi de sosyal anlamda aile için bir kazanç olarak görülmektedir.

Anatomide doğal olarak ortaya çıkan bir olgu olmasına rağmen çoklu gebelikler yüksek riskli gebelik olarak kabul edilirler. Bu gebeliklerde hem anneye, hem de bebeklere yansıyan riskler vardır. Öncelikle sizlere tavsiyemiz ikiz bir gebeliği belirlemek için daha iyi ve güvenilir bir yöntem olan ultrason ile incelenmesidir. Çünkü;ultrason monitöründe doktorunuz genellikle iki cenini ve iki kalp atışını kolaylıkla ayırt edebilir ve net bilgi verebilir.


İKİZ BEBEK SAHİBİ OLMANIN YOLLARI
Sevgili kadınlar eğer ikiz bebek sahibi olmak istiyorsanız, bu ihtimali etkileyen faktörler ile alakalı farklı yollar deneyerek şansınızı arttırabilirsiniz. Aşağıda sıralayacağım öneriler halk arasında ve tıpta sıkça uygulanan yöntemlerdendir. Lütfen size dokunabilecek(alerjik) seçenekleri uygulamayınız.

Süt Ürünleri Tüketin
Yapılan bir araştırmaya göre, süt ürünleri ile gebelik arasında büyük bir ilişki vardır. Günlük hayatında çok süt ve süt ürünü tüketen kadınlar, diğer kadınlara oranla 5 kat daha fazla ikiz bebek sahibi olma şansına sahiptir. Bunun nedeni olarak da sütte bulunan büyüme hormonu gösteriliyor.

Doğum Kontrol Hapı Kullanmayın
Bir korunma yöntemi olan doğum kontrol haplarının, ikiz bebek doğurma şansınızı düşürdüğü de söylenmektedir. Bu sebeple doğum kontrol haplarını bırakın ve vücudunuzun kendi hormonal düzenine dönmesini bekleyin. Belki bu kez bir ikiz bebeğiniz olur.

Emzirme Döneminde Hamilelik
Eğer yeni bir bebeğiniz doğmuşsa ve emziriyorsanız bu sırada yapacağınız bebeğin ikiz olma olasılığının normal zamanlara göre daha fazla olduğu da söylenmektedir. Sebebi vücudun emzirme döneminde salgıladığı hormondur ve bu hormon da ikiz bebek oluşumuna olanak verir.

Eşinize Bol Çinkolu Besinler Yedirin
Bu da kolay uygulanacak bir yöntemdir. Evde yapacağınız yemeklerinizi daha çok yeşil yapraklı sebzelerle ve istiridye gibi gıdalarla yapın. Bu gıdalar çinko bakımından zengin gıdalardır ve sperm üretimini uyarır. Bu sayede eşinizin birden fazla yumurta dölleme olasılığını arttırmış olursunuz.
Bu tavsiyelerin yanında doğal otlar deneyerek de ikiz gebelik şansınızı arttırabilirsiniz.

Çuha Çiçeği Yağı
Yüzyıllardır kullanılan çuha çiçeği yağı doğurganlığı arttırmasıyla ünlüdür. Çuha çiçeği üreme sistemi içindeki hormonların düzgün üretilmesini sağlayan ve sağlıklı sperm üretimiyle birlikte ikiz bebek oluşumu için de yardımcı olmaktadır.

Meyan Kökü
Yine halkımızda da çok sık kullanılan bu tatlı ot, adet ve yumurtlama döngüsünü düzenleyerek, günlerinizi takip etmenizi kolaylaştırır. Bunun yanında meyan kökü, testosteron ve östrojen seviyesini kontrol etmekte de görevlidir. Yine meyan kökünün tüm gebelik dönemini desteklediği ve ikiz bebek oluşumuna da yardım ettiği söylenmektedir.

Keten Tohumu Yağı
Genellikle diyetlerde kullanılan keten tohumu yağı, kadınlarda doğurganlığı arttırmak ve ikiz bebek sahibi olmak için kullanılır. Yine meyan kökü gibi adet döngüsünü düzenler ve ikiz bebek oluşumuna yardımcı olur.

Tatlı Manyok
Bu ot dünya genelinde doğurganlık üzerindeki etkisi ile bilinen en verimli bitkidir.
Vücutta hiper ovülasyon özelliği yarattığından ikizleriniz olma şansını arttırır.

Maca Kökü
Maca kökü, hormonal düzene yardımcı olur ve kadının doğurganlığını arttırır.
Erkekler üzerinde de aynı etkiyi yapan bu kök sayesinde ikiz bebek sahibi olma şansınız daha da artar. Bu otu kolaylıkla aktarlardan elde edebilirsiniz ve bu doğal yöntemi uygulayabilirsiniz.

Hayıt Otu
Yine halkımızca sık kullanılan hayıt otu, polikistik yumurta sendromu yani PCOS hastalığından muzdarip kadınların tedavisi için değerli bir ottur. Bu ot, hormon seviyelerine yaptığı etki sayesinde androjen düzeyini düşürür ve kadınlarda daha kaliteli yumurta oluşumuna yardımcı olur.
Ayrıca kadında hastalık nedeniyle oluşan kistler yumurta oluşumunu olumsuz etkilediğinden bu ot, yumurta kalitesini iki katına kadar çıkarabilmektedir. Bunun yanında bu sonuç ikiz bebek oluşum şansını da iki katına çıkarır.

İKİZ BEBEK SAHİBİ OLMAK İÇİN HORMON TAKVİYELERİ
İkiz bebek sahibi olmanın doğal yöntemlerin bir diğeri de vücuttaki hormonları düzenlemektir.
Hormonlar ikiz bebek sahibi olmakta çok önemli bir yere sahiptir ve bu hormonları yönetebilmek de ikiz bebek sahibi olma şansınızı arttırır.
Bu nedenle doktorunuza danışarak hormon takviyeleri almayı deneyebilirsiniz.

Folik Asit Takviyesi
Bu hormon takviyesi ile ilgili Avustralya’da yapılan bir araştırmada görüldü ki, bir kadının gebelik öncesi aldığı folik asit takviyesi, ikiz bebek sahibi olma olasılığını arttırıyor.
Bununla ilgili zıt sonuçlar da ortaya konsa bile folik asit takviyesiyle birlikte multivitamin takviyesi almak, sizin sağlıklı ikiz bebekler doğurmanıza yardımcı olmaktadır. O yüzden size tavsiyem gebe kalmaya karar verdikten sonra folik asit kullanmaya başlamanızdır.

Gonadotropin
Gonadotropin adındaki bu ilaçların, genel yumurta sağlığını ve olgunluğunu arttırıp ikiz bebek sahibi olmanızı sağladığı söylenmektedir. Bununla birlikte kadınlarda birden fazla yumurta oluşumuna da yardımcı olabilen bu ilacı doktorunuzun reçeteye yazmasıyla alabilirsiniz.

Progesteron
Genellikle gebelikte en çok ihtiyaç duyulan hormondur. Progesteron hormonu, kadının rahim duvarını güçlendirir ve bu da oluşan ikiz bebeklerin daha rahat tutunmasını sağlar. Çünkü ikiz bebek sahibi olmak kadar bu ceninlerin anne karnında hayata tutunmaları da önemlidir. Siz de isterseniz uzman tarafından alacağınız progesteron takviyesiyle olası ikiz bebek oluşumunda, düşük oranınızı azaltabilirsiniz.

Sonuç
Tüm bu zorluklarına rağmen bebek sahibi olmak isteyen her anne,her baba ikiz bebeklerinin olmasını hayal eder. Ancak her 100 hamilelikten yalnızca 3 tanesinde sağlıklı şekilde ikiz bebek dünyaya gelir.
Ama yazıda sizlere önerdiğimiz gibi uygulayacağınız bazı yöntemlerle bu olasılığı arttırabilirsiniz.
Aslında uygulanacak olan bu yöntemlerin çoğu, hormon düzeylerini ayarlamak ile alakalıdır. Eğer siz de denemek isterseniz, doğal otlarla ya da dışarıdan alacağınız hormon takviyeleriyle ikiz bebek sahibi olma ihtimalinizi arttırabilirsiniz. Boş şanslar :).

KİMYASAL GEBELİK BELİRTİLERİ

Kimyasal gebelik belirtileri,teşhisi,tedavisi ve kimyasal gebelik sonrasında gebelik.
KİMYASAL GEBELİK BELİRTİLERİ, NEDENLERİ VE TEŞHİSİ
Tıpta kimyasal gebelik çok erken olan düşük demektir. Aslında kimyasal gebelikte bir gebelik kesesi  vardır fakat bu gebelik çok erken dönemde düşükle sonlanır. Anatomik olarak kimyasal gebelik yumurtanın rahim duvarına tutunamaması sonucu oluşur. Aslında gebeliklerde yaygın bir durum olan kimyasal gebelik, ilk gebeliklerin hemen hemen yarısından fazlasında görülür. Ama genellikle anne adayı tarafından fark edilmemektedir. Ancak günümüzde artık bu tür gebelikleri yüksek bir hassasiyetle test edebilecek gebelik testleri de bulunmaktadır.

Kimyasal Gebelik Belirtileri Nelerdir?
Kimyasal gebelik durumunda genellikle aşağıdaki belirtiler görülmektedir.
  • Adet gecikmesi,
  • Vajinal kanama,
  • Pozitif hamilelik testi,
  • Adet kanamasından 1 hafta önce hafif lekelenme,
  • Pozitif test sonucundan sonra vajinal kanama olması,
  • Hafif adet kanaması,
  • Karın krampları,
  • Kanda HCG seviyesinde düşüş,
  • Aşırı halsizlik,
  • Mide bulantısı,
  • Oldukça hafif karın krampları,
  • Düşük hCG hormon düzeyi,
  • Genellikle ağır adet geçiriyorsanız, hafif kanama görülür,
  • Genellikle hep zamanında adet oluyorsanız, adetiniz gecikebilir.
Kadınlar bu gebeliklerde genellikle hafif ya da şiddetli bel ağrısından, karın ağrısından, adet dönemine benzer kramplardan şikayetçi olmaktadır. Bu gebelikte aynı zamanda mide bulantısı ve göğüslerde düşük duyarlılık da ortaya çıkmaktadır.


Kimyasal Gebelik Neden Olur?
Kimyasal gebeliğin bir çok nedeni olabilir. Örneğin; yetersiz rahim astarı, enfeksiyonlar,düşük hormon seviyeleri ve luteal faz defekti bu nedenlerden sadece bazılarıdır. Bunlarla beraber kimyasal gebelik nedenleri arasında bulunan en yaygın bilimsel varsayım, kimyasal gebeliklerin gelişen fetusteki kromozomal sorunlara bağlı olarak oluşmasıdır. Bu durumda genelikle yumurta veya sperm kalitesinin kötü olması, fetusteki anormal hücre bölünmesi , anne ya da babadan kaynaklanan genetik anormallikler neticesinde meydana gelir.

Kimyasal gebeliğin oluşmasındaki diğer etkenler:
  • Embriyonun oluşumunu engelleyen kromozal ya da genetik anormallikler,
  • Yerleşmeyi önleyen rahim anormalliği,
  • İnce ya da yetersiz rahim kanalı,
  • Progesteron seviyesinin normal olmasına rağmen kanalın kalınlaşmaması,
  • Doğuştan ya da sonradan edinilmiş çeşitli rahim anormallikleri,
  • Hormon düzeylerindeki anormallikler,
  • Duygusal sıkıntılar ve stres,
  • Zayıf beslenme ve folik asit gibi vitamin eksiklikleri,
  • Klamidya, frengi ya da toksoplazmoz gibi bazı enfeksiyonlar,
  • Zamanında tedavi edilmeyen tiroit hastalığı gibi bazı sistematik hastalıklar,
  • Fetüsün rahim dışında yerleşmesi,
  • Pelvik enfeksiyon geçmişi,
  • Gebeliği sürdürmeyi zorlaştıran hormon eksikliği,
  • Annede bebeğe zarar veren bağışıklık faktörleri,
  • Tedavi edilmeyen tiroit hastalığı veya diğer sistemik hastalıklar,
  • Yumurta çürümesi,
  • Çeşitli vücut enfeksiyonları,
  • Alkol, tütün ya da uyuşturucu kullanımı,
  • Embriyo oluşumunu önleyen kromozal/genetik anormallikler kimyasal gebeliğe neden olan diğer etkenlerdir.

Dış Gebelik İle Kimyasal Gebelik Aynı Şey Midir?
Genellikle insanlar tarafından dış gebelikle ve kimyasal gebelik birbirine karıştırılmaktadır. Gebelikte yaşanılan bu iki durum da tamamı ile birbirinden farklıdır. Kimyasal gebelikte durum şöyledir. Kanda bulunan HCG değeri hızlı bir şekilde azalır ve vücut kendisi düşüş işlemini gerçekleştirir. Böyle bir durum anlaşıldığında kimyasal gebeliğe derhal müdahale edilmesi gerekir çünkü fazlası ile riskli bir durumdur. Genellikle kimyasal gebelikler klinik olarak teşhis edilebilecek düzeye gelmeden, kendi kendine sonlanır. Hamile kalan anne adayları gebe kaldıklarını dahi bilmeden, durumun farkında bile olmazlar. Adet gecikmesinin ardından yapılan gebelik testleri ile kimyasal gebelik tam anlamı ile fark edilmez. Yazının başında da ifade ettiğim gibi, kimyasal gebeliklerin büyük bir kısmı, adet kanaması ile beraber sonlanmaktadır. Kısaca bir çok anne adayı, böyle bir durumun farkına bile varmadan, hamilelik oluşur ve sonlanır. Bu nedenden dolayı da, kimyasal gebelik tıpta ve halk arasında 'sessiz düşük' olarak da ifade edilmektedir. Böyle bir durumda yapılan testler ile hamilelik anlaşılırsa, genellikle dış gebelik şüphesi de doğabilmektedir.


Kimyasal Gebelik Nasıl Teşhis Edilir?
Genellikle tıbben kimyasal gebelikler kan testiyle teşhis edilebilir. Uzman hekim kan testiyle anne adayının HCG düzeylerini ölçer. Eğer anne adayının kanında görülen HCG düzeyinde ani bir düşüş varsa uzman hekim çok erken bir düşük vakasından şüphelenebilir. Ek olarak HCG testinden sonra hekim daha net bir karar vermek için ayrıca bir ultrasonda çekebilir. Yapılan bu ultrason anne rahmindeki bir yaşam belirtisini belli edecektir. Ortada bir kimyasal gebelik varsa anne rahminde bir kalp atışının olmadığı tespit edilir ve bir implantasyon görülmeyebilir.

Kimyasal Gebeliğin Tedavisi Nasıl Yapılır?
Kimyasal gebelik vakası kesinleştiyse ve Beta-HCG zaman ile normal bir şekilde sıfıra düşerse, herhangi bir tedavi veya kürtaja gerek kalmaz. Böyle bir durumda Beta-HCG kan değerinin düşüşünün kontrol altına alınması ve düzenli bir şekilde takip edilmesi gerekmektedir. HCG değerlerinde düşüşün olmaması halinde, dış gebelik veya başka bir patoloji olmaması bakımından, değerlendirme altına alınması gerekmektedir.

Kimyasal Gebelik Nasıl Önlenir?
Tıpta kimyasal gebeliği önlemenin bir yolu bulunmamaktadır. Yani önceden yapılan ne bir tedavi ne de önleyici bir ilaç bulunmamaktadır. Çünkü yaşanılan bu durum kontrol dışı bir durumdur. Genellikle kimyasal gebeliklerin çoğu embriyodaki bir sorundan kaynaklandığından önlenemez. Başka bir yönü ile anne adayının yaşam tarzındaki ufak değişiklikler gelecekteki olası düşük risklerini azaltabilir. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının başında sigaradan uzak durmak ve uyuşturucu madde gibi yasak maddelerden uzak durmak gelir. Bu sağlıklı bir gebelik için önemlidir.

Kimyasal Gebelik Sonrası Tekrar Gebelik
Sevgili anne adayları önceki süreçte yaşadığınız kimyasal gebelik sonrasında yeniden hamile kalmanızda bir sakınca yoktur. Yani yaşanmış olunan bir kimyasal gebelikten hemen sonra tekrar bir gebelik yaşayabilirsiniz. Rahminizde oluşacak olan yeni döllenme kimyasal gebelikten etkilenmez. Ayrıca adet döngünüz normal olarak devam eder ve bir sonraki adet döngünüz bir öncekinden daha uzun olabilir.
Sıkça görülen kimsayal gebeliğin bir tür sağlıksız emriyonun henüz olgunlaşmadan yani klinik gebeliğe dönüşmeden dışarı atılması olduğunu söylemiştik. Böyle bir durumdan sonra bir sonraki dönemde daha sağlıklı bir embriyo oluşturmak mümkün hale gelebilmektedir. Yani ikinci gebeliğiniz büyük bir oranda daha sağlıklı olacaktır.
Bu durumu yaşayan anne adaylarının,doktorlarına daha sık başvurması ve kan testlerini zamanında yaptırması son önemlidir. Bu dönemde alkol, sigara gibi kötü alışkanlıklardan ve hamilelerde kullanımı uygun olmayan ilaçlardan kaçınmanız gerekmektedir. Ayrıca folik asit kullanımı da daha sağlıklı bir hamileliğin başlangıcı için doktorlar tarafından sık sık önerilmektedir. Yani gebelik planlamanızda önce folik asit kullanmaya başlamanız sizin yararına olacaktır.

Kimyasal Gebelik Sonrası Ne Kadar Süre Korunmak Gerekir?
Anne adayları kimyasal gebelik sonrasında 2-3 ay doğum kontrol yöntemlerinden herhangi biriyle korunmanız yeterlidir. Yaklaşık olarak bu süreden sonra tekrar hamile kalmanız daha sağlıklıdır.

KÜRETAJ NEDİR VE NASIL YAPILIR?

Küretaj nedir,küretajın nedenleri,aşamaları,kürtaj sonrası gebelik.
KÜRETAJ NEDİR?
Kürtaj terimi tıbben rahim içerisinden herhangi bir dokuyu birtakım aletler ile kazıyarak alma işlemi için kullanılır. Alınan dokular gebelik ürünü olabileceği gibi biyopsi ya da tedavi amaçlı alınan dokular da olabilir.

Gebelik küretajı rahim içine yerleşmiş olan gebeliğin hastanın isteğiyle veya tıbbi zorunluluk nedeniyle hastanın yazılı onayı alınarak, çeşitli yöntemler ile sona erdirilmesidir. Şu bilinmelidir ki,kürtaj kesinlikle bir doğum kontrol yöntemi değildir.

İsteğe bağlı olarak küretaj yaptırmak isteyen kadının ilk gözlemleyeceği şey hamile olduğunu öğrenmesidir veya adetinin geciktiğini fark etmesidir. Bunlardan biri olduğunda bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurarak hamile olup olmadığını öğrenmeli, hamile ise gebeliğinin kaç haftalık olduğunu ultrasonografi ile kesinleştirilmelidir. Uzman hekim başvuran hastanın genel ve kadın hastalıkları açısından sağlık durumunu değerlendirir, küretaja mani olacak herhangi bir sağlık sorunu olup olmadığına bakar.

Kimler Küretaj Yaptırabilir?
Her kadın küretaj olabilir. Kürtaj işleminde evli olup olmamak önemli değildir. Tıbbi bir zorunluluk varsa (anormal bebek veya gebelik annenin hayatını tehlikeye sokuyorsa ) gerekli kanuni dokümanlar hazırlanarak imza alınır. Ardından uygun aydaki bebek alınabilir.

Küretaja karar veren bir kadın için gebeliğin sona erdirilmesindeki en önemli aşama duygusal kararlılıktır. Öncelikle hasta psikolojik ve duygusal olarak bu işleme hazır olmalıdır. Kişinin sosyal konumu, ekonomik koşulları, gelecek yaşantısı, partnerinin pozisyonu ve fikride önemli rol oynamaktadır. Bu yüzden karar verilirken tüm koşulları değerlendirerek kesin bir şekilde vermek daha sonraki ruhsal durum için gereklidir.

KÜRETAJIN RİSKLERİ
Küretajdan sonra enfeksiyon ve parça kalması gibi durumlarda ameliyat sonrası riskler nadirdir ve bunlar tedavi edilebilir. Bildiğiniz gibi bütün cerrahi ameliyatlar birtakım riskler içerir. Bu işlemde de olası risklerin hastaya anlatılması ve hastanın bu anlamda bilgilendirilmesi esastır.
Kürtaj sonrası oluşabilecek temel riskleri sizin için sıraladım.

Gebeliğin Devam Etmesi
Ayı çok küçük olan gebeliklerde bazen gebelik ürünü boşaltılamayabilir ve gebelik olayı devam edebilir. Bu yüzden kürtajın en erken 5-6. haftalarda yapılması uygun olur.

Rahimin Delinmesi (Rüptür)
Anatomik olarak gebe bir rahim, gebe olmayan bir rahime göre çok daha yumuşaktır. Bu nedenle kürtaj esnasında yapılan dikkatsiz ve sert bir hareket rahimin delinmesine neden olabilir. Bunun dışında rahim delinmesi işlem dikkatli yapıldığı taktirde son derece nadir görülen bir komplikasyondur. Bu tür tıbbi müdahalelerde risk gebelik yaşı büyüdükçe artar. Bu durum uzman tarafından fark edildiğinde uygun tedavi yapılması mümkündür.

Plasenta Parçasının Kalması
Bu komplikasyon kürtajdan belirli bir sure sonra ortaya çıkar. Kendini fazla miktarda olan ve kesilmeyen kanama ile belli eder. Böyle bir durum olduğunda tedavi için yeniden küretaj gerekir.

Enfeksiyon
Bu durum kürtaj işleminden 5-6 gün sonra ortaya çıkar. İşlem sırasında hijyen ve sterilite kurallarına uyulursa enfeksiyon riski azalır.

Yapışıklık
Yapışıklık olarak geçen komplikasyon 'asherman sendromu'  olarak da geçmektedir. Bu sendromda rahimin iç duvarlarında yapışıklıklar ve dolayısı ile adet kanamasında azalma ve hatta kısırlık görülebilir. Sendromun nedeni ise rahimin gereğinden fazla kazınmasıdır. Kesin tanısı rahim filmi çekilerek veya histeroskopi ile konulur. Tedavi yöntemi cerrahi olarak (histeroskopik) rahim içinde olan yapışıklıkların açılması ile gerçekleşir.

Bu riskler dışında genellikle görülen riskler arasında ; rahim içinde kan birikmesi, işlemin yapılamaması, aşırı kanama, adet gecikmesi gibi diğer riskler sıralanabilir.

Kürtajın tüm riskleri gebelik haftası büyüdükçe arttırmaktadır. Bu sebepten dolayı kürtaja karar verildiğinde yasal sınır olan 10. haftanın geçirilmemesi gerekmektedir. Daha önce gebe kalmamış bir kadının küretaj olması veya küretajın kaçıncı küretaj olduğu kadının daha sonra gebe kalmasını etkilemez.


KÜRTAJ NASIL YAPILIR?
Küretaj müdahaleleri genellikle hastanın koşulları uygun ise genel anestezi ve bazen de lokal anestezi ile yapılmaktadır.
Eğer işlem sırasında genel anestezi uygulandıysa tüm müdahale boyunca hasta uyur ve herhangi bir şey hissetmez. Hastaya lokal anestezi uygulanacaksa gerekli hastalarda yatıştırıcı uygulayarak hastanın gerginliği azaltılır. Lokal anestezi yapılan hastanın rahim ağzı uyuşturulur hasta gebeliğin boşaltılması sırasında hafif bir karın ve kasık ağrısı duyabilir. Genellikle uzmanların tercihi kürtajın genel anestezi ile yapılması yönündedir. Genel anestezi ile yapılan işlem sayesinde hem hasta ağrı ve acı duymaz, hem de işlemden kaynaklanan komplikasyon riski en aza indirilmiş olur.
Gebeliğin sonlandırılması işleminde genelde uygulanan iki yöntem vardır. Bunlardan biri en sık kullanılan vakum aspirasyonudur. Bu işlemde gebelik emilerek boşaltılır. Daha nadir olarak kullanılan diğer yöntem ise metal küretler ile kazıma yöntemidir.

KÜRTAJIN AŞAMALARI

Bu aşamalar tıbbi operasyon sonrası yapılan işlemlerin aşamalarıdır.

1.Uzman tarafından hasta uygun yere yatırıldıktan sonra, antiseptik solüsyonlar ile cerrahi alan temizlenir, hastaya pozisyon verilir, üstü uygun şekilde örtülür. İlk olarak rahimin durumunu ve büyüklüğünü değerlendirmek için uzman tarafından jinekolojik muayene yapılır. Hata rahimin özellikleri anlaşıldıktan sonra vajinal spekulum yerleştirilir. Spekulum sayesinde rahim ağzı görünür hale gelir. Ardından vajina ve serviks bölgesi antiseptik solüsyonlar ile temizlenir. İşlem için lokal anestezi uygulanacak ise bu aşamada yapılır. Ardından serviksin her iki yanına ilaç enjekte edilir. Bundan sonra serviks yani rahim ağzı tenekulum (tekdişilli) adı verilen bir alet ile tutulur. Paralel olarak tenekulum çekilerek rahimin düz bir hale gelmesi sağlanır.

2. Ardından buji adı verilen aletler yardımı ile rahim ağzı genişletilmeye başlanır. Bu işleme dilatasyon denir. Bu işlem için mümkün olan en ince buji kullanılmalıdır. Bujiler çaplarının milimetre cinsinden büyüklüğüne göre numaralandırılır. Genellikle 6 ya da 7 numara bujiye kadar dilate edilir.

3. Dilatasyon işlemi bittikten sonra plastik kanüller rahim ağzından geçirilerek, rahim boşluğuna ulaşılır. Kanül yerleştirildikten sonra, ucu bu işlem için üretilmiş olan 60 santilitrelik, vakum yaratan özel enjektöre bağlanır. Enjektörün düğmesi açılır ve negatif basınç oluşması sağlanır . Enjektör ileri geri hareket ettirilerek rahim içi temizleme işlemi yapılır ve rahim içi tamamen temizlenene kadar işleme devam edilir.

4. Eğer yapılan işlemden sonra içeride parça kalmasından şüphe edilirse metal küretler ile kavite iyice temizlenir. Eski zamanlarda sıkça kullanılan bu küretler, günümüzde artık pek tercih edilmez. Olumsuz etkileri olarak hem rahim delinmesi ,hem de işlem sonrasında rahim iç zarlarının yapışmasına bağlı ileride gelişebilecek kısırlık ihtimali yüksektir. İşlemde 10 haftalıktan küçük gebeliklerin sonlandırılmasında keskin küretlere ihtiyaç duyulmaz. Eğer tıbbi bir sebep varsa ve hekimler kurulu kararı ile 10 haftadan büyük bir gebeliğin sonlandırılmasına karar verilmişse bu işlem daha büyük kanülleri vakum cihazlarına bağlayarak yapılır. İşlem sonunda keskin küretler ile parça kalıp kalmadığı kontrol edilir.

5. İşlemden sonra vajinal veya karından ultrasonografi yapılarak son kontroller yapılır.
Küretaj operasyonu gebeliğin büyüklüğüne bağlı olarak yaklaşık 5 ile 10 dakika arasında sürmektedir.

Operasyondan sonra olabilecek ağrı, ilaçla rahatlıkla kontrol edilebilir, zaten adet sancısı benzeri bir ağrınız olacaktır. İşlemde genel anestezi aldıysanız eğer operasyondan hemen sonra uyanırsınız. Yaklaşık 5 dakika sonrada uyku sersemliğiniz kaybolur ve ayağa kalkarsınız. Yaklaşık yarım saat sonrada eve gidebilirsiniz.
Operasyondan sonra yaklaşık ikinci saatte tamamen normal gündelik yaşantınıza ve işinize dönebilecek kadar kendinizi iyi hissedebilirsiniz.
Eğer hastanın kan gurubu Rh faktörü NEGATİF ise ve partnerinin kan gurubundaki Rh faktörü POZİTİF ise veya partnerinin kan gurubu bilinmiyorsa Anti-D iğnesinin müdahaleden sonraki ilk 72 saat içinde yaptırılması gerekmektedir. Bu iğne ilerde olacak gebeliklerde oluşabilecek kan uyuşmazlığını engelleyecektir.
Tıbbi zorunluluk nedeniyle (düşük, cansız gebelik,anomalili bebek gibi nedenlerden) küretaj yapılıyorsa eğer, küretaj sırasında elde edilen materyalin(parçanın) bir patoloğa yani genetik incelemeye gönderilmesi gerekebilir. Oradan gelecek sonuç bir daha aynı şeyle karşılaşmanızı engellemeye yardımcı olabilir.


Küretaj Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler
Müdahaleden sonra hasta sıvı gıdaları ve içecekleri hemen içebilir, bulantı olmazsa daha sonra normal beslenmeye de geçebilir.
Genel anestezi sonrasında 6-8 saat araba kullanmak, önemli kararlara imza atmak gibi dikkat isteyen aktivitelerde bulunmamak daha uygun olacaktır.

İşlemden 2 ile 3 gün süreyle adet kanaması tarzında kanamalar olacaktır. Bu süre kişiye göre değişir ayrıca gebeliğin haftasına göre biraz artabilir veya azalabilir. Eğer kürtaj sonrası hemen kanamanız olmazsa bir hafta sonra gibi hafif bir ağrı ile kanamanız olacaktır. Bu kanama esnasında gene adet kanaması dönemindekine benzer karın ve kasık ağrıları olabilir, bu ağrıları hafifletmek için her hangi bir ağrı kesici kullanabilirsiniz.

İşlemden sonraki adet kanamanız yaklaşık 20 ile 40 gün sonra olacaktır. Adetiniz gebelik gibi özel bir durum oluşup sonlandığı için normal zamanında gelmeyebilir endişelenmeyin. Ama eğer 40 gün içinde adet olmazsanız mutlaka doktorla görüşmeniz gerekir.

Eğer kanamanız devam ediyorsa bu süreç sonlanana kadar küvete,havuza veya denize girmeniz yasaktır.(Sadece operasyon günü dahil duş alabilirsiniz. Buradaki amaç vajene su ve bu gibi mikrop kapmayı sağlayabilecek şeylerin girmesini engellemektir)

Eğer denize veya havuza girmeniz gerekirse (yaz mevsimi veya tatil vs nedenlerden dolayı) en erken küretajdan 7-10 gün olmalıdır. Denize girdiğiniz esnada ise tampon kullanmak kesinlikle yasaktır.
İşlemden sonra cinsel ilişki 1 hafta boyunca kesinlikle yasaktır. (Daha sonra isterseniz prezervatif kullanılarak ilişkiye girebilirsiniz. İlişki esnasında korunmanız sizi mikrop kapmaktan ve hamile kalmaktan koruyacaktır ).  Eğer kanamanız hala devam ediyorsa cinsel ilişki sakıncalıdır. Ancak kanamanız bittikten sonra ilişkiye girebilirsiniz.

Bu süre zarfında taze kanama şeklinde bir kanama( burun kanaması gibi) olursa, ateşiniz yükselirse (38 dereceden fazla olursa) mutlaka doktora başvurmanız gerekmektedir.
İşlemden sonra istenmeyen gebeliklerin önlenmesi için doktorunuzdan mutlaka uygun doğum kontrolü yöntemleri hakkında bilgi alınız.
Ayrıca tekrar gebe kalmak isterseniz vücudunuzun eski fonksiyonlarına tamamen kavuşması için 2-3 aylık bir süre beklemeniz tavsiye edilir.

BOŞ GEBELİK BELİRTİLERİ

Boş gebelik belirtileri,tedavisi ve boş gebelik kürtajı nedir,nasıl yapılır?
BOŞ GEBELİK NEDİR ?
Boş Gebelik Nasıl Anlaşılır?
Tıpta boş gebelik, kesenin rahime yerleşip içinde embriyo olmadan gelişmesi anlamına gelir.
Genel açıklaması ile tüm hamilelik belirtilerini gösteren fakat, rahimde embriyo ve kalp atımlarının görülmemesine boş gebelik denilmektedir. Halk arasında 'su gebeliği' olarak da geçmektedir.
Gebelik testinde pozitif çıkma durumu hem normal gebelikte,hem de boş gebelikte olmaktadır.
Boş gebeliğin belirtisi de aynı normal gebelikteki belirtiler gibidir.  Yani adet gecikir,mide bulantısı ve baş dönmesi olur.

Yine tıptaki adıyla boş gebelik 'blighted ovum',' anembriyonik gebelik' veya 'anebriyonik gestasyon' olarak adlandırılır. Bu gebelikte kese uterusun içerisine yerleşir ama içerisinde embriyo olmadan gelişir. Uzmanlarca boş gebelik nedeniyle gerçekleşen düşük örneklerinin incelenmesi sonucunda en sık görülen neden kromozom anormallikleridir. Yani döllenmiş olan yumurta veya spermdeki genetik bozukluklar boş gebeliğin oluşmasında görülen en sık nedendir. Ayrıca diğer neden olarak döllenmeden sonraki hücre bölünmelerindeki problemler görülmektedir. Bu anormalliklerin varlığından sonra da çoğunlukla embriyo tespit edilemeden gebeliğin ilerleyişi durmaktadır. Boş gebelik, ilk trimester (ilk üç ayda )gebeliklerdeki düşüklerin yaklaşık olarak yarısına tekamül etmektedir.

Gebe kalan bir kadında normal olarak fertilize olmuş yumurta (döllenmiş yumurta ) rahim duvarına yapışır. Ortalama 6 haftalık iken de ultrasonda embriyo görülmelidir. Gebelik kesesi bu sürede yaklaşık olarak 18 mm çapındadır. Boş gebelikte ise gebelik kesesinin çapı büyümeye devam eder ancak embriyonun gelişimi devam edemez. Boş gebelikte kese içinde embriyo olmadan gelişir. Genel belirtileri arasında karında ,kasıkta ağrı kramp, vajinal lekelenme ,küçük çaplı kanama görülmektedir. O yüzden boş gebelikte kanama düşüğün habercisidir.
Boş gebelikte de ,normal gebelikteki gibi HCG değeri de yükselmeye başlar ve devam eder. İlk 6 hafta içinde bu durumu daha net görmek için düzenli aralıklarla doktorunuza gitmelisiniz. Bu tür gebeliklerde HCG + hekim kontrolü boş gebelik tanısını güçlendirir. Uzman hekim son adet tarihinizi  ve gebelik kesenizi inceler. Genellikle 7. haftada bebeğin kalp atışının duyulması gerekir. Eğer kese oluşmuşsa fakat kalp atışı yoksa boş gebelik tanısı konur.

Boş gebeliğin olmasının nedeni kalitesiz yumurta yada kalitesiz spermdir. Eğer kadın ve erkekte genetik bir problem yoksa boş gebelik tekrarlama eğilimi göstermez. Bu gebelikte genelde kendinden düşük meydana gelse de ,kürtaj yöntemiyle de tahliye edilmektedir.

Boş gebelikle normal gebeliğin arasındaki fark 'yolk' denilen kesenin incelenmesi ile görülür. Yolk kesesi sadece gerçek gebelikte ortaya çıkmaktadır. Normal gebeliklerde genellikle gebelik başladıktan 5 hafta kadar sonra bebek, ultrasonla görülmelidir. Bu haftalar arasında görülmese bile erken bir boş gebelik tanısı yapılmamalıdır. Yapılan ultrason görüntülemesinin ardından yaklaşık 1 hafta sonra tekrar ultrasona gidilmelidir. Ancak bundan sonra teşhis koyulabilir.
Yani ultrasonografi boş gebelik tanısı için gereklidir ve şarttır. Ultrasonografide gebelik kesesi içerisinde embriyonun görülmemesi (boş kese) tanısını destekler.

BOŞ GEBELİK BELİRTİLERİ 
Aslında boş gebeliklerde başta mutlaka embriyo vardır. Ancak sonra nasıl kaybolduğu bilinmiyor. Şu bilinmelidir ki bu tanı başta kişi tarafından konulamaz. Çünkü boş gebelik en başından itibaren normal gebelik gibi seyreder. Yani ilk olarak gebelik testi pozitif çıkar. Ardından yorgunluk,bulantı,baş ağrısı ve meme şişlikleri birebir görünmeye başlar . Hatta normal gebelilkteki gibi zamanla kanda HCG salgısı düştükçe vücut normal hale döner. İlk zamanlarda normal gebelikteki gibi yüksek seyreder. Ama plasenta bu hormonu implantasyondan sonra ürettiği için beta HCG değeri yükselmeye devam edebilir. Çünkü plasenta bu dönemde embriyo olmasa bile büyümesini devam ettirmektedir.

Bildiğiniz gibi hamileliğin ilk belirtileri olarak adet gecikmesi veya hamilelik testinin pozitif olması olur. Bazı hamileliklerin erken dönemlerinde, ilk hamilelik bulgularından sonra kramp veya damlama şeklinde kanama ile de karşılaşılabilir. Genellikle kanamanın uzun sürmesi durumunda ise vücut, hamileliği sonlandırarak embriyoyu dışarı atar. Bazı iyiye gitmeyen hamileliklerde ise(boş gebelik,dış gebelik,kimyasal gebelik vs), her şey normal gibi görülür. Kanda hamilelik hormonu beta HCG artmaya devam eder ve plasenta büyür. Bu gibi durumlarda ise, daha çok 8. haftada yapılan ultrasonografi esnasında hamilelik kesesinin boş olduğu görülmektedir.

Peki gebe kalan kişi bunu kendi başına anlayabilir mi? Şimdi size dışarıdan da anlaşılmasını sağlayan boş gebelik belirtilerini yazacağım.

  • Bebeğin varlığının anne adayı tarafından hissedilememesi,
  • İdrara çıkma sıklığında değişikliğin olmaması(normal gebeliklerde sık idrara çıkma yaşanmaktadır),
  • Gebelikte yeni gelişen embriyo annenin bütün enerji kaynaklarını kullandığından yorgun hissedilir. Ancak boş gebelikte anne günlük enerjisini korur,kendini yorgun hissetmez.
  • Normal gebeliklerde sık görülen mide bulantısı genellikle bu gebelikte görülmez.
  • Anne adayı normal şekilde adet görmeye devam edebilir.
  • Genellikle düşük belirtileri görülür. Yani ağrı, kanama, kramplar gibi.
  • Yükselmiş beta HCG seviyesi de boş gebeliğin belirtileri arasındadır.

Eğer karın krampları, vajinal lekelenme veya kanama yaşıyorsanız acilen doktora gitmelisiniz. Bu durum boş gebeliğinizin abort yapmaya başladığı anlamına gelir. Yani düşük yapıyorsunuz demektir.

BOŞ GEBELİK KÜRTAJI
Boş Gebelik Nasıl Sonlandırılır?
Boş gebelik tedavisinde genellikle hamilelik düşükle sonuçlanmıyorsa, kürtaj yolu izlenir. Uzman bir hekim tarafından yapılan bu işlemde hastaya önce lokal ya da genel anestezi uygulanır. Sonrasında da boş hamilelik kesesi rahimden alınır. Boş gebeliklerde normal gebeliğe göre gebelik kesesi çok fazla gelişemediği için işlem çok daha kolay ve kısa sürer. Yaklaşık 10 – 15 dakikalık bir zaman dilimi içerisinde hamilelik sonlandırılır.
Boş gebelik kürtajının diğer şeçeneklerinde ise;

  • Bazı gebelerin ultrasonografi muayenesinde, hamilelik kesesinde bozulma, hastada vajinal kanama görülmesi durumunda kendiliğinden düşme ihtimali daha yüksek olmaktadır. Bundan dolayı riskler göz önüne alınarak doktor tarafından doğal yolla düşmesi beklenebilir. Yani kürtaj yapılmadan takip altına alınabilir. Ancak anne adayında birden çok düşük olmuşsa, genetik araştırma yapılmasının planlanması halinde veya vücut kendi kendine atamıyor ise, o zaman kürtaj ilk tercih olmalıdır.
  • Diğer bir yöntem ise rahim ağzının genişletilerek gebelik ürününün (uterusun) dışına çıkartılması işlemi olan dilatasyon ve küretaj yapılabilir. Kürtaj sonrası elde edilen materyaller patoloji laboratuvarına gönderilerek inceleme yapılır.
  • İlaç ile düşük yönteminde misoprostol gibi ilaçların kullanılarak kürtaj yaptırılması diğer bir seçenek olabilir. Ancak ilaç ile yapılan müdahaleler bazen bir kaç gün sürebilir, daha fazla kanama ve yan etkilere neden olabilir.
  • Üstte belirttiğim her iki tedavi yöntemi de ağrılı olabilir. Ancak ağrı kesici ilaçlarla ağrı kısmen kontrol altına alınabilir. Her iki tedavide hasta ve hekim arasında konuşularak uygun bir şekilde yapılmalıdır.  Düşükten sonra üç menstruel siklus (3 adet dönemi) sonrasında tekrar gebelik denenmesi daha uygun olmaktadır.

Boş Gebelikte Kürtaj Yapılması Tekrar Hamile Kalmayı Engeller Mi?
Yaşadığınız olumsuz bir deneyimden sonra bu sorunun aklınıza gelmesi çok doğaldır. Ama rahat olun çünkü kürtaj yapılması tekrar hamile kalmanızı engellemez. Boş gebelik için yapılan kürtaj işlemi de aynı diğer nedenlerle yapılan kürtaj işlemi gibidir. Hatta normal gebelik kürtajına göre çoğunlukla daha kısa sürer. Nadir de olsa çok olağan üstü bir komplikasyon gelişmediği sürece kürtaj yapılması hastanın ileride hamile kalmasını engelleyen bir işlem değildir.

Boş Gebelik Tekrarlar Mı?
Bir kez boş gebeliği yaşamış olan bir anne adayı tekrar hamile kaldığı veya kalacağı zaman son derece stresli olur. Bu çok normal bir durumdur. Ama boş gebelik, genel olarak tekrar eden bir kromozomal anomali durumu göstermez. Yani boş gebelikler genellikle gebeliklerde bir kez olur ve çok az bir grupta birden çok tekrarlar. Tekrarlayan boş gebeliklerde ise IVF( tüp bebek) bir şans olabilir. Eğer 2 veya 3 defa düşük geçmişiniz yoksa ,özel kan ve genetik tahlilleri yaptırmaya ihtiyaç duymadan tüp bebek tedavisi yaptırabilirsiniz.

HAMİLELİK KİLOLARI NASIL VERİLİR?

hamilelik sonrası kilo verirken dikkat edilmesi gerekenler.
Gebelik Döneminde Kilo Alma Oranı Ne Olmalıdır?
Günümüzde sıkça duyduğumuz bir cümle vardır. O cümle 'gebelik dönemi boyunca 8 ila 12 kilo alımı normaldir '. Bu cümle uzmanlar tarafından da söylense de her gebe için geçerli değildir. Çünkü her kadının hamilelik öncesi kilosu, metabolizması ve risk faktörleri farklı olduğundan ortalama bir limit koymak doğru değildir. Doğru olan kilo endeksinin her kadında ayrı ayrı hesaplanmasıdır. Örnek vermek gerekirse; gebelik öncesinde 90 kg olan bir kadınla , şeker hastalığı riski taşıyan bir bir kadının gebelik boyunca alacağı kilo toplamının 6 – 9 kg olabileceği gibi, çok zayıf olup hamile kalan bir kadın içinse 15 – 17 kilo alması uygundur.

Sevgili kadınlar ! Fiziksel görünümleriniz ve kilolarızla ilgili kaygılarınızı bende bir kadın olarak anlıyorum. Vücut bizim vücudumuz ve onunla ilgili kaygılanmak hakkımız. Hele ki gebelik gibi zor bir süreçten çıktıktan sonra,lohusa dönemine giren bir annenin psikolojisi de buna etkense. Doğum yapmış bir annenin doğum sonrası kilolarını verip eski haline dönmek istemesi kadar doğal bir istek yoktur. Bu duygu kendi vücudunuzu beğenme duygusunu da beraberinde getirir.

Bu isteğinizle beraber gebelik döneminizin çok özel ve geçici bir dönem olduğunu da aklınızdan çıkarmamanız gerekmektedir. Aslında normal olan bu dönemde klasik güzellik ölçütlerinizin geçerli olamayacağıdır. Unutmayın bu dönem geçicidir ve bu serüvenin sonunda minik mucizeniz var olacaktır!

Doğumunuzdan sonra yaklaşık olarak 4-6 kg arasında kilo kaybedersiniz. Bu ağırlık bebek ağırlığı ve plesanta vs gibi ağırlıkların vücuttan çıkması ile atılır.  Doğumdan sonra da eğer doğru bir beslenme rejimi uygularsanız düzenli bir şekilde ayda 1- 2 kg arasında verebilirsiniz. Hepimiz hemen fazla kiloları atmayı isteriz,ama önceki yazılarımda da söylediğim gibi doğumdan hemen sonra diyet yapmanız sizin ve bebeğiniz için son derece sakıncalıdır.
Sadece yeterli ve dengeli beslenme ile hem kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılarsınız, hem de bebeğinizin fizyolojik ve psikolojik açıdan gereksinimi olan anne sütünün yeterli miktarda üretilmesini sağlarsanız.

Lohusa döneminde annenin hem kendi sağlığı, hem de bebeğinin sağlığı açısından daha çok vitamin mineral ,enerji ve protein alması gerekmektedir. Emziren bir annenin, emzirme dönemi boyunca günlük enerji gereksinimlerinin toplamına en az 500 kalori ilave etmesi gerekmektedir.
Eğer gebelik döneminde normalden fazla kilo aldıysanız ve gebelik öncesinde de fazla kiloluydu iseniz  emzirme döneminde vitamin ve mineral alımına dikkat ederek ayda 2 kilo kadar zayıflamanızda bir sakınca olmadığı ve bunun süt üretimini olumsuz etkilemediği bildirilmektedir.
Eğer bu seviyenin altında enerji alımlarınız varsa bu durum süt üretiminizi bozar ve diğer besin öğelerinde de yetersizliğe yol açar.

Şunu unutmayın anne sütünüzün kalitesi yediğiniz gıdalardan direkt olarak etkilenmemekle birlikte,  sütün miktarının aldığınız sıvı gıdalarla ilişkili olduğunu gösterir.
Örneğin; vejetaryen diyet ile beslenen annelerde bazı vitamin eksiklikleri ve protein eksikliği görülebilmektedir. Bu eksiklikler takviye edilmediğinde ise bebekte de eksikliklere yol açabilmektedir. Ayrıca lohusa annenin diyetinin kalsiyumdan fakir olması durumunda, kalsiyum anne kemiğinden alınıp süt üretimine katılmaktadır.

Vücudunuzda böyle bir durumun olması hem sizin, hem de bebeğinizin gelişimini olumsuz olarak etkilemektedir. Emzirme döneminde de iyot gereksiniminiz de normale göre artış göstermektedir. O yüzden iyotlu tuz ile beslenmeye dikkat etmelisiniz.
Gebelik döneminizde guatr hastalığına yakalandı iseniz,guatrın fazla görüldüğü bölgelerde, bebekte ve sizde eksiklik olmaması için iyot gereksiniminiz mutlaka karşılanmalıdır.
Sonuç olarak; lohusa bir annenin alması gereken vitamin, yağ,karbonhidratlar,mineral ve proteinlerden oluşan yeterli ve dengeli beslenme hem sizin, hem de bebeğiniz sağlığı açısından son derece önemlidir.


Doğum Yapan Anneler Fazla Kilolarını Ne Zaman Vermeye Başlayabilir?
Sevgili anneler genellikle anne sütü alan çocuk ilk 3-4 ayda normal bir gelişim göstermektedir. Dört aydan sonra ise büyüme hızı yavaşlamaya başlar ve 6. aydan sonra da ek besin verilmeye başlanmaktadır.

Ülkemizde annelerin çoğunluğu genellikle çocuklarını 1,5- 2 yaşına kadar emzirmektedirler. Gebeliğinde fazla kilo almış olan anneler doğumundan sonra ilk 4 ayını atlattıktan sonra toparlanma dönemi sonrası diyet yapmaya başlayabilirler.

Doğum Sonrası Kilolar Ne Kadar Sürede Verilmelidir?
Hepimiz hamilelik sonrası dengeli şekilde ve sağlığımızla sütümüzü koruyarak kilo vermek isteriz. Günümüzde yapılan çalışmalarda hamilelik sonrasında haftalık verilen 0.5 kg kilo kaybı annenin gereksinimlerini azaltmamakta ve süte her hangi bir etkide bulunmamaktadır. Anne için uygun görülen aylık vermesi gereken kilo 2 kg'dır.

Doğum sonrası hamilelik kiloları nasıl verilir ve kilo vermedeki süreç annenin fazla kilosuna göre değişir. Örneğin;gebeliğinde 15 kilonun üzerinde kilo alan bir anne ile gebelik döneminde 9-12 kg alan bir annenin kalan kilosunu verme süresi kişiden kişiye göre değişmektedir. En sağlıklı olan fazla kilolarda süreci daha uzuna yaymaktır. Çünkü hızlı kilo veren bir annede kas kaybı oluşur.
Ayrıca bununla birlikte yorgunluk, baş ağrısı,ağız kokusu kemik minerilizasyonunda azalma,kan şekerinin düşmesi ve stres gibi birçok sağlık problemleri oluşturmaktadır.

Anne için emzirme eylemi yoğun bir metabolizma artışı demektir. Bu şu anlama gelir. Hem emzirme eylemi için harcanan kalori ,hem de bebeğe verilecek sütün içindeki maddelerin kalorisi demektir. Bu eylem tabi ki annenin forma girişinde etkili bir eylemdir. Bu duruma dikkat edilmesi anne sütünü çoğaltabilmek için bilinçsizce kalori alışında artışa yol açmamaktır. Aksi halde süt verildiği sürece forma girmek bir yana, daha da fazla kilo alımına yol açılabilir.

Eğer doğumunuz normal doğum olduysa ve dikişiniz yoksa, 1. haftadan sonra spora başlayabilirisiniz. Ama yoğun bir süt üretim ve yeniden yapılanma döneminden geçtiğiniz ve çok yorgun olabileceğiniz için ilk haftalarda, günde sadece 15 dk.. kadar kısa tutabilirsiniz. Hareketleri sadece karın ve kaça eklemleri ile ilgili egzersizlerle sınırlı tutmanız daha uygun olur.

Eğer sezaryen doğum yaptıysanız dikişleriniz olduğundan ve iyileşme süresi normale göre daha çok olduğundan dolayı hemen spora başlamamanız gerekmektedir. Uzmanlarca 6 ay sonrasında vücut tamamiyle kendine geldiği için o süre zarfına kadar karın bölgesi çalışmaları olmamalıdır. Genellikle önerilen egzersize başlamasa süresi doğum sonrasında 3.haftanın sonudur. Ama ben doktorunuza danışmadan spora başlamanızı önermem.

Bir de çok güncel olan bir spor şekli vardır. Gebelikte de kontrollü şekilde kullanılan ve işe yarayan pilates. Gebelik sonrasında da pilates türü egzersizlerin hafif  ve zorlamasız türleri özellikle faydalı olabilir.


Hamilelik Sonrası Kilo Verirken Beslenmede Dikkat Etmeniz Gerekenler
Spor ve kilo verme konularını geçtiğimize göre onlar kadar önemli olan spor yapan bir lohusa annenin beslenme şekline değinelim. Bildiğiniz gibi doğumdan sonra bebek emzirilirken gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı besin alınmalıdır.Vücudunuza aldığınız su süt salgılanmasıyla ,metabolik su ise artan yiyecek alımıyla artmaktadır. Süt miktarınızın değişmemesi için sıvı alımınızı arttırmanız gerekir. Önerilen ve günlük alınması gereken toplam sıvı miktarı yaklaşık 3000 ml olmalıdır. Bu miktar bardak ölçüleri ile 12 su bardağı suya eş değerdir. Ayrıca suyun yanında süt, ayran, hoşaf, komposto, limonata, meyve suları da içmeniz gerekmektedir. Ama bu listede bulunmayan çay ve kahve gibi içeceklerin süt verimini azalttığını da unutmayın.

Ayrıca;
  • Kalsiyum yönünden zengin olan süt,peynir ve yoğurt belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmelidir.
  • Her gün önerilen 1 adet yumurta ve 1 porsiyon kurubaklagil ve etli sebze yemeği yenilmelidir.
  • Nohut,kuru fasulye, mercimek ve bulgur karışımı yemekler mandalina,portakal, domates, maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitamini yönünden zengin meyve ve sebzelerle  birlikte tüketilmelidir. Eğer gaz sorununuz varsa buna göre gaz yapıcı besinler çıkartılabilir.
  • Vitaminlerden çokça zengin olan sebze ve meyveler diyette her öğün olmalıdır.
  • Sucuk,salam,sosis gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar az veya hiç tüketilmemelidir.
  • En gerekli olan D vitamini besinlerde bulunmamaktadır. Sadece güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Bu nedenle emzikli anne güneşlenmeye özen göstermelidir.Yaz ayında değilseniz D vitamini takviyeleri alınabilir.
  • Çoğu yazımda belirttiğim gibi yemeklerinizde mutlaka iyotlu tuz kullanmalısınız. İyot doğal besinlerde yeterince  bulunmaz,ancak iyotlu tuzun kullanılması ile anne sütünden bebeğe geçer.
  • Demir, kalsiyum ve mineraller yönünden zengin olan  kuru meyveler ve kuru yemişleri günlük olarak tüketmeniz gerekmektedir. 
  • Kansızlığa neden olduğundan dolayı yemeklerle birlikte çay içilmemelidir. Eğer çay içmek istiyorsanız kuşluk, ikindi gibi öğün aralarında, yani yemek yendikten 1-2 saat sonra açık olarak içilmelidir. Ayrıca çaylara limon suyu eklenebilir.
  • Bitki çayı olarak ıhlamur, nane, papatya, kuşburnu gibi bitki çayları tercih edebilirsiniz.
  • Gazoz ,kolalı içecekler ve hazır meyve suları yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, limonata tercih edilmelidir.
  • Bildiğiniz gibi pekmez kan yapıcı bir özelliğe sahiptir. Şeker ise boş enerji kaynağıdır. Eğer tatlı çektiyse canınız şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden birisidir.

GEBELİKTE EGZERSİZ YAPMAK

Hamilelikte kilo alımı, Hamile pilatesi, Hamilelikte zayıflama, Hamileyken zayıflamak, Gebelikte spor, Hamilelikte spor, G,

HAMİLEYKEN EGZERSİZ YAPMAK
Tatlılardan ve en sevdiğiniz peynirden zaten vazgeçtiniz peki gerçekten de Zumba'dan vazgeçmek zorunda mısınız?

Hamilelikte kilo alımı tabi ki normaldir fakat bunun normalliği aldığınız kilonun oranına bağlıdır. Hamileyken egzersiz yapmak konusunda endişeleniyorsanız bu düşünceyi geride bırakın. İnterneti kirleten çeşitli mitlere rağmen hamilelik sırasında aktif kalmak sizin ve bebeğiniz için büyük faydalar sağlar. Bildiğiniz gibi Avrupadaki hamile kadınlar gebelik süreçlerinde de egzersiz yapmaktan uzak kalmıyor ve hem doğum sonrası daha formda devam ediyor hem de doğumlarını daha kolay yapıyorlar. Hatta artık ülkemizde de bazı pilates egzersizi yapan ünlü manken-oyuncu vb. kişilerin formda kalarak ne kadar sağlıklı bir gebelik süreci geçirdiklerini görüyoruz. Avrupa'daki Kadın Sağlık Akademi Merkezi binlerce hamile kadın üzerinde yaptığı araştırmaları ve tecrübeleri sonrası egzersize karşıt olan efsanelerin ortadan kalkması gerektiğini söylüyor ve formda kalmak için pratik ipuçları sunuyor.

Hamileliğim boyunca egzersiz yapmak erken doğum riskine neden olur mu?
Hayır, aslında son araştırmalar egzersizin bu oranı düşürdüğünü kanıtlamaktadır. 1000'den fazla kadını inceleyen Kadın Sağlık Akademi Merkezi hamileliğin son aşamalarına kadar haftada birkaç kez koşanlarda bile erken doğum riski artışı gözlemlenmediğini belirtti.

Egzersiz yapmak bebeğin düşük kiloyla doğmasına neden olur mu?
Hamileyken yapılan yüksek yoğunluklu egzersizler gelişmekte olan fetüsünüze giden besinlerin azalmasına ve dolayısıyla daha küçük bir bebek doğurmanıza neden olabilir. Çünkü ağır egzersizler sonrası yırtılan kasların onarımı için gereken protein ve aminoasitler, ayrıca kaybettiğiniz yüksek enerji için karbondioksit ve çeşitli mineraller vücudunuzca tüketilecektir. Fakat unutulmamalıdır ki bu dediğimiz şey "ağır egzersizler" ile ilgilidir, yani fitness yapmak, ağırlık çalışmak gibi. Bununla birlikte son çalışmalar gösteriyor ki gebelikte hafif-normal derecelerde yapılan egzersizler (Gebelikte özellikle pilates ve yoga en güvenli egzersiz yöntemleridir.) normal, sağlıklı bir bebeğe sahip olma olasılığını arttırıyor. Yani dokuz ayınızı kanepeye uzanarak harcamak için mazeret aramayın.

Egzersizin bebeğime zararı olur mu?
Tıbbi araştırmalar yoğun egzersizin bebeğin kalp atış hızını etkilediği hakkındaki iddiayı desteklememektedir. Önemli olan yapacağınız egzersizin süresi, şekli ve yoğunluğudur, bunu da makalenin devamında açıklayacağım.

İkinci trimestere ulaştığımda egzersiz yapmayı kesmem gerekir mi?
12 hafta sonra rahminiz artık pelvik kemikleriniz tarafından daha az korunduğundan karnınıza darbe alma riskinizi artıran sporları tekrar gözden geçirmeli ve elemelisiniz. Örnek olarak; Binicilik ve bisiklete binmek gibi sporlar sayılabilir. Uzmanlar ayrıca 16 haftalık noktadan sonra sırtüstü yatmayı gerektiren egzersizlerin yapılmamasını tavsiye eder çünkü bebeğinizin ağırlığı ana kan damarlarınıza baskı yaparak kan basıncınızı düşürür. Bu yüzden sırt üstü yatarak yapılan egzersizlere bebek doğana kadar ara verin.

Doğru egzersiz düeni yeni hayatınıza hazırlanırken fiziksel ve duygusal refahınız için çok faydalı olacaktır ancak bu konuda herhangi bir endişeniz varsa sağlık uzmanına danışmanız her zaman önemlidir.



Hamileyken Ne Kadar Süre ile Spor Yapmalıyım?
Gebelikte spor yaparken günde en az 30 dakika egzersiz yapmaya dikkat etmekte fayda var fakat bunu tek seferde yapmak yerine gün içine de dağıtabilirsiniz. Eğer bir süredir egzersiz yapmıyorsan veya normalde egzersiz yapan biri değil iseniz günde 5 dakikalık egzersizlerle başlamanız daha doğru olur.

Alıştıkça bu süreyi 10-15 dakikaya ve gün geçtikçe süreyi arttırmaya devam et. Eğer hamilelik öncesinde düzenli egzersiz yapan, yani vücudu spora alışkın biri iseniz aynı düzende çalışmaya devam edebilirsiniz.

Fakat ne kadar egzersiz yaparsam o kadar iyi diye düşünüyorsan bu duruma bağlıdır. Eğer bu konuda gerçekten çok hırslıysan ve hamilelik öncesi düzenli ve yoğun bir spor hayatın varsa, bunların üzerine bir de doktorun spor yapmanda bir sakınca görmediyse bir saate kadar hatta daha fazla egzersiz yapmanın bir zararı yoktur.

Hamilelikte Genel Egzersiz Kuralları için Bu İpuçlarını Takip Et!
Gebelikte egzersiz yapmaya başlamadan önce ilk olarak doktorun onayı alınmalıdır. Bu onayı kesin olarak aldığından eminsen şimdi sıra hamilelikte genel egzersiz kurallarını öğrenmeye geldi:

İlk olarak egzersiz yapmaya yavaş yavaş başlamalısınız. 15 dakikalık egzersizin ardından 5 dakikalık dinlenme molaları verin.

Her 15 dakikada bir kalp hızını kontrol et. Kalp atışının bir dakikada 130-140 atışı geçmesine izin vermeyin. Nabzını ölçmenin en kolay yolu boynundaki veya bileğindeki damarların üzerine parmaklarınızı koyarak hissetmektir ve saymaktır. 15 saniye boyunca bu damarlardan birinin üzerine parmaklarınızı koyun ve kalp atışlarınızı sayın. Sonra saydığınız bu rakamı 4 ile çarpın. Eğer çıkan rakam dakikada 140’ın üzerindeyse bu sayı 90’a düşene kadar dinlen.

Isınma ve soğuma hareketlerine yeterince zaman ayırın.

Egzersiz sırasında rahat kıyafetler giyin.

Yüksek şiddetli veya hızlı egzersizden kaçınarak vücut sıcaklığınızın 39 santigrat derecenin üzerine çıkmasına engel olun.

Egzersizlerinizi düzenli yapın.

Hamileliğin 4.ayından sonra sırt üstü yatmamanız gerektiğini unutmayın.

Egzersiz bitiminde 15-20 dakika kadar sol tarafınıza dönerek yatın.

TAVSİYELER
Eğer ilk kez pilates yapacaksanız hamile pilatesi eğitimleri veren spor merkezlerinde eğitmenlerin gözetimi altında pilates yapabilirsiniz. Eğer maddi olarak böyle bir imkanınız yok ise evinize boyunuza uygun bir pilates topu alarak güvenilir uzmanların YouTube vb. platformlardaki videoları eşliğinde de hamile pilatesi yapabilirsiniz.

Bu süreçte kilo alımı tabiki sınırları dahilinde ise normal bir durumdur ama kilomuz aşırıya kaçıyor ise hamilelikte zayıflama yollarından biri olan egzersiz size yardımcı olacaktır (diğeri ise sağlıklı ve dengeli beslenmedir).

Normalde spor yapmayan biri iseniz hırs yapıp gereğinden fazla spor yapmak için lütfen hamileliği beklemiş olmayın :) Yani alışık değilseniz yukarıda anlattığım gibi gebe iken egzersizlerinizi hafif yoğunlukta yapınız.

Hamilelik boyunca yapılan egzersizlerin ağırlık içermemesine (ağrlık kaldırmaya dayalı fitness egzersizleri gibi) veya düşme-çarpma riski bulundurmamasına dikkat ediniz.

DOĞUM ÇANTASI NE ZAMAN HAZIRLANMALI?

Doğum çantası ne zaman hazırlanmalı ve doğum çantasında neler olur?
Sevgili anne adayları doğum vaktiniz giderek yaklaşıyor ve 9 ay süren bu güzel serüvende artık bebeğinizi kucağınıza alarak mutlu sona ulaşmanıza çok az kaldı. Bu süreçlerde her anne adayı gibi siz de planlı bir şekilde hazırlık yapmayı istersiniz. Zorlu bir sürecin büyük bir bölümünü atlattınız ve artık hazırlık aşamasındasınız. Bu süreçten sonra sıra geldi doğum çantası hazırlamaya :) 

Her anne adayının aklında olan sorular eminim sizde de vardır. Doğum çantası ne zaman hazırlanmalı? Doğum çantasında neler olur? Doğum çantası nasıl hazırlanır? Buna benzer bir çok soru dönüyordur kafanızda. Bu yazımda sizlere en uygun zamanı ve en gerekli ihtiyaç listesini paylaşacağım. Şu unutulmamalıdır ki burada vereceğim tarih doğum süreci normal seyreden gebeler içindir. Yani eğer eken doğum gibi bir riskiniz varsa daha erken hazırlamanız gerekmektedir.

Doğum çantası veya doğum valizi hazırlamak için 40 haftayı baz alırsak en ideal hafta 32. haftadır. Çünkü 32. haftadan itibaren artık her an doğum yapabilirsiniz ve buna hazır olmanız gerekmektedir. Doğum çantanızın hazır olması hastaneye gidiş sürecinizde kendinizi daha hazır ve eksiksiz hissetmenize olanak sağlayacaktır. 

Doğum Çantası Nasıl Hazırlanır?
  • Doğum çantasını hazırlamadan önce doğum şeklinizin nasıl olacağını öğrenmiş olmanız gerekmektedir. Genellikle normal doğum yapacaksanız eğer 2 gün içinde maksimum evinize dönmüş olacaksınız. Eğer sezaryen doğum ise çıkış süreniz 3 veya 4 günü bulabilir.
  • Ayrıca doğumdan önce, doğum yapacağınız hastanenin size ne gibi imkanlar sunacağını öğrenmenizde fayda vardır. Bazı hastanelerde anne ve bebek için gerekli bazı eşyalar bulunmaktadır. Eğer böyle bir imkan olup olmadığını bilirseniz, yanınızda gereksiz yere bazı eşyalar taşımak zorunda kalmazsınız.
  • Öncelikle bebeğiniz yaz aylarında doğacaksa bebeğe yazlık hastane çıkışları ve tulumlar koymanız yeterli olur. Eğer kış aylarında doğacaksa başına kalın bir şapka, ellerine eldiven üzerine de bir battaniye kullanmalısınız.
  • Her ihtimale karşı hastanede üç gece kalacağınızı düşünerek çantanıza üç gecelik koymalısınız. En az iki adet  pijama tercih etmelisiniz; kanamanız olacağı için alt kısmı çabucak lekelenecektir. Gecelik kullanacaksanız eğer gerektiğinde yatarken alt kısmını yukarı doğru çekebilirsiniz. Çantanıza bolca büyük boy külot ve bir paket hijyenik kadın bağı çantanızda mutlaka bulunmalıdır. Kirli çamaşır torbası bulundurmak da faydalı olur.
  • Doğum sonrasında çok terleyeceğiniz için, geceliğinizi sıklıkla değiştirmeniz gerekebilir. Bu yüzden önden açık veya askılı, ince ve kolay yıkanabilen, çabuk kuruyan gecelikler tercih etmelisiniz. Ayrıca kapaklı ve üstten açılan iki adet emzirme sütyeni de koymayı unutmayın.
  • Hastanede omuzlarınıza almak için bir şal ve ayağa kalkıp dolaşırken giyeceğiniz bir sabahlığa ihtiyacınız olacaktır. Arıca bir çift soket çorap ve rahat giyimi kolay terlik koymayı da unutmayın.
  • Doktorunuzun önerdiği göğüs ucu kremlerinizi göğüs ucunu korumak üzere almalısınız. Süt sağma pompanızı, sıcak soğuk kompres uygulamak için kullanılan kompres pedlerinizi, meme ucunuzu silmek için kullanacağınız mendilleri ve süt toplama torbaları ya da kutularını valizinize önceden koymayı unutmayınız.
  • Ek olarak ,masaj için kullanılacak gevşemeyi kolaylaştıracak lavanta yağıyla karıştırılmış masaj yağı, perineye kesik yapılabileceğinden oturma zorluğunu engelleyen simit yastık, dudak kurumasını engelleyecek nemlendirici,emzirme yastığı,şampuan, saç kremi, nemlendirici yüz ve vücut kremi, diş fırçası, diş macunu, kokusuz doğal deodorant, ve aklınıza gelen diğer şeyleri, sanki seyahate gidiyormuşsunuz gibi düşünerek valize eklemeyi unutmayınız.


DOĞUM ÇANTASINDA NELER OLUR?

Yenidoğan Bebek Çantasında Olması Gerekenler:
  • 3 takım hastane çıkışı (Tulum, body, yelek, çorap, eldiven, şapka)
  • 2 adet battaniye
  • Kusuk mendili
  • Bebek bezi
  • Islak mendil veya pamuk
  • Pişik kremi
  • Biberon (yenidoğanlar için olmalıdır.)
  • Çarşaf
  • 1 adet banyo havlusu
  • Kirli torbası
  •  Babynest,ana kucağı veya puset. 

Annenin Doğum Çantasında Olması Gerekenler:
  • 2 takım önden açılan gecelik veya pijama (Sezaryen doğum yapacaklara gecelik önerilir),
  • Sabahlık,
  • 2 adet emzirme sütyeni,
  • Atlet,
  • Lohusa külodu veya geniş beden külot,
  • 2 çift çorap,
  • Terlik,
  • Hırka, yelek gibi sizi sıcak tutacak giysiler,
  • Göğüs ucu kremi,
  • Göğüs pedi,
  • Göğüs pompası (Özel hastaneler kendi verebiliyor),
  • Hijyenik ped (Özel hastaneler kendi veriyor),
  • Kirli torbası,
  • Makyaj çantası, tarak, toka, loğusa tacı,
  • Islak mendil, kağıt havlu, peçete,
  • Kolonya, bebek şekeri veya çikolata (Hastaneye gelecek misafirleriniz için),
  • Dijital kamera, fotoğraf makinesi,
  • Doğum odası süsü ve kapı süslemeleri.

Doğuma Giderken Yanınıza Almanız Gereken Evraklar:
  • Nüfus Cüzdanı,
  • Aile Cüzdanı,
  • Hamilelik süreciniz ile ilgili evraklar (Tahlil, ultrason, karne vb.)