SON YAYINLAR
latest

GEBELİK

G/block-1

GEBELİKTE BESLENME

GB/block-3

BEBEK & ÇOCUK BESLENMESİ

BE/block-3

GELİŞİM & BAKIM

GE/block-3

OYUN & MÜZİK

O/block-5

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM

OÖ/block-2

SON YAYINLAR

KİMYASAL GEBELİK BELİRTİLERİ

Kimyasal gebelik belirtileri,teşhisi,tedavisi ve kimyasal gebelik sonrasında gebelik.
KİMYASAL GEBELİK BELİRTİLERİ, NEDENLERİ VE TEŞHİSİ
Tıpta kimyasal gebelik çok erken olan düşük demektir. Aslında kimyasal gebelikte bir gebelik kesesi  vardır fakat bu gebelik çok erken dönemde düşükle sonlanır. Anatomik olarak kimyasal gebelik yumurtanın rahim duvarına tutunamaması sonucu oluşur. Aslında gebeliklerde yaygın bir durum olan kimyasal gebelik, ilk gebeliklerin hemen hemen yarısından fazlasında görülür. Ama genellikle anne adayı tarafından fark edilmemektedir. Ancak günümüzde artık bu tür gebelikleri yüksek bir hassasiyetle test edebilecek gebelik testleri de bulunmaktadır.

Kimyasal Gebelik Belirtileri Nelerdir?
Kimyasal gebelik durumunda genellikle aşağıdaki belirtiler görülmektedir.
  • Adet gecikmesi,
  • Vajinal kanama,
  • Pozitif hamilelik testi,
  • Adet kanamasından 1 hafta önce hafif lekelenme,
  • Pozitif test sonucundan sonra vajinal kanama olması,
  • Hafif adet kanaması,
  • Karın krampları,
  • Kanda HCG seviyesinde düşüş,
  • Aşırı halsizlik,
  • Mide bulantısı,
  • Oldukça hafif karın krampları,
  • Düşük hCG hormon düzeyi,
  • Genellikle ağır adet geçiriyorsanız, hafif kanama görülür,
  • Genellikle hep zamanında adet oluyorsanız, adetiniz gecikebilir.
Kadınlar bu gebeliklerde genellikle hafif ya da şiddetli bel ağrısından, karın ağrısından, adet dönemine benzer kramplardan şikayetçi olmaktadır. Bu gebelikte aynı zamanda mide bulantısı ve göğüslerde düşük duyarlılık da ortaya çıkmaktadır.


Kimyasal Gebelik Neden Olur?
Kimyasal gebeliğin bir çok nedeni olabilir. Örneğin; yetersiz rahim astarı, enfeksiyonlar,düşük hormon seviyeleri ve luteal faz defekti bu nedenlerden sadece bazılarıdır. Bunlarla beraber kimyasal gebelik nedenleri arasında bulunan en yaygın bilimsel varsayım, kimyasal gebeliklerin gelişen fetusteki kromozomal sorunlara bağlı olarak oluşmasıdır. Bu durumda genelikle yumurta veya sperm kalitesinin kötü olması, fetusteki anormal hücre bölünmesi , anne ya da babadan kaynaklanan genetik anormallikler neticesinde meydana gelir.

Kimyasal gebeliğin oluşmasındaki diğer etkenler:
  • Embriyonun oluşumunu engelleyen kromozal ya da genetik anormallikler,
  • Yerleşmeyi önleyen rahim anormalliği,
  • İnce ya da yetersiz rahim kanalı,
  • Progesteron seviyesinin normal olmasına rağmen kanalın kalınlaşmaması,
  • Doğuştan ya da sonradan edinilmiş çeşitli rahim anormallikleri,
  • Hormon düzeylerindeki anormallikler,
  • Duygusal sıkıntılar ve stres,
  • Zayıf beslenme ve folik asit gibi vitamin eksiklikleri,
  • Klamidya, frengi ya da toksoplazmoz gibi bazı enfeksiyonlar,
  • Zamanında tedavi edilmeyen tiroit hastalığı gibi bazı sistematik hastalıklar,
  • Fetüsün rahim dışında yerleşmesi,
  • Pelvik enfeksiyon geçmişi,
  • Gebeliği sürdürmeyi zorlaştıran hormon eksikliği,
  • Annede bebeğe zarar veren bağışıklık faktörleri,
  • Tedavi edilmeyen tiroit hastalığı veya diğer sistemik hastalıklar,
  • Yumurta çürümesi,
  • Çeşitli vücut enfeksiyonları,
  • Alkol, tütün ya da uyuşturucu kullanımı,
  • Embriyo oluşumunu önleyen kromozal/genetik anormallikler kimyasal gebeliğe neden olan diğer etkenlerdir.

Dış Gebelik İle Kimyasal Gebelik Aynı Şey Midir?
Genellikle insanlar tarafından dış gebelikle ve kimyasal gebelik birbirine karıştırılmaktadır. Gebelikte yaşanılan bu iki durum da tamamı ile birbirinden farklıdır. Kimyasal gebelikte durum şöyledir. Kanda bulunan HCG değeri hızlı bir şekilde azalır ve vücut kendisi düşüş işlemini gerçekleştirir. Böyle bir durum anlaşıldığında kimyasal gebeliğe derhal müdahale edilmesi gerekir çünkü fazlası ile riskli bir durumdur. Genellikle kimyasal gebelikler klinik olarak teşhis edilebilecek düzeye gelmeden, kendi kendine sonlanır. Hamile kalan anne adayları gebe kaldıklarını dahi bilmeden, durumun farkında bile olmazlar. Adet gecikmesinin ardından yapılan gebelik testleri ile kimyasal gebelik tam anlamı ile fark edilmez. Yazının başında da ifade ettiğim gibi, kimyasal gebeliklerin büyük bir kısmı, adet kanaması ile beraber sonlanmaktadır. Kısaca bir çok anne adayı, böyle bir durumun farkına bile varmadan, hamilelik oluşur ve sonlanır. Bu nedenden dolayı da, kimyasal gebelik tıpta ve halk arasında 'sessiz düşük' olarak da ifade edilmektedir. Böyle bir durumda yapılan testler ile hamilelik anlaşılırsa, genellikle dış gebelik şüphesi de doğabilmektedir.


Kimyasal Gebelik Nasıl Teşhis Edilir?
Genellikle tıbben kimyasal gebelikler kan testiyle teşhis edilebilir. Uzman hekim kan testiyle anne adayının HCG düzeylerini ölçer. Eğer anne adayının kanında görülen HCG düzeyinde ani bir düşüş varsa uzman hekim çok erken bir düşük vakasından şüphelenebilir. Ek olarak HCG testinden sonra hekim daha net bir karar vermek için ayrıca bir ultrasonda çekebilir. Yapılan bu ultrason anne rahmindeki bir yaşam belirtisini belli edecektir. Ortada bir kimyasal gebelik varsa anne rahminde bir kalp atışının olmadığı tespit edilir ve bir implantasyon görülmeyebilir.

Kimyasal Gebeliğin Tedavisi Nasıl Yapılır?
Kimyasal gebelik vakası kesinleştiyse ve Beta-HCG zaman ile normal bir şekilde sıfıra düşerse, herhangi bir tedavi veya kürtaja gerek kalmaz. Böyle bir durumda Beta-HCG kan değerinin düşüşünün kontrol altına alınması ve düzenli bir şekilde takip edilmesi gerekmektedir. HCG değerlerinde düşüşün olmaması halinde, dış gebelik veya başka bir patoloji olmaması bakımından, değerlendirme altına alınması gerekmektedir.

Kimyasal Gebelik Nasıl Önlenir?
Tıpta kimyasal gebeliği önlemenin bir yolu bulunmamaktadır. Yani önceden yapılan ne bir tedavi ne de önleyici bir ilaç bulunmamaktadır. Çünkü yaşanılan bu durum kontrol dışı bir durumdur. Genellikle kimyasal gebeliklerin çoğu embriyodaki bir sorundan kaynaklandığından önlenemez. Başka bir yönü ile anne adayının yaşam tarzındaki ufak değişiklikler gelecekteki olası düşük risklerini azaltabilir. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının başında sigaradan uzak durmak ve uyuşturucu madde gibi yasak maddelerden uzak durmak gelir. Bu sağlıklı bir gebelik için önemlidir.

Kimyasal Gebelik Sonrası Tekrar Gebelik
Sevgili anne adayları önceki süreçte yaşadığınız kimyasal gebelik sonrasında yeniden hamile kalmanızda bir sakınca yoktur. Yani yaşanmış olunan bir kimyasal gebelikten hemen sonra tekrar bir gebelik yaşayabilirsiniz. Rahminizde oluşacak olan yeni döllenme kimyasal gebelikten etkilenmez. Ayrıca adet döngünüz normal olarak devam eder ve bir sonraki adet döngünüz bir öncekinden daha uzun olabilir.
Sıkça görülen kimsayal gebeliğin bir tür sağlıksız emriyonun henüz olgunlaşmadan yani klinik gebeliğe dönüşmeden dışarı atılması olduğunu söylemiştik. Böyle bir durumdan sonra bir sonraki dönemde daha sağlıklı bir embriyo oluşturmak mümkün hale gelebilmektedir. Yani ikinci gebeliğiniz büyük bir oranda daha sağlıklı olacaktır.
Bu durumu yaşayan anne adaylarının,doktorlarına daha sık başvurması ve kan testlerini zamanında yaptırması son önemlidir. Bu dönemde alkol, sigara gibi kötü alışkanlıklardan ve hamilelerde kullanımı uygun olmayan ilaçlardan kaçınmanız gerekmektedir. Ayrıca folik asit kullanımı da daha sağlıklı bir hamileliğin başlangıcı için doktorlar tarafından sık sık önerilmektedir. Yani gebelik planlamanızda önce folik asit kullanmaya başlamanız sizin yararına olacaktır.

Kimyasal Gebelik Sonrası Ne Kadar Süre Korunmak Gerekir?
Anne adayları kimyasal gebelik sonrasında 2-3 ay doğum kontrol yöntemlerinden herhangi biriyle korunmanız yeterlidir. Yaklaşık olarak bu süreden sonra tekrar hamile kalmanız daha sağlıklıdır.

KÜRETAJ NEDİR VE NASIL YAPILIR?

Küretaj nedir,küretajın nedenleri,aşamaları,kürtaj sonrası gebelik.
KÜRETAJ NEDİR?
Kürtaj terimi tıbben rahim içerisinden herhangi bir dokuyu birtakım aletler ile kazıyarak alma işlemi için kullanılır. Alınan dokular gebelik ürünü olabileceği gibi biyopsi ya da tedavi amaçlı alınan dokular da olabilir.

Gebelik küretajı rahim içine yerleşmiş olan gebeliğin hastanın isteğiyle veya tıbbi zorunluluk nedeniyle hastanın yazılı onayı alınarak, çeşitli yöntemler ile sona erdirilmesidir. Şu bilinmelidir ki,kürtaj kesinlikle bir doğum kontrol yöntemi değildir.

İsteğe bağlı olarak küretaj yaptırmak isteyen kadının ilk gözlemleyeceği şey hamile olduğunu öğrenmesidir veya adetinin geciktiğini fark etmesidir. Bunlardan biri olduğunda bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurarak hamile olup olmadığını öğrenmeli, hamile ise gebeliğinin kaç haftalık olduğunu ultrasonografi ile kesinleştirilmelidir. Uzman hekim başvuran hastanın genel ve kadın hastalıkları açısından sağlık durumunu değerlendirir, küretaja mani olacak herhangi bir sağlık sorunu olup olmadığına bakar.

Kimler Küretaj Yaptırabilir?
Her kadın küretaj olabilir. Kürtaj işleminde evli olup olmamak önemli değildir. Tıbbi bir zorunluluk varsa (anormal bebek veya gebelik annenin hayatını tehlikeye sokuyorsa ) gerekli kanuni dokümanlar hazırlanarak imza alınır. Ardından uygun aydaki bebek alınabilir.

Küretaja karar veren bir kadın için gebeliğin sona erdirilmesindeki en önemli aşama duygusal kararlılıktır. Öncelikle hasta psikolojik ve duygusal olarak bu işleme hazır olmalıdır. Kişinin sosyal konumu, ekonomik koşulları, gelecek yaşantısı, partnerinin pozisyonu ve fikride önemli rol oynamaktadır. Bu yüzden karar verilirken tüm koşulları değerlendirerek kesin bir şekilde vermek daha sonraki ruhsal durum için gereklidir.

KÜRETAJIN RİSKLERİ
Küretajdan sonra enfeksiyon ve parça kalması gibi durumlarda ameliyat sonrası riskler nadirdir ve bunlar tedavi edilebilir. Bildiğiniz gibi bütün cerrahi ameliyatlar birtakım riskler içerir. Bu işlemde de olası risklerin hastaya anlatılması ve hastanın bu anlamda bilgilendirilmesi esastır.
Kürtaj sonrası oluşabilecek temel riskleri sizin için sıraladım.

Gebeliğin Devam Etmesi
Ayı çok küçük olan gebeliklerde bazen gebelik ürünü boşaltılamayabilir ve gebelik olayı devam edebilir. Bu yüzden kürtajın en erken 5-6. haftalarda yapılması uygun olur.

Rahimin Delinmesi (Rüptür)
Anatomik olarak gebe bir rahim, gebe olmayan bir rahime göre çok daha yumuşaktır. Bu nedenle kürtaj esnasında yapılan dikkatsiz ve sert bir hareket rahimin delinmesine neden olabilir. Bunun dışında rahim delinmesi işlem dikkatli yapıldığı taktirde son derece nadir görülen bir komplikasyondur. Bu tür tıbbi müdahalelerde risk gebelik yaşı büyüdükçe artar. Bu durum uzman tarafından fark edildiğinde uygun tedavi yapılması mümkündür.

Plasenta Parçasının Kalması
Bu komplikasyon kürtajdan belirli bir sure sonra ortaya çıkar. Kendini fazla miktarda olan ve kesilmeyen kanama ile belli eder. Böyle bir durum olduğunda tedavi için yeniden küretaj gerekir.

Enfeksiyon
Bu durum kürtaj işleminden 5-6 gün sonra ortaya çıkar. İşlem sırasında hijyen ve sterilite kurallarına uyulursa enfeksiyon riski azalır.

Yapışıklık
Yapışıklık olarak geçen komplikasyon 'asherman sendromu'  olarak da geçmektedir. Bu sendromda rahimin iç duvarlarında yapışıklıklar ve dolayısı ile adet kanamasında azalma ve hatta kısırlık görülebilir. Sendromun nedeni ise rahimin gereğinden fazla kazınmasıdır. Kesin tanısı rahim filmi çekilerek veya histeroskopi ile konulur. Tedavi yöntemi cerrahi olarak (histeroskopik) rahim içinde olan yapışıklıkların açılması ile gerçekleşir.

Bu riskler dışında genellikle görülen riskler arasında ; rahim içinde kan birikmesi, işlemin yapılamaması, aşırı kanama, adet gecikmesi gibi diğer riskler sıralanabilir.

Kürtajın tüm riskleri gebelik haftası büyüdükçe arttırmaktadır. Bu sebepten dolayı kürtaja karar verildiğinde yasal sınır olan 10. haftanın geçirilmemesi gerekmektedir. Daha önce gebe kalmamış bir kadının küretaj olması veya küretajın kaçıncı küretaj olduğu kadının daha sonra gebe kalmasını etkilemez.


KÜRTAJ NASIL YAPILIR?
Küretaj müdahaleleri genellikle hastanın koşulları uygun ise genel anestezi ve bazen de lokal anestezi ile yapılmaktadır.
Eğer işlem sırasında genel anestezi uygulandıysa tüm müdahale boyunca hasta uyur ve herhangi bir şey hissetmez. Hastaya lokal anestezi uygulanacaksa gerekli hastalarda yatıştırıcı uygulayarak hastanın gerginliği azaltılır. Lokal anestezi yapılan hastanın rahim ağzı uyuşturulur hasta gebeliğin boşaltılması sırasında hafif bir karın ve kasık ağrısı duyabilir. Genellikle uzmanların tercihi kürtajın genel anestezi ile yapılması yönündedir. Genel anestezi ile yapılan işlem sayesinde hem hasta ağrı ve acı duymaz, hem de işlemden kaynaklanan komplikasyon riski en aza indirilmiş olur.
Gebeliğin sonlandırılması işleminde genelde uygulanan iki yöntem vardır. Bunlardan biri en sık kullanılan vakum aspirasyonudur. Bu işlemde gebelik emilerek boşaltılır. Daha nadir olarak kullanılan diğer yöntem ise metal küretler ile kazıma yöntemidir.

KÜRTAJIN AŞAMALARI

Bu aşamalar tıbbi operasyon sonrası yapılan işlemlerin aşamalarıdır.

1.Uzman tarafından hasta uygun yere yatırıldıktan sonra, antiseptik solüsyonlar ile cerrahi alan temizlenir, hastaya pozisyon verilir, üstü uygun şekilde örtülür. İlk olarak rahimin durumunu ve büyüklüğünü değerlendirmek için uzman tarafından jinekolojik muayene yapılır. Hata rahimin özellikleri anlaşıldıktan sonra vajinal spekulum yerleştirilir. Spekulum sayesinde rahim ağzı görünür hale gelir. Ardından vajina ve serviks bölgesi antiseptik solüsyonlar ile temizlenir. İşlem için lokal anestezi uygulanacak ise bu aşamada yapılır. Ardından serviksin her iki yanına ilaç enjekte edilir. Bundan sonra serviks yani rahim ağzı tenekulum (tekdişilli) adı verilen bir alet ile tutulur. Paralel olarak tenekulum çekilerek rahimin düz bir hale gelmesi sağlanır.

2. Ardından buji adı verilen aletler yardımı ile rahim ağzı genişletilmeye başlanır. Bu işleme dilatasyon denir. Bu işlem için mümkün olan en ince buji kullanılmalıdır. Bujiler çaplarının milimetre cinsinden büyüklüğüne göre numaralandırılır. Genellikle 6 ya da 7 numara bujiye kadar dilate edilir.

3. Dilatasyon işlemi bittikten sonra plastik kanüller rahim ağzından geçirilerek, rahim boşluğuna ulaşılır. Kanül yerleştirildikten sonra, ucu bu işlem için üretilmiş olan 60 santilitrelik, vakum yaratan özel enjektöre bağlanır. Enjektörün düğmesi açılır ve negatif basınç oluşması sağlanır . Enjektör ileri geri hareket ettirilerek rahim içi temizleme işlemi yapılır ve rahim içi tamamen temizlenene kadar işleme devam edilir.

4. Eğer yapılan işlemden sonra içeride parça kalmasından şüphe edilirse metal küretler ile kavite iyice temizlenir. Eski zamanlarda sıkça kullanılan bu küretler, günümüzde artık pek tercih edilmez. Olumsuz etkileri olarak hem rahim delinmesi ,hem de işlem sonrasında rahim iç zarlarının yapışmasına bağlı ileride gelişebilecek kısırlık ihtimali yüksektir. İşlemde 10 haftalıktan küçük gebeliklerin sonlandırılmasında keskin küretlere ihtiyaç duyulmaz. Eğer tıbbi bir sebep varsa ve hekimler kurulu kararı ile 10 haftadan büyük bir gebeliğin sonlandırılmasına karar verilmişse bu işlem daha büyük kanülleri vakum cihazlarına bağlayarak yapılır. İşlem sonunda keskin küretler ile parça kalıp kalmadığı kontrol edilir.

5. İşlemden sonra vajinal veya karından ultrasonografi yapılarak son kontroller yapılır.
Küretaj operasyonu gebeliğin büyüklüğüne bağlı olarak yaklaşık 5 ile 10 dakika arasında sürmektedir.

Operasyondan sonra olabilecek ağrı, ilaçla rahatlıkla kontrol edilebilir, zaten adet sancısı benzeri bir ağrınız olacaktır. İşlemde genel anestezi aldıysanız eğer operasyondan hemen sonra uyanırsınız. Yaklaşık 5 dakika sonrada uyku sersemliğiniz kaybolur ve ayağa kalkarsınız. Yaklaşık yarım saat sonrada eve gidebilirsiniz.
Operasyondan sonra yaklaşık ikinci saatte tamamen normal gündelik yaşantınıza ve işinize dönebilecek kadar kendinizi iyi hissedebilirsiniz.
Eğer hastanın kan gurubu Rh faktörü NEGATİF ise ve partnerinin kan gurubundaki Rh faktörü POZİTİF ise veya partnerinin kan gurubu bilinmiyorsa Anti-D iğnesinin müdahaleden sonraki ilk 72 saat içinde yaptırılması gerekmektedir. Bu iğne ilerde olacak gebeliklerde oluşabilecek kan uyuşmazlığını engelleyecektir.
Tıbbi zorunluluk nedeniyle (düşük, cansız gebelik,anomalili bebek gibi nedenlerden) küretaj yapılıyorsa eğer, küretaj sırasında elde edilen materyalin(parçanın) bir patoloğa yani genetik incelemeye gönderilmesi gerekebilir. Oradan gelecek sonuç bir daha aynı şeyle karşılaşmanızı engellemeye yardımcı olabilir.


Küretaj Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler
Müdahaleden sonra hasta sıvı gıdaları ve içecekleri hemen içebilir, bulantı olmazsa daha sonra normal beslenmeye de geçebilir.
Genel anestezi sonrasında 6-8 saat araba kullanmak, önemli kararlara imza atmak gibi dikkat isteyen aktivitelerde bulunmamak daha uygun olacaktır.

İşlemden 2 ile 3 gün süreyle adet kanaması tarzında kanamalar olacaktır. Bu süre kişiye göre değişir ayrıca gebeliğin haftasına göre biraz artabilir veya azalabilir. Eğer kürtaj sonrası hemen kanamanız olmazsa bir hafta sonra gibi hafif bir ağrı ile kanamanız olacaktır. Bu kanama esnasında gene adet kanaması dönemindekine benzer karın ve kasık ağrıları olabilir, bu ağrıları hafifletmek için her hangi bir ağrı kesici kullanabilirsiniz.

İşlemden sonraki adet kanamanız yaklaşık 20 ile 40 gün sonra olacaktır. Adetiniz gebelik gibi özel bir durum oluşup sonlandığı için normal zamanında gelmeyebilir endişelenmeyin. Ama eğer 40 gün içinde adet olmazsanız mutlaka doktorla görüşmeniz gerekir.

Eğer kanamanız devam ediyorsa bu süreç sonlanana kadar küvete,havuza veya denize girmeniz yasaktır.(Sadece operasyon günü dahil duş alabilirsiniz. Buradaki amaç vajene su ve bu gibi mikrop kapmayı sağlayabilecek şeylerin girmesini engellemektir)

Eğer denize veya havuza girmeniz gerekirse (yaz mevsimi veya tatil vs nedenlerden dolayı) en erken küretajdan 7-10 gün olmalıdır. Denize girdiğiniz esnada ise tampon kullanmak kesinlikle yasaktır.
İşlemden sonra cinsel ilişki 1 hafta boyunca kesinlikle yasaktır. (Daha sonra isterseniz prezervatif kullanılarak ilişkiye girebilirsiniz. İlişki esnasında korunmanız sizi mikrop kapmaktan ve hamile kalmaktan koruyacaktır ).  Eğer kanamanız hala devam ediyorsa cinsel ilişki sakıncalıdır. Ancak kanamanız bittikten sonra ilişkiye girebilirsiniz.

Bu süre zarfında taze kanama şeklinde bir kanama( burun kanaması gibi) olursa, ateşiniz yükselirse (38 dereceden fazla olursa) mutlaka doktora başvurmanız gerekmektedir.
İşlemden sonra istenmeyen gebeliklerin önlenmesi için doktorunuzdan mutlaka uygun doğum kontrolü yöntemleri hakkında bilgi alınız.
Ayrıca tekrar gebe kalmak isterseniz vücudunuzun eski fonksiyonlarına tamamen kavuşması için 2-3 aylık bir süre beklemeniz tavsiye edilir.

HAMİLELİĞİN İLK 3 AYINDA BESLENME

G, GB, 1.Trimesterde beslenme, Gebelikte Beslenme, Gebelikte hafta hafta beslenme, Gebelikte sağlıklı beslenme, Gebelikte vitaminler, Hamileliğin ilk döneminde beslenme, Ö,
HAMİLELİĞİN İLK 3 AYINDA HANGİ YİYECEKLERİ YEMELİSİNİZ?

Gebelik birinci, ikinci ve üçüncü trimester (dönem) olarak üç aşamaya ayrılır. Bir hamilelik testi yaptırdıysanız, hamileliğin ilk belirtilerine sahipseniz ve hamile kaldığınızı öğrenmişseniz hamileliğin ilk üç aylık dönemine hoş geldiniz !

İlk üç aylık dönemde sabah hastalığından, hassas göğüslere, yorgunluğa, genel hamilelik ağrısına, mide ekşimesine ve hazımsızlığa kadar her şeyi deneyimleme olasılığınız vardır.

Bu ilk 13 haftayı mümkün olduğunca elverişli hale getirmek için sağlıklı beslenmeye devam etmek ve kaçınmanız gereken yiyecek ve içeceklerden uzak olmak iyi bir fikirdir çünkü gebelikte beslenme oldukça önem arz eder. Bebek yetiştirirken ihtiyaç duyduğunuz tüm besinleri almanız önemlidir bu nedenle hamileliğin bu önemli aşamasında yemeniz için en iyi yiyecekleri listeledik.

1.TRİMESTER'DE (İLK 3 AY) TÜKETEBİLECEĞİNİZ 18 MÜKEMMEL BESİN

1) Yoğurt
Sıcak yemeklerden sıkıldıysanız yoğurt harika ve rahatlatıcı bir seçenek olacaktır. Meyveli yoğurt olabilir veya rahatsız hissettiğiniz mideye yerleşip daha iyi hissetmenizi sağlamak için yoğurdun içine elma rendeleyip yemeyi de deneyebilirsiniz.

2) Ispanak
Ispanak vitaminler ve besinlerle dolu harika koyu yapraklı bir yeşillik. Dünyanın En Sağlıklı Besinleri listesine göre K vitamini, A vitamini, manganez, folik asit, magnezyum ve demir içeriği çok yüksek! Bir tabağa tepeleme yapıp yiyebilirsiniz :)

3) Deniz Ürünleri
Hamilelikte deniz ürünleri ve kabuklu deniz canlıları tüketmek pişirildiği sürece mükemmeldir. Demir ve iyi miktarda protein içerirler.

4) Sebze Çorbaları
Çorba, sebze sevmeyen birinin sebze tüketmesi için iyi bir yoldur. Sindirimi kolay olabilecek, nispeten yumuşak çorbalar tüketerek midenizi daha rahat hissettirebilirsiniz.

5) Kuruyemiş
Özellikle düzenli olarak küçük öğünler yemeye çalışıyorsanız fındık her zaman iyi bir aperatifdir. Sağlıklı yağlar ve kolin içerirler.

6) Kırmızı Et
Kırmızı et, protein, demir ve B12 vitamini bakımından yüksektir. Tüketilmemesi unutkanlığınızı arttırracağı gibi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Eğer çok düşük çıkarsak ilaç veya iğne ile temin edilmesi gerekir, bu yüzden kırmızı et tüketmek şarttır.

7) Süt
Süt protein, iyi yağlar, kolin ve B12 vitamini içerir. Yani tüketilmesi önemlidir, genellikle doktorlar her gün bir bardak içilmesi gerektiğini size bildirirler.


8) Kanatlı Hayvanlar
Kanatlı hayvanlarda protein, B6 vitamini, B12 vitamini ve kolin bulunur. Tavuk düşük yağ içeren iyi ve nispeten yumuşak bir protein kaynağıdır.

9) Yeşil Sebzeler
Hamile iseniz birinci, ikinci ve üçüncü trimesterde yani her zaman yeşil sebzeler sizin için vazgeçilmez olmalıdır. Vitamin ve besinlerle doludurlar, ayrıca düşük kalorili ve yağsız beslenerek doymanızın iyi bir yoludur. Yüksek lif içerdikleri için sindirime de yardımcı olurlar.

10) Zencefil
Zencefil neredeyse inanılmaz iyileştirme gücüne sahiptir. Tavada biraz kızartarak tüketebilir ya da zencefil çayı içebilirsiniz.

11) Baklagiller
Baklagiller grubu nohut, mercimek, fasulye ve bakliyat içerir. Baklagiller B vitaminleri, demir, folik asit, magnezyum, çinko, potasyum ve fosfor gibi içerikleri ile oldukça zengindirler.

12) Yağlı Balık
Somon veya uskumru gibi yağlı balıklar hamilelik döneminde harikadır çünkü hamilelikte döneminde gerçekten faydalı olan Omega 3 yağ asitlerini içerirler.

13) Güçlendirilmiş Tahıllar
Tahıllar listedeki diğer gıda maddelerine kıyasla en sağlıklı seçenek değildir çünkü şeker içeriyor olabilirler. Bununla birlikte sıcak yiyecekleri özellikle de kokan yiyecekleri veya sebzeleri yiyemiyorsanız vitaminlerle zenginleştirilmiş tahıllar ihtiyaç duyduğunuz vitaminleri almanızı sağlamak için kolay bir seçenektir.

14) Taze Meyve
Büyük öğünlerle baş edemiyorsanız taze meyvelerden atıştırmak iyi bir seçenektir. Meyveler yağ bakımından düşüktür ve kolesterol içermez. Ayrıca meyveler B vitaminleri, folik asit ve diyet lifi içerirler. Meyve ihtiyacınızı şekerli meyve suları yerine gerçek yiyeceklerden almak her zaman daha iyi bir yoldur çünkü meyve suları yüksek şeker, tatlandırıcı ve çeşitli katkı maddeleri içerir.

15) Chia Tohumu
Chia tohumları hamilelik sırasında tüketilebilecek harika besinlerden biridir. Bu küçük chia tohumlarının iki çorba kaşığında 138 kalori, yaklaşık 8,5 gram yağ (öncelikle omega-3 yağ asitleri), 4,5 gram protein, 11 gram karbonhidrat ve 9 gram lif bulunur. Dolayısı ile oldukça zengin bir besindir. Ayrıca iyi bir kalsiyum, demir ve A vitamini kaynağıdırlar. Chia tohumlarından bir porsiyon yemek hamile bir kadının günlük protein ihtiyacının yüzde 15'ini, günlük lif ihtiyacının üçte birinden fazlasını ve neredeyse tüm kalori ihtiyacını karşılar. Bu yüzden ilk üç aylık dönemde tüketilmesi tavsiye edilir.

16) Yumurta
Bol miktarda protein, kolin ve B12 vitamini içeren yumurtayı hamilelikte ya çok seversiniz ya da kokularından dolayı onlardan nefret edersiniz. Bununla birlikte bazı hamile kadınlar mide bulantısında yardımcı olduğundan ve güne doymuş hissederek başlamak için yumurta tüketirler.

17) Keten Tohumu
Keten tohumu B12 vitamini içerir ve yoğurt, yulaf lapası veya gevreklerinize ekleyerek sizi doyurmak ve size fazladan besin değeri vermek için kullanabileceğiniz harika bir ekstra besindir.

18) Karbonhidratlar
Ekmek, makarna ve pirinç gibi karbonhidratların hamilelik sırasındaki tüketimi genellikle fazladır çünkü rahatsız edici etkiler göstermezler ve çabucak doymanızı sağlarlar. Tüketirken yağ oranı düşük olan karbonhidratları yemek en iyisidir. Bununla birlikte eğer hazımsızlık ve şişkinlikle mücadele ediyorsanız karbonhidrat tüketiminizi azaltmak iyi bir fikir olabilir.

BOŞ GEBELİK BELİRTİLERİ

Boş gebelik belirtileri,tedavisi ve boş gebelik kürtajı nedir,nasıl yapılır?
BOŞ GEBELİK NEDİR ?
Boş Gebelik Nasıl Anlaşılır?
Tıpta boş gebelik, kesenin rahime yerleşip içinde embriyo olmadan gelişmesi anlamına gelir.
Genel açıklaması ile tüm hamilelik belirtilerini gösteren fakat, rahimde embriyo ve kalp atımlarının görülmemesine boş gebelik denilmektedir. Halk arasında 'su gebeliği' olarak da geçmektedir.
Gebelik testinde pozitif çıkma durumu hem normal gebelikte,hem de boş gebelikte olmaktadır.
Boş gebeliğin belirtisi de aynı normal gebelikteki belirtiler gibidir.  Yani adet gecikir,mide bulantısı ve baş dönmesi olur.

Yine tıptaki adıyla boş gebelik 'blighted ovum',' anembriyonik gebelik' veya 'anebriyonik gestasyon' olarak adlandırılır. Bu gebelikte kese uterusun içerisine yerleşir ama içerisinde embriyo olmadan gelişir. Uzmanlarca boş gebelik nedeniyle gerçekleşen düşük örneklerinin incelenmesi sonucunda en sık görülen neden kromozom anormallikleridir. Yani döllenmiş olan yumurta veya spermdeki genetik bozukluklar boş gebeliğin oluşmasında görülen en sık nedendir. Ayrıca diğer neden olarak döllenmeden sonraki hücre bölünmelerindeki problemler görülmektedir. Bu anormalliklerin varlığından sonra da çoğunlukla embriyo tespit edilemeden gebeliğin ilerleyişi durmaktadır. Boş gebelik, ilk trimester (ilk üç ayda )gebeliklerdeki düşüklerin yaklaşık olarak yarısına tekamül etmektedir.

Gebe kalan bir kadında normal olarak fertilize olmuş yumurta (döllenmiş yumurta ) rahim duvarına yapışır. Ortalama 6 haftalık iken de ultrasonda embriyo görülmelidir. Gebelik kesesi bu sürede yaklaşık olarak 18 mm çapındadır. Boş gebelikte ise gebelik kesesinin çapı büyümeye devam eder ancak embriyonun gelişimi devam edemez. Boş gebelikte kese içinde embriyo olmadan gelişir. Genel belirtileri arasında karında ,kasıkta ağrı kramp, vajinal lekelenme ,küçük çaplı kanama görülmektedir. O yüzden boş gebelikte kanama düşüğün habercisidir.
Boş gebelikte de ,normal gebelikteki gibi HCG değeri de yükselmeye başlar ve devam eder. İlk 6 hafta içinde bu durumu daha net görmek için düzenli aralıklarla doktorunuza gitmelisiniz. Bu tür gebeliklerde HCG + hekim kontrolü boş gebelik tanısını güçlendirir. Uzman hekim son adet tarihinizi  ve gebelik kesenizi inceler. Genellikle 7. haftada bebeğin kalp atışının duyulması gerekir. Eğer kese oluşmuşsa fakat kalp atışı yoksa boş gebelik tanısı konur.

Boş gebeliğin olmasının nedeni kalitesiz yumurta yada kalitesiz spermdir. Eğer kadın ve erkekte genetik bir problem yoksa boş gebelik tekrarlama eğilimi göstermez. Bu gebelikte genelde kendinden düşük meydana gelse de ,kürtaj yöntemiyle de tahliye edilmektedir.

Boş gebelikle normal gebeliğin arasındaki fark 'yolk' denilen kesenin incelenmesi ile görülür. Yolk kesesi sadece gerçek gebelikte ortaya çıkmaktadır. Normal gebeliklerde genellikle gebelik başladıktan 5 hafta kadar sonra bebek, ultrasonla görülmelidir. Bu haftalar arasında görülmese bile erken bir boş gebelik tanısı yapılmamalıdır. Yapılan ultrason görüntülemesinin ardından yaklaşık 1 hafta sonra tekrar ultrasona gidilmelidir. Ancak bundan sonra teşhis koyulabilir.
Yani ultrasonografi boş gebelik tanısı için gereklidir ve şarttır. Ultrasonografide gebelik kesesi içerisinde embriyonun görülmemesi (boş kese) tanısını destekler.

BOŞ GEBELİK BELİRTİLERİ 
Aslında boş gebeliklerde başta mutlaka embriyo vardır. Ancak sonra nasıl kaybolduğu bilinmiyor. Şu bilinmelidir ki bu tanı başta kişi tarafından konulamaz. Çünkü boş gebelik en başından itibaren normal gebelik gibi seyreder. Yani ilk olarak gebelik testi pozitif çıkar. Ardından yorgunluk,bulantı,baş ağrısı ve meme şişlikleri birebir görünmeye başlar . Hatta normal gebelilkteki gibi zamanla kanda HCG salgısı düştükçe vücut normal hale döner. İlk zamanlarda normal gebelikteki gibi yüksek seyreder. Ama plasenta bu hormonu implantasyondan sonra ürettiği için beta HCG değeri yükselmeye devam edebilir. Çünkü plasenta bu dönemde embriyo olmasa bile büyümesini devam ettirmektedir.

Bildiğiniz gibi hamileliğin ilk belirtileri olarak adet gecikmesi veya hamilelik testinin pozitif olması olur. Bazı hamileliklerin erken dönemlerinde, ilk hamilelik bulgularından sonra kramp veya damlama şeklinde kanama ile de karşılaşılabilir. Genellikle kanamanın uzun sürmesi durumunda ise vücut, hamileliği sonlandırarak embriyoyu dışarı atar. Bazı iyiye gitmeyen hamileliklerde ise(boş gebelik,dış gebelik,kimyasal gebelik vs), her şey normal gibi görülür. Kanda hamilelik hormonu beta HCG artmaya devam eder ve plasenta büyür. Bu gibi durumlarda ise, daha çok 8. haftada yapılan ultrasonografi esnasında hamilelik kesesinin boş olduğu görülmektedir.

Peki gebe kalan kişi bunu kendi başına anlayabilir mi? Şimdi size dışarıdan da anlaşılmasını sağlayan boş gebelik belirtilerini yazacağım.

  • Bebeğin varlığının anne adayı tarafından hissedilememesi,
  • İdrara çıkma sıklığında değişikliğin olmaması(normal gebeliklerde sık idrara çıkma yaşanmaktadır),
  • Gebelikte yeni gelişen embriyo annenin bütün enerji kaynaklarını kullandığından yorgun hissedilir. Ancak boş gebelikte anne günlük enerjisini korur,kendini yorgun hissetmez.
  • Normal gebeliklerde sık görülen mide bulantısı genellikle bu gebelikte görülmez.
  • Anne adayı normal şekilde adet görmeye devam edebilir.
  • Genellikle düşük belirtileri görülür. Yani ağrı, kanama, kramplar gibi.
  • Yükselmiş beta HCG seviyesi de boş gebeliğin belirtileri arasındadır.

Eğer karın krampları, vajinal lekelenme veya kanama yaşıyorsanız acilen doktora gitmelisiniz. Bu durum boş gebeliğinizin abort yapmaya başladığı anlamına gelir. Yani düşük yapıyorsunuz demektir.

BOŞ GEBELİK KÜRTAJI
Boş Gebelik Nasıl Sonlandırılır?
Boş gebelik tedavisinde genellikle hamilelik düşükle sonuçlanmıyorsa, kürtaj yolu izlenir. Uzman bir hekim tarafından yapılan bu işlemde hastaya önce lokal ya da genel anestezi uygulanır. Sonrasında da boş hamilelik kesesi rahimden alınır. Boş gebeliklerde normal gebeliğe göre gebelik kesesi çok fazla gelişemediği için işlem çok daha kolay ve kısa sürer. Yaklaşık 10 – 15 dakikalık bir zaman dilimi içerisinde hamilelik sonlandırılır.
Boş gebelik kürtajının diğer şeçeneklerinde ise;

  • Bazı gebelerin ultrasonografi muayenesinde, hamilelik kesesinde bozulma, hastada vajinal kanama görülmesi durumunda kendiliğinden düşme ihtimali daha yüksek olmaktadır. Bundan dolayı riskler göz önüne alınarak doktor tarafından doğal yolla düşmesi beklenebilir. Yani kürtaj yapılmadan takip altına alınabilir. Ancak anne adayında birden çok düşük olmuşsa, genetik araştırma yapılmasının planlanması halinde veya vücut kendi kendine atamıyor ise, o zaman kürtaj ilk tercih olmalıdır.
  • Diğer bir yöntem ise rahim ağzının genişletilerek gebelik ürününün (uterusun) dışına çıkartılması işlemi olan dilatasyon ve küretaj yapılabilir. Kürtaj sonrası elde edilen materyaller patoloji laboratuvarına gönderilerek inceleme yapılır.
  • İlaç ile düşük yönteminde misoprostol gibi ilaçların kullanılarak kürtaj yaptırılması diğer bir seçenek olabilir. Ancak ilaç ile yapılan müdahaleler bazen bir kaç gün sürebilir, daha fazla kanama ve yan etkilere neden olabilir.
  • Üstte belirttiğim her iki tedavi yöntemi de ağrılı olabilir. Ancak ağrı kesici ilaçlarla ağrı kısmen kontrol altına alınabilir. Her iki tedavide hasta ve hekim arasında konuşularak uygun bir şekilde yapılmalıdır.  Düşükten sonra üç menstruel siklus (3 adet dönemi) sonrasında tekrar gebelik denenmesi daha uygun olmaktadır.

Boş Gebelikte Kürtaj Yapılması Tekrar Hamile Kalmayı Engeller Mi?
Yaşadığınız olumsuz bir deneyimden sonra bu sorunun aklınıza gelmesi çok doğaldır. Ama rahat olun çünkü kürtaj yapılması tekrar hamile kalmanızı engellemez. Boş gebelik için yapılan kürtaj işlemi de aynı diğer nedenlerle yapılan kürtaj işlemi gibidir. Hatta normal gebelik kürtajına göre çoğunlukla daha kısa sürer. Nadir de olsa çok olağan üstü bir komplikasyon gelişmediği sürece kürtaj yapılması hastanın ileride hamile kalmasını engelleyen bir işlem değildir.

Boş Gebelik Tekrarlar Mı?
Bir kez boş gebeliği yaşamış olan bir anne adayı tekrar hamile kaldığı veya kalacağı zaman son derece stresli olur. Bu çok normal bir durumdur. Ama boş gebelik, genel olarak tekrar eden bir kromozomal anomali durumu göstermez. Yani boş gebelikler genellikle gebeliklerde bir kez olur ve çok az bir grupta birden çok tekrarlar. Tekrarlayan boş gebeliklerde ise IVF( tüp bebek) bir şans olabilir. Eğer 2 veya 3 defa düşük geçmişiniz yoksa ,özel kan ve genetik tahlilleri yaptırmaya ihtiyaç duymadan tüp bebek tedavisi yaptırabilirsiniz.

HAMİLELİK KİLOLARI NASIL VERİLİR?

hamilelik sonrası kilo verirken dikkat edilmesi gerekenler.
Gebelik Döneminde Kilo Alma Oranı Ne Olmalıdır?
Günümüzde sıkça duyduğumuz bir cümle vardır. O cümle 'gebelik dönemi boyunca 8 ila 12 kilo alımı normaldir '. Bu cümle uzmanlar tarafından da söylense de her gebe için geçerli değildir. Çünkü her kadının hamilelik öncesi kilosu, metabolizması ve risk faktörleri farklı olduğundan ortalama bir limit koymak doğru değildir. Doğru olan kilo endeksinin her kadında ayrı ayrı hesaplanmasıdır. Örnek vermek gerekirse; gebelik öncesinde 90 kg olan bir kadınla , şeker hastalığı riski taşıyan bir bir kadının gebelik boyunca alacağı kilo toplamının 6 – 9 kg olabileceği gibi, çok zayıf olup hamile kalan bir kadın içinse 15 – 17 kilo alması uygundur.

Sevgili kadınlar ! Fiziksel görünümleriniz ve kilolarızla ilgili kaygılarınızı bende bir kadın olarak anlıyorum. Vücut bizim vücudumuz ve onunla ilgili kaygılanmak hakkımız. Hele ki gebelik gibi zor bir süreçten çıktıktan sonra,lohusa dönemine giren bir annenin psikolojisi de buna etkense. Doğum yapmış bir annenin doğum sonrası kilolarını verip eski haline dönmek istemesi kadar doğal bir istek yoktur. Bu duygu kendi vücudunuzu beğenme duygusunu da beraberinde getirir.

Bu isteğinizle beraber gebelik döneminizin çok özel ve geçici bir dönem olduğunu da aklınızdan çıkarmamanız gerekmektedir. Aslında normal olan bu dönemde klasik güzellik ölçütlerinizin geçerli olamayacağıdır. Unutmayın bu dönem geçicidir ve bu serüvenin sonunda minik mucizeniz var olacaktır!

Doğumunuzdan sonra yaklaşık olarak 4-6 kg arasında kilo kaybedersiniz. Bu ağırlık bebek ağırlığı ve plesanta vs gibi ağırlıkların vücuttan çıkması ile atılır.  Doğumdan sonra da eğer doğru bir beslenme rejimi uygularsanız düzenli bir şekilde ayda 1- 2 kg arasında verebilirsiniz. Hepimiz hemen fazla kiloları atmayı isteriz,ama önceki yazılarımda da söylediğim gibi doğumdan hemen sonra diyet yapmanız sizin ve bebeğiniz için son derece sakıncalıdır.
Sadece yeterli ve dengeli beslenme ile hem kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılarsınız, hem de bebeğinizin fizyolojik ve psikolojik açıdan gereksinimi olan anne sütünün yeterli miktarda üretilmesini sağlarsanız.

Lohusa döneminde annenin hem kendi sağlığı, hem de bebeğinin sağlığı açısından daha çok vitamin mineral ,enerji ve protein alması gerekmektedir. Emziren bir annenin, emzirme dönemi boyunca günlük enerji gereksinimlerinin toplamına en az 500 kalori ilave etmesi gerekmektedir.
Eğer gebelik döneminde normalden fazla kilo aldıysanız ve gebelik öncesinde de fazla kiloluydu iseniz  emzirme döneminde vitamin ve mineral alımına dikkat ederek ayda 2 kilo kadar zayıflamanızda bir sakınca olmadığı ve bunun süt üretimini olumsuz etkilemediği bildirilmektedir.
Eğer bu seviyenin altında enerji alımlarınız varsa bu durum süt üretiminizi bozar ve diğer besin öğelerinde de yetersizliğe yol açar.

Şunu unutmayın anne sütünüzün kalitesi yediğiniz gıdalardan direkt olarak etkilenmemekle birlikte,  sütün miktarının aldığınız sıvı gıdalarla ilişkili olduğunu gösterir.
Örneğin; vejetaryen diyet ile beslenen annelerde bazı vitamin eksiklikleri ve protein eksikliği görülebilmektedir. Bu eksiklikler takviye edilmediğinde ise bebekte de eksikliklere yol açabilmektedir. Ayrıca lohusa annenin diyetinin kalsiyumdan fakir olması durumunda, kalsiyum anne kemiğinden alınıp süt üretimine katılmaktadır.

Vücudunuzda böyle bir durumun olması hem sizin, hem de bebeğinizin gelişimini olumsuz olarak etkilemektedir. Emzirme döneminde de iyot gereksiniminiz de normale göre artış göstermektedir. O yüzden iyotlu tuz ile beslenmeye dikkat etmelisiniz.
Gebelik döneminizde guatr hastalığına yakalandı iseniz,guatrın fazla görüldüğü bölgelerde, bebekte ve sizde eksiklik olmaması için iyot gereksiniminiz mutlaka karşılanmalıdır.
Sonuç olarak; lohusa bir annenin alması gereken vitamin, yağ,karbonhidratlar,mineral ve proteinlerden oluşan yeterli ve dengeli beslenme hem sizin, hem de bebeğiniz sağlığı açısından son derece önemlidir.


Doğum Yapan Anneler Fazla Kilolarını Ne Zaman Vermeye Başlayabilir?
Sevgili anneler genellikle anne sütü alan çocuk ilk 3-4 ayda normal bir gelişim göstermektedir. Dört aydan sonra ise büyüme hızı yavaşlamaya başlar ve 6. aydan sonra da ek besin verilmeye başlanmaktadır.

Ülkemizde annelerin çoğunluğu genellikle çocuklarını 1,5- 2 yaşına kadar emzirmektedirler. Gebeliğinde fazla kilo almış olan anneler doğumundan sonra ilk 4 ayını atlattıktan sonra toparlanma dönemi sonrası diyet yapmaya başlayabilirler.

Doğum Sonrası Kilolar Ne Kadar Sürede Verilmelidir?
Hepimiz hamilelik sonrası dengeli şekilde ve sağlığımızla sütümüzü koruyarak kilo vermek isteriz. Günümüzde yapılan çalışmalarda hamilelik sonrasında haftalık verilen 0.5 kg kilo kaybı annenin gereksinimlerini azaltmamakta ve süte her hangi bir etkide bulunmamaktadır. Anne için uygun görülen aylık vermesi gereken kilo 2 kg'dır.

Doğum sonrası hamilelik kiloları nasıl verilir ve kilo vermedeki süreç annenin fazla kilosuna göre değişir. Örneğin;gebeliğinde 15 kilonun üzerinde kilo alan bir anne ile gebelik döneminde 9-12 kg alan bir annenin kalan kilosunu verme süresi kişiden kişiye göre değişmektedir. En sağlıklı olan fazla kilolarda süreci daha uzuna yaymaktır. Çünkü hızlı kilo veren bir annede kas kaybı oluşur.
Ayrıca bununla birlikte yorgunluk, baş ağrısı,ağız kokusu kemik minerilizasyonunda azalma,kan şekerinin düşmesi ve stres gibi birçok sağlık problemleri oluşturmaktadır.

Anne için emzirme eylemi yoğun bir metabolizma artışı demektir. Bu şu anlama gelir. Hem emzirme eylemi için harcanan kalori ,hem de bebeğe verilecek sütün içindeki maddelerin kalorisi demektir. Bu eylem tabi ki annenin forma girişinde etkili bir eylemdir. Bu duruma dikkat edilmesi anne sütünü çoğaltabilmek için bilinçsizce kalori alışında artışa yol açmamaktır. Aksi halde süt verildiği sürece forma girmek bir yana, daha da fazla kilo alımına yol açılabilir.

Eğer doğumunuz normal doğum olduysa ve dikişiniz yoksa, 1. haftadan sonra spora başlayabilirisiniz. Ama yoğun bir süt üretim ve yeniden yapılanma döneminden geçtiğiniz ve çok yorgun olabileceğiniz için ilk haftalarda, günde sadece 15 dk.. kadar kısa tutabilirsiniz. Hareketleri sadece karın ve kaça eklemleri ile ilgili egzersizlerle sınırlı tutmanız daha uygun olur.

Eğer sezaryen doğum yaptıysanız dikişleriniz olduğundan ve iyileşme süresi normale göre daha çok olduğundan dolayı hemen spora başlamamanız gerekmektedir. Uzmanlarca 6 ay sonrasında vücut tamamiyle kendine geldiği için o süre zarfına kadar karın bölgesi çalışmaları olmamalıdır. Genellikle önerilen egzersize başlamasa süresi doğum sonrasında 3.haftanın sonudur. Ama ben doktorunuza danışmadan spora başlamanızı önermem.

Bir de çok güncel olan bir spor şekli vardır. Gebelikte de kontrollü şekilde kullanılan ve işe yarayan pilates. Gebelik sonrasında da pilates türü egzersizlerin hafif  ve zorlamasız türleri özellikle faydalı olabilir.


Hamilelik Sonrası Kilo Verirken Beslenmede Dikkat Etmeniz Gerekenler
Spor ve kilo verme konularını geçtiğimize göre onlar kadar önemli olan spor yapan bir lohusa annenin beslenme şekline değinelim. Bildiğiniz gibi doğumdan sonra bebek emzirilirken gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı besin alınmalıdır.Vücudunuza aldığınız su süt salgılanmasıyla ,metabolik su ise artan yiyecek alımıyla artmaktadır. Süt miktarınızın değişmemesi için sıvı alımınızı arttırmanız gerekir. Önerilen ve günlük alınması gereken toplam sıvı miktarı yaklaşık 3000 ml olmalıdır. Bu miktar bardak ölçüleri ile 12 su bardağı suya eş değerdir. Ayrıca suyun yanında süt, ayran, hoşaf, komposto, limonata, meyve suları da içmeniz gerekmektedir. Ama bu listede bulunmayan çay ve kahve gibi içeceklerin süt verimini azalttığını da unutmayın.

Ayrıca;
  • Kalsiyum yönünden zengin olan süt,peynir ve yoğurt belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmelidir.
  • Her gün önerilen 1 adet yumurta ve 1 porsiyon kurubaklagil ve etli sebze yemeği yenilmelidir.
  • Nohut,kuru fasulye, mercimek ve bulgur karışımı yemekler mandalina,portakal, domates, maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitamini yönünden zengin meyve ve sebzelerle  birlikte tüketilmelidir. Eğer gaz sorununuz varsa buna göre gaz yapıcı besinler çıkartılabilir.
  • Vitaminlerden çokça zengin olan sebze ve meyveler diyette her öğün olmalıdır.
  • Sucuk,salam,sosis gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar az veya hiç tüketilmemelidir.
  • En gerekli olan D vitamini besinlerde bulunmamaktadır. Sadece güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Bu nedenle emzikli anne güneşlenmeye özen göstermelidir.Yaz ayında değilseniz D vitamini takviyeleri alınabilir.
  • Çoğu yazımda belirttiğim gibi yemeklerinizde mutlaka iyotlu tuz kullanmalısınız. İyot doğal besinlerde yeterince  bulunmaz,ancak iyotlu tuzun kullanılması ile anne sütünden bebeğe geçer.
  • Demir, kalsiyum ve mineraller yönünden zengin olan  kuru meyveler ve kuru yemişleri günlük olarak tüketmeniz gerekmektedir. 
  • Kansızlığa neden olduğundan dolayı yemeklerle birlikte çay içilmemelidir. Eğer çay içmek istiyorsanız kuşluk, ikindi gibi öğün aralarında, yani yemek yendikten 1-2 saat sonra açık olarak içilmelidir. Ayrıca çaylara limon suyu eklenebilir.
  • Bitki çayı olarak ıhlamur, nane, papatya, kuşburnu gibi bitki çayları tercih edebilirsiniz.
  • Gazoz ,kolalı içecekler ve hazır meyve suları yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, limonata tercih edilmelidir.
  • Bildiğiniz gibi pekmez kan yapıcı bir özelliğe sahiptir. Şeker ise boş enerji kaynağıdır. Eğer tatlı çektiyse canınız şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden birisidir.

GEBELİKTE EGZERSİZ YAPMAK

Hamilelikte kilo alımı, Hamile pilatesi, Hamilelikte zayıflama, Hamileyken zayıflamak, Gebelikte spor, Hamilelikte spor, G,

HAMİLEYKEN EGZERSİZ YAPMAK
Tatlılardan ve en sevdiğiniz peynirden zaten vazgeçtiniz peki gerçekten de Zumba'dan vazgeçmek zorunda mısınız?

Hamilelikte kilo alımı tabi ki normaldir fakat bunun normalliği aldığınız kilonun oranına bağlıdır. Hamileyken egzersiz yapmak konusunda endişeleniyorsanız bu düşünceyi geride bırakın. İnterneti kirleten çeşitli mitlere rağmen hamilelik sırasında aktif kalmak sizin ve bebeğiniz için büyük faydalar sağlar. Bildiğiniz gibi Avrupadaki hamile kadınlar gebelik süreçlerinde de egzersiz yapmaktan uzak kalmıyor ve hem doğum sonrası daha formda devam ediyor hem de doğumlarını daha kolay yapıyorlar. Hatta artık ülkemizde de bazı pilates egzersizi yapan ünlü manken-oyuncu vb. kişilerin formda kalarak ne kadar sağlıklı bir gebelik süreci geçirdiklerini görüyoruz. Avrupa'daki Kadın Sağlık Akademi Merkezi binlerce hamile kadın üzerinde yaptığı araştırmaları ve tecrübeleri sonrası egzersize karşıt olan efsanelerin ortadan kalkması gerektiğini söylüyor ve formda kalmak için pratik ipuçları sunuyor.

Hamileliğim boyunca egzersiz yapmak erken doğum riskine neden olur mu?
Hayır, aslında son araştırmalar egzersizin bu oranı düşürdüğünü kanıtlamaktadır. 1000'den fazla kadını inceleyen Kadın Sağlık Akademi Merkezi hamileliğin son aşamalarına kadar haftada birkaç kez koşanlarda bile erken doğum riski artışı gözlemlenmediğini belirtti.

Egzersiz yapmak bebeğin düşük kiloyla doğmasına neden olur mu?
Hamileyken yapılan yüksek yoğunluklu egzersizler gelişmekte olan fetüsünüze giden besinlerin azalmasına ve dolayısıyla daha küçük bir bebek doğurmanıza neden olabilir. Çünkü ağır egzersizler sonrası yırtılan kasların onarımı için gereken protein ve aminoasitler, ayrıca kaybettiğiniz yüksek enerji için karbondioksit ve çeşitli mineraller vücudunuzca tüketilecektir. Fakat unutulmamalıdır ki bu dediğimiz şey "ağır egzersizler" ile ilgilidir, yani fitness yapmak, ağırlık çalışmak gibi. Bununla birlikte son çalışmalar gösteriyor ki gebelikte hafif-normal derecelerde yapılan egzersizler (Gebelikte özellikle pilates ve yoga en güvenli egzersiz yöntemleridir.) normal, sağlıklı bir bebeğe sahip olma olasılığını arttırıyor. Yani dokuz ayınızı kanepeye uzanarak harcamak için mazeret aramayın.

Egzersizin bebeğime zararı olur mu?
Tıbbi araştırmalar yoğun egzersizin bebeğin kalp atış hızını etkilediği hakkındaki iddiayı desteklememektedir. Önemli olan yapacağınız egzersizin süresi, şekli ve yoğunluğudur, bunu da makalenin devamında açıklayacağım.

İkinci trimestere ulaştığımda egzersiz yapmayı kesmem gerekir mi?
12 hafta sonra rahminiz artık pelvik kemikleriniz tarafından daha az korunduğundan karnınıza darbe alma riskinizi artıran sporları tekrar gözden geçirmeli ve elemelisiniz. Örnek olarak; Binicilik ve bisiklete binmek gibi sporlar sayılabilir. Uzmanlar ayrıca 16 haftalık noktadan sonra sırtüstü yatmayı gerektiren egzersizlerin yapılmamasını tavsiye eder çünkü bebeğinizin ağırlığı ana kan damarlarınıza baskı yaparak kan basıncınızı düşürür. Bu yüzden sırt üstü yatarak yapılan egzersizlere bebek doğana kadar ara verin.

Doğru egzersiz düeni yeni hayatınıza hazırlanırken fiziksel ve duygusal refahınız için çok faydalı olacaktır ancak bu konuda herhangi bir endişeniz varsa sağlık uzmanına danışmanız her zaman önemlidir.



Hamileyken Ne Kadar Süre ile Spor Yapmalıyım?
Gebelikte spor yaparken günde en az 30 dakika egzersiz yapmaya dikkat etmekte fayda var fakat bunu tek seferde yapmak yerine gün içine de dağıtabilirsiniz. Eğer bir süredir egzersiz yapmıyorsan veya normalde egzersiz yapan biri değil iseniz günde 5 dakikalık egzersizlerle başlamanız daha doğru olur.

Alıştıkça bu süreyi 10-15 dakikaya ve gün geçtikçe süreyi arttırmaya devam et. Eğer hamilelik öncesinde düzenli egzersiz yapan, yani vücudu spora alışkın biri iseniz aynı düzende çalışmaya devam edebilirsiniz.

Fakat ne kadar egzersiz yaparsam o kadar iyi diye düşünüyorsan bu duruma bağlıdır. Eğer bu konuda gerçekten çok hırslıysan ve hamilelik öncesi düzenli ve yoğun bir spor hayatın varsa, bunların üzerine bir de doktorun spor yapmanda bir sakınca görmediyse bir saate kadar hatta daha fazla egzersiz yapmanın bir zararı yoktur.

Hamilelikte Genel Egzersiz Kuralları için Bu İpuçlarını Takip Et!
Gebelikte egzersiz yapmaya başlamadan önce ilk olarak doktorun onayı alınmalıdır. Bu onayı kesin olarak aldığından eminsen şimdi sıra hamilelikte genel egzersiz kurallarını öğrenmeye geldi:

İlk olarak egzersiz yapmaya yavaş yavaş başlamalısınız. 15 dakikalık egzersizin ardından 5 dakikalık dinlenme molaları verin.

Her 15 dakikada bir kalp hızını kontrol et. Kalp atışının bir dakikada 130-140 atışı geçmesine izin vermeyin. Nabzını ölçmenin en kolay yolu boynundaki veya bileğindeki damarların üzerine parmaklarınızı koyarak hissetmektir ve saymaktır. 15 saniye boyunca bu damarlardan birinin üzerine parmaklarınızı koyun ve kalp atışlarınızı sayın. Sonra saydığınız bu rakamı 4 ile çarpın. Eğer çıkan rakam dakikada 140’ın üzerindeyse bu sayı 90’a düşene kadar dinlen.

Isınma ve soğuma hareketlerine yeterince zaman ayırın.

Egzersiz sırasında rahat kıyafetler giyin.

Yüksek şiddetli veya hızlı egzersizden kaçınarak vücut sıcaklığınızın 39 santigrat derecenin üzerine çıkmasına engel olun.

Egzersizlerinizi düzenli yapın.

Hamileliğin 4.ayından sonra sırt üstü yatmamanız gerektiğini unutmayın.

Egzersiz bitiminde 15-20 dakika kadar sol tarafınıza dönerek yatın.

TAVSİYELER
Eğer ilk kez pilates yapacaksanız hamile pilatesi eğitimleri veren spor merkezlerinde eğitmenlerin gözetimi altında pilates yapabilirsiniz. Eğer maddi olarak böyle bir imkanınız yok ise evinize boyunuza uygun bir pilates topu alarak güvenilir uzmanların YouTube vb. platformlardaki videoları eşliğinde de hamile pilatesi yapabilirsiniz.

Bu süreçte kilo alımı tabiki sınırları dahilinde ise normal bir durumdur ama kilomuz aşırıya kaçıyor ise hamilelikte zayıflama yollarından biri olan egzersiz size yardımcı olacaktır (diğeri ise sağlıklı ve dengeli beslenmedir).

Normalde spor yapmayan biri iseniz hırs yapıp gereğinden fazla spor yapmak için lütfen hamileliği beklemiş olmayın :) Yani alışık değilseniz yukarıda anlattığım gibi gebe iken egzersizlerinizi hafif yoğunlukta yapınız.

Hamilelik boyunca yapılan egzersizlerin ağırlık içermemesine (ağrlık kaldırmaya dayalı fitness egzersizleri gibi) veya düşme-çarpma riski bulundurmamasına dikkat ediniz.

KOLİK BEBEK NEDENLERİ, BELİRTİ VE TEDAVİSİ

Kolik sancısı, Kolik bebek, Kolik tedavisi, Kolik gaz sancısı, Kolik bebeğe ne iyi gelir?, Kolik bebek tedavisi, Kolik bebek nasıl sakinleşir?, Bebeklerde kolik sorununa çözüm, GE,
Bazı bebekler kolik doğar, bunun için elimizde sihirli bir değnek yoktur. Ancak durumla başa çıkmak için atabileceğiniz adımlar vardır. Bu makalede kolik belirtileri ve denemeye değer tedavi yolları hakkında bilmeniz gereken her şeye göz atarken "Kolik bebeğe ne iyi gelir?, Kolik bebek nasıl sakinleşir?" gibi sorularınızı yanıtlayacak ve bebeklerde kolik sorununa çözüm bulmanızı sağlayacağız.

KOLİK NEDİR?
Kolik genel olarak sağlıklı ve iyi bakılan bir bebeğin günde en az üç saat, haftada en az üç gün boyunca aşırı derecede ve teselli edilemez ağlamaların tekrarlanan bölümleri olarak tanımlar. Kolik, bebeğinizin yaşamının ilk üç ayında ortaya çıkma eğilimindedir ve genellikle öğleden sonra veya akşamları kendini gösterir. Bebeklerin neredeyse yarısı kolikten muzdariptir ancak bu kadar yaygın bir durum olmasına rağmen bilinen kesin bir nedeni olmadığından tek ve net bir tedavisi de yoktur.

Kolik belirtilerinin birçoğu mide rahatsızlığına işaret ediyor bu yüzden bazı uzmanlar koliklerin reflü ile ilgili (midedekiler yemek borusuna geri dönüyor) olabileceğini söylüyorlar. Kolik aynı zamanda süt-protein alerjisi, laktoza karşı hassaslık ve rüzgâr ile de ilişkilendirilmektedir. Birçok uzman kolik sorununun bazı durumlarda mide rahatsızlığı (reflü) yerine stres ile ilişkili olabileceği konusunda da hemfikirdir.

KOLİK BELİRTİLERİ NELERDİR?
Belirtiler bebekten bebekte değişiklik gösterse de, genel belirtiler aşağıdaki gibidir:
  • Bebeğin acı çekiyor gibi ağlaması
  • Aniden başlayıp duran ağlama atakları
  • Ağlarken yumrukların sıkılıp, bacakların kitlenmesi ve gergin bir mide
Kolikten muzdarip bir bebek, rutin konfor önlemleriyle teselli edilemez.

FARKLI KOLİK TÜRLERİ VAR MIDIR?
Yüzlerce bebek üzerinde çalışan bazı uzmanlar her birinin kendine özgü semptom ve nedenlere sahip olduğu dört farklı kolik türü olduğunu belirtti.

1) SİNDİRİM KAYNAKLI KOLİK
Küçük bir bebeğin sindirim sistemi tam olarak gelişmemiştir bu nedenle midesinde veya karnında ağrı hissedebilir. Bu kolik hakkındaki geleneksel tıbbi görüştür.

Aşağıdaki maddelere baktığınızda bu sizin bebeğinize benziyor mu?
  • Bebeğim rahatsız görünüyor ve beslenmesinden bir saat sonra ve özellikle akşamları çok ağlıyor.
  • Bazen dizlerini göğsüne kadar çekiyor.
  • Ağladığında bazen bir inilti gibi ses çıkartabiliyor.
  • Karnı gurulduyor ve oldukça sert görünüyor.
  • Uykusunda inleme ve kıvrılmalarını fark ettim.
  • Çoğu zaman ağlaması normal başlıyor ancak daha sonra git gide yükseliyor.
  • Geğirmesi çok uzun zaman alabiliyor ancak geğirdiği zaman ağzından çok fazla miktarda süt geri geliyor.
  • Kaka yapmadan hemen önce oldukça rahatsız görünüyor.

Sindirim kaynaklı koliğin tedavisi nasıldır?
Bebeğinizde sindirim kaynaklı kolik varsa dedektif gibi davranma zamanı geldi demektir. Bu durumun mide asidi seviyelerindeki dengesizlik, reflü veya süte dayanamama gibi birkaç olası nedeni olabilir. Muhtemel sebepleri elemek için olasılıkları gözden geçirin ve sorunu çözebilmek için harekete geçin.
  • İpuçlarına bakın: Bebeğinizde ishal, kabızlık, kötü kokulu kaka, beyaz bir dil veya bezinde aşırı döküntü var mı? Bunlardan herhangi birini tespit ederseniz ağlamasına neden olabilecek başka bir şey olup olmadığını görmek için doktorunuzla konuşun.
  • Dikkatli besleyin: Bebeğinizde sindirim kaynaklı kolik varsa her üç ila dört saatte bir uygulanacak şekilde bir beslenme düzeninden fayda görmesi olasıdır. Bebeğinizin yemeğini düzgün bir şekilde sindirebilmesi için öğünler arasında yeterli zaman olduğundan emin olun. Bebeğinizi beslemeden önce onu besleyerek yatıştırmak yerine sakinleştirmek daha iyi bir fikirdir. Aksi takdirde süt emerken yutacağı hava kolik semptomlarını daha kötü hale getirebilir.
  • Beslenme pozisyonunuzu kontrol edin: İster biberonla beslerken ister emzirirken olsun çenesinin yukarı doğru kaldırılması gerekir bu sayede çok fazla emmeden beslenebilir, rahat nefes alabilir ve yutabilir ve böylece daha az hava yutmuş olur.
  • Bir seferde tek göğsünüzü boşaltın: Eğer emziriyorsanız göğsünüzü değiştirmeden önce ilk göğsünüzün boşalmasına izin verin çünkü bir taraftan diğerine geçme sırasında bebek emzirme öncesinde gelen sütsü sıvıyı da emer. Bu sıvı protein ve şeker açısından yüksektir fakat yağ oranı düşüktür. Bu nedenle açlığı giderse de sindirim kaynaklı koliği olan bebeklerin midesini rahatsız eder.
  • Biberonla beslenirken ara ara kontrol edin: Biberonla besleniyorsanız yaşı için doğru boyutta bir biberon kullanıp kullanmadığınızı kontrol edin. Mamanın her zaman iyice karıştırıldığından ve doğru sıcaklıkta olduğundan emin olmak için her beslemeden önce kontrol etmek için bir dakikanızı ayırın.


2) FİZİKSEL KOLİK
Bazen hiçbir şeyin fiziksel koliğe neden olmuş olması gerekmez, bebeğiniz hala rahminizde sıkışık bir konumda olmanın etkilerini hissediyor olabilir. Genellikle boynunda, sırtında veya pelvisinde kas, iskelet veya eklem rahatsızlığı yaşıyor olabilir. Bu durum arkanıza yaslandığınız halde sırtınızda sizi rahatsız eden sabit bir ağrı olmasına benzer.

Aşağıdaki maddeler bebeğinizle uyuşuyor mu?
Yeni doğmuş bebeğim sürekli rahatsız görünüyor. Çok ağlıyor ama akşamları ağlaması daha da kötüleşiyor. Onu nasıl tuttuğumun önemi yok ama en azından sarılmam genellikle bir süre sonra onu teselli etmeye yardımcı oluyor.
Bebeğim kısa bir süre için kendi başına mutludur ve çoğunlukla iyi uyur. Ama uyandığında hemen ağlamaya başlar.
Solumasında bir sorun yok ve kakaları normal. Bazen besledikten sonra birazını çıkarır ama yediğinin tamamını kusmaz.
Onu omzuma dolaştırırsam kamburunu çıkartır ve sinirlenir.
Onu karnının üzerine koyduğum an ağlamaya başlıyor.

Fiziksel kolik nasıl tedavi edilir?
Bebeğinizin fiziksel kolik olduğunu düşünüyorsanız, vücudunu nazikçe germek her şeyin tekrar hizalanmasına ve daha rahat hissetmesine yardımcı olabilir.
  • Yumuşak hareketler: Bebeğinizi yavaşça ve nazikçe hareket ettirin.
  • Üst vücudu germe: Bebeğinizi kollarını tamamen açık halde sırtüstü yatırın. Alkışlamak için ellerini yavaşça bir araya getirin, sonra tekrar açın. Ardından kollarını vücudunun üzerinden çarprazlama uzatın (sanki kendi kendini kucaklıyormuş gibi) daha sonra kollarını açın. Sonunda iki kolu da başının üzerine kaldırın ve tekrar aşağı indirin.
  • Alt vücudu germe: Bebeğinizi sırt üstü uzatın. Ayak bileklerini iki elinizle tutarak bacaklarını hafifçe kaldırın, ayak tabanı hafifçe yükselirken omuzlarını yerde tutun. İndirin ve tekrarlayın. Sonra ayaklarını tutarak yavaşça dizlerini bükün ve dizlerinin dışarı doğru düşmesine izin vererek ayak tabanlarını birbirine çırpın. Tekrar edin.
  • Şimdi bacaklarını dizlerinin hemen altında tutun ve dizlerini bir araya getirip karnına doğru eğin. Birkaç tekrardan sonra bir bacağını düz bir şekilde yere bastırın sonra diğerini bükün ve dizini ters taraftaki omzuna doğru getirin. Birkaç kez tekrarlayın.
  • Bebek masajı: Fiziksel rahatsızlıklara yardımcı olması yönüyle harika bir yöntemdir.

3) ZİHİNSEL KOLİK
Aşırı uyarılmış bir bebek başa çıkması gerektiği çok fazla şey olduğunda üzülebilir. Bu özellikle ilk aydan sonra atik, dikkatli ve çok zeki olan bebeklerle daha fazla oluyor gibi görünmekte.

Aşağıdaki sizin bebeğinize benziyor mu?
  • Bir aylık bebeğim özellikle geceleri görünürde bir neden olmamasına rağmen sık sık ağlıyor.
  • Onu yormak için birçok aktivite yapsak bile bir seferde sadece 20 dakika kadar uyuyor, uzun süre uyumuyor, uyanırsa da hemen ağlamaya başlıyor.
  • Çamaşır makinesi, fön makinesi gibi ses çıkaran aletler çalıştığında susuyor ya da rahatlayıp uyuyor.
  • İlk birkaç haftada böyle değildi ama şimdi ağladığında sakinleştirmesi çok zor oluyor.
Zihinsel kolik olan bebeğinize nasıl yardımcı olabilirsiniz?
Zihinsel kolikli bir bebeği yatıştırmak tamamen bu çılgın yeni dünyaya uyum sağlamasını kolaylaştırmakla ilgilidir.

Sesler çalın: Mırıltıya benzeyen, rahminizde duyduklarına benzer sürekliliği olan bir gürültü zihinsel kolik olan bebeğinizi rahatlatır.

4) DUYGUSAL KOLİK
Bazen bu tür bir kolik için gerçek bir sebep görmek zordur. Bu yeni dünyada kendinden emin hissetmiyor ve sizden her şeyin yolunda olduğuna dair güvence ihtiyacı hissediyor olabilir. Ya da mümkün olan en iyi işi yapmaktan endişe ediyorsanız veya ağlaması sizi üzüyorsa duygularınızı algılıyor ve daha fazla ilgi için ağlıyor olabilir.

Aşağıdakiler bebeğinizle ne kadar uyuşuyor?
Bebeğim en kötü anda, yorgun olduğum günün sonunda veya banyoya girmek üzereyken ağlar.
Bazen ne istediğini bilmediğimi hissediyorum, bu yüzden de üzülüyorum.
Ağlama uzun bir süre devam eder ve bebeğim kendini büker.
En ufak bir gürültü bile onu uyandırdığı için yorgun hissediyorum.
Yapmakta olduğum şeyi bırakıp onunla ilgilenirsem mutlu olur ancak bıraktığım an sinirlenmeye başlar.

Duygusal kolik bebeğinize nasıl yardım edebilirsiniz?
En etkili tedavi aslında bebek değil de sizin içindir. Kendinizden ne kadar emin olur ve güvende hissederseniz bebeğiniz de kadar rahatlar.
  • Olumlu olun: Harika bir iş çıkarıyorsunuz! Sezgilerinizi dinleyin ve yeni annelerin işleri rayına oturtması için endişelenmesinin normal olduğunu unutmayın.
  • Biraz zaman ayırın: Bebeğiniz kolik bir akşam geçirirken, dışarıda kısa bir yürüyüş yaparken eşinizin 10 dakikalığına bebekle baş başa kalıp ilgilenmesine izin verin. Daha iyi ve dinlenmiş bir zihin ile geri döneceksiniz bu da onun sakinleşmesine yardım edecektir.
  • Bebeğinizi kundaklayın: Aşırı hassas bir bebeğin kundaklanması rahim benzeri sınırların bilinmesi sayesinde bir güvenlik hissi yaratabilir ve bu güvence onun sakinleşmesine yardımcı olabilir.

KOLİK NE KADAR SÜRER?
Çoğu durumda kolik sadece birkaç ay sürer ve bebeğiniz dört ila altı aylık olduğunda durulur.

KOLİK BEBEĞİME ZARAR VERİR Mİ?
Bebeğiniz acı çekiyor gibi görünebilir ancak vücudu zarar görmez. Aslında kolik bebeğinizden ziyade sizin için daha streslidir. Olabildiğince sakin olmanız ve bunun sizden kaynaklanmadığını bilmeniz önemlidir.

KARNABAHAR ÇORBASI

Karnabahar çorbası ,karnabaharın faydaları ve çocuklar için çorba çeşitleri.
Sevgili anneler bugün bebeklere karnabahar çorbası tarifi vereceğim. 3 ayrı çorba tarifim olacak. İlk tarif 6 aylık bebekler için,2.tarif 8 aylık bebekler için,3.tarif ise 1 yaş bebekler için olacak. Önceki yazımda söylediğim gibi karnabahar gaz yapabilen bir besindir. Bu yüzden gaz sorunu olan bir bebeğe sahipseniz 1 yaştan erken vermeyin lütfen. Karnabahar bildiğimiz gibi yine çok besinli sebzelerden biri. Karnabaharın %85’i sudan oluşur ve içeriğinde çok az karbonhidrat, protein ve yağ bulunur. Mineral,vitamin,antioksidan ve diğer fitokimyasallar açısından çok zengindir. Çocuğunuza rahatlıkla yedirebilirsiniz.

1.TARİF
Bebekler İçin Karnabahar Çorbası(6 Ay ve Üzeri)
Malzemeler
  • 2-3 dal karnabahar
  • 1 kaşık un
  • 1 kaşık irmik
  • 1 kaşık tel şehriye
  • 1 kaşık tereyağı
  • Bir tutam tuz
Yapılışı
Çorba için ana malzeme olan karnabaharı yıkayın.
Ardından çiçeklerini ayırarak suda haşlamaya alın.
İsterseniz daha besinli olması için et ya da tavuk suyuyla da haşlayabilirsiniz.
Karnabahar haşlandıktan sonra mikser ile istediğiniz kıvamda çekin.
Ayrı bir tencerede tereyağı, un, irmik ve şehriyeyi bir güzel kavurun.
Ardından hazırladığınız karnabaharlı karışımı üzerine dökün.
Şehriyeler pişene kadar pişirin ve ocaktan alın.
Bebeğinize afiyet olsun.

2.TARİF
Bebekler İçin Karnabahar Çorbası(8 Ay ve Üzeri)
Malzemeler 
  • 6 bardak tavuk suyu ya da su
  • 1 orta boy karnabahar
  • 2  havuç
  • Yarım su bardağı kıyılmış soğan
  • 1  yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 diş sarımsak (Dilerseniz)
  • Dilerseniz bir çimdik muskat, tarçın ve karabiber tuz
Yapılışı
Çorba için önce sebzeleri yıkayın.
Ardından havuçları doğrayın ve karnabaharın da yeşil yapraklarını koparın saplarını ayırın. 
Geniş bir tencerede ise sarımsak ve soğanı yağ ile soteleyin.
Üstüne baharatları da ekleyip tavuk suyunu dökün.
Ardından karnabaharı ve havuçları ekleyip hafifçe kaynatın.
Kaynatma işlemini yaklaşık 30 dakika sürdürün.
Tencerenin içindeki karnabahar ve havuçlar yumuşak bir hale gelmeli.
 Karnabahar ve havuç yumuşayınca altını kapatın.
Altı kapalı halde on dakika kadar dinlendirin.
Ardından mikserden geçirip bebeğinize yedirin.
Afiyet olsun.


3.TARİF
Bebekler İçin Karnabahar Çorbası(12 Ay ve Üzeri)
Malzemeler
  • 1 adet orta boy havuç
  • 2 diş sarımsak
  • 10 çiçek karnabahar
  • Yarım patates
  • Yarım soğan
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 yemek kaşığı un
  • 1 çay bardağı süt
  • 1. 5 su bardağı su
  • 1 su bardağı tavuk suyu
Yapılışı
Öncelikle yıkanmış olan havuç,patates ve karnabaharı buhar yöntemi ile haşlıyoruz.
Ardından geniş bir tencereye zeytin yağını koyup soğan ve sarımsakları kavurun.
Kavrulan soğan ve sarımsağın üstüne  haşlanan sebzeleri ekleyin.
Üzerine su ve tavuk suyunu döküp bir taşım kaynatın.
Ayrı bir tencerede tereyağı ile unun kokusu çıkana kadar kavurun.
Üzerine sütü dökün ve hiç topak kalmayacak şekilde çırpın.
Sütlü karışımı diğer tarafta pişmiş olan sebzelerin içine dökün ve mikserden geçirin.
Eğer katı oldu ise su ekleyip sıvılaştırabilirsiniz.
Bebeğinize afiyet olsun.

Püf Noktası
Çorbalarınızda daha kremamsı bir tat elde etmek istiyorsanız, çorbaya eklediğiniz tavuk suyunun iki bardağını sütle değiştirebilirsiniz. Örneğin tarifte dört bardak tavuk suyu geçiyorsa,iki bardak tavuk suyu iki süt koyabilirsiniz.

Uyarılar
Bir kaç tarifte sarımsak bulunmaktadır. Eğer bebeğinizin sarımsağı sindirebileceğinden emin değilseniz bu tarifleri sarımsaksız olarak yapabilirsiniz..

BEBEKLERİN PİŞİĞİNE NE İYİ GELİR?

Bebeklerin pişiğine ne iyi gelir,bebeklerin pişik nedenleri ve tedavi yöntemleri.
Sevgili anneler 'Bebeklerde Pişik' adlı yazımda pişik nedenlerini ve nasıl geçeceğini yazmıştım. Bu yazımda ise 'bebeklerin pişiğine ne iyi gelir? 'bunu yazacağım. Burada size sunacağım yöntem ve ürünler bebekler üzerinde birebir denenmiş ve bir çok anne tarafından önerilen ürünlerdir. Şu unutulmamalıdır ki,her bebeğin cilt yapısı,hassaslığı ve alerjik reaksiyonu değişkendir. Siz de bu ürünleri deneyip göreceksiniz.
Pişik nedir ve neden oluşur?kısaca tekrar hatırlayalım. Genellikle daha çok bez kullanmakta olan bebeklerde ve yine bez kullanmak durumunda kalan yaşlılarda da sıklıkla karşılaşılan bir cilt sorunudur. Pişik bez bağlanan bölgelerde, kasık ve kalçada oluşur. Ayrıca pişik önlenebilir bir cilt hastalığıdır. Ama hassas cilde sahip olan bebek ya da erişkinlerde görülme sıklığı daha fazladır. Bilindiği gibi hassas olan ciltler idrar, sıcaklık gibi durumlardan daha fazla etkilenmektedir. Bazı bebeklerin idrarları da daha asitli olmakla birlikte ciltte sık sık pişiğin oluşmasına neden olmaktadır.

Şimdi bebeklerin pişiğine ne iyi gelir? bakalım :)

Anne Sütü
İlk seçenek anne sütü! Bebeğin hem hayat kaynağı,hem de mucizevi bir besin olan anne sütünde yapılan çalışmalara göre anne sütünün pişik olan bölgeye uygulanması, diğer tedavi yöntemlerine göre çok daha başarılı sonuçlar vermiştir. Çalışmada bu uygulama 141 bebek üzerinde denenmiştir. Çalışma sonucunda ise anne sütü en az merhem kadar etkili bir sonuç vermiştir.

Nergis ve Aloe Vera
Yine bir araştırmada bebeklerde oluşan pişikler için nergis ve aloe vera tedavisi uygulanmış. Bebekler üzerinde uygulanan her iki bitkinin de oldukça etkili sonuçlar verdiği ortaya çıkmıştır.

Güvercin Ağacı (Kış Çiçeği)

Çiçekli bir bitki olan güvercin ağacı da pişik tedavisinde kullanılmıştır. Yapılan çalışmalarda pişik için güvercin ağacı ile yapılan bir merhem uygulanarak bebeklerde pişiğe yardımcı olduğu gözlenmiştir. Bu çalışma 309 bebek üzerinde denenmiş ve güzel sonuçlar vermiştir.

Pudra
Bebekler ve yetişkinlerin pişik tedavisi için en yaygın yöntemlerden birisi de bebek pişik pudrasıdır. Bu pudraları eczanelerden reçetesiz olarak kolaylıkla temin edebilirsiniz. Pudralar mısır nişastasından yapılmaktadır. Bebeklerde pişik tedavisi için kullanılan pişik pudraları, pişik olan bölgeyi kurutarak, oluşan kızarıklıkların ve tahrişin geçmesinde büyük bir etkiye sahiptir. Pişikli bölgeye uygulanan pudra ,o bölgedeki ovuşturma ve sürtünmeyi ortadan kaldıracağından pişiğin iyileşmesine büyük olanak sağlar.


Killi Şampuan

Killi şampuan için de yine çalışmalar yapılmış olup çalışma sonucunda bebeklerde görülen pişiklerin tedavisi adına etkili sonuçlar alınmıştır. Hatta bazı bilgilere göre nergisten daha etkili olduğu belirtilmiştir.

Anti-Mantar Kremleri
Önceki yazımda da belirttiğim gibi pişik sebeplerinin arasında mantar enfeksiyonu da bulunmaktadır.  Bebeklerdeki ikincil mantarlar genellikle açık kırmızı renge sahiptir ve ciltte kırışıklıklara sebep olabilir. Eğer bunlara benzer bir belirti var ise öncelikle en yakın sağlık kuruluşuna giderek bebeğinizin bir doktor veya hemşire tarafından muayene edilmesini talep etmelisiniz. Teşhis sonucu eğer mantar ise, anti-mantar kremini eczanelerden reçetesiz olarak temin edebilir ve pişik olan bölgeye sürerek, enfeksiyonun temizlenmesini sağlayabilirsiniz.

Zeytinyağı
Bebeklerin pişik tedavisi için özellikle çiğ zeytinyağı tercih edilmelidir. Pişikli bölgeye masaj yaparak uygulamak kısa sürede pişiğin geçmesini sağlayabilir.

Vazelin
Vazelin nemlendirici özelliği olan bir merhemdir. Pişiği giderme özelliğinin yanında bir çok cilt hastalıklarının tedavisinde de kullanılır. Eğer vazelini mısır nişastasıyla uygularsanız daha çabuk sonuç almanız da mümkün olur.

Lavanta Yağı
Lavanta yağı yine bebeklerde meydana gelen pişikler için kullanılan bir üründür. Uygulama sırasında bir damla olmak şartıyla günde sabah akşam masaj şeklinde pişikli bölgeye sürmeniz yeterli olacaktır. Eğer bebeğiniz hassas ciltli bir bebek ise lavanta yağını suda incelterek uygulamanız gerekir.

Hindistan Cevizi Yağı

Hindistan cevizi yağı da yine mucizevi yağlardan biridir. Pişikli bölgeye düzenli olarak hindistan cevizi yağını 3-4 gün boyunca günde 2 kere uygulamak pişiği ortadan kaldırır.

Yoğurt
Eğer bebeğinizdeki pişik aşırı terleme ile oluşan bir pişik ise yoğurdu rahatlıkla kullanabilirsiniz. Yoğurdun içeriğindeki maddeler gereği yanan bölgeyi rahatlatacak ve soğutacaktır.

DOĞUM ÇANTASI NE ZAMAN HAZIRLANMALI?

Doğum çantası ne zaman hazırlanmalı ve doğum çantasında neler olur?
Sevgili anne adayları doğum vaktiniz giderek yaklaşıyor ve 9 ay süren bu güzel serüvende artık bebeğinizi kucağınıza alarak mutlu sona ulaşmanıza çok az kaldı. Bu süreçlerde her anne adayı gibi siz de planlı bir şekilde hazırlık yapmayı istersiniz. Zorlu bir sürecin büyük bir bölümünü atlattınız ve artık hazırlık aşamasındasınız. Bu süreçten sonra sıra geldi doğum çantası hazırlamaya :) 

Her anne adayının aklında olan sorular eminim sizde de vardır. Doğum çantası ne zaman hazırlanmalı? Doğum çantasında neler olur? Doğum çantası nasıl hazırlanır? Buna benzer bir çok soru dönüyordur kafanızda. Bu yazımda sizlere en uygun zamanı ve en gerekli ihtiyaç listesini paylaşacağım. Şu unutulmamalıdır ki burada vereceğim tarih doğum süreci normal seyreden gebeler içindir. Yani eğer eken doğum gibi bir riskiniz varsa daha erken hazırlamanız gerekmektedir.

Doğum çantası veya doğum valizi hazırlamak için 40 haftayı baz alırsak en ideal hafta 32. haftadır. Çünkü 32. haftadan itibaren artık her an doğum yapabilirsiniz ve buna hazır olmanız gerekmektedir. Doğum çantanızın hazır olması hastaneye gidiş sürecinizde kendinizi daha hazır ve eksiksiz hissetmenize olanak sağlayacaktır. 

Doğum Çantası Nasıl Hazırlanır?
  • Doğum çantasını hazırlamadan önce doğum şeklinizin nasıl olacağını öğrenmiş olmanız gerekmektedir. Genellikle normal doğum yapacaksanız eğer 2 gün içinde maksimum evinize dönmüş olacaksınız. Eğer sezaryen doğum ise çıkış süreniz 3 veya 4 günü bulabilir.
  • Ayrıca doğumdan önce, doğum yapacağınız hastanenin size ne gibi imkanlar sunacağını öğrenmenizde fayda vardır. Bazı hastanelerde anne ve bebek için gerekli bazı eşyalar bulunmaktadır. Eğer böyle bir imkan olup olmadığını bilirseniz, yanınızda gereksiz yere bazı eşyalar taşımak zorunda kalmazsınız.
  • Öncelikle bebeğiniz yaz aylarında doğacaksa bebeğe yazlık hastane çıkışları ve tulumlar koymanız yeterli olur. Eğer kış aylarında doğacaksa başına kalın bir şapka, ellerine eldiven üzerine de bir battaniye kullanmalısınız.
  • Her ihtimale karşı hastanede üç gece kalacağınızı düşünerek çantanıza üç gecelik koymalısınız. En az iki adet  pijama tercih etmelisiniz; kanamanız olacağı için alt kısmı çabucak lekelenecektir. Gecelik kullanacaksanız eğer gerektiğinde yatarken alt kısmını yukarı doğru çekebilirsiniz. Çantanıza bolca büyük boy külot ve bir paket hijyenik kadın bağı çantanızda mutlaka bulunmalıdır. Kirli çamaşır torbası bulundurmak da faydalı olur.
  • Doğum sonrasında çok terleyeceğiniz için, geceliğinizi sıklıkla değiştirmeniz gerekebilir. Bu yüzden önden açık veya askılı, ince ve kolay yıkanabilen, çabuk kuruyan gecelikler tercih etmelisiniz. Ayrıca kapaklı ve üstten açılan iki adet emzirme sütyeni de koymayı unutmayın.
  • Hastanede omuzlarınıza almak için bir şal ve ayağa kalkıp dolaşırken giyeceğiniz bir sabahlığa ihtiyacınız olacaktır. Arıca bir çift soket çorap ve rahat giyimi kolay terlik koymayı da unutmayın.
  • Doktorunuzun önerdiği göğüs ucu kremlerinizi göğüs ucunu korumak üzere almalısınız. Süt sağma pompanızı, sıcak soğuk kompres uygulamak için kullanılan kompres pedlerinizi, meme ucunuzu silmek için kullanacağınız mendilleri ve süt toplama torbaları ya da kutularını valizinize önceden koymayı unutmayınız.
  • Ek olarak ,masaj için kullanılacak gevşemeyi kolaylaştıracak lavanta yağıyla karıştırılmış masaj yağı, perineye kesik yapılabileceğinden oturma zorluğunu engelleyen simit yastık, dudak kurumasını engelleyecek nemlendirici,emzirme yastığı,şampuan, saç kremi, nemlendirici yüz ve vücut kremi, diş fırçası, diş macunu, kokusuz doğal deodorant, ve aklınıza gelen diğer şeyleri, sanki seyahate gidiyormuşsunuz gibi düşünerek valize eklemeyi unutmayınız.


DOĞUM ÇANTASINDA NELER OLUR?

Yenidoğan Bebek Çantasında Olması Gerekenler:
  • 3 takım hastane çıkışı (Tulum, body, yelek, çorap, eldiven, şapka)
  • 2 adet battaniye
  • Kusuk mendili
  • Bebek bezi
  • Islak mendil veya pamuk
  • Pişik kremi
  • Biberon (yenidoğanlar için olmalıdır.)
  • Çarşaf
  • 1 adet banyo havlusu
  • Kirli torbası
  •  Babynest,ana kucağı veya puset. 

Annenin Doğum Çantasında Olması Gerekenler:
  • 2 takım önden açılan gecelik veya pijama (Sezaryen doğum yapacaklara gecelik önerilir),
  • Sabahlık,
  • 2 adet emzirme sütyeni,
  • Atlet,
  • Lohusa külodu veya geniş beden külot,
  • 2 çift çorap,
  • Terlik,
  • Hırka, yelek gibi sizi sıcak tutacak giysiler,
  • Göğüs ucu kremi,
  • Göğüs pedi,
  • Göğüs pompası (Özel hastaneler kendi verebiliyor),
  • Hijyenik ped (Özel hastaneler kendi veriyor),
  • Kirli torbası,
  • Makyaj çantası, tarak, toka, loğusa tacı,
  • Islak mendil, kağıt havlu, peçete,
  • Kolonya, bebek şekeri veya çikolata (Hastaneye gelecek misafirleriniz için),
  • Dijital kamera, fotoğraf makinesi,
  • Doğum odası süsü ve kapı süslemeleri.

Doğuma Giderken Yanınıza Almanız Gereken Evraklar:
  • Nüfus Cüzdanı,
  • Aile Cüzdanı,
  • Hamilelik süreciniz ile ilgili evraklar (Tahlil, ultrason, karne vb.)