SON YAYINLAR
latest

GEBELİKTE BESLENME

GB/block-1

GÜZELLİK

GZ/block-3

GELİŞİM & BAKIM

GE/block-3

BEBEK & ÇOCUK BESLENMESİ

BE/block-3

OYUN & MÜZİK

O/block-5

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM

OÖ/block-2

SON YAYINLAR

KOLESTEROL BELİRTİLERİ

Hamilelikte kolesterol yüksekliği, Hdl kolesterol, Kolesterol belirtileri, Kolesterol nasıl düşürülür?, Kolesterol neden olur?, Kolesterol zararları, Ldl kolesterol, Yüksek kolesterol,G,
KOLESTEROL NEDİR?
Kolesterol, vücuttaki hücre yapısına,enerji ve hormon üretimine katkıda bulunan balmumuna benzeyen bir yağdır. Aslında kolesterol, vücudumuz tarafından üretilen ve bazı gıdalardan da alabileceğimiz bir madde olarak da geçmektedir. Vücutta yüksek kolesterol olması yani kolesterol fazlalığı görülmesi damarlarda birikinti ve plakalar oluşturur. Yüksek kolesterol tek başına görüldüğünde,uzmanlarca bir hastalık olarak kabul edilmese de, damarlarda birikmesinden dolayı kalp ve damar hastalıklarına neden olabilmektedir. İnsan vücudunda görülen 2 tip kolesterol vardır. Bunlar;

1. İyi ( HDL)
2. Kötü ( LDL ) kolestroldür.

1. HDL(İyi) Kolesterol Nedir?
Yapılan test sonucunda bu değerin düşük değerlerde olması gerekir. Yani LDL kolestrolün aksine vücuttaki HDL değerlerinin yüksek olması sağlığımız açısından oldukça iyidir. HDL, vücutta bulunan fazla kolesterolün sindirim sistemi ile dışarı atılmasını sağlar.  Bunu yaparken öncelikle karaciğere ulaşmasını sağlar. Bu yüzden HDL kolestrol, damar tıkanıklığına ve kan dolaşımının yavaşlamasına neden olan kolesterolün vücuttan atılmasını sağladığı için iyi kolesterol olarak bilinmektedir.

2. LDL (Kötü) Kolesterol Nedir?
LDL kolesterol ise, karaciğerde üretilen ve kolesterolü kan yoluyla taşıyan moleküller proteinlerdir. LDL kolesterol genelde kötü kolesterol olarak bilinse de, bazı yararlı fonksiyonları da vardır. Vücuttaki aminoasitleri ve antioksidanları diğer hücrelere ulaştırılan LDL kolestroldür. Ama eğer vücutta fazla miktarda bulunursa önemli sağlık sorunlarını da beraberinde getirmekte ve negatif etkileri pozitif yönlerinden ağır basmaktadır.

KOLESTROL BELİRTİLERİ 
Vücutta genellikle görülen kolesterol belirtileri şunlardır;
  • Baş dönmesi,
  • Yorgunluk,
  • Göz altında oluşan siyah halka,
  • Görme de bulanıklık,
  • Stres,
  • Ağızda acımsı tat,
  • Baş ağrısı,
  • Sol kolda ve kalp üzerinde ağrı,
  • Uykusuzluk.

KOLESTEROL NEDEN OLUR?
Kolesterolü Yükselten Faktörler
Kolesterol insan vücudunda görülen bazı faktörlerden de kaynaklanabilmektedir. Bunlar;
  • Hipertansiyon,
  • Diyabet hastalığı,
  • Menopoz,
  • Uygunsuz olarak beslenme,
  • Sigara,
  • Alkol,
  • Böbrek, karaciğer ve tiroid hastalıkları,
  • Stres,
  • Hareketsizlik.

Hamilelikte Kolesterol Yüksekliği
Hamilelikte görülen kolesterol yüksekliği,hem anne hem de bebek açısından oldukça tehlikelidir. Kısaca anlatmak gerekirse,vücutta kan yağları diye bilinen lipid yapısındaki bileşikler kolesterol ve trigliserid olmak üzere iki tür bulunmaktadır. Gebelikte ldl kolesterolün yüksekliği kırmızı alarm olarak görülür. Kolesterol yüksekliği nedeniyle damarların iç yüzüne yapışan plaklar oluşur. Plaklara başka maddelerin eklenmesi ile bu plaklar büyür ve bunların üzerinde oluşan çatlaklarda biriken pıhtılar vücuttaki damarları tıkar. Damar sertliği olarak bilinen bu tıkanıklık durumu kişide kalp krizine ve inmeye kadar yol açmaktadır. Vücutta normal görülen kolesterol total olarak 200 mg/dl altında olması normal kabul edilmektedir. Hamilelikte kolesterol yüksekliği iyi bir durum olarak görülmemektedir. Bu sebepten dolayı gebelerin dikkat etmesi gereken konulardan birkaçı şöyledir:
  • Bol miktarda meyve ve sebze tüketilmelidir.
  • Fazla kilolar varsa bunlar vücuttan atılmalıdır.
  • Baklagil ürünleri her hafta mutlaka tüketilmelidir.
  • Haftalık olarak az şekilde hayvansal gıdalar tüketilmelidir.
  • Gebelik boyunca az miktarda bisküvi ve pastane ürünleri tüketilmelidir.
  • Gebelik sürecinde kesinlikle alkol ve sigara kullanımına dikkat edilmelidir. Fazla tüketimi zararlı olmaktadır. Önerilen hiç bir şekilde alkol ve sigara kullanmamanızdır
  • Günlük olarak mutlaka spor, koşu, yürüyüş gibi şeyler yapılmalıdır.

Kolesterol Nasıl Düşürülür?
Aşağıda verilen bilgiler kolesterol hastaları içindir.
  • Salatalara yağ eklenmemesi gerekir. Salataya yağ yerine limon ve sirke kullanabilirsiniz.
  • Günlük 2 tane ceviz veya 10 tane fındık yiyebilirsiniz.
  • Tuzdan her şekilde uzak durulmalıdır.
  • Yemeklerinizde yağsız et tüketin. Et yemeklerine ek olarak yağ eklemeyin.
  • Günlük olarak çok fazla yumurta tüketmemelisiniz. Sadece haftada bir kez haşlanmış yumurta yiyebilirsiniz.
  • Lifli gıdaları bol tüketin. Çünkü lifli yiyecekler kolesterolün düşmesini sağlamaktadır.
  • Öğünlerinizde kepekli ekmek tüketmeye çalışın.
  • Meyveleri kabuğuyla tüketmeye çalışın.
  • Kuru baklagil tüketmeye özen gösterin.
  • Günde 7-8 bardak su tüketilmelidir.

KOLESTEROL ZARARLARI
Yüksek Kolestrolün Neden Olduğu Hastalıklar
İnsan vücudunda görülen yüksek kolesterol zararları oldukça fazladır. Kalbi besleyen damarlarda kolesterol birikimi, bu damarlarda tıkanma ve daralma sonucunda da kişide; kalp krizi,göğüs ağrısı ve kalp yetmezliği gibi sorunlara neden olmaktadır. Bunların sonucunda hasta olan kişi için koroner by-pass ameliyatı veya anjiyoplasti (balonla, daralmış koroner arterin genişletilmesi) işlemine ihtiyaç duyabilir. İnsan beynini besleyen boyun damarlarında kolesterol birikimi olması durumunda; felçlere, dengesiz yürümeye,bilinç kaybına, konuşma bozukluklarına yol açmaktadır. Böbrek damarlarında ise kolesterol birikimi olması yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine neden olabilmektedir.

UYARI !
İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmutur. Bu yazılar kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Yaşadığınız herhangi bir sağlık sorunu varsa  mutlaka doktorunuza başvurunuz. Lütfen şunu unutmayın! Sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri genellikle kişinin kalıtsal özellikleri,kilo farklılıkları,biyolojisi, boy, yaş, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik göstermektedir. Yaşadığınız sağlık sorunlarının tedavisinde size ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

KADIN DOĞUM HORMON TESTİ (FSH)

Fsh testi, G, Gebelikte fsh düşüklüğü, Gebelikte fsh yüksekliği, Kadın doğum hormon testi, Hamilelikte Fsh hormonu, Gebelikte hormonlar, Hamilelik ve fsh,

Kadın doğum hormon testi olarak bilinen Fsh hormonu testi özellikle kadınların regl dönemlerinin 3. günü yapılmaktadır. Bu testin yapılması ve sonucunda kısırlık ve testesteron hormonu konusunda bilgilerin verilmesi açısından önemlidir.

Hamilelikte Fsh Hormonu Ne İşe Yarar?
Kadın doğum hormon testi yani Fsh hormonu testi, özellikle kısırlık ile alakalı sorunlarda ve regl düzensizliklerinde oluşan sorunların tespiti açısından büyük önem taşımaktadır. Bu test hamile kalmak isteyen kadınlar için yapılır.  Erkeklerde ve kadınlarda salgılanan fsh hormonu hipofiz bezi yardımı ile salgılanmaktadır.

Fsh hormonu kadınlarda yumurtalıklarda bulunan foliküllerin uyarılmasına yardımcı olarak büyümesi konusunda katkı sağlarken,erkeklerde de testosteron hormonuna katkı sağlar. Bu foliküller yumurtaların taşınmasına yardımcı olan minik minik keseciklerden oluşur. Sonrasında taşınan yumurtalar fsh hormonu salgısı yardımıyla büyür, çatlama olur ve ardından hamile kalınır. Kadınlarda orta yaştan sonra ve menopoz döneminde yumurtalarda azalma olacağından hamile kalma olasılığı azalır ve fsh hormonu yüksekliği başlar. Yine kadınlarda yaş 35 ve üstü olursa fsh hormonu değerlerinde yükselmeler başlar.  Hormon değerlerinin daha hızlı şekilde yüksek seviyeye ulaştığı yaş da 40 ve üstüdür. Ayrıca yine kadının yaşında ilerleme olursa, yumurtalıklarında kist ya da hasar olursa da fsh hormonu değerleri daha hızlı şekilde yüksek seviyeye ulaşmaktadır.

Bu konunun tedavisinde kullanılacak olan uzman kontrolündeki ilaçlar, doğum kontrol ilaçları ve diğer korunma yöntemleri fsh hormonu ile alakalı yüksek seviyeler oluşturmaz ancak hamile olup olmamak ile alakalı sorunlar oluşturabilir.


Hamilelikte Fsh Hormonu Değeri Var Mı, Kaç Olmalıdır?
Regl döneminin 3. günü yapılması gereken  testin Fsh değeri 8 ile 10’un altında olursa normal değerlerde görülür. Ancak bu değerlerden yüksek olup test bu şekilde çıkarsa hamile olup olmama konusunda sorunlar oluşabilir. Regl döneminden sonra yapılacak olan testlerde değeri yüksek çıkar ve bu hamile kalmak için uygun değildir. Test sonucunda değer 15 ve daha yüksek çıktığında ise hamile olup olmama ile alakalı olan endişe artmalıdır. Yani bu testte hormon değeri yüksekliği hamilelik riskini ortadan kaldırır. Gebe kalanlar ve gebelikte hormon seviyesi değeri normal düzeyde olmalıdır.

Bu test bazı durumlarda yapıldığında regl döneminin 3. günü yapılmış olsa bile hormonun yüksekliği meydana gelebilir. Kişide birkaç ay sonrasında tekrar yapılacak tetkiklerde hormonun normal düzeye geldiği gözlemlenir. Bu tarz durumlarda en yüksek değer baz alınmaktadır. Bu konu için net bilgi almak adına hekim tarafından klomifen sitrat tetkiki tarzında işlemler yapılabilir.

Yüksek Olan Değerler Düşürülerek Hamile Olma Olasılığı Var Mı?
Hormon yüksekliği konusunda ve düşürme konusunda bir çok kuruluş araştırma yapmaktadır. Yaşın ilerlemesiyle beraber yumurtalarda azalmalar meydana geldiğinde geri dönüş var mıdır? Bunun cevabı,yoktur. Yani yumurta rezervi az kalan kişilerde uygulanacak ilaç tedavileri de işe yaramaz. Bu yüzden erken yaşta hamile kalan kadınlar bu anlamda şanslıdır. Burada önemli olan önemli olan erken dönemde yumurta rezervleri kontrol ettirmek ve gerekli önlemleri zamanında almaktır. Kalan rezerv doğrultusunda hamilelik olup olmayacağı ile ilgili olarak uzman kontrolü gerekir.

Bu test için gebe kalan kadınların kol damarından alınacak olan örnek ile test yapılmaktadır. Bu tetkiklerin değerlerinin kaç olacağı konusunda ancak uzman olan kişiler aydınlatma yapmalıdır. Bu test sonucunda değeri düşük olup ya da değeri yüksek olup gebe kalan kişiler bulunmaz. Gebe kalan kişilerde değerlerin kaç aralığında olması gerektiği ve kaç seviyesinde olması gerektiği bellidir. Örneğin ; ben 0 ile 10 seviyesinde iken gebe kaldım ama bu değerlerin altında kalan ya da üstünde çıkan değerlerde iken gebe kalınması mümkün değildir.
Genellikle sorulan bir diğer soru da 'Yumurtlama işlemlerinin normal şekilde devam etmesi için Fsh hormonu değerleri var mıdır ve kaçtır?' sorusudur. Uzmanlarca belirlenmiş olan değerler şöyledir:
  • 0 ila 6 aylık olan bebeklerde: 1,00-4,00 mIU/ml
  • 7 ila 12 yaş aralığında: 0,20-3,00 mIU/ml
  • 13 ila 15 yaşlarında iken: 1,00-8,00 mIU/ml
  • 16 ila 50 yaşlarında: 2,00-10,00 mIU/ml
  • 51 ila 60 yaş aralığında: 20,00-140,00 mIU/ml
  • 60 yaş ve daha üzerinde olanlarda: 30,00-118,00 mIU/ml

Eğer size ,Fsh hormonu seviyesine bakarak hamile kaldım diyen biri varsa ona değer aralığını sormak gerekir. Böyle hamile kaldım demek için hormonun seviyesinin tam olarak oluşması ve salgılanması gerekir. Bu salgı esnasında gebe kaldım demek için emin olmak gerekmektedir. Gebe kaldım demek için önce hekim tarafından gerekli kontrolleri ve tedavileri yaptırmak gerekir.


Hormon Seviyesi Nasıl Düşürülür?
Üstte de söylediğim gibi 'bu yöntemle bebe kaldım' demek için önce hormon seviyesinin normal düzeye düşürülmesi gerekir. Ayrıca yumurta rezervinin olup olmadığı gebe kaldım demek için öncelikli şarttır. Bu konuda ilk olarak uzman hekiminizin planlamış olduğu ilaç tedavisi yöntemi tercih edilmelidir. Bununla beraber ise diğer tedavi yöntemi olan bitkisel yöntemler tercih edilebilir. Sizler için bitkisel çözümlerin içinde fayda sağlayabilecek olan bitkileri paylaşacağım,bunlar:
  • Adaçayı
  • Sabır otu
  • Civanperçemi
  • Hayıt otu
  • Aslanpençesi yer alır.

Bu otların demleme usulü olarak kullanılması gerekmektedir. Bu otları özellikle fsh değeri yüksek seviyelerde olanların kullanması gerekir.
Fsh yükseklik sorunu yaşayan kişilerin uygulayabileceği basit kür ise;
  • 1 çay kaşığı adaçayı
  • 1 çay kaşığı hayıt otu
  • 1 t çay kaşığı aslanpençesi
  • 1 çay kaşığı civanperçemi

Üstte belirtilen otların tamamı önce hazırlanır ve 2 su bardağı kaynamakta olan suyun üstüne atılır. Kısık ateş üzerinde yakşalık 10 dakika boyunca kaynatılır. Ilıması için kenara alınır ve süzülür. Bu karışımın her gün düzenli sekilde ve aksatılmadan 2 su bardağı içilmesi gerekir. Gün içinde içilen ilk bardak kahvaltıdan 1 saat önce, ikinci bardak da akşam yemeğinden 1 saat önce içilmelidir.

NORMAL DOĞUM YAPAN ANNE

Doğum yapan anne, Doğum yapan anne için tavsiyeler, Yeni doğum yapan anne, Yeni doğum yapan anne ne yemeli?,
NORMAL DOĞUM YAPAN ANNELERİN UYGULAYABİLECEĞİ 12 TAVSİYE

Doğum yapan anne yeni sorumluluklara ve değişikliklere çoktan merhaba demiştir.
Normal doğum yapmış olan yeni annelerin çok sık karşılaştığı sorunların başında,genellikle depresyon ve bebek temizliğinin nasıl yapılacağını bilememek geliyor. Bu durum yeni doğum yapmış olan bir anne için çok normaldir. Çünkü çok fazla fiziksel ve duygusal değişiklik yaşadığınız dokuz aylık hamilelikten sonra bir bebekle ödüllendirilmiş oluyorsunuz. Ancak klasik vajinal doğum, vücudunuzun daha da fazla değişiklik geçirmesine neden olabilmektedir. Bu sebepten dolayı doktorunuza danışarak aşağıdaki önerileri uygulayabilirsiniz.

1. Bol Bol Dinlenin
Yeni doğmuş olan bir bebeğe bakmak, tam gün çalışılan bir işten daha fazla efor gerektirir. Haliyle yeni anneler bu nedenden dolayı genellikle uyumaya ve dinlenmeye zaman ayıramayabilirler. Yeni doğum yapmış olan kadının iyileşmesi zaman alır ancak vücuduna uygun dinlenme ve bakım yöntemini uygulayarak bu süreci hızlandırabilir.

Yetersiz uyku depresyona yol açabilir.
Yeni anne olan bir kadının sorumlulukları ile bir arada gerçekleşmesi zorunda olan dinlenmenin yeterli düzeyde olmamasının annede kaygı ve depresyonun alevlenmesine yol açabileceği unutulmamalıdır. Tabii bunun için ,babalara da biraz iş düşüyor.

2. Oturma Banyosu Size Yardımcı Olabilir
Doğum sonrasında yaşadığınız ağrı ve rahminiz normal boyutuna geri döndüğünde hissettiğiniz kramp çoğu zaman dayanılmazdır. Doğum esnasında yapılmış olan epizyotomi veya perineotomi perineye ve arka vajen duvarına uygulanan planlı cerrahi kesim işlemi de anneye rahatsızlık verebilir. Bu yüzden doğum sonrasında banyonuzu bir süre oturarak yapmanız önerilir.


3.Dikişleri Temiz Tutmak Önemlidir
Doğumda epizyotomi uygulandıysa bu dikişleri temiz tutmak,acıyı ve hassasiyeti azaltmak için, bir oturma banyosunun kullanılması tavsiye edilir. Genellikle bu tür banyolar, genital bölgenizi temiz tutmaya ve acıyı büyük ölçüde azaltmaya yardımcı olur. Bu konuda doktorunuza ne sıklıkla ve ne şekilde uygulamanız gerektiğini danışın.

4. Bu Dönemde Bir Buz Torbası İşinize Yarayacaktır
Normal doğum sonrası vajinanızın etrafında oluşan şişlik veya ağrıyı azaltmak için buz paketleri çok faydalıdır. Soğuk uygulama vücutta sinirleri uyutur, bu da acıyı ve şişmeyi azaltır.  Bunu uygulamak için önce birkaç buz küpünü bir havluya sarın ve 5 ile 10 dakika boyunca ağrıyan bölgeye yerleştirin. Bu uygulamayı günde birkaç kez yapabilirsiniz. Vücudunuza koyduğunuz buz paketini asla 15 dakikadan uzun süre tutmayınız. Eğer cildiniz hassassa cildiniz ve buz paketiniz arasında mutlaka koruyucu bir kumaş tabakasını bulundurun.

5. Ped Kullanımında Hijyenik Yollara Başvurun
Doğumunuzu ne yolla yapmış olursanız olun, doğum sonrası yaşadığınız kanama normaldir. Bu tip kanamalar tıpta lochia olarak adlandırılır ve doğumdan sonra 2 ile 6 hafta kadar sürebilir. Bu süre zarfında, tampon kullanmamanız tavsiye edilmektedir. Çünkü  tampon ve benzeri yöntemler uterusunuzun içine bakteri girmesine olanak sağlar. Tampon yerine, ekstra koruyucu maksi pedler kullanabilir ve gerektiğinde yenisiyle değiştirebilirsiniz. Pedlerdeki ekstra emicilik ve koruma bu süre boyunca size çok yardımcı olacaktır. İsterseniz taşmaları önlemek için örgü iç çamaşırları bile kullanabilirsiniz.

6. Hafif Egzersizler Yapın
Vajinal doğumdan sonra hızlı bir iyileşme için, pelvis kaslarınızı güçlendirmeniz son derece önemlidir. Güçlendirme işlemi vajinal doğum sırasında uzayan alanın (vajina ile rektum arasındaki alan) iyileşmesine yardımcı olacaktır.
Not: Egzersiz yaparken vücudunuzu dinleyin ve aşırı zorlamaktan kaçının.

Bu konuda uzmanlarca da ilk olarak önerilen egzersiz kegel egzersizidir. Doğum sonrasında 1 ile 2 hafta sonra pelvik kaslarınızı güçlendirmek adına doktorunuza danışarak bu egzersiz yapın. Bu egzersizi yapmak için:
  • Önce sırt üstü uzanın ve dizlerinizi kırarak ayaklarınızı yere basın.
  • Ardından kollarınızdan da destek alarak kalçanızı yukarı doğru kaldırın.
  • İdrar yaparken idrar akışını durdurmak için kullandığınız kasları sıkın. 
  • Bu işlemi yapıp 10 saniye bekleyin, ardından 10 saniye bırakın. 
  • İşlemi 10 ile 15 defa tekrarlayın. 
  • Bu egzersizi günde 2 veya 3 kez tekrarlamanız gerekir.
  • Bu tür egzersizlerin dışında ,bir hafta içinde yürüme ve germe gibi hafif egzersizler de yapabilirsiniz.

7. Hijyene Dikkat!
Tüm doğum yapmış kadınların vajinal doğumdan sonra dikişe ihtiyacı yoktur, fakat bazılarının doğum esnasında bunlara ihtiyacı olabilir. Eğer dikişleriniz varsa (çoğu çözünebilir), oluşabilecek enfeksiyonu önlemek için onları temiz tutmanız oldukça önemlidir. Örneğin,tuvaleti kullandıktan sonra temizlik için ılık su dolu bir su şişesi kullanın. O şişeden idrarınızın sulandırılmasını sağlayacak kadar su için. Bu yöntem idrar yaparken daha az ağrı duymanızı sağlayabilir. Tuvalete oturduğunuzda, alt kısımdaki basıncı azaltmak için tuvalette şişirilebilir bir halka kullanmayı da deneyebilirsiniz.


8. Hemoroidlerle Başa Çıkabilirsiniz
Doğum yapan annelerde şişmiş çevre dokuları nedeniyle, bağırsak hareketleri doğum sonrasında çok acı verebilir. Bazı kadınlar bu ağrılar sebebiyle bağırsak hareketlerinden kaçınmaya bile başlarlar. Böyle bir durumda kabız olmak iyi değildir.

Vajinal doğum sonrasında bağırsak sorunlarını önlemeniz için:
  • Bolca taze meyve ve sebze yemeniz gerekir.
  • Öğünlerinizde tam tahıl ve lif bakımından zengin besinler tüketin.
  • Bol su içip, gazlı içeceklerden de kaçının.
  • İyileşme sürecine kadar doktorunuza bir dışkı yumuşatıcı sorup almanız yardımcı olabilir. 
  • Bu konuda yine doktorunuza danışarak bir topikal hemoroid kremini de tercih edebilirsiniz.

9. İlk Aşamada, Göğüsleriniz Ağır ve Acı Verici Olabilir
Doğumdan sonra göğüsleriniz emzirmeyi planladığınızdan bağımsız olarak, beslenme için hızlıca süt üretmeye başlar. Sadece bebeğinize değil aynı zamanda iyileşmenize yardımcı olduğu için de emzirmek en iyi yöntemdir.

Göğüsleriniz için yapabileceğiniz bazı yöntemler vardır. Bunlar:
  • Sızıntıyı önlemek adına bebeğinizi sık sık emzirmeye çalışın. Bununla beraber pompayla sağma işlemi de gerçekleştirebilirsiniz.
  • Sütün rahat inmesine yardımcı olmak adına göğsünüze sıcak kompresler kullanın.
  • Göğüslerinizdeki acıyı hafifletmek için buz paketleri kullanın.
  • Eğer meme uçlarınız ağrıyorsa, bebeğinizin düzgün bir şekilde emdiğinden emin olun.
  • İyi destekli bir emzirme sütyeni giyin. 
  • Süt sızıntısını önlemek adına göğüs pedlerini kullanın.

10. Enfeksiyon Belirtilerini Kontrol Edin
Doğumdan sonra her türlü enfeksiyon iyileşme sürecinizi geciktirebilir ve yeni bir anne için işleri daha da kötüleştirebilir. Vajinal doğumdan sonra, bir enfeksiyonun oluşması için en sık rastlanan bölgeler vajinadaki dikişleriniz, uterusunuz ve mesanenizdir. Dikişler üzerindeki oluşan bir enfeksiyonun ilk belirtisi, artan ağrı ve dikişlerin etrafından kalın sarı veya yeşilimsi bir akıntıdır. Rahimde oluşan bir enfeksiyonun en belirgin belirtisi, vajinal kanda çürümüş bir kokudur. Mesane enfeksiyonundaki belirti ise, idrar yaparken yanma hissi, daha sık idrara çıkma ve aciliyet hissi gibi belirtilerdir. Eğer bu belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, derhal doktorunuza danışınız.

11. Duygularınızı Anlatın
Lohusa kadınlar bebeklerinin doğumundan sonra duygusal hissederler ve bazen bu duygular olumlu yönde değildir! Doğum yapan annenin vücudunda devam eden hormonal değişiklikler genellikle duygulara zarar verir. Yeni doğmuş olan bir bebeğin sorumlulukları bile lohusa kadını depresif veya endişeli hissettirebilir. Fakat, 2 haftalık bir doğumdan sonra bile depresyonda gibi ya da modunuzu düşük hissediyorsanız, bunu içinize atmayın. Böyle bir durum yaşarsanız doktorunuzla,eşinizle  konuşun.

12.Birkaç Basit Öneri Daha
Üstteki önerilerin dışında sizlere vereceğim bir kaç öneri daha olacak. Doğumdan sonra;
  • 5 veya 6 hafta boyunca uzun yolculuklardan kaçının ve uzun süre arabada oturmayın.
  • Eğer seyahat etmeniz gerekiyorsa, seyahat esnasında sık sık dinlenin ve bacaklarınızı uzatın.
  • Öksürürken veya hapşırırken karnınızın üzerine bir yastık koyun.
  • Doğumdan sonraki birkaç ay yüzmeye gitmeyin.
  • Eşinizle beraber yaşayacağınız cinsel ilişki için iyileşene kadar bekleyin (yaklaşık 4-6 hafta).

HAMİLE ULTRASON REHBERİ

Ultrason, 3 boyutlu ultrason, 4 boyutlu ultrason, Bebek ultrason, Anne karnında bebek, Ense taraması, Ense kalınlığı ölçümü, Ultrasonda neler görülebilir?, G,
GEBELİK ULTRASON TARAMA REHBERİ

Her hamilelik ultrason taraması oldukça heyecan verici ve biraz da korkutucudur. Çünkü bir yandan bebeğinizi görürken sevinir diğer yandan gördüğünüz ve duyduğunuz her şeye anlam vermeye çalışıp paniklersiniz. Bu yüzden ultrasonlara hazırlıklı olmak için iyi bir yoldur.

Muhtemelen bir arkadaşınızın çokta net olmayan bir ultrason resmine bakıp başını salladığını görmüş ve tam olarak neye baktığını-ne gördüğünü merak etmişsinizdir. Şimdi ultrason taramaları yaptırma ve heyecanlanma sırası sizde :)

ULTRASON NASIL ÇALIŞIR?
Ultrasonların ne yaptığını biliyorsun ama peki ya nasıl çalıştıklarını da biliyor musun?

İlk olarak karnınıza tutulan cihaza dönüştürücü denir.

Bu cihaz bebeğinizin sıkışmış olduğu karın bölgenize yüksek frekanslı ses dalgaları gönderir. Bu dalgalar bebeğinizden sekerek bilgisayara geri döner ve bir görüntüye çevrilir (bunu genelde ultrasonlardaki beyaz alan olarak görürüz. Renkli ultrasonda renk olayı biraz daha farklıdır).

Birçok uzman "Belirli nedenlerden ötürü endişe duyuluyorsa hamilelikte ek taramalar yapılabilir" demektedir. Fazladan yapılan taramalar ile aşırı veya az büyüme durumları, cenin anomalileri, sıradışı plasental pozisyonlar veya diyabet gibi sorunlar kolayca tespit edilebilir.


ERKEN TARAMA
Bu taramaların eğer önceden bir düşük öykünüz varsa, kanama, ağrı yaşıyorsanız veya doğurganlık tedavisi görüyorsanız 6 ila 11. haftalar arasında yapılması tavsiye edilir.

Bazı doktorlar bebeğinizi henüz tespit edemeyebileceğinden vajinanıza yerleştireceği özel bir tarama cihazı kullanabilirler.

12 HAFTALIK (TANIŞMA TARAMASI) TARAMA
Bu ultrason doktorların hamileliğinizi doğru şekilde belirlemelerine yardımcı olmak için teklif edilir ve 11 ila 16. hafta arasında yapılır. Uygulama genel olarak pelvisiniz üzerine yerleştirilerek yapılır.

ENSE TARAMASI (ENSE KALINLIĞI ÖLÇÜMÜ)
10 ila 13. hafta arasında yapılan bu tarama sıklıkla randevu taramasıyla bağlantılı olarak bebeğinizin boynunun arkasındaki oluğun boyutunu ölçerek down sendromlu bir bebeğe sahip olup olmama ihtimalinizi gösterir. Doktorunuz bu riski hesaplamak için tarama ölçümünü, yaşınızı ve kan testini kullanır.

ANOMALİ TARAMASI
19-20. hafta civarında çoğu kadına sunulan bu ultrason bebeğinizin doğru şekilde geliştiğinden ve herhangi bir sorun ya da anormallik olup olmadığından emin olmak için yapılan bir ayrıntılı taramadır.

20 HAFTA SONRA
Plasenta previa gibi bir komplikasyonunuz varsa size ekstra tarama yaptırmanız önerilebilir. Kalp rahatsızlıkları gibi bir ailesel doğum sorunları öyküsü varsa, ikiz veya üçüz beklerken de yapacağınız gibi daha sonra uygulanmak üzere ek kontrolleriniz de olabilir.

3D VE 4D ULTRASONLARIN FAYDALARI
Hem 3B hem de 4B ultrason taramaları 2B taramalar kadar güvenli olarak kabul edilir çünkü görüntü fotoğrafa dönüştürülen iki boyutlu görüntülerin bölümlerinden oluşur.

Bununla birlikte bebeğinizi daha net ve farklı açılardan görmenin eğlencesi ve heyecanı da daha fazladır. Hatta genellikle her annenin evinde bir tane renkli & detaylı ultrason görüntüsü bulunur ve bu çıktılara genelde yüzleri ödem toplamış olan bebekler eşlik eder :)
Genelde anneler bu ultrason çıktısını baş köşeye asarlar çünkü 3D ve 4D taramalarla bebeğinizin iç organlarını kaplayan cildini görme avantajına sahipsiniz. Ayrıca bu taramalar ile bebeğinizin ağzının ve burnunun şeklini, esnemesini veya dilini çıkarmasını görebilirsiniz.

2D ultrasonlar anne ve bebeğin içinden yalnızca birkaç milimetre kalınlığında ve bebeğin iç yapılarını görmek için faydalı olan bir dilimi alıyor. 4D tarama ancak bebek iyi bir pozisyondaysa ve mükemmel bir şekilde çalışıyorsa işe yarar. Bu tarama ile bebeğinizin yüz yapısını bile daha detaylı olarak görebilirsiniz; ki bu size bebeğinizin doğduktan sonra nasıl görünebileceği hakkında bir fikir de verebilir. Tabi ödemlerin oluşturduğu şişliklerin doğduktan sonra kaybolacağını bilmeniz gerek aksi halde detaylı ultrasonda bebeğinizi görünce kalp krizi geçirebilirsiniz :)

ÇOCUKLARDA KABIZLIK

Çocuklarda kabızlık,Çocuklarda kabızlığın nedenleri,Bebeklerde kabızlık,Bebeğin kabızlığı nasıl geçer?,Çocuklarda kabızlık tedavisi nasıldır?,
Ebeveynler tarafından genelde duyulan abzı cümleler vardır. Bunlar;'Bebeğim katı kaka yapıyor.', '2 yaşındaki çocuğum kakasını yapamıyor.', 'Çocuğum resmen kilitlendi, kakasını yapamıyor.' diyen annelerin sayısı çoktur. Eğer sizin de çocuğunuz kabızlık şikayeti yüzünden kıvranıyorsa, çocuklarda ve bebeklerde kabızlık hakkında bilmen gereken her şeyi bu yazıda anlattık.

Çocuklarda ve Bebeklerde Kabızlık Belirtileri Nelerdir?
Eğer çocuğunuzda aşağıdaki belirtilerden mevcutsa, çocuğunuz kabız olmuş demektir.
  • Bebeğiniz kakasını keçi pisliği gibi yuvarlak,sert ve tane tane yapıyorsa kabız olmuş demektir.
  • Kabızlık yaşayan bir çocukta dışkılama seyrek olur. Ancak şu unutulmamalıdır; dışkılamada seyreklik her zaman kabızlık belirtisi değildir. Bebeğininizin kabız olduğunu anlamanız için kakasının sert ve tane tane olması gerekir. 
  • Genellikle çocuklarda tuvalete çıkma sayısı haftada 3 kereden az ise kabızlık olarak değerlendirilir.
  • Kabız olan çocukta zorlanma nedeni ile anüs bölgesinde çatlaklar oluşabilir. Hatta bununla beraber kanlı kaka yapabilir. 
  • Kabız olan çocuğun midesinde rahatsızlık olur, karın ağrısı çeker.
  • Kabız olan çocuk huzursuzdur.
  • Çocuğunuzun iç çamaşırının kirlenmesi de bir kabızlık belirtisidir.
  • Çocuğun kabız olunca sert kaka yaptığı için canının yanması ve bununla beraber anüs çatlaklarının gelişmesi. Bu yüzden de kakasını tutması,
  • Çocuğun aniden oyun oynamayı bırakmak istemesi ve canının yanacağı korkusu ile kakasını tutması kabızlığın belirtileri arasındadır. 


Çocuklarda Kabızlık Neden Olur?
Öncelikle her ebeveynin çocuğunu iyi gözlemlemesi gerekir. Çocuklar 0-6 yaş döneminde hep belirli rahatsızlıkları yaşarlar. Yine bazı rahatsızlıklar kabızlık gibi yaşa göre değişmemektedir. Yani 2 yaşındaki çocuğun kabızlık nedeni ile, 3 aylık bir bebeğin kabız olmasının nedenleri aynıdır. Bu rahatsızlıkta temel sebep, çocuğun beslenme programındaki hatalardan kaynaklanır. Şimdi çocuklarda kabızlık sorununun nedenlerine bakalım:
  • Dengesiz ve yetersiz beslenme (Özellikle lifli gıdalarla beslenmeme),
  • Çocuğun sindirim sisteminin az çalışması,
  • Ek gıdaya geçiş sürecinde bebeğin kabızlığa neden olabilecek gıdalarla tanışması,
  • Çocuğun yaşadığı çeşitli hastalıklar,
  • Çocuğun gün içinde çok hareketsiz olması,
  • Diş çıkarma döneminde çocuğun bağırsak florasının değişmesi,
  • İnek sütüne karşı alerji olması,
  • Kalsiyum yüksekliği,
  • Potasyum azlığı,
  • B12 vitamini eksikliği,
  • Demir ilaçlarının kullanımı,
  • Annenin çocuğa verdiği tuvalet eğitimi sırasındaki sert tutumu gibi psikolojik nedenler,
  • Yine ailede kabızlık olması çocuklarda kabızlık nedenleri arasında bulunmaktadır.
Çocuklarda Kabızlığın Tedavisi Nasıldır?
Öncelikle kabız olan bir bebekse,bebeğinize en iyi gelecek ilaç anne sütüdür. Anne sütü emen bebeklerde kabızlık gibi bir çok hastalığın düşmanıdır. Genellikle anne sütüyle beslenen bebeklerin 3 veya 4 günde bir yumuşak kaka yapması normal görülür. Çünkü anne sütü bebekler için en ideal besindir ve bağırsaklar tarafından neredeyse tamamen emilmektedir. Bu sebepten dolayı da mamayla beslenen bebeklerde ve çocuklarda kabızlık daha sık görülmektedir.

Bunun dışında ara sıra meydana gelen ve gelebilecek olan kabızlık, genellikle beslenmede yapılan değişikliklerle çözülebilmektedir. Bu konuda size önereceğimiz tadavi yöntemleri şunlardır;
  • Eğer bebeğiz kabız olduysa o zamanlarda onu sırtüstü yatırarak ayaklarına bisiklet çevirme hareketi yaptırabilirsiniz. Bu egzersiz bebeğinizin bağırsaklarını çalıştırmada yardımcı olacaktır.
  • Doktorunuz 1 veya 3 gün süre ile günde 1-2 kez gliserin fitil verebilir.
  • Çocuğunuzun gün içindeki sıvı alımını, sebze-meyve tüketimini arttırarak (muz dışında), besinlerin yağ içeriğini zenginleştirerek ve çocuğunuzu lifli gıdalarla besleyerek kabızlığını azaltıp önleyebilirsiniz.
  • Ek gıdaya geçmiş olan bebeğinize günde 25-50 ml erik veya elma suyunu biberonla, bardakla ya da kaşıkla içirebilirsiniz.
  • Çocuğunuza vereceğiniz sert gıdaların içine bir çay kaşığı kepek unu katabilirsiniz.
  • Eğer bebeğiniz çok küçük değilse ,kabız olduğu süre boyunca günde üç fincandan fazla süt vermemeniz önerilir.


Çocuklarda ve Bebeklerde Kabızlık Nasıl Geçer?
Bu sorunun cevabı elbette öncelikli olarak beslenmeyi değiştirmekten geçer. Çocuklardaki kabızlık tedavisinin genel kuralı da uygulanan tedavinin  kabızlık süresinin iki katı kadar bir süre uygulanması gerektiğidir. Yani bebeğinizin kabızlığı geçtiği anda tedaviyi kesmemeniz gerekir. Bir o kadar daha tedaviye devam etmeniz gerekir. Bu sebepten dolayı çocuğun beslenme programına dikkatle uyulması çok önemlidir. Ayıca beslenme programında değişiklik yaptığınız halde kabızlık sorunu geçmiyorsa, mutlaka doktorunuza başvurmanız ve kafanıza göre ilaç kullanmamanız gerekir. Bunun dışında size vereceğimiz tavsiyeler arasında şunlar vardır:
  • Bebeğiniz ek gıdaya geçtiğinde yemeklerine koyduğunuz tahılları un olarak değil de; bütün halde koymanızı öneririz.
  • Bebeğinizin gün içinde yeteri kadar sıvı aldığından emin olun.
  • Çocuğunuz tuvalet eğitimi alacak kadar büyüdüyse, onu mutlaka önce lazımlığa alıştırın.
  • Küçük çocuklarda bağırsak hareketlerini düzenlemek için günde en az 2 kez, genellikle de yemekten sonra tuvalet için zaman ayırmalısınız. Ama çocuğunuzu tuvaletini yapması için zorlamamalısınız. Çünkü, tuvalet eğitiminde yapılan baskı, yoksa bile kabızlık sorununa yol açmaktadır.
  •  Kabız olan çocuğunuza gün içinde ılık suda 10-15 dk oturma banyosu da iyi gelir. Çünkü bu sayede çocuğun makatının etrafındaki kaslar gevşer ve tuvalete çıkması kolaylaşır.

ÇOCUKLARDA ALTINA KAÇIRMA

Çocuklarda altına kaçırma,Çocuklarda idrar Kaçırma,Çocuklarda gece altına kaçırma,Çocuklarda alt ıslatma,
Çocuklarda Altına Kaçırma Problemi
İdrar kaçırma problemi, genelde beş yaşından büyük çocuklarda, istemli ya da istemsiz olarak gelişen, en az  üç ay süreyle, giysiye ya da yatağa, gece veya gündüz idrar kaçırılması olarak tanımlanmaktadır. Bu sorun alt bezinden kurtulan,genellikle gündüz saatlerinde idrarını kontrol etmeyi öğrenen veya gece uyku sırasında idrar yapan çocukların bir kısmında görülür. Çocuklarda alt ıslatma problemi, idrarını tutamayıp küçük miktarda kaçırmanın ötesinde, idrarın tümünü boşaltmak biçiminde görülür. Böyle bir durumu yaşayan anneler, ertesi sabah çocuklarının iç çamaşırını, pijamasını ve çarşaflarını, hatta şiltelerini ıslak bulurlar. Ebeveynler tarafından ilkokul çağına kadar kısmen hoş görülse de, devam ettiğinde ailenin olduğu kadar çocuğun kendisi için de önemli bir sorun halini alır. Çocuklarda altına kaçırma problemine bilimsel açıdan bakıldığı zaman, 7 yaşına varmış çocukların %5 veya %10'unda görülür ve haftanın 3 ya da daha fazla gecesinde ortaya çıkar. Ayrıca kız çocuklarına göre erkek çocuklarda daha sık görülür.

Görülme Sıklığı
Araştırmalara göre çocuklarda idrar kaçırma sorununun görülme sıklığı dünyada %5  veya %22 arasında olduğu bildirilirken, ülkemizde bu oranın %12,4  veya %25,5 olduğu saptanmıştır. Yine bu oran üzerinden bakıldığında erkek çocuklarda, kızlara göre daha sık görülmektedir.


Olası Nedenler
Bu problemde uzmanlar tarafından genellikle ön görülen nedenler şunlardır:
  • Çocuğun idrar torbasının yeterince büyümemiş olması, (Gnellikle bu çocukların gündüz saatlerinde de sık sık idrara çıktıkları görülür)
  • Çocuğun idrar torbasında normalde olmaması gereken ve istemsiz gelişen kasılmalar,
  • Çocuğun uykunun derin olması ve çocuğun mesanesinin dolması nedeniyle beyne giden habere rağmen uykusundan uyanamaması,
  • Çocuğun aile fertlerinde de daha önce benzer duruma rastlanmış olması,
  • Ailede yaşanılan ayrılık,ölüm, geçimsizlik, hastalık ve okul başarısızlığı gibi olayların çocukta kaygı yaratması,
  • 'Vazopressin' isimli hormonun, bu çocukların vücudunda yeterince ve zamanında salgılanmaması. Normalde bu hormon insanlarda gece ve gündüz farkının algılanmasıyla oluşan bir hormondur. Uyku sırasında otomatik olarak gece böbreklerin idrar oluşturmasını azaltır.
  • Çocuğun ailesine yeni bir üyenin katılması.Yeni bir kardeşin doğması çocuğun ilgiyi tekrar üzerinde toplayabilmek için kardeşine özenerek altını ıslatmasına neden olabilmektedir.

Çocuklarda İdrar Kaçırma Probleminin Teşhisi
Bu problem için tedavi planlanan bir çocukta, öncelikle bu problemin gerçek nedeninin doğumsal bir yapı bozukluğu olup olmadığından emin olmanız gerekir. Tıbben yapılacak olan idrar tahlili ve ultrasonografik incelemeyle varsa  böbrek-idrar torbası yapılarında anatomik bozukluklar ve idrar iltihabı olup olmadığı tespit edildikten sonra ,uzman tarafından"Gece İdrar Kaçırma" sorunu tedavi edilmeye çalışılır. Bununla beraber gündüz kaçırma şikayeti olan çocuklar ayrı değerlendirmeye tutulurlar.

Tedavisi
Bu problemin tıbben ön görülen başlıca 2 tedavi yöntemi vardır. Bunlar:
  1. Davranış modifikasyonu (alarm tedavisi,motivasyon tedavisi,mesane retansiyonu eğitimi)
  2. İlaç tedavisi ( trisiklik antidepresanlar, antikolinerjikler,vasopressin)


Çocuğun Tedaviye Hazırlanması
Genellikle ailelerin bu konuda şikayete başladığı dönemler 5-6 yaş dönemleridir. Böyle bir durumu yaşayan çocuk henüz durumunun bir sorun olduğunun farkında bile değildir. Doktorunuzun bu konuda hem çocuğunuzu bilinçlendirmesi, hem de siz ebeveynlerin konuya bakış açısını yönlendirmesi gerekmektedir. Doktorun uyguladığı tedavi hangi türde olursa olsun, sonuca varmanın uzun sürebileceği, moral bozukluğuna yer olmaması gerektiği unutulmamalıdır.

Alışkanlıkların Gözden Geçirilmesi
Çocuğunuzun gece uyumadan önce sıvı alımının azaltılması ve idrara çıkarılması ilk uygulayacağınız yöntemdir. Fakat bunun dışında, gündüz saatlerinde uzun süre idrarını tutan çocukların bu alışkanlıklarından vazgeçirilmesi de önemlidir.

Tuvalete Çıkma Çizelgesi
Bu çizelge genelde küçük çocukları motive etmek amacıyla ve alt ıslatma istatistiğini elde etmek için kullanılır. Kullanacağınız çizelgede alt ıslatma olmadığı günler çizelge üzerinde birer sembolle (güneş,yıldız veya çiçek resmi gibi) tarafınızca işaretlenmelidir. Çocuğunuzun bu günlerde ödüllendirilmesi fayda sağlayacaktır. Ödüllerinizi oldukça küçük seçmelisiniz örneğin(o gün parka gitme gibi,kek yapma gibi). Aynı çizelgeye gün içinde idrar kaçırmalarıda işlenirse, hekimin çocuğun ritmi hakkında fikir sahibi olmasını sağlar.

Alarm Sistemleri
Bu sistem sıklıkla kullanılan bir sistemdir. Alarmı çocuğunuzun iç çamaşırına ya da yatak çarşafı üzerine koyabilirsiniz. Bu alarmda ıslanmaya duyarlı bir parça vardır ve idrar yapılmaya başladığı anda ses uyarısıyla çocuğu uyandırır. Yine bu sistem gece idrar kaçırmalarında başarıyla kullanılan tedavi yöntemlerinden biridir. Kullanmaya başladığınızda ilk günlerde çok yararlı gibi görünmese de, 6 veya 8 haftalık bir tedaviyle sonuç alınabilmektedir.

İlaç Tedavileri
Çocuklarda altına kaçırma problemi için uzmanlar tarafından genelde gece boyunca böbreklerin idrar oluşturma hızını azaltacak ilaçlar verilmektedir. Bu ilaçların ana maddesi desmopressindir. Bu ilaç ağızdan alınarak veya buruna sıkılarak kullanılan gece boyunca idrarın daha az salgılanmasını sağlar, mesanenin dolma zamanını uzatır. Bu tedavinin çocukların en az %70'inde iyi sonuç verdiği gözlenmiştir.

SÜT DİŞLERİ

Süt dişleri,Çocuklarda süt dişleri ne zaman çıkar?,Çocukların süt dişleri ne zaman dökülür?,Süt dişleri kaç adettir?,Süt dişlerinin bakımı nasıl olur?,GE,


Süt Dişleri Ne Zaman Çıkar?
Bebeklerde ilk dişler genellikle 6 aylıkken diş etlerinden sıyrılarak çıkmaya başlar. Çıkan bu ilk süt dişleri, genellikle iki alt ön dişlerdir. Sonrasında da ilk dört ön diş ortaya çıkmaya başlar. Bunun ardından, diğer dişler yavaşça, genellikle üst ya da alt çenenin her iki tarafında, çift çift gelmeye başlar. Çocuklarda süt dişlerin tamamı ise 2 ile 3 yaşından ,6-7 yaşına gelene kadar ağızda bekler.

Süt Dişleri Kaç Adettir?
Çocuklarda süt dişlerinin çıkması tamamlandığında, alt çenede 10 adet, üst çenede 10 adet olmak üzere toplam 20 adet süt dişi bulunmuş olacaktır. Bu sayı bazı durumlarda fazlalık ya da azlık şeklinde değişiklik gösterebilir. Çocuğun diş sayısında görülen normalden fazla farklılıklar genellikle genetik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Çıkan bu dişler sayı farklılıklarının yanı sıra, şekil bozuklukları ve sıralanma yanlışlıkları da oluşturmaktadır. Çocuktaki eksik ya da fazla dişleri saptamak ileride oluşabilecek kapanış bozukluklarını önlemekte oldukça faydalıdır.

Bebeğinizin ilk yıllarında her 6 ay için, yaklaşık 4 dişi çıkar. Kız çocuklarında süt dişleri genellikle erkeklerden daha erken çıkmaktadır. Çocuklarda genellikle alt dişler, üst dişlerden önce gelir. Her iki çenede de dişler,çifter çifter gelmektedir. Süt dişleri, ondan sonra gelecek olan kalıcı dişlerden daha küçük ve daha beyaz renktedir. 2 veya 3 yaşlarına gelen bir çocuğun yaklaşık olarak tüm süt dişleri çıkmış olmalıdır.


Dört yaşlarından sonra ise, çocuğun çene ve yüz kemikleri anotomik olarak büyümeye başlar ve bu, süt dişleri arasında boşluklar yaratır. Bu gelişim aşaması, daha büyük olan  kalıcı dişlerin ortaya çıkması için gerekli olan alanı sağlayan mükemmel bir doğal büyüme sürecidir. Çocuklar 6 ve 12 yaşları arasında olduğunda ağızlarında hem süt dişleri, hem de kalıcı dişlerin bir karışımı bulunmuş olur.

Çocukların Süt Dişleri Ne Zaman Dökülür?
''Anne dişim düştü!”. Bu cümleyi söyleyen her çocuk hayatının büyük bir dönüm noktasına girmiştir. Çıkan süt dişleri, kalıcı dişlerin çıkması için dökülmek zorundadır. Genellikle çocukların süt dişlerinin dökülme süreci,ilk çıktığı andan itibaren 6 yıl ya da daha fazla sürebilmektedir. Çocuklar 6 yaşlarına geldiklerinde süt dişleri, kalıcı dişlere yer açmak için gevşemeye başlar. Bu aşama bazı çocuklarda 4 yaşında, bazılarında ise 7 yaşında görülebilir; fakat genellikle daha geç ya da daha erken değildir. Çocuğun ağzında çıkan bu dişler genellikle çıktıkları sıraya göre düşerler. Yani ilk çıkan ilk düşer. Çocuklar için heyecan yaratan süt dişlerini düşürmek, her çocuğunuzun muhtemelen sabırsızlıkla beklediği bir şeydir. Bu değişim çocuğun gelişimi açısından bir geçiş dönemidir. Süt dişleri çıkan bir çocuğa; diş hekiminden bir randevu alacağınız günler yakındır.

Süt dişleri,çocukların ilkokul çağında dökülür, fakat bunun zamanı her çocukta farklıdır. Çocuklarda süt dişlerini düşürme sürecinin yani ortalama yaş grubunun ilkokul çağı olduğunu unutmayın. Bununla berbaber, çocuğunuzun diş sağlığı ile ilgili endişeleriniz varsa eğer,bu konuyla ilgili olarak diş hekiminize danışabilirsiniz.

Üsttede söylediğimiz gibi her çocuğun gelişimsel aşamasına göre dişlerin dökülme süreci farklılık gösterir. Genelde çoğu çocuk ilk dişlerini, anasınıfı veya birinci sınıf arasındaki yıllarda düşürür. Yani 6-7 yaş arasındaki dönemlerde düşürmektedirler. Sizin çocuğunuzun ilk dişini düşürmesi, 8. yaş gününden sonrasına denk gelse de endişelenmeyin lütfen. Diş dökülmesi ile beraber dişlerin hangi sırayla döküldüğü de çok önemlidir. Bazı çocuklarda, kalıcı dişlerin bir kısmı eksik olabilmektedir. Eğer çocuğunuzda gözlemlediğiniz diş problemleri ya da ailede eksik dişler varsa, çocuğunuzun diş hekiminin haberdar olmasını sağlayın.

Süt Dişlerinin Bakımı
Süt dişleri çocukların ağızlarında kısa bir süreliğine kalacak olsa da, onların hayatında önemli rol oynarlar. Süt dişleri:
  • Kalıcı dişler için alan oluştururlar.
  • Çocuğun yüzüne normal görünüm kazandırılar.
  • Çocuğun iyi beslenmesine yardımcı olurlar.
  • Dişler çocukların net konuşma geliştirmelerine yardımcı olurlar.
  • Süt dişleri,kalıcı dişlerin sağlıklı bir başlangıç yapılmasına yardımcı olurlar.
  • Süt dişlerinde oluşan enfeksiyonlar ve çürüme reaksiyonları kalıcı dişlere zarar verebilir. Ayrıca süt dişlerde oluşan bu çürükler, çocukta çiğnemeyi zorlaştırır ve çocuğunuzun yiyecekleri reddetmesine neden olur. Bu sebepten dolayı, süt dişlerinin bakımı ihmal edilmemelidir.


Süt Dişi Çürüklerinin ve Erken Süt Dişi Kayıplarının Meydana Getirdiği Sorunlar
  • Çocukta erken düşen dişler,çiğneme zorluğu nedeniyle beslenme yetersizliği oluşturur. Bu da çocuğun gelişim ve büyüme aşamasını yavaşlatmaktadır.
  • Erken düşen dişlerden kaynaklı yüzde estetik kaybı ve psikolojik problemler oluşur. Yani çocuğun ön dişlerin kayıplarında, çirkin görüntü ortaya çıkmasına ve onunla kimse dalga geçmesin diye, çocuğun gülmeyi unutup köşeye çekilmesine neden olur. Ayrıca ruhsal olarak içine kapanık bir çocuk haline getirir. 
  • Ağızda oluşan aşırı çürük nedeniyle kök ucunda enfeksiyon oluşmasıyla çocuğun genel sağlığının bozulmasına neden olur. Bununla beraber yüksek ateş, yüzde kızarıklık, halsizlik, bitkinlik ve iştahsızlık gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır. Çocuklarda görülen enfeksiyonların yayılma hızı yüksek olduğundan aynı zamanda baş boyun bölgesi damarlarla zengin olduğundan dolayı aşırı enfeksiyonlar çocuk için çok tehlikelidir. Bu durumlarda zaman kaybetmeden çocuğu hasta hastaneye kaldırmanız gerekir.
  • Ayrıca oluşan bu enfeksiyon süt dişi altında bulunan daimi dişlere zarar verebilir. 
  • Erken çekilen süt dişlerin boşluklarına doğru komşu dişlerin hareket edip alttan gelecek olan daimi dişler için uygun alan kalmayıp dişlerin sürme bozuklarına neden olmaktadır ve çocuğun ağzında böylece dizim ve ortodontik problemler meydana gelmektedir.
  • Yine erken düşen veya erken çekilen süt dişlerinden kaynaklı çocukta konuşma ve fonasyon problemleri meydana gelir. Özellikle de ön süt dişlerin erken kaybı,çocuğun bazı harflerin doğru telaffuzunu imkânsız kılar.

HAMİLELİKTE AYAK ŞİŞMESİ NASIL AZALTILABİLİR?

Hamilelikte şişkinlik kaçıncı haftada başlar?, G, Hamilelikte ayak şişmesi, Gebelikte ayak şişmesi, Hamilelikte el ve ayaklarda şiş, Gebelikte ödem, Hamilelikte ödem,
HAMİLELİKTE AYAK ŞİŞMESİ

Gebelik belirtileri zaman zaman oldukça güçten düşürücü olabilir. Aşırı yorgunluktan sabah hastalığına, sırt ağrısından migrene kadar. Ancak yeterince konuşulmayan sorunlardan biri şişmiş ayaklar veya teknik adı ile ödemdir.

Hamilelik boyunca vücudunuzda hafif bir şişlik olduğunu fark etmek edersiniz ancak yer çekimi kanunları nedeniyle bunu özellikle ayak bilekleriniz ve ayaklarınızda hissedebilirsiniz.

HAMİLELİKTE AYAKLAR NEDEN ŞİŞER?
Ayak bilekleriniz ve ayaklarınız hamileyken şişebilir çünkü hem sizi hem de bebeğinizi beslemek için vücut sıvılarınız artmaktadır. Büyüyen uterusunuzun (rahim) pelvik damarlar üzerindeki baskısı nedeniyle vücut dokularınızda sıvılar birikir. Kulağa her şey çok teknik geliyor olabilir ancak bunun kısa ve net açıklaması hamilelikte ayaklarınızda hatta ellerinizde bile şişme yaşayacağınızdır.


Gebelikte Şişlikler Ne Zaman Başlar?
Kadınların çoğu 22 ila 27. haftalar arasında ayaklarda ve ayak bileklerinde şişme sorunu yaşarlar. Bu durum genelde doğuma kadar uzar. Ancak bu sorunu hiç yaşamayacak kadar şanslı da olabilirsiniz çünkü her 4 kadından 1'i hiç şişlik yaşamıyor!

Yaşadığınız şişme miktarı saate göre de değişebilir. Akşamları artabilir, havadan etkilenebilir. Örneğin sıcak havalarda genellikle bu şişlikler daha sık görülür.

HAMİLELİKTE OLUŞAN ŞİŞKİNLİKLERDEN NE ZAMAN ENDİŞE ETMEK GEREKİR?
Vakaların çoğunda hamilelikte şişme sorunun tehlikeli olmadığı görülmüştür. Ödemin neden olduğu ayak bileklerinin ve ayakların şişmesi durumu tamamen zararsız ve normaldir! Fakat olağanın dışında, ciddi bir şişkinlik durumu yaşarsanız pre-eklampsi belirtisi olabileceği için bir doktora başvurmalısınız. Bu gibi durumların beraberinde genellikle yüksek tansiyon, hızlı kilo alımı ve idrardaki protein gibi diğer çeşitli belirtiler görülür. Kan basıncınız ve idrarınız normal ise (doğum öncesi her ziyarette kontrol edilir) endişelenecek bir şey yok demektir.

Şişliği Nasıl Azaltabilirsiniz?
  • Otururken bacaklarınızı kaldırın.
  • Yürüme veya yüzme gibi hamilelik dostu bir egzersiz yapmaya çalışın. Bu şişkinliğin önüne geçerek kanın dolaşmasını sağlar.
  • Uzun süre ayakta durmaktan hatta oturmaktan kaçının.
  • Çok oturuyorsanız her saat 5 dakikalık bir yürüyüş yapın.
  • Sıkı çoraplar giymeyin.
  • KONFORLU ayakkabılar giyin.
  • Bolca su için. Günde sekiz ila on bardak su içmek aşırı sodyum ve diğer atık ürünlerin sisteminizden atılmasına yardımcı olur ve şişliği en aza indirir.
  • Eşinizden ayak masajı yapmasını isteyin.

GAZ SANCISINA NE İYİ GELİR?

Gaz sancısına ne iyi gelir?,Gaz sancısı nedir?,Gaz çıkarma yöntemleri,Bebeklerde gaz sancısı belirtileri,Gaz sancısına ne iyi gelir?,GE,
Her çift için bir bebek dünyaya getirmek muhteşem bir duygudur elbette. Ebeveynler gebelik serüveni boyunca heyecanla ebeklerini kucaklarına alacakları günü beklerler .  Bebekler doğduktan sonra bazı sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor. Bunların başında ebeveynlerin korkulu rüyası olan bebeklerde gaz sancısı gelmektedir. Bu problem bebeklerin uyku ve beslenme düzenini bozarak huzursuz edebilmektedir. Şunu unutmayın sevgili ebeveynler. Ebeveyn olmanın ilk şartı o minik şeyin bakımını en doğru şekilde yapabilmenizdir. Bebek bakımı konusunda doğru bakım ise bilgi gerektirir, ciddiyet ve emek ister. Yaşayacağınız bu problem üzerinden yola çıkarak; gaz sancısı nedir, neden olur ,bebeklerde gaz sancısına ne iyi gelir ve gaz çıkarma yöntemlerine değineceğiz.

Gaz Problemi Nedir?
İnsan vücudunda  besinlerin sindirimi sırasında gerçekleşen faaliyetler sonucu gaz açığa çıkar.  Çıkan bu gaz, sindirim kanalında dolaşarak karında şişkinlik hissi yaratır. Genelde gaz midede oluştuğunda gurultu, kalın bağırsakta oluştuğunda osuruk, mideden yukarı kısımlara ulaşırsa geğirmek gibi belirtilerle dışarı atılmaktadır. Vücutta herhangi bir nedenden dolayı oluşan gazın dışarı atılamamasıyla beraber ortaya çıkan semptomlara gaz problemi denmektedir. Gaz sancısı yetişkinlerde görülse bile yaşanılan sancıya anlam verilemeyip, korkudan hastanelerin acil servislerine götüren bir  problemdir. Bu problem bebeklerde de büyük sorun oluşturmakta ve panik yaratmaktadır.


Bebeklerde Gaz Probleminin Oluşma Nedenleri
Üstte bahsettiğim gibi sindirim faaliyetleri sonucu vücutta gaz oluşmaktadır. Fakat aşağıdaki etmenler de miniklerde gaz oluşumunu normalin üzerine çıkararak karın ağrısı, gaz sancısı gibi problemlere sebep olabiliyor. Bu nedenler;
  • Omurilik soğanı, yeni doğan bebeklerde tam gelişmediğinde sindirim sisteminin de iyi çalışamaması sonucu bağırsak hareketlerinin yetersiz olması nedeniyle gaz oluşur.
  • Bebeğin emzik veya anne göğsü emerken sık sık hava yutması nedeniyle yine gaz oluşur.
  • Anne sütüyle beslenen bebeklerde memeyi doğru kavrayamamasından dolayı hava yutması sonucu gaz oluşur.
  • Biberonla beslenen bebeklerde hava yutulması sonucu gaz oluşur.
  • Anne sütünde oluşan ya da formül mamanın bebekte sindirimi konusundaki oluşturduğu problemler sonucu gaz oluşur.
  • Ek gıdaya geçiş sürecinde bebeğe verilen mercimek, bulgur, karnabahar, brokoli, lahana, kuru fasulye  vb. yiyeceklerin sindirimi esnasında diğerlerine göre daha çok gaz oluşur.
  • Soğuk algınlığı, crohn,çölyak, huzursuz bağırsak sendromu gibi rahatsızlıklar da gaza neden olur.
  • Bebeğin sık sık ağlaması da gazın başlıca nedenleri arasındadır.

Bebeklerde Gaz Sancısı Belirtileri
Sevgili ebeveynler bir problemle baş edebilmenin ilk koşulu,önce o problemi ve belirtileri tanımaktır. Her rahatsızlıkta olduğu gibi gaz probleminde de bir bebeğin vereceği en önemli belirti ağlamaktır. Ancak bu belirti her zaman tek başına yeterli değildir. Eğer bebeğiniz ağlarken bacaklarını yukarı doğru çekiyorsa ve kıvranma hareketleri yapıyorsa, bunların yanında karnında belirgin bir şişlik varsa ve guruldama sesi geliyorsa, bunların yanında kokulu ya da kokusuz osuruyorsa ya da geğiriyorsa bebeğinizin huzursuzluk sebebi büyük bir olasılıkla gaz problemidir.

Ayrıca vücutta biriken ve dışarı atılmakta zorlanan gazın etkisiyle bebekler ağlama nöbetleri de geçirip gecelerce uykusuz kalabilirler. Haliyle uykusuz geçen geceler hem ebeveynlerin hem de miniklerin düzenini bozmakta ve huzursuzluk yaratmaktadır. Bu konuda sizlere yardımcı olabileceğini düşündüğüm gaz çıkarma yöntemlerini ve gaz sancısına ne iyi gelir bunları paylaşacağım.


GAZ ÇIKARMA YÖNTEMLERİ 
Bu yöntemler bebeğe uygulayacağınız masaj dışında uygulanan en etkili temel yöntemlerdir.

Bebek Omuzda
Bu pozisyonu uygulamak için bebeğin yüzü size dönük olacak şekilde kucağınıza alın. Bir eliniz bebeğin poposunun altını desteklerken, diğer elinizle bebeğin sırtına hafifçe vurun ya da hafifçe bastırarak sırtını ovalayın. Bu yöntemi uygularken eğer bebeğin midesi doluysa kusabilir. O yüzden omuzunuza ağız bezi ya da bir havlu koymak iyi bir fikir olur.

Bebek Kucakta
Bebeğin yüzü dışarıya bakacak şekilde kucağınıza oturtun. Bu esnada bir elinizle bebeğin koltuk altından kavrayın ve diğer elinizle hafifçe sırtına vurun ya da sırtını ovalayın.

Bebek Kolda
Bu pozisyon için önce bebeği yüzü koyun konumuna getirin. İsterseniz bir yastığın üstüne yatırın başını yan çevirerek,isterseniz de düzlerinizin üstüne koyun. Bebeğin yüzü yere bakarken başını, boynunu ve göğüsünün üst kısmını bir elinizle destekleyin. Boşta kalan elinizle de hafifçe sırtına vurun ya da sırtını ovalayın.

GAZ SANCISINA NE İYİ GELİR?
Peki gaz sancısına iyi gelen bitkisel yöntemler nelerdir? Gelin bunlara bakalım.

Rezene
1 ya da 2 tatlı kaşığı rezene tohumunu 4 fincan suda yaklaşık 10 dakika boyunca kaynatın. Soğuduktan sonra gün içerisinde 2 kere tüketin.

Anason ve kimyon
Kimyon ile anasonu suda kaynatarak süzün. Bebeğinize yemek yedirmeden 10 dakika önce 2 çay kaşığı kadar tüketmesini sağlayın.

Elma sirkesi
Bebeğiniz sıvı tüketebiliyorsa suyuna bir iki damla elma sirkesi damlatarak gazını hafifletebilirsiniz.

Sıcak havlu
Çok sıcak olmayacak şekilde havluyu ısıtın ve bebeğinizin ayaklarına sarın.

NOT:Bu bitkiler genellikle bebeklerde sıklıkla kullanılan ve hekimlerin de rahatlıkla önerdiği bitkilerdir. Yine de bunları kullanmadan önce lütfen çocuk doktorunuza danışınız.

YORGUNLUK VE HALSİZLİK

Yorgunluk ve halsizlik,Gebelikte yorgunluk ve halsizlik,Sürekli halsizlik,Yorgunluk halsizlik,Hamilelikte yorgunluk ve halsizlik nedenleri,Gebelikte halsizlik ne zaman başlar?,G,
GEBELİKTE YORGUNLUK VE HALSİZLİK

Gebeliğin erken belirtileri arasında en üst sırada yer alan yorgunluk ve halsizlik hissidir. Bildiğiniz gibi gebeliğin ilk aylarında anne adayının vücudu çok çalışır, hormon pompalar , besinlerin cenine gitmesi için daha fazla kan üretir. Bunlarla beraber artan kan akışıyla vücut baş etmek için kalp atışını hızlandırır. Ayrıca vücut su , protein , karbonhidrat ve yağları kullanma şeklini de değiştirir. Bir de bunlara gebeliğin son aylarında bebeğin ağırlığını taşımak eklenir. Ayrıca gebelik döneminde çalışan anne adayları veya ev işi yapan anne adayları hamilelik öncesine nazaran daha çabuk yorulmaktadırlar.

Hamilelikte yorgunluk halsizlik hissi genellikle kansızlığa bağlı olsa da,bunun dışında da hiç bir neden de bulunmayabiliyor. Çoğu anne adayının bu dönemde ortak şikayeti yorgunluk ve halsizliktir. Sizin de bu konuda bir sorununuz varsa şikayetinizi doktorunuza bildirerek kansızlık veya başka bir nedeni varsa buna yönelik demir hapları gibi tedavilere başlayabilirsiniz.


Gebelikte Sürekli Halsizlik Nedenleri Nelerdir?
Yetersiz Beslenme
Bir insan vücudu için her zaman vücudun ihtiyacı olan besinler dengeli olarak alınmalıdır. Bildiğiniz gibi sağlıklı bir insanın farklı besin gruplarından besinler tüketmesi gerekirken hamilelik durumu daha çok önem arz etmektedir. Çünkü gebe kalan kadın aynı zamanda ikinci bir canı daha beslemeye başlamıştır. Bir anne adayında yetersiz beslenmek hem halsizliğe neden olur hem de bebeğin anne karnında iyi gelişememesine neden olur.

Su Kaybı
Özellikle gebelik döneminde bol sıvı tüketimi çok önemlidir.  Hele bir de yaz aylarındaysanız. Genel olarak insan vücudunda su azaldığında halsizlik başlar. Siz gebeler de yeterince su içip içmediğinizi idrarınızın renginden anlayabilirsiniz. Eğer idrar renginiz sarı ise su tüketiminiz yetersiz demektir. Ayrıca az su alımı gebelerde yorgunluk halsizlik yaratmaktadır.

Uyku Sorunları
Bir insanın az uyuması ve kalitesiz uyuması vücudunun yeterince dinlenememesine neden olur bu da gün içinde halsiz kalmanıza yol açar. Siz de bu yüzden sağlıklı bir uyku uyumak için tüm tedbirleri almalısınız. Hamilelikte genellikle sık idrara çıkma, gece çişe kalkma gibi sorunlar yüzünden uykunuz bölünür. Bu tür sorunların üstesinden gelmek için uyumadan önce çok sıvı tüketmemeye çalışın.

Yoğun Aktivite
Her insanın vücudunun taşıyacağı belli bir fiziksel yük vardır. Bu kapasitenin üstüne çıktığınız anda halsizlik başlar. Gün içinde hareketli olmanız halsizlik yapmaz ama evi baştan aşağı bir temizleyeyim derseniz ,ya da birkaç saat yürümek isterseniz halsiz düşebilirsiniz. Bu sebepten dolayı hareketli bir gebelik sürmeli ama kendinizi fazla yormamalısınız.

Hastalıklar
Yukarıda saydığım nedenler halsizliğe sebep olan standart ve olası nedenlerdir. Bunların dışında çeşitli hastalıklar da sürekli halsizlik yapabilir. Bu hastalıklar arasında çoğunlukla ;kansızlık, guatr,hipotiroidi,diyabet, karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları gibi enfeksiyonlar vardır. Bunlarla beraber aritmi bozukluklukları, anoreksiya, blumia  gibi hastalıklar da en önemlileridir.

Vitamin ve Mineral Eksiklikleri
Eğer planlı bir gebelik sürecindeyseniz zaten gebelik öncesinde vitamin ve mineral takviyesine başlamışsınız demektir.  Çünkü gebelikte vücuttaki vitamin ve mineral ihtiyacı oldukça artar. Bu süreçte vücutta bulunan vitamin ve minerallerin bir kısmını bebek tükettiği için anneye kalan kısım yeterli olmayabilir. Böyle durumlarda vitamin ve mineral desteğine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tür konularla ilgili doktorunuza danışabilir, vitamin desteği alabilirsiniz.


Gebelikte Halsizlik ve Yorgunluk Ne Zaman Başlar?
Gebelikte halsizlik ve yorgunluk genellikle gebeliğin birinci ayından itibaren başlar, 4. Aydan sonra halsizlik tamamen kaybolur ya da hafifler. Ama halsizlik hali bazı gebelerde doğuma kadar devam edebilir.

Gebelikte Yorgunluk Konusunda Yapılabilecekler
Siz de aşağıda sayacağım konulara dikkat ederek bu süreçte yaşayacağınız yorgunluk ve halsizlik halini en aza indirebilir ve hiç yaşamayabilirsiniz.

Demir ve protein açısından zengin besinler tüketin!
Bildiğiniz gibi genelde yorgunluk demir eksikliği anemisinin belirtisi olabilmektedir. Bunu önlemek için beslenme düzeninizi değiştirmeniz fayda sağlayacaktır. Öğünlerinizde sıkça kırmızı et ,yeşil yapraklı sebzeler,tavuk ,balık tam tahıllı gevrek,fasulye,mercimek ve kuruyemiş tercih edin.

Kısa ve sık molalar verin!
Eğer bebelik döneminde çalışıyorsanız veya ev işi yapıyorsanız fırsat buldukça dinlenmeye çalışın.

Düzenli olarak egzersiz yapın!
Gün içinde düzenli olarak fiziksel aktivite yapmanız enerji düzeyinizi arttıracaktır. Her gün en az yarım saat yürümek gibi ölçülü egzersizler yapmanız, kendinizi daha enerjik hissetmenize yardımcı olur.

Yardım isteyin!
Eğer yapmanız gereken ev işleriz varsa bu konuda eşinizden veya aile bireylerinizden yardım isteyin. Gebelik ve varsa diğer çocuk bakımlarıyla beraber ev işleri sizin için çok ağır olur.

Erken Yatın!
Sevgili gebeler özellikle gece uykunuzda 7 ile 9 saat uyumayı hedefleyin. Ayrıca gebeliğinizin son dönemlerinde sol tarafınıza yatmanız bebeğe giden kan akışını arttırır ve vücut şişmelerinizi önler. Uyurken bacaklarınızın arasına ve belinizin altına yastık koymanız sizi daha da rahat ettirir. Eğer bunun yanında fırsat bulursanız öğleden sonra yapacağınız bir şekerleme sizi çok rahatlatabilir.